Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/26 E. , 2022/5010 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/26
Karar No : 2022/5010
TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI): … Birliği Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Esnaf ve Sanatkârlar Tekel Dağıtım Pazarlama Gıda Sağlık Basın Yayın San. ve Tic. A.Ş’ ye ait kamu borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin idari para cezası dışında kalan kısmının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlığın esasının çözümü için davacının asıl borçlu şirketi temsile yetkili olup olmadığının ortaya konulması gerektiği, Mahkemelerince Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi sistemi üzerinden yapılan araştırmalar neticesinde elde edilen bilgi ve belgelerden, dava konusu borçların ait olduğu dönemlerde davacı kurumun asıl borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili bulunmadığı, bu durumda; asıl borçlu şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan davacının şirketin ödenmeyen vergi borçlarından kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulması mümkün bulunmadığından, 213 sayılı Kanunun 10. ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. madde hükümleri uyarınca davacı adına düzenlenen ödeme emrinin dava konusu edilen kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı, öte yandan; davalı idarece sunulan savunma dilekçesinde davacı kurumun yönetim kurulu başkanının aynı zamanda asıl borçlu şirketin de yönetim kurulu başkanı olması nedeniyle şirket borçlarından dolayı kanuni temsilci olduğundan bahisle davacı adına ödeme emri ile takibe geçilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, tüzel kişilerin yönetim kurulu başkanlarının başka bir şirketi temsile yetkile olarak atanmış olması halinde vergisel sorumluluğun yönetici olarak atanan kişide olacağı açık olup, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin aynı zamanda davacının da yönetim kurulu başkanı olduğu görülmekle birlikte, salt bu nedenle asıl borçlu şirkete ait borçlardan dolayı davacının da sorumlu olmasının düşünülemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği borçların ait olduğu dönemde yürürlükte olan 6762 sayılı Mülga Türk Ticaret Kanunu’nun 312/2. maddesinde, pay sahibi olan hükmi şahsın, idare meclisi azası olamayacağı, fakat hükmi şahsın temsilcisi olan hakiki şahısların, idare meclisine aza seçilebilecekleri hükmüne yer verildiği, buna göre tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmeleri mümkün değilken 13 Ocak 2011 tarih ve 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine imkan tanındığı, böylelikle tüzel kişilerin yönetim kurulu üyesi olarak sorumlu tutulmasının yolu açıldığı ve artık yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin muhatabının doğrudan tüzel kişi olduğu, dolayısıyla söz konusu düzenlemeden önce her türlü sorumluluğun temsilcilere ait olduğu hususu belirtildikten sonra istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmadığı belirtilerek davalı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının, asıl borçlu şirketin kurucu ortağı olduğu, kuruluş aşamasında başkan olan ve her seçim yenilendiğinde başkan seçilenlerin odanın başkanı olmasından dolayı aynı zamanda borçlu şirketin de yönetim kurulu başkanı konumunda oldukları, oda başkanlığı görevi sona eren kişinin şirketteki yönetim kurulu başkanlığının da sona erdiği, bu nedenlerle dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.