Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/935 E. , 2022/4810 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2020/935
Karar No : 2022/4810
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. ….
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Tur. İnş. ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, %100 iştirak ettiği Romanya’da mukim Yapan … şirketinin iflasına karar verilmesi nedeniyle oluşan zararın gider kabul edilmesi gerektiği yönünde ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesine istinaden fazla tahakkuk ettirilen 2017 yılı kurumlar vergisinin kaldırılması, geçici vergi ile gelir (stopaj) vergisinden mahsup edilmesi suretiyle ödenen tutarın en yüksek faiz oranıyla iadesi ve oluşan zararın geçmiş yıl mali zararı olarak dikkate alınması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının ortağı olduğu Romanya’da mukim Yapan … ünvanlı şirketin, … Mahkemesinin 08/09/2017 tarihli kararıyla ve iflas yoluyla sicilden terkin edildiği, tasfiye sonucu 1.872.752,12 ley tutarında ödemenin tek ortak olan davacı şirkete yapıldığı, tasfiye nedeniyle uğranılan zararın davalı idarece kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilmek suretiyle kurumlar vergisi tahakkuk ettirildiği, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin giderler ile istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların istisna dışı kurum kazancından indirilmesine imkan verilmediği, istisna kazançlar elde edilirken gider fazlalığı sebebiyle doğan zararların da aynı kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, kurum kazançlarının tasnife tabi olmayıp, tamamının ticari kazanç olarak vergilendirilmesi, iştirak hissesi ile gayrimenkul alım satımı ve kiralanması faaliyetiyle sürekli olarak uğraşanların bu kazançlarının istisna kapsamı dışında bırakıldığı hususları dikkate alındığında, söz konusu tasfiye zararının da bir faaliyet zararı olduğu sonucuna ulaşıldığından, ihtirazi kayıt kabul edilmeyerek tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirketin %100 iştiraki olduğu yurt dışında mukim şirketin iflası sonucu oluşan zararın, davacı şirketin yurt dışında mukim şirket aracılığıyla elde ettiği bir kazançtan doğmadığı gibi gider fazlalığından dolayı oluşan bir zarar da olmadığından Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/3. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, safi kazancın tespitinde indirilebileceği ya da indirilemeyeceği açıkça belirtilmemiş harcamaların gider olarak yazılıp yazılmayacağının tespiti için harcamaların maliyet unsuru olması ve ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılmış olması gerektiği, herhangi bir kurumun başka bir kurumun sermayesine katılma payı karşılığında elde edilen kar payına “iştirak kazancı”, işletmenin bu şekilde doğrudan veya dolaylı olarak diğer şirketlerin yönetimine ve ortaklık politikalarının belirlenmesine katılmak üzere edindiği hisse senetleri veya ortaklık paylarının izlendiği hesaba ise “iştirakler hesabı” adı verildiği, iştirakler hesabında yer alan değerlerin Vergi Usul Kanunu’nun 279. maddesi gereğince maliyet bedelleri ile değerlendiğinden iştirak edilen şirketin hukuken ortadan kalkması sonucu davacı şirketin iştirakler hesabında hisse senetlerinin maliyet bedeli kadar bir azalma olduğu diğer bir ifade ile şirket aktifine kayıtlı bu hisselerin değerlerini kaybetmeleri sonucu şirket öz sermayesinin bu oranda azaldığı, uyuşmazlıkta, %100 iştirak edilen şirketin iflasına karar verilmesi sonucu iştirakler hesabında yer alan hisse senetlerinin aktiften çıkarılmasına ilişkin bir durum söz konusu olduğundan, bunun zarar olarak nitelendirilmesi gerektiği, öz sermayede oluşan azalma sonucu meydana gelen zararın Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6/2. maddesinin atıfta bulunduğu Gelir Vergisi Kanunu’nun 38. maddesinde yer alan düzenlemeler gereği indiriminin hukuka uygun olduğundan davanın kabulüne, haksız tahsil edilen tutarın mahsup tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Türkiye’de gelir vergisinden istisna edilen kazançlara ilişkin yurtdışı zararlarının, yurtiçi kazanç ve iratlardan mahsup edilemeyeceği, Romanya’daki şirketin zarar ettiğinde dair onaylı bilançonun sunulmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalının duruşma istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun 17/2. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …. Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 13/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.