Danıştay Kararı 9. Daire 2020/6102 E. 2022/4709 K. 12.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2020/6102 E.  ,  2022/4709 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/6102
Karar No : 2022/4709

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Konut Yapı Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı kooperatif tarafından, 2018 yılında yapı kayıt belgesi alınması sonrasında, emlak vergisi bildirimi verilmesi üzerine, davalı idarece bağımsız bölümlerin 2005 yılından itibaren kullanıldığı halde emlak vergisi bildirimi verilmediğinden bahisle, geçmişe dönük olarak 2006 ila 2018 yılları için tahakkuk ettirilen cezalı emlak vergisinin kaldırılması ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından, Ankara ili, Sincan ilçesi … ada … parselde bulunan arsa üzerine davacı kooperatifçe inşa edilen taşınmazlarla ilgili ilk emlak vergisi bildirimlerinin anılan taşınmazlar için 3194 sayılı Yasa’nın Geçici 16. maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi alındıktan sonra 27.12.2018 tarihinde yapılan başvuruyla verildiği, bu tarihe kadar herhangi bir beyan ve bildirimde bulunulmadığı, uzun bir süre önce inşa edilen taşınmazlarda öteden beri ikamet edilmesine karşın taşınmazların bildirim dışı bırakıldığı, bu doğrultuda 1319 sayılı Yasa’nın 40. maddesine göre ihtilaf konusu taşınmazların bildirim dışı kalması nedeniyle olayda zamanaşımının söz konusu olmadığı ileri sürülmekte ise de, dava dilekçesi ekinde sunulan ve davacı kooperatifçe davalı belediyeye yönelik yazıldığı anlaşılan …. tarih ve … ile …. sayılı dilekçelere istinaden anılan taşınmazlar için yapılan geçici iskan verilmesi istemine dair başvuruların … tarih ve … sayılı yazı ile kabul edildiğinin görüldüğü, aynı zamanda davalı idarece de anılan taşınmazlarda 2005 yılından itibaren kooperatif üyelerince ikamet edilmeye başlanıldığının açıkça ifade edildiği, dolayısıyla dava konusu taşınmazlarda 2003-2005 yıllarından itibaren fiilen ikametin başladığının gerçekte davalı idarenin bilgisi dahilinde olduğu sonucuna varılmış olup, olayda vergi değerini tadil edici sebepler arasında sayılan yeni bina inşa edilmesi halinin mevcudiyeti nedeniyle davacı tarafından süresi içerisinde bu hususa dair emlak vergisi bildirimlerinin verilmesi zorunluluğu bulunmakta ise de, 1319 sayılı Yasa’nın 32. maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere bildirimin süresinde verilmemesi halinde, somut durumdan haberdar olan davalı idarece uyuşmazlığa konu taşınmazlara ait emlak vergileri için tarh zamanaşımı süresi içerisinde resen tarhiyat yoluna gidilebileceğinin açık olduğu, 27.12.2018 tarihinde geçmişe dönük olarak davacı adına 2006-2018 yıllarına ilişkin vergi ziyaı cezalı emlak vergileri ve kültür varlıklarını koruma katkı payları tahakkuk ettirilmiş ise de uyuşmazlık konusu taşınmazlarda fiilen ikamet edildiğinin, 2006 yılından önce de davalı belediyenin bilgisi dahilinde olduğu anlaşılmış olup, dava konusu 2006-2012 yıllarına ilişkin emlak vergileri ile kültür varlıklarını koruma katkı paylarıyla ilgili yapılacak bir tarhiyat için tarh zamanaşımı süresi bu tarihleri takip eden 2007 – 2013 yılları başından itibaren başlayarak 5 yıl geçmekle dolduğundan, 5 yıllık tarh zamanaşımı süresi içerisinde gerekli tarh ve tebliğ işlemleri yapılması gerekirken zamanaşımı süresinin dolmasını müteakiben 2018 yılında tahakkuk ettirilerek davacıya bildirildiği görülen ve zamanaşımına uğramadığı hususu kanıtlanamayan 2006 ila 2012 yıllarına ilişkin cezalı emlak vergileri ile kültür varlıklarını koruma katkı paylarında zamanaşımı nedeniyle yasaya uygunluk görülmediği, kaldı ki, bu dönemlere ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezaları bakımından ait oldukları dönemler göz önünde bulundurulduğunda 213 sayılı Yasa’nın 374. maddesi ile 1319 sayılı Yasa’nın 40. maddesi uyarınca ceza zamanaşımı nedeniyle ceza kesilmesinin de mümkün olmadığı, dava konusu 2013 – 2018 yıllarına ilişkin emlak vergileri ve kültür varlıklarını koruma katkı payları bakımından ise; davacı kooperatif üyelerince öteden beri ikamet edildiği anlaşılan söz konusu taşınmazların emlak vergisine tabi binalardan olduğu ve emlak vergisi yönünden herhangi bir muafiyet ve istisnasının bulunmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayıp, anılan taşınmazlar için, 1319 sayılı Yasa’nın 3. maddesi ile 2863 sayılı Yasa’nın 12. maddesine göre tahakkuk ettirilen 2013 – 2018 yıllarına ilişkin emlak vergileri ile kültür varlıklarını koruma katkı paylarında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2013 – 2018 yıllarına ilişkin olarak kesilen vergi ziyaı cezaları bakımından ise; Emlak Vergisi Kanunu’nda 09.04.2002 tarihinde itibaren beyanname verme zorunluluğu kaldırılarak verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsendiğinden ve vergi ziyaı cezası kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, 2013 yılı ve sonrası için kesilen vergi ziyaı cezalarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine 2006-2012 yılları için tahakkuk ettirilen emlak vergileri ile kültür varlıklarını koruma katkı payları ile 2006-2018 yılları için kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına, bu tutarlara ilişkin yapılan tahsilatların ödeme tarihinden itibaren işletilecek tecil faizi ile birlikte iadesine, karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurularına konu kararın dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairelerince uygun görüldüğü belirtilerek, dilekçede ileri sürülen iddialar anılan kararın kaldırılmasını sağlayacak durumda bulunmadığından tarafların istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu vergilerin öncelikle tarh ettirilmesi gerektiği, doğrudan tahakkuk ettirilmesinin hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulü, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kısmının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan …-TL maktu harç alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …. Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.