Danıştay Kararı 9. Daire 2020/2724 E. 2022/4166 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/2724 E.  ,  2022/4166 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2724
Karar No : 2022/4166

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi inceleme raporuna dayanılarak tekerrür hükümleri uygulanarak arttırılan 2015 yılı bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesi … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; “Alıcılar” hesabından sipariş avansları hesabına aktarılan tutar üzerinden yapılan cezalı tarhiyat yönünden; yıl sonunda “Alıcılar” hesabından avanslar hesabına aktarılan ve bedeli yurt dışından gelse dahi kimden geldiği açıklanamadığından bahisle 5.214.400,33-TL yurt içi sebze ve meyve satışı olarak değerlendirilip, iç yüzde hesabı ile katma değer vergisinden arındırılarak (arındırılmış hali 5.162.772,60-TL) kurum kazancına ilave edildiği, diğer taraftan alıcılar hesabından diğer olağan gelir ve karlar hesabına aktarılan toplam 851.929,72-TL gelir olarak beyan edildiğinden bahisle ilgili dönemlerde iç yüzde hesabı ile katma değer vergisi hesaplanıp (hesaplanan katma değer vergisi 8.434,94-TL) kurum kazancından düşülerek (5.162.772,60-TL – 8.434,94-TL) kalan tutar yurt içi kazanç kabul edilerek, 5.154.337,66-TL matrah farkı üzerinden cezalı tarhiyat önerildiği, alıcılar hesabından alınan sipariş avansların hesabına aktarılan paraların izahı yapılamadığı, avans hesabına alınan paraların hangi firmalara ait olduğunun da açıklanamadığı, satış bedeli olarak kaydedilen bu tutarın yıl sonunda avans hesabına belgelendirilmeden alınması ve makul açıklama yapılmaması kazancı perdelemeye yönelik bir işlem olduğu değerlendirilerek cezalı tarhiyat yapılmış ise de, yukarıda verilen tespitlerde 2014 yılından 2015 yılına devreden alınan sipariş avanslarının 3.362.352,11-TL olduğu yurt dışı satışlarının 5.754.883,00-TL olduğu, yurt dışından bankalar hesabına 8.263.726,68-TL para geldiği, davacı şirketin banka hesaplarına gelen bu paraların hangi firmalardan hangi tarihlerde ve ne tutar da geldiği vergi inceleme raporunun şirketin gümrük çıkış beyanname bilgileri ve banka hesap bilgilerinin incelendiği bölümde açıkça belirtildiği halde, 2015 takvim yılına ilişkin stok analizi ve maliyet hesabı yapılmadan ne kadar ürünün satıldığı stokta ne kadar ürünün kaldığı incelenmeden alıcılar hesabından alınan sipariş avansları hesabına aktarılan tutarın bedeli yurt dışında da gelse tespit edilen bu tutarın yurt içi toptan mal teslimi kabul edilmesi gerektiğinden bahisle doğrudan kurum kazancı kabul edilerek maliyet hesaplaması yapılmadan kurumlar vergisi tarhiyatı yapılması ticari hayatın olağan akışana uygun düşmediği gibi yapılan tespitler sonucunda bu tutarın kesin olarak davacı şirketin yurt içi toptan mal satışı yönünde kanaat oluşturacak mahiyette tespitler olmadığı sonucuna varıldığı, vergiyi doğuran olayın gerçek mahiyeti ve gerçek kazancın vergilendirilmesi hususu dikkate alındığında, davacı şirket hakkında yapılan söz konusu tespitlerin bu haliyle varsayıma dayalı, yetersiz ve denetime elverişli somut bir dayanak barındırmadığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, davacının alıcılar hesabından alınan sipariş avansları hesabına aktarılan tutarın yurt içi toptan mal teslimi kabul edilmesi gerektiğinden bahisle doğrudan kurum kazancı kabul edilemeyeceğinden, bu kısım yönünden dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, adatlandırma yoluyla hesaplanan ve kurum kazancına ilave edilen faiz yönünden; ortaklara kullandırılardan ödünç paralar için adatlandırma yapılmadığından bahisle hesaplanan faiz üzerinden tarh edilen kurumlar vergisini kabul ederek dava konusu etmediklerini beyan etmişler ise de, dava dilekçesinde ihbarnamede yer alan tüm tutar üzerinden cezalı tarhiyatlar dava konusu edildiği görülmüş olup, maddi olayın bu şekilde kabul edildiği, şirket tarafından, ortağı …’e kullandırdığı ödünç paralar için adatlandırma yapılmadığı, bu paralar için her hangi bir faiz tahakkuk ettirilmediği tespit edildiği, 2015 yılı sonunda 131- Ortaklardan Alacaklar hesabının borç kalanı 202.195.823,98-TL olduğu, bu tutar üzerinden şirketin 2015 yılında kullanığı banka kredisi faiz oranı esas alınırak adatlandırılma sonucu dağıtılan örtülü