Danıştay Kararı 9. Daire 2021/1853 E. 2022/3726 K. 23.06.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/1853 E.  ,  2022/3726 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/1853
Karar No : 2022/3726

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, …’ya ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …ve … nolu ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Davacı hakkında düzenlenen sorumluluk raporuna göre, … isimli mükellefin miktar ve tutar itibarıyla iş hacmiyle mütenasip olmayan belgelerinin beyannamelere dahil edildiği, asıl borçludan 2016 ve 2017 takvim yıllarında emtia satın aldıklarını beyan eden mükelleflerin tamamına yakının sahte belge düzenleme veya adreste bulunamama nedeniyle özel esaslar kapsamında olduğu, bir kısmı hakkında vergi tekniği raporu olduğu, bir kısmı hakkında da incelemenin devam ettiği, asıl borçlu mükellefin bastırmış olduğu belgeleri incelemeye ibraz etmediği gibi olumsuz tespitler bulunduğu gerekçesiyle davacının sorumluluğuna gidilmiş ise de; meslek mensuplarının sorumluluğunun sınırının yasama organınca öngörülenin dışında genişleten tebliğ hükümleri dikkate alınarak davacıya sorumluluk yükletilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı, kaldı ki yeminli mali müşavirlerden farklı olarak “tasdik” görev ve yetkisi bulunmayan serbest muhasebecilerin, tasdik yetkisinin gereği olan “inceleme” ve “bilgi isteme” yetkileri de bulunmadığından, olmayan bu yetkilerini kullanmadıklarından bahisle sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227’nci maddesine göre mükellefin beyannamelerini imzalayan muhasebecilerin sorumluluğu, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmamasından doğan, bir başka ifadeyle defter kayıt ve belgeler ile beyannamelerin birbirleriyle tutarsız olmasından kaynaklanan bir sorumluluk olduğundan ve dava konusu ödeme emirlerinde yer alan borcun, beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmadığı yönündeki tespitlerden kaynaklanmayıp, muhasebecilik hizmeti sunulan mükellefin komisyon karşılığı sahte fatura ticareti yaparak kazancını gizlediği görüşünden hareketle bulunan matrah üzerinden yapılan tarhiyata dayandığından, ödevlinin muhasebe hizmetlerini yürüten davacının asıl mükellef adına salınan vergi ve kesilen cezalardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması suretiyle adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesi ile 4 Sıra No’lu Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu, hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı Görüş ve Öneri Raporu’nda belirtilen tespitlere göre asıl borçlu mükellefin sahte belge düzenleyicisi olduğu hususlarını davacının bilmemesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının mesleki özen ve dikkat yükümlülüklerine riayet etmediği ve asıl borçlu şirket tarafından ödenmeyen vergi ve cezalar ile gecikme faizlerinden sorumlu tutulması gerektiğinin belirtildiği, asıl borçlu ile birlikte müteselsil sorumlu sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde yasal isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 23/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.