Danıştay Kararı 9. Daire 2020/5832 E. 2022/5611 K. 10.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/5832 E.  ,  2022/5611 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/5832
Karar No : 2022/5611

TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) … İnşaat Turizm İthalat İhracat Gıda ve Sanayi Ticaret A. Ş.
VEKİLİ : Av. …

2-(DAVALI) … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı şirket tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan Balıkesir İli, Altıeylül İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin inşaat ruhsat harcı adı altında ödenen toplam 729.221,25 TL tutarındaki harç ve ücretlerin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla;olayda, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan Balıkesir İli, Altıeylül İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … parselde kayıtlı binaların yıkılarak yerine yapılacak yapıya ilişkin inşaat ruhsat harcı adı altında bina inşaat harcı, kayıt suret harcı, plan proje tasdik harcı, işgal harcı, zemin etüt onay ücreti, ruhsat düzenleme ve onay ücreti ile otopark ücreti olarak ödenen toplam 729.221,25 TL’nin iadesi talebiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığının anlaşıldığı; muhtelif tarihlerde yapılan ara kararlar üzerine dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerden, dava konusu taşınmaz üzerindeki riskli yapıların kamu binası olduğu ve bu yapıların riskli bina tespit raporu ile yıkıldığı, yeni yapılacak yapı için 20/09/2018 tarihinde iki adet ruhsat düzenlendiği, bunlardan birinin iksa (temel) ruhsatı diğerinin de binaya ait yapı ruhsatı olduğu, yapılacak binanın 4 kat bodrum olmak üzere 13 katlı (39.046.17m²) 168 adet ofis ve işyeri olarak ruhsatlandırıldığı, işgale yönelik olarak yerinde yapılan kroki çalışmasının dosyaya ibraz edildiğinin görüldüğü; 6306 sayılı Kanun’un davaya konu harç ve ücretlerin tahsil edildiği tarihlerde yürürlükte bulunan 7/10. maddesine bakıldığında, uygulamada bulunulan riskli alanlardaki yapıların mevcut alanları için daha önce belediyelerce harç ve ücret alınmış ise bu alanda yapılacak yeni yapılar için tekrar harç ve ücret alınmayacağı, kullanım maksadı değişikliği ile yapı alanında artış olması durumunda hesaplamanın yalnız ilave kısma ilişkin yapılacağı, ancak mevcut alan için daha önce belediye tarafından herhangi bir harç ve ücret alınmamış ise yapılacak yeni yapı için harç ve ücretlerin alınması gerektiğinin anlaşıldığı;bu düzenleme uyarınca uyuşmazlık konusu harç ve ücretlerin iadesine yönelik talebin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varıldığı; bina inşaat harcı yönünden; riskli bina olarak yıkımı gerçekleştirilen binayla yeni yapılacak bina karşılaştırıldığında kullanım maksadı değişikliği ile yapı alanında artış olduğunun açıkça anlaşıldığı, davalı idare tarafından bina inşaat harcı hesaplanırken daha önceden alınan bina inşaat harcı nazara alınmak suretiyle yalnız ilave kısım için harç hesaplanması gerekirken mahsup işlemi yapılmaksızın harcın tamamının tahsil edildiği görüldüğünden, fazladan hesaplanan kısımda hukuka uyarlık bulunmadığı kanaatine varıldığı;plan proje tasdik harcı ve kayıt suret harcı yönünden;yıkımı gerçekleştirilen riskli yapıya ilişkin olarak daha önceden iş bu harçların alınmadığı ve yeni yapılacak yapıda kullanım maksadı ve yapı alanında artış olduğu hususu sabit olduğundan söz konusu gayrimenkul üzerinde yapılan yeni yapı için gerekli bu harçların 6306 sayılı Kanunun 7/10. maddesinde yer alan hüküm gereği alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; zemin etüt onay ücreti ile ruhsat düzenleme ve onay ücreti yönünden; 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’un 97. maddesine göre belediyelerin bir konuda ücret talebinde bulunabilmeleri için mevzuatta vergi, resim, harç veya katılma payı konusu yapılmamış bir hizmette bulunulması ve gerçek veya tüzel kişilerce o hizmete yönelik bir talebin olması gerektiği, dava konusu ücretlerin yapı ruhsatı düzenleme ile zemin açma ve toprak hafriyatı işlemlerine bağlı olarak