Danıştay Kararı 9. Daire 2020/4611 E. 2022/4397 K. 29.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/4611 E.  ,  2022/4397 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/4611
Karar No : 2022/4397

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd.Şti.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından Yeminli Mali Müşavirlik İade Tasdik Raporuna istinaden indirimli orana tabi konut teslimlerinden kaynaklanan katma değer vergisinin iadesi talebinin 887.661,71-TL’ye isabet eden kısmının reddedilmesine ilişkin işlemin iptali ve reddedilen tutarın yasal faizi ile birlikte iadesi istemiyle istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu 887.661.71 TL katma değer vergisi iadesinin birden fazla kalemden oluştuğu görüldüğünden, her kalemin ayrı ayrı değerlendirildiği, 2017/Ocak dönemi yüklenim listesinde yer alan ve “… İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.” tarafından düzenlenen faturanın yüklenilen katma değer vergisinden tenzil edilmesine ilişkin olarak; adı geçen şirket hakkında sahte belge düzenleme nedeniyle yürütülen vergi incelemesi devam ettiğinden; sahte fatura düzenlediği somut olarak ortaya konulamayan şirket tarafından davacı şirket adına düzenlenen faturaya isabet eden katma değer vergisinin yüklenim hesaplarından çıkarılmasında yasal isabet bulunmadığı, 2017/Ocak dönemi yüklenim listesinde yer alan ve “… Yapı Denetim Limited şirketi” tarafından davacı mükellef adına düzenlenen yapı denetim hizmet faturaları nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin, davacının arsa payına isabet eden 1/4’ü aşan kısımların tenzil edilmesi yönünden; davacı şirket yetkilisinin iddia ettiği üzere kat karşılığı inşaat sözleşmesinde yapı denetim hizmetine ilişkin harcamaların şirkete ait olduğu yönünde düzenleme yapılmasının işin mahiyetini değiştirmeyeceği, yapımı tamamlanan konutlara ait arsanın 1/4’ünün davacıya ait olduğu ve aşan kısım için yapılan yapı denetim hizmet sözleşmenin hukuken geçerli olmayacağı konusunda şüphe bulunmadığı hususları bir arada değerlendirilerek bahsedilen sözleşme doğrultusunda alınan hizmet için yüklenilen katma değer vergisinin davacının arsa payı karşılığı olan 1/4’ü aşan kısımları yönünden tenzil edilmesinde yasal isabetsizlik bulunmadığı, yapı ruhsat onay tarihi olan 05/08/2013 tarihinden önce yüklenilen muhtelif gıda ve akaryakıt giderleri nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin tenzil edilmesi yönünden; yapımı tamamlanan binalara ait yapı ruhsat onay tarihinin 05/08/2013 olduğu, muhtelif gıda giderlerinin 03/06/2013, akaryakıt giderlerinin ise 06/06/2013 ila 07/06/2013 tarihine tekabül ettiği göz önünde bulundurulduğunda, ruhsat tarihinden 2 ay önce alınan ve bahsedilen süreçte kullanılmayıp inşaata başlama aşamasında kullanılması hayatın olağan akışına ters düşen söz konusu faturalar nedeniyle yüklenim listesine dahil edilen katma değer vergisi tutarının tenzilinde hukuka aykırılık görülmediği; 101 adet konutun fiili teslim tarihinin 2015 yılı olduğundan bahisle Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinde yer alan yılı içinde mahsuben iade edilemeyen vergilerin izleyen yıl içinde talep edilmiş olması gerektiği hükmü karşısında, davacı tarafından süresinde iade talebinde bulunulmadığından bahisle söz konusu konutlara ilişkin iade talebinin reddedilmesine ilişkin işlem yönünden; inceleme elemanınca konutların fiili teslim tarihi tespit edilirken daire bazında ilk elektrik ve su abonelik tüketim tarihinin esas alındığı, bu doğrultuda 101 adet dairenin ilk elektrik ve su abonelik tüketim tarihinin 2015 yılına tekabül etmesi ve enerji sarfiyatlarının farklı olması nedeniyle anılan dairelerin 2015 yılında teslim edilmiş olduğunun kabul edildiği, şirket yetkilisince de; alıcıların talebi doğrultusunda ve sözleşme gereği inşaat tamamlanmadan dairelerin bağımsız elektrik ve su sayaçlarının bağlatıldığı, bedelinin şirket tarafından ödendiği ve yapılan sarfiyatların da inşaatın tamamlanabilmesi amacıyla yapılan harcamalar olduğu hususunun beyan edildiği, enerji aboneliklerine ilişkin ödemeler ile dairelerin fiili teslim tarihine ilişkin tespitin alıcı ifadelerine başvurmak suretiyle rahatlıkla tespit edilebileceği, Mahkemelerince verilen ara karar üzerine verilen cevapta alıcı ifadelerine başvurulmadığının belirtiliği, teslim tarihi yönünden yapılan tek tespitin enerji başlangıç tarihi ile tüketim miktarı olduğu ve anılan hususun hukuken geçerli başka hiç bir veri ile desteklenmediği görüldüğünden, salt enerji abonelikleri dikkate alınarak yapılan tespitte eksik inceleme nedeniyle yasal isabet bulunmadığı, söz konusu konutlar nedeniyle süresinden sonra yapılmış bir iade talebinden söz edilemeyeceği sonucuna varıldığından mezkur konutlar nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin 2017/Ocak yüklenim listesinden çıkarılmasının hukuka aykırı olduğu; 2017/Ocak dönemi yüklenim listesinde yer alan; spot ve led lambalar, çanak ve uydu sistemlerine dahil olan televizyon kabloları ile bir arada bulunan konutların ortak kullanımına ait bahçe ve çevre düzenlemesine