Danıştay Kararı 9. Daire 2020/6034 E. 2022/4705 K. 12.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/6034 E.  ,  2022/4705 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6034
Karar No : 2022/4705

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:.., K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:Davacı şirket tarafından, Sultanbeyli İlçesinde kayıtlı bulunan taşınmazları için trampa suretiyle kamulaştırma yapılmış olması nedeniyle uzlaşma tarihi olan 06/03/2014 tarihinden itibaren emlak vergisi mükellefiyetinin sonlandırılarak bu tarihten sonra şirketleri adına tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin iptali talebiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Bakanlar Kurulunun … tarih, … sayılı kararı ile davacı şirkete ait taşınmazların da yer aldığı alanda iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları yapılması ve bu alanda kalan taşınmazlar için trampa yolu ile kamulaştırma işlemleri de dahil olmak üzere Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacak işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkilendirildiği, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun “Trampa yolu ile kamulaştırma” başlıklı 26. maddesinde yer alan “mal sahibinin kabul etmesi halinde kamulaştırma bedeli yerine, idarenin kamu hizmetine tahsis edilmemiş olan taşınmaz mallarından, bu bedeli kısmen veya tamamen karşılayacak miktarının verilebileceği” hükmü kapsamında, davacı şirket ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında düzenlenen uzlaşma tutanakları ile trampa suretiyle kamulaştırma işlemi için uzlaşıya varıldığı ve 03/01/2018 tarihinde tapuda karşılıklı olarak trampa suretiyle devir işleminin gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı, uyuşmazlıkta, imar programına alınarak gerçekleştirilmiş olan bir kamulaştırma işlemi değil, trampa suretiyle kamulaştırma işleminin mevcut olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun 13. maddesinde yer verilen, “imar programına alınan alanlarda kamulaştırma yapılıncaya kadar emlak vergisi ödenmesinin durdurulacağı, kamulaştırmanın yapılması halinde durdurma tarihi ile kamulaştırma tarihi arasında tahakkuk edecek olan emlak vergisinin kamulaştırmayı yapan idare tarafından ödeneceği” yönündeki düzenlemenin dava konusu olaya uygulanamayacağı, trampa suretiyle devir işleminin rızaya dayalı olarak gerçekleştirildiği, bu hususta davacıyı zorlayıcı bir kanun hükmünün bulunmadığı, davacı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında düzenlenen uzlaşma tutanaklarının tarafları bağlayıcı ve davacı şirketin mülkiyet hakkını sınırlayıcı hükümler içermeyip yalnızca tapuda gerçekleştirilecek devir işlemi için yol gösterici ve koşulları belirleyici mahiyette olduğu, davacı şirkete ait taşınmazlara ilişkin gerçekleştirilen kamulaştırma işleminin, 03/01/2018 tarihinde tapuda karşılıklı olarak trampa suretiyle yapılan devir işlemi sonucunda gerçekleştiği sonucuna varıldığı, bu durumda, imar programına alınarak gerçekleştirilmiş olan bir kamulaştırma işlemi söz konusu olmayıp kamulaştırma işleminin, trampa suretiyle gerçekleşmiş olması karşısında, davacı şirket adına kayıtlı taşınmazın 03/01/2018 tarihi itibariyle trampa suretiyle devredilmesi ile birlikte kamulaştırmanın gerçekleştiğinin açık olduğu, bu tarihten öncesine ait davacı şirkete ilişkin emlak vergisi mükellefiyeti ile yapılan emlak vergisi tahakkuklarında vergilendirme hatası bulunmadığı, davacının düzeltme-şikayet başvurusunun reddine dair davalı idare işleminde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlığın çözümünün, davacı tarafından devredilen taşınmazlara ilişkin emlak vergisi mükellefiyetinin hangi tarihte sona ereceğinin belirlenmesine bağlı bulunması, davacı iddiaları ve bu iddialar çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümünün maddi olayların ve mevzuatın değerlendirilmesi ve yorumunu gerektirmesi nedeniyle; uyuşmazlığın, 213 sayılı Kanunun 122. ve 124. maddelerinde vergi hataları için öngörülen düzeltme ve şikayet başvuru yolu izlenerek tesis ettirilen işleme karşı açılan idari davada incelenmesine olanak bulunmadığından, düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamakta olup, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar sonucu itibariyle yerinde olan Mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun belirtilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Kamulaştırma işleminin Bakanlar Kurulunun … nolu kararına dayandığı, rızai olarak gerçekleşen trampa yolu ile kamulaştırma işleminin söz konusu olmadığı, Çevre Bakanlığı ile uzlaşma tutanağının imzalanmasıyla kamulaştırma kararının kesinleştiği, uzlaşma tutanağı ile mutabakat metninin imzalandığı tarihi takip eden bütçe yılından itibaren Hazinenin emlak vergisi mükellefiyetinin başladığı, zira Medeni Kanun’un 705. Maddesine göre kamulaştırma halinde tapuda tescile gerek olmadan mülkiyetin kazanıldığı, bu nedenle uzlaşma tarihinden sonra emlak vergisi mükellefiyetlerinin sona ermesi gerektiği halde tapu devir tarihine kadar adlarına emlak vergisi tahakkuk ettirildiği için vergi hatası bulunduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