alındığı, tahsil edilen iş bu ücretlerin 2464 sayılı Kanun’da harca konu bir belediye geliri olarak düzenlendiği, belediyenin tekelinde olan bu işler için ayrıca özel bir hizmet verilmediği, mevzuatta yapı ruhsatı verilmesi aşamasında zemin etüt onayı ile ruhsat düzenleme ve onay ücreti alınacağına ilişkin yasal bir düzenlemenin de bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ücretlerin tahsilinde hukuka uyarlık görülmediği; işgal harcı yönünden; davaya konu işgal harcının,inşaata başlanıldığını gösterir belgenin davalı idareye sunulması üzerine işgal edilen alanın tespitine yönelik kroki çalışmasının yapılması ve işgalin fotoğraflanmak suretiyle tespit edilmesi üzerine ruhsat düzenleme aşamasında belediye meclisi ücret tarifesine göre hesaplanarak peşin olarak alındığı ve işgalin halihazırda devam ettiğinin anlaşıldığı, davacının işgal edilen yere ve işgal süresine ilişkin olarak her hangi bir itirazının da bulunmadığı göz önüne alındığında işgal harcı tahsilinde hukuka aykırılık görülmediği; otopark ücreti yönünden; yeni binanın toplam emsal alanının elliye bölünmesi sonucu 338 adet otopark ihtiyacının olduğu, parsel bünyesinden ise ancak 213 otoparkın karşılanabildiği, kalan 125 adet otoparkın otopark birim fiyatıyla çarpılması sonucu otopark ücretinin hesaplanarak tahsil edildiği, uyuşmazlık konusu parselde bulunan eski yapıya ilişkin olarak önceden ödenmiş bir otopark ücreti olmadığı,davacının da bu yönde bir iddiasının bulunmadığı, yeni yapılacak yapıda kullanım maksadı ve yapı alanında artış olduğu hususu da sabit olduğundan otopark ücretinin tahsilinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, plan proje tasdik harcı, kayıt suret harcı, otopark ücreti ve işgal harcı ve bina inşaat harcının ilave artış alanına isabet eden kısmı yönünden davanın reddine, zemin etüt onay ücreti, ruhsat düzenleme ve onay ücreti ve bina inşaat harcının eski yapı alanına isabet eden kısmı yönünden davanın kabulüne, kabulle sonuçlanan harç ve ücretler yönünden tahsil edilen bu tutarların ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:İstinaf başvurularına konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI:Dava konusu tutarlara ilişkin hesaplamaların hatalı yapıldığı,riskli binalara ilişkin ödenmeyen harç ve ücretlerin sorumluluğunun davacı şirkete yükletilemeyeceği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Davalı Belediye Başkanlığı’nın dava konusu tutarlara ilişkin muafiyet kararı olmadığı ve 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği kapsamında dava konusu harç ve ücretlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Tarafların savunması yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY:
Davacı şirket tarafından, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan Balıkesir İli, Altıeylül İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … parselde kayıtlı binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin inşaat ruhsat harcı adı altında ödenen toplam 729.221,25 TL tutarındaki harç ve ücretlerin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair … tarih ve … sayılı işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istenilmektedir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesinin 3. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.” 4. fıkrasında, “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir” hükmü bulunmaktadır.
2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un “İdare Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 5. maddesinde, idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ile ilk derecede Danıştay’da çözümlenecek olanlar dışındaki: İptal davalarını, tam yargı davalarını, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları ve diğer kanunlarla verilen işleri çözümleyeceği, “Vergi Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 6. maddesinde; vergi mahkemelerinin genel bütçeye ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konularda, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasına ilişkin davaları, çözümleyeceği belirtilmiştir.
