Danıştay Kararı 9. Daire 2020/5364 E. 2022/4194 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/5364 E.  ,  2022/4194 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5364
Karar No : 2022/4194

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Petrol Ürünleri Gıda ve Tekstil Sanayi Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, madeni yağ toptan ticareti faaliyeti olmadığı halde varmış gibi sahte belge kullandığı ve düzenlediği, sahte fatura düzenlemek suretiyle elde ettiği komisyon geliri için fatura düzenlemediği ve bir kısım bitkisel yağ (soya yağı) satışlarının belgesiz olduğu yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2016 yılı için re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunun Mahkemelerince değerlendirilmesinden, davacı şirketin madeni yağ alış ve satışlarına ilişkin olarak, sıvı yakıtlar ve bunlarla ilgili ürünlerin toptan ticareti (ham petrol, ham yağ, mazot, benzin, biodizel, fuel oil, gaz yağı, madeni yağlar, gres yağları vb.) ve bitkisel yağ alım satım faaliyeti işi ile iştigal eden ve 2016 ile 2017 yılları hesap ve işlemleri sahte belge düzenleme fiili nedeniyle incelenen davacı şirket tarafından, 2016 yılında toplam 53.254.809,76-TL ve 2017 yılında ise 87.332.416,90-TL matrah beyan edilmesine rağmen ödenecek katma değer vergilerinin her iki yılın hiçbir döneminde çıkmamasının ticari ve iktisadi icaplara uygun olmadığı, kaldı ki 2016 yılında iş yeri adresinde yapılan yoklamada davacı şirketin gayri faal olduğunun ve adresin kapalı ve kilitli bulunduğunun tespit edildiği, yapılan yoklamada gayri faal olan, yılda ortalama 2 işçi çalıştıran ve 100.000,00-TL sermaye ile kurulan bir şirketin, kısa sürede bu kadar yüksek cirolara ulaşmasının ve bu kadar yüksek ciroların elde edildiği yılları takip eden yılın 2. ayında fiili envanter yapılmak üzere gidilen iş yeri adresinin kapalı olmasının ve davacı şirketin iş yeri adresinin yanında bulunan komşu iş yeri sahibinin davacı şirketin ne iş yaptığını bilmemesinin, iş yerinin genelde kapalı olduğunu belirtmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği, davacı şirket yetkilisi …’nın vekâleten işlerini yürüttüğü firma hakkında sahte belge düzenlemekten vergi tekniği raporu bulunduğu, davacı şirketin 2016 yılında alış yaptığını beyan ettiği firmaların %95,83’ü, 2017 yılında ise %99,70’i hakkında olumsuz tespitlerin bulunduğu, bu durumun mükellefin alışlarının aslında gerçek olmadığını gösterdiği, bu halde alışları gerçek olmayan bir mükellefin satışlarının da gerçek olduğundan bahsedilemeyeceği, nitekim satış yaptığını beyan ettiği firmaların çoğu hakkında da olumsuz tespitlerin bulunduğu, ayrıca söz konusu alışların yapıldığı beyan edilen firmalardan %90’ına yakınının, kardeşlerinin ortağı olduğu firmalar olduğu ve bu firmalar hakkında da sahte belge düzenleme fiili nedeniyle olumsuz tespitlerin bulunduğu, Ba-Bs formları arasında uyumsuzlukların olduğu, 1.097.370,59TL tutarındaki vergi borçlarının ödenmediği, diğer bir deyişle faaliyetleri gerçek olan basiretli bir tacir gibi davranılmadığı, davacı şirket tarafından madeni yağ ve bitkisel yağ imal edilmeyip sadece alım satım yapılsa dahi 2016 ve 2017 yıllarında 8 ayda çok cüzi miktarda elektrik tüketilmesinin, 16 ayda ise hiç elektrik tüketilmemesinin ticari hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği hususları bir bütün olarak dikkate alındığında, davacı şirketin 2016 ve 2017 yıllarında madeni yağ faaliyeti kapsamında düzenlenmiş tüm alış ve satış faturalarının gerçeği yansıtmadığı, madeni yağ satış faturalarının herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın komisyon geliri elde etmek amacıyla düzenlenmiş sahte belgeler olduğu sonucuna ulaşıldığı, yapılan karşıt tespitlerde her ne kadar madeni yağ satıldığı iddia edilen