ilişkin olan; jeneratör, gece görüşlü kamera, kapı motoru, dişli çelik otomatik kepenk, uzaktan kumanda sistemi, vestiyer yatak dolabı, giyinme odası dolabı ve çamaşır makinesi dolabı harcamalarına isabet eden katma değer vergilerinin tenzil edilmesi yönünden; günümüz koşullarında TV kablosu, aydınlatma, güvenliği sağlamak amacıyla takılan kamera, kilitli kapı gibi unsurların satışların artması amacıyla değil, asgari bir takım zorunlulukları giderme kastıyla yapıldığının kabulü gerektiği ve binanın mütemmim cüzü olarak sayılabileceği hususları bir arada değerlendirilerek Mahkememizce söz konusu giderlerin eklenti mahiyetinde değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığı ve söz konusu giderlere isabet eden katma değer vergisinin 2017/Ocak dönemi iade edilecek katma değer vergisinden tenzil edilmesinde yasal isabet bulunmadığı, vestiyer, yatak dolabı, giyinme odası dolabı ve çamaşır makinesi dolabı harcamalarına isabet eden katma değer vergilerinin tenzil edilmesi yönünden ise; inşaatı tamamlanan 170 adet konut bulunduğu ancak bahsedilen mobilyaların dairelerin bir kısmında yer aldığı diğer bir kısmına ise monte edilmediği, müteahhit tarafından satış fiyatının yükseltilebilmesi amacıyla, sökülüp takılabilme niteliğini haiz, eklenti mahiyetinde olduğu açık olan ve tebliğ hükmünde de açıkça konut tesliminden bağımsız olduğu vurgusu yapılan söz konusu mobilyalar nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin tenzil edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, 2015 ve 2016 yıllarında satılan konutlara ilişkin olarak kayıt ve beyan dışı bırakıldığı iddia olunan 67.841,83 TL’nin hesaplanan katma değer vergisi olarak beyanlara yansıtılmasına ilişkin olarak; arsa sahiplerine teslim edilen dairelerin emsal bedeli tespit edilirken Vergi Usul Kanunu’nun 267. maddesinin 2. fıkrası uyarınca maliyet bedeli esasının baz alındığı, 3. kişilere teslim edilen dairelere ilişkin olarak ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yapı yaklaşık maliyetlerine Danıştay kararlarına istinaden %25 karlılık oranı uygulanması suretiyle bulunan tutarın esas alındığı görülmüşse de; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, inceleme elemanınca dairelerin satış bedeli tespit edilirken tek bir alıcı ifadesine başvurulmadığı, şirketin banka hesap hareketlerinin incelenmediği, sadece ekspertiz raporlarının karşılaştırmada veri olarak dikkate alındığı, diğer taraftan her dairenin cephesi, konumu, kat sayısı gibi unsurlarının farklılık arz ettiği, bu kapsamda rayiç bedelin tespitine yönelik olarak Belediyeden imar durumu tespiti, çevredeki emlakçılardan veri istenmesi vb. gibi herhangi bir yola başvurulmadığı, üçüncü kişilere teslim edilen dairelere ilişkin olarak salt Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yayımlanan yapı yaklaşık birim maliyetlerine Danıştay kararları doğrultusunda %25 karlılık oranı eklemek suretiyle, arsa sahipleri yönünden ise Vergi Usul Kanunu 267. maddesindeki yöntem esas alınmak suretiyle gerçek satış tutarının tespit edildiği hususları bir arada değerlendirilerek, kayıt ve beyan dışı bırakıldığı iddia olunan hasılat yönünden eksik inceleme nedeniyle hukuka uyarlık görülmediği, 2017/Ocak dönemi yüklenim listesine dahil edilen … tarih ve … numaralı fatura yönünden; şirket yetkilisinin ifadesiyle sabit olduğu üzere mezkur faturanın indirime konu edilmemesinin sehven muhasebeden kaynaklı bir hata olabileceğinin kabul edildiği, indirim konusu yapılmayan verginin de iadeye konu edilmesinin mümkün olmaması karşısında, anılan faturaya isabet eden katma değer vergisinin yüklenim hesaplarından çıkarılmasında yasal isabetsizlik bulunmadığı, yasal faiz istemi yönünden; 213 sayılı Kanunun 112. maddesine göre belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade yapılmaması durumunda faiz ödenmesi gerektiği, bahsedilen gecikmenin de davacının kusurundan kaynaklanmadığı ve inceleme için geçen süreçte davacı şirketin iade alacağının sürüncemede bırakıldığı hususları bir arada değerlendirilerek davacıya yasal faiz ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu işlemin yapı denetim hizmet sözleşmesi uyarınca alınan hizmet için yüklenilen katma değer vergisinin davacının arsa payı karşılığı olan 1/4’ü aşan kısımları, akaryakıt ve muhtelif gıda malzemelerine ilişkin olarak yüklenilen katma değer vergileri, vestiyer, giyinme odası dolabı, yatak dolabı ve çamaşır makinesi dolabı giderleri nedeniyle yüklenilen katma değer vergileri ve 3.000,00 TL yemek faturasına ilişkin olarak yüklenilen katma değer vergilerinin tenzil edilmesi dışında kalan işlemlere ilişkin olarak yüklenilen katma değer vergilerine yönelik kısmının iptaline, iadesi gereken tutarın, belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üçüncü ayın sonundan başlamak üzere hesaplanacak yasal faiziyle iadesine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddialarla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik davalı idarenin istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 29/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.