2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 97. maddesinde, belediyelerin bu Kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili oldukları, belediyeye tekel olarak verilmiş işlerin kendi özel hükümlerine tabi olduğu düzenlenmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7. maddesinde de, büyükşehir ulaşım ana plânını yapmak veya yaptırmak ve uygulamak; ulaşım ve toplu taşıma hizmetlerini plânlamak ve koordinasyonu sağlamak; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek, büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18. maddesinin f bendinde; Kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak tarifeleri belirlemek belediye meclisinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576 sayılı Kanunda yer alan idari yargı düzeni içindeki görev ayrımına ait düzenlemelere göre idare mahkemeleri idari yargı düzeninde genel görevli mahkemeler olarak kabul edilmiş, vergi mahkemeleri ise yalnızca, genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli kılınmıştır. Dolayısıyla 2576 sayılı Kanun’un 6. maddesinde sınırları gösterilen ve vergi mahkemelerinin bu görev alanı dışında kalan idari davaların görüm ve çözümünde idare mahkemeleri görevlidir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 73. maddesi ile verginin yasallığı ilkesi benimsenerek, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla koyulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı belirtilerek, verginin yasallığı ilkesi ile keyfi ve takdiri uygulamaları önleyecek ilkelerin kanunda yer alması zorunluluğu getirilmiş, bireylerin temel hak ve hürriyetleri devlete karşı korunmuştur. Bu kapsamda vergide yasallık ilkesi gereği vergiyi doğuran olayın, verginin konusunun, matrahının ve oranının kanun ile belirlenmesini gerektirmektedir. Ayrıca, verginin yasallığı ilkesi, verginin yanında, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri de kapsamaktadır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca, özel görevli olan vergi mahkemeleri belediyelere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları ve bu konulardaki 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun uygulanmasına ilişkin davaları çözümlemekle görevli olduğundan ve verginin yasallığı ilkesi uyarınca vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin sadece kanunla koyulabileceği, değiştirilebileceği veya kaldırılabileceği göz önüne alındığında, öncelikle, davalı belediye tarafından belediye meclisince çıkartılan tarife esas alınarak tahakkuk ettirilen ücretin hukuki niteliğinin değerlendirilmesi suretiyle davanın çözümünde görevli mahkeme belirlenmelidir.
Dava konusu ücret, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediyelere verilen yetkiye istinaden harç ve katılma payı yapılmayan konularda ilgililerin isteği üzerine belediyelerce sunulacak her türlü hizmetin karşılığı olup, belediye meclisince belirlenen tarife uyarınca alındığı hususları bir arada değerlendirildiğinde, Anayasanın 73. maddesinde yer alan verginin yasallığı ilkesi uyarınca “ücret” in vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak nitelendirilemeyeceği, aksi durumda, belediye meclislerine verilen yetkinin “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi olacağı, Anayasa’nın 87. maddesi uyarınca, kanun koyma, değiştirme ve kaldırma görev ve yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait olduğu ve yasama yetkisinin devredilmeyeceği, ayrıca, bir verginin kanunla konulmuş sayılabilmesi için yalnızca konusunun kanunla belirlenmesinin yeterli olmadığı, verginin konusundan başka matrahı, oranı veya miktarı, indirimleri, istisna ve muafiyetleri, tarh, tahakkuk ve tahsil usulleri ile yaptırımları, zaman aşımı vb. konuların da kanunla düzenlenmesinin zorunlu olduğu dikkate alındığında, belediye meclisi kararları ile çıkarılan tarifeler ile ilgili kişilere sunulan hizmetler karşılığında alınan ücretlerin, vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Nitekim, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesinin, Anayasa’nın 73. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine verilen ve 14/05/2011 tarih ve 27934 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı kararında, itiraza konu kuralda, belediyelere, 2464 sayılı Kanun’da harç veya katılma payı konusu yapılmamış olan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edilecek olan hizmetler için, belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret alma yetkisi verildiği, kural uyarınca, belediyeler tarafından yapılacak bir hizmetin ücret konusu yapılabilmesi için, o hizmetin harç veya katılım payına konu edilmemiş olması ve hizmetten yararlanacak kişilerin bizzat belediyeden bu hizmetin yapılmasını talep etmiş olmaları gerektiği, kuralın verdiği yetki çerçevesinde belediye meclislerince ücret tarifesine konu edilebilecek hizmetlerin, kişilerin tamamen kendi isteklerine ve tercihlerine bağlı olarak yararlanacakları hizmetler olduğu, verginin kanuniliği ilkesinin, takdire dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların yasada yer almasını gerektirdiği ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya kaldırılmasının yasa ile yapılmasını zorunlu kıldığı, buna göre vergide, yükümlü, matrah, oran, tarh, tahakkuk, tahsil, uygulanacak yaptırımlar ve zamanaşımı gibi konuların yasayla düzenlenmesinin zorunlu olduğu belirtilerek, itiraz konusu kuralla belediye meclislerine verilenin, “ücret” adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil, ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen “ücret”in vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle 97. maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar vermiştir.
