Danıştay Kararı 9. Daire 2020/5749 E. 2022/5328 K. 02.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/5749 E.  ,  2022/5328 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5749
Karar No : 2022/5328

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … San. ve Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü-…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, iştirak hissesinin alımında kullanılan döviz kredisi nedeniyle lehe ve aleyhe oluşan kur farkı ile faiz giderinin iştirak hisselerinin alış bedeline eklenmesi/düşülmesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen kurumlar vergisi beyannamesine istinaden yapılan 2018 yılı kurumlar vergisi tahakkukunun 5.365.234,31.-TL’lik kısmının kaldırılması ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda davacı şirket tarafından tam mükellef kurum olan … Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’nin hisselerinin %70’inin 23.466.169,30 USD bedelle satın alındığı, satın alma bedelinin ödenebilmesi için 11.800.000,00 Euro banka kredisi kullanıldığı, geriye kalan 13.236.930 USD kısmın sözleşme ile vadelendirildiği, kullanılan Euro kredi borcu ve vadelendirilen dolar borcu nedeniyle şirket lehine net 33.433.811,02-TL tutarında kur farkı geliri doğduğu, yine kullanılan kredi nedeniyle şirket aleyhine 599.621,21-TL faiz gideri tahakkuk ettirildiği, şirket tarafından lehe oluşan 35.719.433,91-TL kur farkı gelirinin kambiyo karları hesabına, aleyhe oluşan 2.285.622,89-TL kur farkı giderinin kambiyo zararları hesabına dahil edildiği, yine aleyhe tahakkuk eden 599.621,21-TL faiz giderinin kısa vadeli borçlanma giderleri hesabına dahil edildiği, ihtirazi kayıtla verilen beyannameye istinaden yapılan 2018 yılı kurumlar vergisi tahakkukunun iştirak hissesinin alımında kullanılan döviz kredisi nedeniyle lehe ve aleyhe oluşan kur farkı ile faiz giderine isabet eden 5.365.234,31.-TL’lik kısmının kaldırılması ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemiyle açılan davada, davalı tarafından, 5520 sayılı Kanun’un 5. maddesinde kurumlar vergisinden istisna edilmiş kazançlara, üçüncü fıkrasında ise iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilemeyeceğinin hükmedildiği, şirketin iştirak hissesi alımı için kullandığı kredinin, sabit kıymet niteliği taşıyan yatırıma, amortismana tabi iktisadi kıymetlerin finansmanına ilişkin olmadığı, genel finansman amacıyla kullanılan kredi niteliğinde bulunması, kullanılan krediler nedeniyle ortaya çıkan faiz ve kur farklarının hisse senedinin alış bedeline eklenmesinin mümkün olmadığı, hesaplanan faizle ile değerleme günü itibariyle aleyhte oluşan kur farklarının doğrudan gider yazılması, lehe oluşan kur farklarının ise doğrudan gelir yazılması gerektiği, dolayısıyla kullanılan krediler nedeniyle ortaya çıkan faiz ve kur farklarının hisse senetlerinin alış bedeline eklenmesinin mümkün olmadığı ileri sürülmüş ise de, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 279. maddesine göre menkul kıymetlerin alış bedeline göre değerlendirileceği hüküm altına alınmış olduğundan, hisse senetlerinin döviz cinsinden düzenlenen ve vadeleri daha sonraki yıllara kadar uzayan borç senetleri ile ödenmesi sonucunda oluşan kur farklarının hisse senetlerinin maliyetine ilave edilmesine kanunen imkan bulunmadığı, söz konusu kur farkının kurum kazancının tespitinde gider olarak yazılması gerektiği, aynı Kanun’un 280. maddesinde de, yabancı paraların borsa rayici ile değerleneceği, borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılması halinde bu rayiç yerine alış bedelinin esas alınacağı, bu madde hükmünün yabancı para ile olan senetli veya senetsiz alacaklar ve borçlar hakkında da cari olduğu hüküm altına alındığı, bu çerçevede iştirak hisse senetlerini yabancı para ile borçlanmak suretiyle satın alan davacı şirketin, borçlandığı tamamen iştirak hissesi alımından kaynaklanan kur farklarının, iştirak hisselerinin dışında değil, iştirak hisselerinin bir maliyeti olarak kabul edilmesi ve alış bedeline eklenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, 2018 yılı için ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine yapılan tahakkukun 5.365.234,31.