Danıştay Kararı 9. Daire 2021/2145 E. 2022/5471 K. 08.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/2145 E.  ,  2022/5471 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2145
Karar No : 2022/5471

TEMYİZ EDENLER :1-(DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına taşınmaz satışından elde ettiği değer artış kazancının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2018 yılı için re’sen tarh edilen gelir vergisi ve kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacının 23/08/2016 tarihinde tapu müdürlüğünce düzenlenen resmî senede göre 3.090,00-TL, banka kayıtlarına göre ise 157.500,00-TL bedelle satın aldığı taşınmazı, 18/09/2018 tarihinde düzenlenen resmi senet ile 70.000,00-TL bedelle sattığının anlaşıldığı, alıcı nezdinde 04/01/2019 tarihinde yapılan yoklamada söz konusu taşınmazın 510.000,00-TL bedelle satın alındığının alıcı beyanı ile tespit edildiği, alıcının 08/01/2019 tarihli beyanında ise ilk beyanını değiştirerek taşınmazı 70.000,00-TL bedelle satın aldığını, banka yoluyla ödenen 510.000,00.-TL’nin 70.000,00.-TL’sının satış bedeli kalan tutarın ise döviz borcunun karşılığı olarak ödendiğini beyan ettiği, banka kayıtlarının incelenmesinden, 18/09/2018 tarihinde davacının eşinin hesabına alıcı tarafından 510.000,00-TL yatırıldığının görüldüğü, idarece taşınmazın alış bedeli olarak 3.090,00-TL alınarak tarhiyat önerilmiş ise de, 2018 yılında 510.000,00-TL bedelle satılan bir taşınmazın 2016 yılında bulunduğu konum itibariyle bu değere satın alınmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, kaldı ki resmi banka kayıtlarında satın alma tutarının 157.500,00-TL olarak göründüğü, davacının taşınmazı 295.000,00-TL bedelle satın aldığı, banka kayıtları dışındaki paranın elden ödendiği iddiasına itibar edilmediği, bu nedenle taşınmazın satın alma bedelinin 157.500,00.-TL olarak hesaplanması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, taşınmazın satış bedeline gelince, davacı taşınmazı 2018 yılında 70.000,00.-TL’ye sattığını iddia etmiş ise de, kendi beyanı doğrultusunda 2016 yılında 295.000,00-TL bedelle aldığı taşınmazını 2018 tarihinde 70.000,00.-TL’ye satmasının günün koşullarında mümkün olmadığı, davacının hesaba yatırılan bedelin bir kısmının verilen borca karşılık olduğu iddiasını kanıtlar herhangi bir bilgi ve belge de sunmadığı, banka tarafından düzenlenen belgeler ve bunlara ilişkin kayıtların da taşınmazın 510.000,00-TL’ye satıldığını kanıtlar nitelikte görüldüğü ve matrah hesabında taşınmazın satış bedelinin 510.000,00-TL olarak alınması gerektiği sonucuna ulaşıldığı, tüm bu veriler ışığında, dava konusu tarhiyatın taşınmazın alış tutarı 157.500,00-TL olarak kabul edilerek endeksleme, istisna ve beyan edilen tutar dikkate alınarak bulunacak tutara denk gelen matrah farkı ve matrah farkına isabet eden vergi ziyaı cezalı gelir vergisinde hukuka aykırılık, bu farkın üstünde kalan kısmında ise hukuka uyarlık görülmediği, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, gerekçede belirtilen şekilde hesaplanacak matrah farkına isabet eden vergi ve vergi ziyaı cezasını aşan kısmın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Taşınmazın alış bedelinin 295.000,00.-TL olduğuna dair kendisine satışı yapan üç ayrı kişi tarafından düzenlenip imzalanan ve dosyaya ibraz edilen belgenin delil olarak Mahkemece dikkate alınmadığı, kendisine satışı yapan kişilerin banka hesaplarında para girişi olup olmadığı hususunda araştırma yapılmadığı, taşınmazın alış bedelinin bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi yönündeki talebinin hukuka aykırı olarak reddedildiği, cezalı tarhiyatın kabul ve reddedilen miktarının hükümde belirtilmediği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

DAVALININ İDDİALARI: Vergi inceleme raporunda yer alan tespitlere istinaden yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Vergi incelenmesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu, bu maksatla olaya ilişkin yapılacak vergi incelemesinde, taşınmazın gerçek satış bedeli yanında gerçek alış bedelinin de araştırılması gerektiği, uyuşmazlığa ilişkin vergi incelemesinde ise, alış bedelinin tespitine yönelik olarak vergiyi doğuran olayla ilgileri bulunan davacının taşınmazı edindiği kişiler nezdinde herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığı, davacının alış bedeli yönünden itiraz ettiği resmi senede itibar edilip yalnızca taşınmazın satış bedeline yönelik olarak araştırma yapıldığı, vergilendirmede davacının itirazları da gözetilerek vergiyi doğuran olayın tüm unsurları ile birlikte ortaya konulmadığı, dolayısıyla matrah farkının eksik incelemeye dayandığı, bu hususta davacı tarafından sunulan itirazın müstenidatı olan delillere de yargılamada itibar edilmediği görüldüğünden, davalının temyiz isteminin bu nedenle reddi, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan davacıdan, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı 3 sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nisbi harcın alınmasına,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.