Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/3638 E. , 2022/4801 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3638
Karar No : 2022/4801
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Akü San. Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı şirket tarafından, 2002/Haziran, 2003/Aralık, 2004/Ocak-Mart,Haziran-Kasım, 2005/Ocak,Aralık, 2006/Ocak dönemlerine ait katma değer vergisi mahsup taleplerinin davalı idare tarafından zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle şirketin 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlandığı hazine teşviklerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptali sonucu doğan 3.225.809,59-TL zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacı şirketin 11/07/2006 tarihinde “borcum yoktur” yazısı almak amacıyla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne yaptığı başvuruya verilen cevabi yazıda 2002-2006 yıllarının muhtelif dönemlerine ait tahakkuk eden primlerin katma değer vergisi iade alacaklarından mahsubunun ilgili vergi dairesince yasal süresinden sonra yerine getirildiği bu nedenle 510.202,95-TL prim borcu bulunduğunun bildirildiği, bu işlemin iptali ve borçlu olmadığının tespiti istemiyle açılan davada İş Mahkemesince davacı şirketin 2002/Haziran dönemine ait 218.932,41-TL borçtan sorumlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin kısmın ise reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay kararı ile onandığı, bunun üzerine Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından Yargıtay ilamı uyarınca 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlandığı 2008/Ekim,2014/Şubat dönemine ilişkin teşviklerin iptal edildiğinin bildirildiği ve prim borcu tahakkuk ettirildiği, davacı şirket tarafından 17/08/2018 tarihinde katma değer vergisi iade alacaklarının prim borçlarına mahsubu talebiyle başvurulması üzerine davalı idarece 3.225.809,59-TL tutarında mahsup işleminin yapıldığı, daha sonra davacı şirket tarafından 22/01/2019 tarihinde işlemlerin gecikmeli gerçekleşmesi sebebiyle uğranılan zararın tazmini talebiyle davalı idareye başvurulduğu, davalı idarenin 26/02/2019 tarihli yazısı ile başvurunun mahsup işlemine ilişkin belgelerin davacı şirket tarafından zamanında teslim edilmediği, iptal edilen hazine teşviklerinin uyuşmazlık konusu mahsup döneminden sonraki bir döneme ait olduğu gerekçesiyle reddedildiği, mahsup taleplerinin davalı idare tarafından zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle şirketin 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlandığı hazine teşviklerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptali sonucu doğan 3.225.809,59-TL zararın tazmini istemiyle de bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı; davacı şirketin katma değer vergisi iade taleplerine ilişkin belgelerin incelenmesinden, iade alacaklarının sosyal güvenlik kurumu prim borçlarına mahsup işlemlerinin zamanında yapılmamasının idarenin başvuruyu sürüncemede bırakması veya hizmeti geç işletmesi sebebiyle gerçekleşmediği, mahsup talebine ilişkin belgelerin davacı şirket tarafından tam ve eksiksiz ibraz edilmemesi, düzeltme beyannameleri ile iade alacağının tespitinin zorlaştırılmasından kaynaklandığı, 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlanılan teşviklerin yapılan yargılama sonucu kesinleşen Yargıtay ilamı uyarınca Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce re’sen iptal edildiği, mahsup taleplerinin 2002/Haziran, 2003/Aralık, 2004/Ocak-Mart,Haziran-Kasım, 2005/Ocak,Aralık, 2006/Ocak dönemlerine ilişkin olmasına karşın iptal edilen teşvik dönemlerinin 2008/Ekim ve 2014/Şubat olduğunun anlaşıldığı;bu durumda, davacı tarafından mahsup talep edilen dönemler ile iptal edilen teşvik dönemlerinin aynı olmaması, mahsup işlemlerinin yapılması ve kesinleşmesinden sonraki bir tarih olan 2008/Ekim ve 2014/Şubat dönemlerine ilişkin teşviklerin re’sen iptal edilmesinin davalı idare işlemlerinden kaynaklanmadığı ve davacı tarafından oluştuğu iddia edilen zararla davalı idare işlemleri arasında açık bir illiyet bağı bulunduğunun hukuken itibar edilebilir nitelikte belgelerle ortaya konulamadığı sonucuna ulaşıldığından, davalı idarenin davacı şirketin yararlandığı hazine teşviklerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptali sonucu doğan 3.225.809,59-TL zararı tazmini yükümlülüğü bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Uyuşmazlıkta, davacı tarafından,davalı idarenin mahsup işlemlerini süresinde yerine getirmemesi sebebiyle sosyal güvenlik kurumu