Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/5453 E. , 2022/4323 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5453
Karar No : 2022/4323
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı hakkında, bir kısım emtiasını belgesiz sattığı yolundaki vergi inceleme raporuna dayanılarak 2014 yılı için re’sen tarh edilen kurumlar vergisi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 353/1. maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacı tarafından, inceleme konusu dönemde net satışların %2-3 oranındaki kısmının kayıt dışı satış olduğunun tahmin edildiği yolundaki mükellef kurum temsilcisi ifadesinin inceleme tutanağına yanlış aksettirildiği ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesinde; mükellef kurum temsilcisinin ifadesinin, kamyonlarla yapılan sıcak satış olarak tabir edilen satışlara yönelik olduğunun, bu şekilde pazarlamacılar kanalıyla yapılan satışlarda kontrolün zayıf olması nedeniyle kayıt dışılık olabildiğinin ve bunun da bilgileri dışında olduğunun, 2012 yılında 20 adetin üzerinde kamyonla sıcak satış tabir edilen satış yapıldığının, 2012 yılında anonim şirkete dönüşmeyle 2014 yılı sonuna kadar bu satışların tamamen kaldırılmış denecek kadar azaltıldığının beyan edilmiş olması karşısında, davacının uyuşmazlık konusu 2014 yılında kayıt dışı satışlarının bulunduğu hususu sabit olmakla birlikte; kayıt dışı satış tutarının hesaplanmasında, vergi incelemesi sırasında, mükellef kurum temsilcisinin beyanı dikkate alınarak, net satışlara %2 yerine, %3 oranının uygulanması suretiyle kayıt dışı satış tutarı hesaplanmasının somut gerekçesinin tespit edilerek belirtilmemiş olması ve yine bu ifadenin bütününden bu oranın yurt dışı satışlara yönelik olarak beyan edilmediğinin anlaşılması, yurt dışı satışlara ilişkin kayıt dışılık konusunda bir iddia ve tespit bulunmaması karşısında, net satışlardan, yurt dışı satışların düşülmesiyle ortaya çıkan tutarın, mükellef kurum temsilcisinin beyan ettiği asgari kayıt dışılık oranı olan %2 üzerinden kayıt dışı satışlara isabet eden matraha ilişkin cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık; fazlaya ilişkin matraha isabet eden cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği; 213 sayılı Yasanın 353/1 maddesinde belirtildiği üzere, verilmesi ve alınması gereken belgelerin verilmediğinin ve alınmadığının, maddenin öngörülüş amacına uygun olarak, somut şekilde tespit edilmesi gerekirken, bu şekilde bir tespite yer verilmeyen vergi inceleme raporuna dayanılarak, net satış tutarlarına oran uygulanıp, kayıt dışı satış tutarı dikkate alınmak suretiyle kesilen dava konusu özel usulsüzlük cezasında hukuka uyarlık görülmediği; 15/08/2014 tarihinde kesinleştiği ileri sürülen vergi ziyaı cezası, kesinleştiği 2014 yılını takip eden yılın başından itibaren olmak üzere 01/01/2015 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin vergilere ait vergi ziyaı cezaları yönünden tekerrüre dayanak olabileceğinden, 2014 yılına ait dava konusu kurumlar vergisine uygulanan vergi ziyaı cezasına dayanak alınmasında, hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu tarhiyatın davacının beyan ettiği net satışlardan yurt dışı satışların düşülmesi suretiyle hesaplanacak satış tutarının %2’si oranında kayıt dışı satışa ilişkin matrahın fazlasına isabet eden bir kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezasının tekerrür nedeniyle artırılan kısmı ile özel usulsüzlük cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine; davacının istinaf başvurusunun ise, davacının inceleme döneminde kayıt dışı satış yaptığına ilişkin hususların esas olarak ihbarcı tarafından sunulan bilgi ve belgelerden hareketle ortaya konulduğu, sunulan belgelerin tek başına doğru kabul edilemeyeceğinin inceleme elemanınca da kabul edildiği, bankalarla yazışma yapıldığı belirtilmesine rağmen bu yazışmalar sonucunda kayıt dışı hasılatı gösteren herhangi bir bilgiye ulaşılıp ulaşılmadığının raporda yer almadığı, şirketin ürün çeşitliliğinin çok olması gerekçe gösterilerek randıman çalışması yapılmadığı, adına düzenlenen sipariş fişleri ve faturalar arasında uyumsuzluk bulunan firmalar nezdinde karşıt inceleme yapılmaksızın ve olayın gerçek mahiyeti araştırılmaksızın sipariş fişlerinde yer alan tutarlarda satış yapıldığının kabul edildiği, kayıt dışı hasılat olarak belirlenen tutarla ilgili herhangi bir maliyet çalışması yapılmadığı, mükellefin sipariş fişlerindeki emtiaları sattığı kabul edilip varsayımdan hareket edildiği, davacı tarafından net bir oran belirtilmemesine ve beyanı tamamen tahminden ibaret olmasına rağmen davacının beyanı aleyhine değerlendirilerek tüm hasılatının %3’ünün kayıt dışı satıştan kaynaklandığı sonucuna varıldığı görülmekle, sadece ihbar dilekçesi ve ekindeki bilgi ve belgelerden hareketle davacı hakkında yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın varsayıma dayalı olarak kayıt dışı hasılat tutarı belirlendiği sonucuna varıldığından, bu tutar üzerinden yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle kabulüne, mahkeme kararının vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi tarhiyatının onanan kısmına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi inceleme raporundaki tespitlere ve davacının beyanlarına dayanılarak yapılan dava konusu tarhiyatın hukuka uygun olduğu, davacının beyanının tutanak altına alınarak imzalandığı, kimsenin kendisini külfet altına sokacak bir belgeyi okumadan imzalayacağının düşünülemeyeceği gibi, davacının basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerektiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 27/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.