Danıştay Kararı 9. Daire 2020/3092 E. 2022/4951 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/3092 E.  ,  2022/4951 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3092
Karar No : 2022/4951

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu … Telekomünikasyon Bilg. Dayanıklı Tük. Mal. Klima Satış ve Hizm. Emlak Oto Al. Sat. Kom. Oto. Ser. ve Yed. Par. Tur. İnş. Nak. Pet. Ür. Orm. Ür. Tem. ve Dek. İşl. Kırt. Teks. Hafr. Gıda Hizmet Müteahhitliği İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emri içeriği …, …, …, …, …, …, …, …, …, … , … , … , … , … , … , … , … , … ,… plaka/tutanak numaralı amme alacakları yönünden, dava konusu ödeme emrinin içeriğindeki vergi borçlarının, asıl borçlu şirketin defter ve belgelerinin davacının şirket yönetiminden ayrıldıktan sonra yeni yönetim tarafından ibraz edilmemesinden kaynaklandığı, davacının sorumluluğunun, yöneticiliği döneminde beyanname verilmemesi, beyan edilen bir borcun ödenmemesi veya yapılan inceleme sonucu eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde sözkonusu olabileceği, kanuni temsilcilik sıfatının sona ermesinden sonra görev yapan yöneticilerin defter-belge ibraz etmeme eyleminden davacının sorumlu tutulamayacağı, dolayısıyla adına düzenlenen ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı; dava konusu ödeme emri içeriği … (… ve … vergi kodlu) plaka/tutanak numaralı amme alacakları yönünden, davalı idare tarafından şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin ibraz edilmediği, kamu alacaklarının davacıdan takip ve tahsilinden önce kamu borçlusu şirket adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmek sureti ile kesinleştirildiği ve borcun şirketten tahsilinin imkansız hale geldiği davalı idarece ispatlanamadığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka uygunluk bulunmadığı; dava konusu ödeme emri içeriği diğer amme alacakları yönünden de, davalı idare tarafından sunulan belgelerin incelenmesinden, amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil imkanının kalmadığının ortaya konulması bakımından, şirketin 4 adet aracına ilişkin plaka bazında anlık mahrumiyet kurum bilgisi, e-haciz bildirisi düzenlenen mükelleflere ait liste ile tapu kadastro bilgi sorgulaması gönderildiği ancak bunlar dışındaki kuruluşlar (belediyeler, bankalar) nezdinde yapılmış bir mal varlığı araştırması bulunmadığı gibi sunulan tapu kadastro bilgi sorgulamasının dava konusu ödeme emrinin düzenlenme tarihi olan 03/01/2019 tarihinden sonra yapıldığı, dolayısıyla tüzel kişilik hakkında, amme alacağının tahsil edilemeyeceğini ortaya koyan yapılmış yeterli bir mal varlığı araştırması bulunmadığı, asıl borçlu şirket hakkında amme alacağının kesinleşmesi üzerine usulüne uygun bir şekilde mal varlığı araştırması yapılarak daha sonra kanuni temsilci olduğu belirtilen davacı adına ödeme emri düzenlenmesi gerekirken, alacağın şirketten tahsil edilemediği/tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle davacı adına düzenlenen ödeme emrinin belirtilen kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına tanzimli ödeme emri içeriği kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile özel usulsüzlük cezaları (… ,… ,… ,… kod nolu) için asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 09/03/2016 tarihinde şirket ortağının imzasına tebliği sonrası alınan 18/03/2016 tarihli haciz kararı üzerine yapılan mal varlığı araştırmasında şirket adına kayıtlı … , … , … ve … plaka nolu 2013 model araçlara aynı tarihte haciz tatbik edilmiş ise de; haczedilen bu araçlara değer biçilmediği gibi, henüz satılarak nakde de çevrilmediği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 3. maddesinde, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin ”Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını” ifade edeceği belirlemesinin yapıldığı, ortakların takibinde başvurulan “tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin” kanuni temsilcilerin takibinde kullanılamayacağı, 81 ve 91. maddelerinde de, haczedilen menkul mallara haciz memuru veya ilginin isteği veyahutta idarece resen yaptırılacak bilirkişi incelemesiyle gayrimenkul mallara ise bilirkişinin mütalaası alınarak satış komisyonu tarafından rayiç değer biçileceğinin hükme bağlanmış olduğu hususları nazara alındığında, davacının bir dönem kanuni temsilcisi olduğu şirket adına yapılan takibin tamamlandığından ve borcun şirket mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemediğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla, istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olduğu, dava konusu ödeme emri içeriğindeki borçlardan kanuni temsilci sıfatıyla ve ayrıca müteselsilen şahsi mal varlığıyla sorumlu olduğu, asıl borçlu şirket tarafından bir ödemede bulunulmadığı gibi herhangi bir mal varlığı beyanında da bulunulmadığı, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.