Danıştay Kararı 9. Daire 2020/3983 E. 2022/4152 K. 21.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/3983 E.  ,  2022/4152 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/3983
Karar No : 2022/4152

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket hakkında sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmak suretiyle haksız katma değer vergisi iadesinden yararlandığı yolunda tespitler içeren vergi tekniği raporunun done alındığı takdir komisyonu kararına dayanılarak 2011/Mayıs ve Haziran dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla; davacı şirket adına düzenlenen takdire sevk fişlerinde sevk sebebi olarak gösterilen yazı dayanak alınarak ”tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması” belirtilmiş ise de; yazıda, mükellefin tutulması zorunlu olan defterlerinin veya verilen beyannamelerinin gerçek durumu yansıtmadığına dair herhangi bir somut tespit ile bilgi ve belge yer almadığı, yalnızca davacı şirketin, 2011 hesap dönemine ilişkin muhtelif vergi türleri itibarıyla vergi matrahlarının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 30/3, 4 ve 6. maddeleri uyarınca takdir komisyonuna sevk işlemlerinin ivedilikle yapılması gerektiğinin belirtildiğinin görüldüğü, bu durumda, re’sen tarh nedeni somut tespit ve verilerle hukuka uygun bir şekilde ortaya konulmaksızın, haksız olarak nakden iade alınan katma değer vergisinin geri alınması ve katma değer vergisi üzerinden üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerektiğinden bahisle salınan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Matrah tespiti için 16/11/2016 tarihinde takdire sevk edilen davacı şirket adına, 06/03/2017 tarihli vergi tekniği raporunu dayanak alan takdir komisyonunun 14/07/2017 tarihli kararları uyarınca tarhiyat yapıldığı, tarhiyatın esas itibarıyla, tanzim edilen rapora dayandığının açık olduğu, matrah takdiri amacı dışında, zamanaşımını durdurma saikiyle takdir komisyonuna başvurulduğu, ortada bir takdir komisyonu kararı bulunmasının, tarhiyatın, söz konusu rapora göre yapıldığı gerçeğini değiştirmeyeceği, sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla takdire sevk işleminin zamanaşımı süresini durdurmayacağı, olayda, zamanaşımı süresinin sona erecek olması nedeniyle takdire sevk edilen davacı hakkında yapılan incelemenin esas alınması suretiyle belirlenen matrah üzerinden tesis edilen tarh ve ceza kesme işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Mahkeme kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, davalı idare istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Gerçek ticari ilişkileri yansıtmayan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı nitelikteki faturalarda yer alan katma değer vergilerinin indirim konusu yapılmasının mümkün olmadığı, davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda da kullanılan faturaların gerçeği yansıtmadığının açıkça ortaya koyulduğu, idarelerince gerçekleştirilen cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı şirket hakkında sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmak suretiyle haksız katma değer vergisi iadesinden yararlandığı yolunda tespitler içeren vergi tekniği raporunun done alındığı takdir komisyonu kararına dayanılarak 2011/Mayıs ve Haziran dönemleri için re’sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Re’sen vergi tarhı” başlıklı 30. maddesinin 1. fıkrasında; Re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde, takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden verginin tarh olunmasıdır, şeklinde tanımlanmış, inceleme raporunda, bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkının, re’sen takdir olunmuş sayılacağı belirtilmiştir.
Anılan Kanun’un 113. maddesinde zamanaşımı, süre geçmesi suretiyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlanmış ve 114. maddesinin 1. fıkrasında “Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlıyarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmiyen vergiler zamanaşımına uğrar.” denilmiş, 2. fıkrasının, zamanaşımının durma süresinin belirsizliğinin, Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 15/10/2009 tarih ve E:2006/124, K:2009/146 sayılı kararı ile iptal edilmesinden sonra, 23/07/2010 tarih ve 6009 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle yeniden düzenlenen halinde ise “Şu kadar ki, vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması, zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı mezkûr komisyon kararının vergi dairesine tevdiini takip eden günden itibaren kaldığı yerden işlemeye devam eder. Ancak işlemeyen süre her hâl ve takdirde bir yıldan fazla olamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda takdir komisyonuna başvurulmasına bağlanan ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra, 23/07/2010 tarih ve 6009 sayılı Kanun’un 8. maddesiyle yeniden düzenlenmek suretiyle, yürürlük tarihinden sonraki vergilendirme dönemleri için belirlilik ve öngörülebilirlik arz eden hukuki sonuç zamanaşımının durması olduğundan, takdir komisyonuna sevkle tarh zamanaşımının durduğunun kabulü gerekmektedir.
Vergi Mahkemesince, geçerli bir re’sen tarh nedeni olmaksızın davacı hakkında takdire sevk kararı alınarak matrah takdiri yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu, Bölge İdare Mahkemesince, sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla takdire sevk işleminin zamanaşımı süresini durdurmayacağı, olayda, tarhiyatın esas itibarıyla tanzim edilen rapora dayandığının açık olduğu, takdir komisyonuna, matrah takdiri dışında, zamanaşımını durdurma saikiyle başvurulduğu, zamanaşımı süresinin sona erecek olması nedeniyle takdire sevk edilen davacı hakkında tesis edilen tarh ve ceza kesme işlemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de; yukarıda açıklamasına yer verilen mevzuat hükmü gereği, takdire sevk ile zamanaşımının durduğunun kabulü gerektiği, bu durumda, 2011 yılına ilişkin 31/12/2016 tarihinde dolacak olan tarh zamanaşımı süresinin dolmasından önce, 16/11/2016 tarihinde yapılan takdire sevk işlemi ile zamanaşımı süresinin durduğu ve duran zamanaşımı süresi içerisinde, 06/03/2017 tarihinde düzenlenen vergi tekniği raporu done alınmak suretiyle, 14/07/2017 tarihli takdir komisyonu kararlarıyla matrah takdirinin yapıldığı ve cezalı tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin takdir komisyonu karar tarihine göre tarh zamanaşımı süresi içerisinde, 14/07/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden, olayda tarh zamanaşımının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, zamanaşımı süresi içerisinde mükellef hakkında takdir komisyonuna sevk tarihinden sonra düzenlenen vergi tekniği raporundaki verilerin, takdir komisyonunca, done olarak kullanılmasında bir engel bulunmamaktadır. Ancak olayda, davalı idarece, takdir komisyonuna sevk tarihi itibarıyla takdire sevk nedeninin somut olarak ortaya konulmaksızın sevk işlemi yapıldığı anlaşıldığından, takdire sevk nedeni bulunmayan mükellef adına yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamıştır.
Bu durumda, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu yukarıda belirtilen gerekçeyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 21/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.