- TL´lik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan davacı tarafından aynı ihtirazi kayıtla verilen 2018/Ekim-Aralık dönemi geçici vergi beyannamesi üzerine yapılan tahakkuka ve ödenen verginin iadesine ilişkin olarak Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile geçici vergi tahakkukunun iptali ile tahsul edilen 5.365.234,31.-TL’nin tahsil tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesine karar verildiği, dolayısıyla 2018 yılı için aynı miktarda kurumlar vergisinin yasal faizi ile iadesi talebinin incelenmeksizin reddi gerektiği sonucuna varıldığından, davanın kısmen kabulüne, kısmen incelenmeksizin reddine dava konusu tahakkukun iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İştirakler hesabında yer alan değerlerin Vergi Usul Kanunu’nun 279. maddesi gereğince alış bedeliyle, yabancı para ile olan senetli veya senetsiz borçların ise duruma göre borsa rayici, döviz alış bedeli veya Maliye Bakanlığınca tespit edilen kurlar ile değerlenmesi gerektiği, kurumlar vergisinde vergilendirilecek kurum kazancı, teşebbüsteki özsermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet fark olup, Vergi Usul Kanunu’nun değerlemeye ait hükümleri ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 40 ve 41. maddelerinde yer alan düzenlemeler dikkate alınarak hesaplanmakta olduğu, buna göre hisse senetlerinin alış bedeliyle değerleneceği dikkate alındığında döviz cinsinden veya TL cinsinden borçlanılarak ya da kredi kullanılarak hisse senedi alınması nedeniyle katlanılan kur farkı, faiz, komisyon v.b. masrafların alış bedeline eklenmesi mümkün olmamakla birlikte bu giderler, iştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman gideri niteliğinde olduğundan, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, olayda, davacı şirketin, iştirakler hesabında yer alan tam mükellef kurum olan … Elektronik San. ve Tic. A.Ş.’nin hisse senetlerini, Vergi Usul Kanunu’nun 279. maddesi gereğince alış bedeliyle değerlemesi, bu hisse senedi alımında kullanılan krediye ilişkin faiz giderleri ile kur farkı giderlerini ise gider olarak dikkate alması, kur farkı gelirini ise kambiyo karı olarak beyan etmesi gerektiği, aksi halde döviz cinsinden borçlanılarak alınan hisse senetlerinin değerlemesinde, alış bedeline kur farkı ile faiz giderlerinin eklenmesi halinde alış bedeli değil, maliyet bedeli ile değerleme söz konusu olacağı, bu durumda ise hisse senedinin gerçek değeri ile değerlemesinin mümkün olmayacağı gibi, Vergi Usul Kanunu’nun 279. maddesinin lafzına ve ruhuna aykırı bir durumun ortaya çıkacağı, dolayısıyla iştirak hissesi alımında kullanılan döviz kredisi nedeniyle lehe oluşan kur farkı ile iştirak hissesi alımında kullanılan krediye ilişkin faizlerin maliyet kabul edilerek, alış bedeline eklenmesi gerektiği ihtirazi kaydı kabul edilmeyerek davacı şirket adına tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun bu nedenle reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi mahkemesi kararının tahakkukun iptaline ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Vergi Usul Kanunu’nda alış bedeli tanımının yapılmadığı, iştirak hissesi alımı ile hisse senedi alımında amaçsal fark bulunduğu, iştirak hissesi alımının bir yatırım faaliyeti olduğu, yatırıma ilişkin finansman giderlerinin ise maliyet bedeli ile değerlendirilmesi gerektiğinden iştirak hisselerinin alımına ilişkin finansman giderlerinin alış bedelinden ayrı düşünülmesinin mümkün olmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2…. Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan …-TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 02/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.