Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/2967 E. , 2022/5101 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/2967
Karar No : 2022/5101
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen … Anonim Şirketi’nin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin dayanağı cezalı tarhiyatın, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen … Anonim Şirketi’nin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına yapıldığı, ödeme emrinin dayanağı olan vergi ve ceza ihbarnamelerinin, davacının adres kayıt sistemindeki adresinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, adreste bulunamama sebebiyle tebliğ edilememesi üzerine 29/12/2017 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri gereğince tebliğ evrakının o yerin muhtarına bırakıldığı ve bu hususa ilişkin bildirimin kapıya yapıştırıldığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda vergilendirme ile ilgili hüküm ifade eden bilumum vesikaların hangi esaslara göre tebliğ edileceğinin belirlenmiş olduğu, vergilendirme ile ilgili vesikaların tebliğinde Tebligat Kanunu’nu hükümlerinin değil, Vergi Usul Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu sebeple yapılan tebligatın hukuka aykırı olduğu ve amme alacağının usule uygun bir şekilde kesinleştirildiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmış olup, dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan vergi ve ceza ihbarnamelerinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 93. ve devamı maddelerde yer alan esaslara göre tebliğ edilmesi gerekirken, davacının bilinen adreslerinde bulunamadığı gerekçesiyle, davalı idarece zaman aşımı süresinin dikkate alındığından bahisle 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edildiğinin görüldüğü, bu durumda, davacı adına düzenlenen vergi ve ceza ihbarnameleri usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmediği gibi ortada zaman aşımını durduran bir neden de bulunmadığı dikkate alındığında, doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliği gereken 2012 yılına ait vergi ve cezaların beş yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu 31/12/2017 tarihine kadar usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden, zaman aşımına uğradığı sonucuna varılmış olup; zaman aşımına uğramış olan amme alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın kabulü yolunda verilen Vergi Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusu reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emrinin dayanağı amme alacaklarına ilişkin ihbarnamelerin 29/12/2017 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, olayda tarh zamanaşımı bulunmadığı, usulüne uygun olarak tarh ve tahakkuk eden vergi ve cezaların zamanında ödenmemesi üzerine düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının temyiz kararında yazılı gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Dava, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri gereğince tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinen … Anonim Şirketi’nin kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; davacının uyuşmazlık konusu dönemde kanuni temsilcisi olduğu … Anonim Şirketi’nin, 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1. fıkrasına istinaden kapatıldığı, kapatılan şirketin ticaret sicil kayıtlarının 20/09/2016 tarihinde re’sen silindiğinin 23/09/2016 tarih ve 9161 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ve ilan edildiği, asıl asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisi sıfatıyla davacı adına 5520 sayılı Kanunun 17. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrası uyarınca ödeme emri içeriği 2012 yılına ilişkin cezalı tarhiyatların yapıldığı, ardından söz konusu kamu alacaklarının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Olayda; dava konusu ödeme emri içeriği, 2012 yılı üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada, davanın kabulü yolunda verilen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı davalının yaptığı istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 26/10/2022 tarih ve E:2020/4692, K:2022/5099 sayılı kararıyla; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde öngörülen tasfiyeye ilişkin işlemler yerine getirilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabulü mümkün olmadığından, 5520 sayılı Kanunun 17. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan 9. fıkrasında öngörülen asıl mükellefin tasfiye edilme koşulu gerçekleşmemiş olup, anılan maddeye dayanılarak kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davalının temyiz isteminin reddine ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle onanmasına karar verildiği,
Ödeme emri içeriği, 2012 yılı bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemiyle açılan davada, davanın kabulü yolunda verilen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı davalının yaptığı istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği,
Ödeme emri içeriği, 2012/Nisan dönemi bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı açılan davada, davanın kabulü yolunda verilen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı davalının yaptığı istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararıyla kesin olarak reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda, sözü edilen Bölge İdare Mahkemesi ve Daire kararlarıyla dava konusu ödeme emri içeriği vergi ve cezalar kesin olarak kaldırıldığı için dayanağı kalmayan ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşıldığından, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu belirtilen gerekçeyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 26/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.