kazanç tutarının belirlendiği ve bulunan matrah farkı üzerinden tarhiyat önerildiği, örtülü kazanç dağıtımından söz edilebilmek için doğrudan ya da dolaylı bir ortaklık ve yakınlık ilişkisinin ve menfaat aktarımının ortaya konulması gerektiği, 16/08/2018 tarihinde Mahkememiz kayıtlarına giren dava dilekçesinde; ”vergi müfettişinin, Ortaklardan Alacaklar Hesabında ortağın borcu için adatlandırma yapılarak faiz hesaplamamış olması yönünde eleştirisi haklıdır. Müvekkili şirket gerçekten ortağına kullandırdığı tutarlar için raporda yazıldığı şekilde, kullandığı kredinin faizini esas alarak faiz hesaplaması ve bulunan tutarı gelir tablosu hesaplarına yansıtması gerekirdi,” şekilde beyanda bulunarak bu durumu kabul ettiği, 02/11/2018 tarhinde Mahkememiz kayıtlarına giren savunmaya cevap dilekçesinde Ortaklara kullandırılar şirket paraları için adatlandırma yapılmadığı tespitinin doğru olduğunu ifade ettiği ve bu ifadeleri duruşma sırasında da tekrarladığı, davacı şirket hakkında düzenlenen raporda farklı tarihlerde şirket ortağı …’e yüksek miktarda ödünç para verildiği halde adatlandırma yapılmadığı görülmüş ve davacı vekili tarafından da bu durumun kabul edildiği anlaşıldığından, davacı şirketin ortağı adına kayıtlı bulunan alacaklar için herhangi bir faiz hesaplamadığı hususu defter kayıtları ve davacının beyanı ile sabit olduğundan, bu kısım yönünden dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği, vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle %50 oranında arttırılarak uygulanması yönünden; tekerrür cezasının 2014/Ekim dönemi gelir stopaj vergisinde pişmanlık ihlali nedeniyle davacı şirket adına kesilen vergi ziyaı cezasından kaynaklandığı, söz konusu cezanın 18/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve uzlaşma üzerine 05/01/2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış olup, dolayısıyla tekerrür hükmünün, cezaların kesinleştiği tarihi takip eden 2017 yılının başından başlamak üzere beş yıl içinde uygulanması gerekirken, davacı adına tarh edilen 2015 yılı bir kat vergi ziyaı cezası içinde %50 oranında tekerrür uygulanmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dava konusu edilen cezalı tarhiyatın, alınan sipariş avansları hesabına aktarılan tutar üzerinden yapılan hesaplama sonucu salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılmasına, adatlandırma yoluyla hesaplanan ve kurum kazancına ilave edilen faize ilişkin olarak salınan bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin onanmasına, tekerrür hükümleri uyarınca %50 oranında artırılarak kesilen vergi ziyaı cezasının tekkerüre ilişkin kısmın kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare ile davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı şirketin muhasebe kayıtlarında kasa hesabına yatan tutar ile banka hesabına yatan ve çekilen tutarların bir kısmının kim tarafından yatırıldığı veya çekildiğinin belli olmadığı, alıcılar hesabına satışların genel karşılığı şeklinde kaydedilip yıl sonunda kalan tutar olarak bu hesaptan alınan satışların genel karşılığı şeklinde kaydedilip yıl sonunda kalan tutar olarak bu hesaptan alınan sipariş avansları hesabına aktarılan ve kimden geldiği açıklanamayan 5.214.400,33-TL bulunduğu, aynı alıcılar hesabında yıl içinde iki ayrı tarihte toplam 851.929,72¨-TL’nin gelir hesaplarına aktarıldığı, ortaklara kullandırılan şirket paraları için adatlandırma yapılmadığı, alıcılar hesabında belgelere göre kayıt yapıldığı halde avans hesaplarına yapılan kayıtların belgeye dayandırılmadığı, kasa ve bankalar hesaplarının bir kısmı ile avanslar hesaplarına yapılan kayıtları belgelendirilmediğinin tespit edildiği, alıcılar hesabından yıl sonu itibariyle alınan sipariş avanslarına aktarılan paraların izahının yapılamadığı, avans hesaplarına alınan paraların hangi firmalara ait olduğunun açıklanamadığı, satış bedeli olarak alıcılar hesabına kaydedilen tutarın yıl sonunda avans hesabına aktarılması kazancı perdelemeye yönelik bir işlem olduğu, bu nedenle cezalı tarhiyatın yapıldığı, ilgili mevzuat hükmü gereğince dava konusu bir kat vergi ziyaı cezasına tekerrür hükümleri uygulandığı iddiasıyla kararın aleyhe kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kısmının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.