prim teşviklerinin iptal edildiği, burada hizmetin geç işletilmesi nedeniyle idari eylemden kaynaklı bir hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, davalı idareye uğranılan 3.225.809,59 TL tutarındaki zararın tazmini talebiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca başvurulmuş ve verilen ret cevabı üzerine dava açılmış ise de, olayda zarara neden olduğu ileri sürülen durumun, idarenin bir eyleminden değil, işleminden kaynaklandığı zira davalı idarece, davacının mahsuben iade taleplerinin uygun olduğu ölçüde yerine getirildiği, eksik bilgi ve belgelerin bulunduğu dönemler için bu hususların tamamlanmasının istenildiği, davacı tarafından defalarca verilen düzeltme beyannamelerinin gereğinin yapıldığı, bu nedenlerle bazı dönemlere ilişkin mahsuben iade işlemlerinin süresinde yerine getirilemediğinin anlaşıldığı, dolayısıyla idarenin, davacının talepleri karşısında hareketsiz kalmasının söz konusu olmadığı, işlemlerin ilgili mevzuat gereğince izlenmesi gereken prosedürün yerine getirilmesi nedeniyle gecikmeli olarak tesis edilebildiği, olayda, davalı idarece, mahsup işlemleriyle ilgili olarak tesis edilen en son işlemin 2006 yılında gerçekleştiği, bu işlemler nedeniyle doğduğu ileri sürülen zararın ise Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce davacı şirkete gönderilen 13/07/2018 tarihli yazıyla öğrenildiği,bu nedenle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesi gereğince, zararın doğduğu tarihten itibaren en geç 30 gün içinde doğrudan tam yargı davası açılması veya anılan Kanun’un 11. maddesi uyarınca idareye başvurulması gerekirken, dava açma süresinin geçirilmesinden sonra, 22/01/2019 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği;ayrıca, davacının iddia ettiği gibi, ihtilafa konu tam yargı davasının, idarenin hareketsiz kalmasından kaynaklanan bir idari eylemden doğduğu kabul edilse dahi, idarenin son eyleminin 2006 yılında gerçekleştiği, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesine göre eylemin öğrenilme tarihinden itibaren 1 yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren 5 yıl içinde idareye başvurulması gerektiği açık olduğundan, bu durumda da yasal süresinden sonra 22/01/2019 tarihinde yapılan başvurunun reddi üzerine açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığ;davalı idarenin, reddedilen tazminat davası nedeniyle idare lehine maktu yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yolundaki iddiasına gelince, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin ikinci bölümünde, vergi mahkemelerinde takip edilen davalar için sadece maktu ücretlere yer verildiği, bu istemin de reddi gerektiği belirtilerek, davacı istinaf başvurusunun gerekçeli reddine, davalı idare istinaf başvurusunun ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davanın konusunun idari eylem nedeniyle doğan zararın tazminine ilişkin olduğu, tazmini istenen zararın idarenin eylemsizliğinden kaynaklandığı,uyuşmazlıkta dava açma süresiyle ilgili 2577 sayılı Kanun’un 13.maddesinin uygulanması gerektiği,anılan madde uyarınca dava açma süresinin oluşan zararın değerlendirilebilecek duruma gelmesiyle başlayacağı,olayda,Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 13/07/2018 tarihli yazısı ile doğan zararın öğrenildiği ve süresinde mezkur davanın açıldığı,ayrıca katma değer vergisi iadesi ilgili görevlerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY: Davacı şirket tarafından, 2002/Haziran, 2003/Aralık, 2004/Ocak-Mart,Haziran-Kasım, 2005/Ocak,Aralık, 2006/Ocak dönemlerine ait katma değer vergisi mahsup taleplerinin davalı idare tarafından zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle şirketin 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlandığı hazine teşviklerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptali sonucu doğan 3.225.809,59-TL zararın tazmini istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun, “İhracat İstisnası” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, ihracat teslimlerinin vergiden istisna olduğu “Vergi İndirimi” başlıklı 29. maddesinin 2. fıkrasında indirilecek verginin ne şekilde iade edilebileceği hükme bağlanmış, aynı Kanun’un 32. maddesinde, Kanun’un 11, 13, 14 ve 15. maddeleri uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisinin, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak katma değer vergisinden indirileceği, vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen katma değer vergisinin, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunacağı belirtilmiştir.
Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği’nin olay tarihinde yürürlükte bulunan II- İstisnalar, A-ihracat İstisnası, 1.1.4.İade başlıklı maddesinde, mal ihracatından kaynaklanan iade taleplerinde, standart iade talep dilekçesi, satış faturaları listesi, gümrük beyannamesi veya listesi, ihracatın beyan edildiği döneme ait indirilecek katma değer vergisi listesi, yüklenilen katma değer vergisi listesi ve iadesi talep edilen katma değer vergisi hesaplama tablosunun aranacağı ifade edilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden; uyuşmazlıkta, davacı şirketin 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlandığı hazine teşviklerinin … … Hukuk Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:.. sayılı kararı gerekçe gösterilerek … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı yazısı ile iptal edildiği ve prim borcu tahakkuk ettirildiği, davacının tahakkuk eden 3.225.809,59-TL prim borcunu 31/08/2018 tarihinde katma değer vergisi alacağından mahsup etmek suretiyle ödediği, işlemlerin geç gerçekleştirildiği sebebiyle uğradığı zararın tazminini 22/01/2019 tarihinde davalı idareden talep ettiği, davalı idarenin … tarih ve … sayılı işlemi ile talebin reddedildiği, bu işlemin 03/03/2019 tarihinde davacı şirkete tebliğ edilmesi üzerine dava açma süresi içerisinde 22/03/2019 tarihinde davacı şirket tarafından, 2002-2006 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi mahsup taleplerinin davalı idare tarafından zamanında yerine getirilmemesi nedeniyle şirketin 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlandığı hazine teşviklerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iptali sonucu doğan 3.225.809,59-TL zararın tazmini istemiyle görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Olayda,davacı tarafından ihracat istisnasından kaynaklanan iade alacaklarının sosyal güvenlik kurumu prim borçlarına mahsup işlemlerinin idare tarafından zamanında yapılmadığı, hizmetin gecikmeli olarak yerine getirildiği, tazmini istenen zararın idarenin eylemsizliğinden kaynaklandığı iddia edilmekte ise de; dosyada yer alan bilgi belgenin incelenmesinden, davacı şirket tarafından mahsup taleplerine ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde de belirtildiği üzere ibraz edilmesi gereken belgelerin tam ve eksiksiz olarak ibraz edilmediği, idare tarafından defalarca eksik belgelerin ibrazının talep edildiği,yine, davacı tarafından verilen düzeltme beyannameleriyle iade taleplerinde değişiklikler yapıldığı görülmüş olup 5510 ve 25510 sayılı Kanunlar kapsamında yararlanılan teşviklerin Yargıtay ilamı uyarınca Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce re’sen iptal edildiği ve mahsup talep edilen dönemler ile iptal edilen teşvik dönemlerinin de farklı olduğu dikkate alındığında davacının faydalandığı teşviklerin iptalinin ve tazmini istenen zararın davalı idare işlemlerinden kaynaklanmadığı ve idarenin tazmin yükümlülüğünün bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, yukarıda belirtilen gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda yazılı gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan …-TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.