Danıştay Kararı 9. Daire 2021/1076 E. 2022/4555 K. 04.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/1076 E.  ,  2022/4555 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1076
Karar No : 2022/4555

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla, anılan şirketin bir dönem kanuni temsilcisi olan davacının İzmir İli Bornova İlçesi … Mahallesi … ada .. no’lu parselde kayıtlı taşınmazına uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; asıl borçlu şirkete ait … ve … plakalı araçlar ile şirkete ait menkul mallara haciz tatbik edildiği, anılan hacizlerin devam ettiğine dair … İcra Müdürlüğüne … tarih ve … sayılı yazı yazıldığı, şirket adına 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında … Bankası … Kurumsal Şubede bulunan 2.775,20-TL bakiyeli hesaba, … Bankası … Organize Sanayi Şubesinde bulunan 2.525,86-TL bakiyeli hesaba, 4.676,64-TL bakiyeli hesaba, 700,00-TL bakiyeli hesaba, … A.Ş … Şubesinde bulunan 361.256,98-TL bakiyeli hesaba haciz tatbik edildiğinin anlaşıldığı, dava konusu haczin dayanağı ödeme emirlerinin ise, amme alacağının tahsili için asıl borçlu şirketin banka hesapları üzerinde tesis edilen söz konusu işlemlerden önceki bir tarih olan 31.08.2012 tarihinde düzenlendiği dikkate alındığında, asıl borçlu şirketin vergi borçlarının kanuni temsilcinin şahsi mal varlığından tahsili için ödeme emri düzenlenmeden önce, alacağın asıl borçlu şirketten tahsili için yürütülmesi gereken takibin hukuka uygun şekilde sonlandırılmış olduğundan bahsedilemeyeceğinden, şirket mal varlığından tahsil edilemeyen asıl borçlu şirkete ait vergi borçlarının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun 54. maddesinde belirtilen yollarla cebren tahsil ve takip edilebilmesine hukuken olanak bulunmadığından, dava konusu haciz işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalı istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma ve istinafa ek beyan dilekçelerinde açıklanan nedenlerle kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla, anılan şirketin bir dönem kanuni temsilcisi olan davacının İzmir İli Bornova İlçesi … Mahallesi … ada … no’lu parselde kayıtlı taşınmazına uygulanan haciz işleminin iptali istemine ilişkindir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin … tarih ve … sayılı yazısı ile kanuni temsilcisi olduğu şirketin toplam 14.216.810,04 TL vergi borcu bulunduğu, 6183 sayılı Yasa’nın 62. maddesi uyarınca taşınmazına haciz konulduğu ve 15 gün içinde borç ödenmezse satışa çıkarılacağının bildirilmesi üzerine davacı tarafından haczin kaldırılmsı istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu haciz işleminin dayanağı olan borcun asıl borçlu şirkete 18.07.2012 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi ve dava da açılmaması üzerine asıl borçlu şirketin banka hesaplarına 16/08/2012 tarihi itibarıyla haciz tatbik edilmeye başlandığı ve 2010 yılında haciz konulan iki aracın satılmasına rağmen borcu karşılamaya yetmediğinden, ilgili dönemlerde asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına aynı borç için düzenlenen 31/08/2012 tarihli ödeme emirlerinin 03/10/2012 tarihinde davacıya tebliğine rağmen ödeme yapılmaması ve dava da açılmaması nedeniyle kesinleşmesi üzerine davacıya ait taşınmaza haciz konulduğu anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta, asıl borçlu şirket adına ve davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğ edildiği, ödenmemesi ve dava açılmaması nedeniyle amme alacağının kesinleştiği, ödeme emirlerinin usulsüz tebliğine ilişkin bir iddia da ileri sürülmediği, kaldıki 2010 yılında asıl borçlu şirketin haciz konulan 2 adet aracının satıldığı, davacı adına ödeme emri düzenlenmeden önceki bir tarih olan 16/08/2012 tarihinde de banka hesaplarına haciz uygulandığı halde borcu karşılamaya yetmediği, bu aşamada kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemediği ortaya konulduğu anlaşıldığından davayı yukarda yazılı gerekçeyle kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu redddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 04/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.