Maddi Olay:Davacı şirket tarafından, Sultanbeyli İlçesinde kayıtlı bulunan taşınmazları için trampa suretiyle kamulaştırma yapılmış olması nedeniyle uzlaşma tarihi olan 06/03/2014 tarihinden itibaren emlak vergisi mükellefiyetinin sonlandırılarak bu tarihten sonra şirketleri adına tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin iptali talebiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemine ilişkindir.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden isteyebilecekleri; 124. maddesinde de, vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri açıklanmıştır. Bu maddeler uyarınca düzeltilmesi vergi dairelerinden istenebilecek vergi hatasının tanımı ise, aynı Kanunun 116. maddesinde, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak yapılmış, 117. maddesinde, hesap hataları olarak; matrah hataları, vergi miktarında hatalar ve verginin mükerrer olması; 118. maddesinde de, vergilendirme hataları olarak; mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme veya muafiyet döneminde hatalar gösterilmiş bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Vergi Usul Kanunun yukarıda yer verilen düzenlemelerine göre düzeltme yolu, vergiye ilişkin hesaplarda, matrah ve miktar hatası bulunması yahut mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirmede ise mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin mevzuunda ve döneminde yapılmış hataların varlığı halinde izlenebilecek bir idari başvuru yolu olup vergi yükümlülerince, vergilendirmeye ilişkin bir olayın düzeltme yoluyla yargı önüne getirilebilmesi ve vergi hatasının varlığından söz edilebilmesi için, hukuksal sorun olarak çözümlenmesi gerekmeyen açık ve mutlak bir hata bulunduğunun belirlenebilmesi gerekir.
Dosyanın incelenmesinden, Bakanlar Kurulunun … tarih, … sayılı kararı ile, davacı şirkete ait taşınmazların da yer aldığı alanda iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları yapılması ve bu alanda kalan taşınmazlar için trampa yolu ile kamulaştırma işlemleri de dahil olmak üzere Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yapılacak işlemlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yetkilendirildiği, bu kapsamında, davacı şirket ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında düzenlenen 06/03/2014 tarihli uzlaşma tutanağı ve 18/05/2015 tarihli ek uzlaşma tutanakları ile tarafların maliki bulundukları taşınmazların karşılıklı olarak trampa edilmesi hususunda anlaşmaya varıldığı, 03/01/2018 tarihinde de tapuda karşılıklı olarak tapuda devir işleminin gerçekleştiği, davacı tarafından, 28/05/2018 tarihli düzeltme başvurusu ile Sultanbeyli İlçesinde adına kayıtlı taşınmazlar için trampa yoluyla kamulaştırma yapılmış olması nedeniyle, 06/03/2014 tarihli uzlaşma tutanağının imzalanması ile birlikte kamulaştırma işleminin kesinleşmiş olduğu ve bu tarihten itibaren davacı şirketin emlak vergisi mükellefiyetinin sona ermiş olduğu, 06/03/2014 tarihinden sonra tahakkuk eden emlak vergilerinin kamulaştırmayı yapan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca ödenmesi gerektiği, davalı idarenin düzeltme başvurusuna ilişkin verdiği 21/06/2018 tarihli cevapta, ilgili taşınmazlara ilişkin emlak vergisi mükellefiyetinin tapu devir tarihi itibarıyla sona erdirildiğinin belirtildiği ancak geçmişte gerçekleşmiş olan emlak vergisi mükellefiyetinin ve tahakkuklarının terkin edilip edilmediğine ilişkin idarece bir cevap verilmediğinden, davacı tarafça şikayet yolu ile tahakkukların terkini istenildiği cevap verilmemesi üzerine ise düzeltme şikayet başvrusunun zımnen reddi işleminin iptali ile 2014 yılından itibaren yapılan tahakkukların terkini istemiyle temyize konu bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, açık ve hiçbir yorum ve tartışmaya gerek olmayacak türde vergi hatası bulunmaması ve aynı zamanda ödemede yapılmaması nedeniyle, ihtilaflı dönemlerde düzeltme-şikayet yolu ile tahakkukun düzeltilmesi imkanı bulunmadığından vergi mahkemesince işin esasına girilerek verilen ret kararına yönelik istinaf başvurusunu, uyuşmazlığın çözümünün maddi olayların ve mevzuatın değerlendirilmesi ile yorumunu gerektirdiğinden, süresinde açılacak davada incelenebileceği gerekçesiyle reddinde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu durumda, esası inceleyerek davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu belirtilen gerekçeyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan …TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.