Danıştay Kararı 9. Daire 2021/2118 E. 2022/3992 K. 19.09.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/2118 E.  ,  2022/3992 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2118
Karar No : 2022/3992

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, …, …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının serbest muhasebeci ve mali müşavirliğini yaptığı asıl amme borçlusu …’in işlemlerinin incelenmesi neticesinde anılan mükellefin mükellefiyet tesis ettirdiği tarihten itibaren düzenlediği belgelerin gerçek bir muameleye dayanmayan sahte faturalar olduğunun … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporuyla tespit edildiği (asıl borçlu mükellef … adına yapılan vergi ziyaı cezalı tarhiyatların, …’in vefat etmesi üzerine eşi … adına yapılarak kesinleştirildiği), bu rapor doğrultusunda anılan mükellefin muhasebecisi olan davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı görüş ve öneri raporunda; davalı idarece, davacının iş yeri ve mernis adreslerine gönderilen savunma isteme yazılarının, ilgili adreslerin kapalı olması sebebiyle davalı idareye iade edildiği, ikinci defa gönderilen savunma isteme yazılarının kapıya yapıştırma yoluyla tebliğ edildiği, ancak davacının savunma isteme yazılarına cevap vermediği, daha sonra davacının tutukluluk halinin olması sebebiyle savunma isteme yazısının davacıya tekrar gönderildiği, davacının savunmaya cevap yazısında; ”mükellefin iş yerine gittiğini, toptan hırdavat, demir ve çimento işi yaptığını, mükellefin beyannameleri verilirken beyannameyi veren bölümünde kendisinin değil mükellef …’in isminin yazılmasının sebebinin muhasebe programındaki hatadan kaynaklandığını, mükellef …’in uzun süre yoğun bakımda kalması ve 06/12/2017 tarihinde de vefat etmesine rağmen asıl mükellef … adına bastırılan faturaların piyasaya dağıtılmış olması hakkında bilgisinin bulunmadığını” beyan ettiği, davacının, asıl mükellefin 2016 yılı gelir vergisi, 2017/Haziran-Aralık ve 2018/Ocak dönemleri katma değer vergisi beyannamelerini verdiği hususlarına yer verildiği, söz konusu görüş ve öneri raporundaki tespitler dikkate alınarak, davacının, asıl borçlu mükellefin 2017 yılında uzun süre yoğun bakımda kaldığı dönemlerde, hatta mükellefin vefat etmesinden sonraki dönemlerde dahi mükellef adına beyanname vermeye devam etmesi, ayrıca beyannamelerin davacı tarafından verilmiş olmasına rağmen mükellef … tarafından verilmiş gibi gösterilmesi, mükellef vefat ettikten sonra bile mükellef adına fatura bastırılarak piyasaya sürülmesi hususları ile davacının mesleğinin gereği olan dikkat ve özeni göstermediği dikkate alındığında, asıl mükellef hakkında tarh ve tebliğ edilen, dava açılmaksızın da kesinleşen vergi ve cezaların ödenmemesinden müşterek ve müteselsil sorumluluğunun bulunduğu açık olduğundan, dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Asıl mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda kendisi ile ilgili sadece ilgili dönem beyannamelerinin kendisi tarafından verilmiş olmasının eleştiri konusu yapıldığı, başka bir tespit ya da değerlendirmeye yer verilmediği, sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğine dair somut bir tespitte bulunulmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına, müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen … tarih ve …, …, …, …, …, …, … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 1. maddesinde kanunun amacı, işletmelerde faaliyetlerin ve işlemlerin sağlıklı ve güvenilir bir şekilde işleyişini sağlamak, faaliyet sonuçlarını ilgili mevzuat çerçevesinde denetlemeye, değerlendirmeye tabi tutarak gerçek durumu ilgililerin ve resmi mercilerin istifadesine tarafsız bir şekilde sunmak olarak düzenlenmiş, aynı Kanun’un 2. maddesinin A bendinde, muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin konusunun, gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ve işletmelerin, genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince, defterlerini tutmak, bilanço, kâr, zarar tablosu ve beyannameleri ile ilgili diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işler yapmak olduğu belirtilmiştir.
3568 sayılı Kanun’un serbest muhasebeci, serbest muhasebeci ve mali müşavirler ile yeminli mali müşavirlere vermiş olduğu yetkiye ilişkin mali sorumluluğu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinde ise, meslek mensuplarının, imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıdaki düzenlemelerin değerlendirilmesinden, serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirlerin sadece imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulabilecekleri anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı görüş ve öneri raporunun incelenmesinden; Konak Vergi Dairesi mükellefi olan davacının muhasebecilik faaliyetinde bulunduğu, … hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda, söz konusu mükellefin gerçek bir faaliyetinin olmadığı, komisyon karşılığı sahte belge düzenlediği, işe başladığı tarihten itibaren düzenlediği faturaların tamamının sahte olduğu sonucuna varıldığı, davacının savunmaya cevap yazısında; ”mükellefin iş yerine gittiğini, toptan hırdavat, demir ve çimento işi yaptığını, mükellefin beyannameleri verilirken beyannameyi veren bölümünde kendisinin değil mükellef …’in isminin yazılmasının sebebinin muhasebe programındaki hatadan kaynaklandığını, mükellef …’in uzun süre yoğun bakımda kalması ve 06/12/2017 tarihinde de vefat etmesine rağmen asıl mükellef … adına bastırılan faturaların piyasaya dağıtılmış olması hakkında bilgisinin bulunmadığını” beyan ettiği, davacının asıl mükellefin 2016 yılı gelir vergisi, 2017/Haziran-Aralık ve 2018/Ocak dönemleri katma değer vergisi beyannamelerini verdiği tespitlerine yer verilmiştir.
Yukarıda anılan hükümler uyarınca, serbest muhasebecilerin müşterek ve müteselsil sorumluluğundan söz edilebilmesi için çalışma konuları içinde yaptığı ve yapması gereken işler dolayısıyla, imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmaması ve bunun neticesinde vergi kaybı meydana gelmiş olması gerekmektedir.
Olayda, davacı hakkında düzenlenen görüş ve öneri raporunda, dava konusu ödeme emirleri içeriği borcun, beyannamelerde yer alan bilgilerin, defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını oluşturan belgelere uygun olmadığı yönünde bir tespit yapılmadığı, davacının sorumluğunu doğuracak hususların açık ve somut bir şekilde ortaya konulamadığı, mükellefçe kendisine verilen bilgi ve belgelerden farklı olarak muhasebe kayıtlarına aykırı biçimde kayıt yaptığına veya kayıtları mali tablolara yansıtmadığına yönelik tespitlere yer verilmediği görüldüğünden, serbest muhasebeci mali müşavir olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali gerekirken davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.