Danıştay Kararı 9. Daire 2020/25 E. 2022/4723 K. 12.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/25 E.  ,  2022/4723 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/25
Karar No : 2022/4723

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … San. ve Tic. A. Ş.
VEKİLİ : Av. …- Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı hakkında, örtülü sermaye üzerinden ödenen faizin, katma değer vergisine tabi olmadığı ihtirazı kaydıyla verilen katma değer vergisi beyannamesi üzerine 2017/Aralık dönemi için yapılan katma değer vergisi tahakkukun 1.656.948,58.-TL’lik kısmının kaldırılması ve ödenen bu tutarın tecil faizi ile birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; örtülü sermaye müessesesinin, kurumlar vergisi uygulaması bakımından getirilmiş bir güvenlik müessesesi olduğu, mükelleflerin örtülü sermaye kapsamında ödedikleri faizlerin kar payı sayılmasının Kurumlar Vergisi Kanunu’nun açık ifadesi ile sadece gelir ve kurumlar vergisi uygulaması açısından getirilmiş bir düzenleme olduğu, her ne kadar Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca kâr payı ve iştirak kazançları katma değer vergisinin konusuna girmemekte ise de Katma Değer Vergisi Kanunu’nda belirtilen söz konusu kâr payının, kurumların doğrudan elde ettikleri başka bir deyişle ticari faaliyetleri sonucunda oluşan kârları olarak kabul edileceği, örtülü sermaye üzerinden ödenen faizlerin ise Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca gerçek anlamda kâr payı olmayıp, söz konusu faizlerin Yasa hükmü uyarınca gelir ve kurumlar vergisi yönünden kâr payı sayılacağı, sadece kazanç vergileri için kâr payı olarak isimlendirileceğinin kanun lafzından çıkan bir sonuç olduğu, kaldı ki örtülü sermaye üzerinden ödenen faizlerin katma değer vergisi açısından da kâr payı olacağına ilişkin Katma Değer Vergisi Kanunu’nda herhangi bir düzenlemenin yer almadığı, Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca kâr payı ve iştirak kazançları katma değer vergisinin konusuna girmemekle birlikte ana ortak veya ilişkili firmalar arasındaki borç verme işlemleri, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1. maddesine göre finansman hizmeti kapsamında bulunması nedeniyle bu işlemler nedeniyle hesaplanacak faiz tutarlarının katma değer vergisine tabi olduğu, kurumlarla ilişkili kişiler arasında gerçekleşen ticari faaliyetlerin sonradan Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarının uygulanmasında örtülü sermaye olarak değerlendirilerek dağıtılmış kâr payı sayılmasının, katma değer vergisi açısından işlemin finansman temin hizmeti olmasını etkilemediği, dolayısıyla davacının yurt dışında mukim ilişkili şirketten kullandığı örtülü sermaye üzerinden ödediği faiz için katma değer vergisi hesaplanarak sorumlu sıfatıyla ödenmesi gerektiğinden ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerine yapılan dava konusu tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Uyuşmazlığın çözümü açısından, 5520 sayılı Kanunun 12/7.maddesi uyarınca kâr payı olarak kabul edilen ve ödenen faizin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında kâr payı olarak kabul edilip edilemeyeceği ile hizmet olarak kabul edilip edilemeyeceğinin tespitini gerektirdiği, 5520 sayılı Kanunun 12/7.maddesi ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1,2 ve 4.maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden, örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç, faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarların, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, örtülü sermaye şartlarının gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı sayılması gerektiği, bu itibarla kazanç vergileri için bir vergi güvenlik sistemi olarak getirilen düzenlemeler itibariyle ortaya çıkan sonucun, muamele vergileri için de vergiyi doğuran bir olaya sebebiyet vermeyeceği, bir başka ifade ile Kurumlar Vergisi Kanunu’nda açıkça belirtilen “kâr payı dağıtımının”, Katma Değer Vergisi Kanunu’nda sayılan türde bir teslim veya hizmet olarak nitelendirilemeyeceği, sonuç olarak Katma Değer Vergisi Kanunun 1. maddesinde kâr payı ve iştirak kazançlarının katma değer vergisinin konusu olarak sayılmaması karşısında dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ve ödenen katma değer vergisinin davacıya iadesi gerektiği, Vergi Usul Kanunu’nun 112/4. maddesindeki, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde, “tecil faizi” uygulanacağı yolundaki açık hüküm nedeni ile ödenen katma değer vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varıldığından, davacı istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi mahkemesi kararının kaldırılmasına dava konusu işlemin kaldırılmasına, söz konusu ödenen katma değer vergisinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faizi ile birlikte iadesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İlişkili şirketler arasındaki borç verme işlemlerinin finansman hizmeti olarak katma değer vergisinin konusuna girdiğinden, bu işlemler nedeniyle ödenen faiz için yapılan katma değer vergisi tahakkukunda hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.