firmalar tarafından, emtia bedellerinin banka vasıtası ile ödendiği belirtilmiş ise de, fatura düzenleyen davacıya banka üzerinden yapılan ödemelere ilişkin kaydi olarak yapılan işlemlerin, yukarıda ayrıntılı olarak sayılan ve ticari, iktisadi ve teknik icaplara uyması mümkün bulunmayan olumsuz hususlar karşısında tek başına gerçek bir emtia satışını ispat için yeterli olmayacağı sonucuna varıldığı, davacı şirketin bitkisel yağ alış ve satışlarına gelince, söz konusu bitkisel yağların alındığı ve satıldığı kişi ve firmanın genel esaslarda bulunduğu, bunların mal aldığı ve sattığı firmalar hakkında olumsuz tespitler bulunmadığı hususları nedeniyle söz konusu bitkisel yağ alış ve satışlarının gerçek olduğu sonucuna ulaşılarak davalı idarece eleştiri konusu yapılmadığı ve bu husus bakımından taraflar arasında da herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davacı şirket tarafından … İnşaat Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine fatura edilen 15.340 kg’lık soya yağına ilişkin düzenlenen belgenin, anılan şirket hakkında tamamen sahte fatura düzenlemekten vergi tekniği raporunun tanzim edilmesi nedeniyle gerçeği yansıtmadığı, söz konusu soya yağlarının adı geçen şirket tarafından alınmadığı, anılan yağların belgesiz satıldığı sonucuna ulaşıldığı ve idarenin bu konudaki tespitinin yerinde olduğu, bu durumda davacı şirket tarafından 2016 hesap döneminde sahte fatura ticaretinden elde edilen komisyon gelirleri ve bitkisel yağ satımı nedeniyle hesaplanan hasılat ile beyan edilen giderler (sahte olarak düzenlenen belgelere ait olan satılan ticari mal maliyetleri hariç) üzerinden hesaplanan 1.178.523,60-TL kârın matrah olarak kabul edilmesi suretiyle hesaplanan kurumlar vergisinden şirket tarafından beyan edilen kurumlar vergisinin mahsup edilmesi sonucu re’sen tarh edilen 204.213,39-TL kurumlar vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca, davacı şirketin yeniden düzenlenen kurumlar vergisi beyannamesinde fark tarhiyatın, sahte belge düzenleme fiili nedeniyle komisyon geliri elde etmesinden kaynaklandığı ve Mahkemelerince, sahte belge düzenlediği sonucuna ulaşıldığı dikkate alındığında, sahte belge düzenlemek suretiyle ziyaa uğratılan verginin üç katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Haklarında düzenlenen vergi tekniği raporunun eklerinin kendilerine tebliğ edilmemesinin, savunma hakkını kısıtladığı, vergi incelemesi yapmaya görevli şahsın yasal mevzuat çerçevesinde görevlendirilip görevlendirilmediğinin bilinemediği, düzenlenen raporda fiili envanter tespiti nedeniyle iş yerine gidildiği iş yerinin kapalı olması ve şirket müdürünün hastası olduğunu beyan etmesine rağmen bu tespitlerin daha sonra yeniden neden yapılmadığının açıklanmadığı, yapılan karşıt tespitlerin farklı yorumlandığı, yıllık cirosu 50.0000,000,00-TL civarında olan firmanın cüzi tutarlardaki Sosyal Güvenlik Kurumu borcunun ödenmemiş olmasının aleyhlerine kullanılmasının mantıklı olmadığı, şirketin müşterileri hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarının tek başına delil olarak kabul edilemeyeceği, ticaret yapılan 45 firmadan sadece bitkisel yağ ticareti yapılan … A.Ş ile olan ticari ilişkinin gerçek olduğunun kabul edildiği, söz konusu dönemde faaliyetinin olup olmadığı tespit edilmediği gibi iş yerinde fiili envanter sayımı yapılmadığı, sahte olduğu iddia edilen faturalarla ilgili ödeme ve resmi banka kayıtlarının irdelenmediği, yine sevk irsaliyeleri ve taşıma makbuzları üzerinde durulmadığı, diğer firmalarla ilgili karşıt inceleme yapılıp yapılmadığı, karşıt inceleme var ise düzenlenen raporlara karşı dava açılıp açılmadığı ve kesinleşip kesinleşmediğinin belli olmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunan davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.