Yine, Anayasa Mahkemesi’nin 2015/10008 Başvuru Numaralı 04/04/2019 tarihli kararında, 26/01/2011 tarih ve E:2009/42, K:2011/26 sayılı karar alıntılanarak, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesi ile belediye meclislerine verilen ücret adı altında vergi, resim, harç veya benzeri mali yüküm tarifesi belirleme yetkisi değil ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri hizmetlerin karşılığı olarak ücret tarifesi belirleme yetkisi olduğu, belediyelere tekel olarak verilmemiş, kişilerin isteği üzerine sunulan hizmetler için bir tarifeye dayalı olarak istenilen ücretin vergi, resim, harç ve benzeri mali yüküm olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, ücret tarifesini düzenleme yetkisinin 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinin (f) bendine göre belediye meclislerine ait bulunduğu, 2464 sayılı Kanun’da harç ve harcamalara katılma payı dışında ilgililerin isteği üzerine ücret karşılığı olarak belediyeler tarafından yapılacak işlerin tek tek sayılmadığı, ücret karşılığı belediyelerce yapılacak işlerin belirlenmesi noktasında belediye meclislerine Anayasa ve kanunların çizdiği sınırlar içinde kalmak kaydıyla geniş takdir yetkisi tanındığı vurgulanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı niteliği bulunan binanın yıkılarak yerine inşa edilecek yeni yapıya ilişkin olarak inşaat ruhsat harcı adı altında tahsil edilen toplam 729.221,25 TL tutarındaki harç ve ücretlerin iadesi istemiyle yapılan düzeltme şikayet başvurusunun reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın yasal faiziyle iadesi istemiyle işbu davanın açıldığı ve Vergi Mahkemesince davanın kısmen kabulü,kısmen reddi yolunda verilen karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurularının Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği anlaşılmaktadır.
Daha önceki Dairemiz kararlarında, vergi mahkemelerinde açılan davalarda, ücretin vergi mahkemelerinin görev alanına girdiği kabul edilerek esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmak suretiyle kararlar verilmiş ise de, Dairemizin tüm üyelerinin katılımıyla yapılan 02/12/2021 tarihli toplantıda bu konuda içtihat değişikliğine gidilmiş olup, özel görevli olan vergi mahkemelerinin sadece Kanun’da sayılan uyuşmazlık türlerini çözmekle görevli olduğu göz önüne alındığında, 2464 sayılı Kanun’un 97. maddesine dayanılarak davalı belediye meclis kararı ile belirlenen tarife uyarınca talep edilen ücretin, vergi mahkemelerinin görev alanına giren vergi, resim ve harç ile benzeri mali bir yükümlülük olmadığı, bu sebeple de dava konusu işlemin iadesi istenilen ücrete ilişkin kısmının genel görevli yargı merci olan idare mahkemesinin görev alanına girdiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesince, işin esasının incelenmesi suretiyle karar verilmiş ise de, davacı tarafından ödenen ve iadesi istenilen toplam 729.221,25 TL tutarın,bina inşaat harcı, kayıt suret harcı, plan proje tasdik harcı, işgal harcı, zemin etüt onay ücreti, ruhsat düzenleme ve onay ücreti ile otopark ücretine ilişkin olduğu, 2576 sayılı Kanun’un 5. ve 6. maddeleri gereğince dava konusu işlemin; harçlara ilişkin kısmının görüm ve çözüm yerinin vergi mahkemesi, ücretlere ilişkin kısmının görüm ve çözüm yerinin ise idare mahkemesi olması sebebiyle, bu konuda değerlendirme yapılmadan verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine 10/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.