Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/2182 E. , 2022/4845 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2182
Karar No : 2022/4845
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … İnşaat Demir Kömür Çimento San. Tic. Ltd. Şti’nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ve şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …ve …sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; olayda, amme borçlusu şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasında, İstanbul/Beylikdüzü Tapu Müdürlüğünde kayıtlı …Ada …Parsel Blok/Giriş: …nolu bağımsız bölümün (Dükkan) ve Ankara/ Sincan Tapu Müdürlüğünde kayıtlı …Ada …ve …Parsellerde bulunan konutların (betonarme dublex) amme borçlusu şirket adına kayıtlı olduğunun görüldüğü, davalı idare tarafından söz konusu taşınmazlarla ilgili olarak amme alacağından dolayı haciz bildirileri düzenlenerek kamu haczi tesis edildiğinin Beylikdüzü Tapu Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı, Sincan Tapu Müdürlüğünün …tarih ve …sayılı Kamu Haczinin Tesisi Konulu yazılarından anlaşıldığı, tapu müdürlüklerinin yazıları eklerinde sunulan takyidatlı tapu kayıt örneklerinden söz konusu taşınmazlar üzerinde ipotek (rehin) tesis edildiği ve haciz şerhlerinin olduğu görülse de, söz konusu rehinlere ve hacizlere ilişkin son borç durumlarının araştırılıp sorulmadığı, taşınmazların kıymet takdirlerinin yaptırılmadığı, bu haliyle amme alacağının amme borçlusu şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğinin somut bir biçimde ortaya konulmadığı anlaşıldığından, amme alacağının amme borçlusu şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemediği veya tahsil edilemeyeceği anlaşıldığı gerekçesiyle davacı adına kanuni temsilci ve şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ödeme emirlerinin iptaline karar verlmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Olayda, taşınmazlar üzerinde yüksek tutarlı ipoteklerin bulunduğu ve rehinli alacakların kamu alacaklarından bile öncelikli olduğu, dolayısıyla söz konusu taşınmazların kamu alacağını karşılaması mümkün bulunmadığından davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
… İnşaat Demir Kömür Çimento San. Tic. Ltd. Şti’nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin ve şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde de; kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zaman aşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde vergi mahkemesi nezdinde dava açabileceği, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde ise, tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı, temsilcilerin veya teşekkülü idare edenlerin bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilecekleri düzenlemelerine yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ”Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı” başlıklı 21. Maddesinde, Üçüncü şahıslar tarafından haczedilen mallar paraya çevrilmeden evvel o mal üzerine amme alacağı için de haciz konulursa bu alacağında hacze iştirak edeceği ve aralarında satış bedelinin garameten taksim olunacağı belirtilmiş, maddenin ikinci fıkrasında da rehinli alacaklıların haklarının mahfuz olduğu, hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin yönünden:
Yukarıda yer verilen ve kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenleyen Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde ilgililere rücu olanağı tanınarak şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan borcun tamamı üzerinden müteselsilen sorumlu tutulmuş olmalarına karşın; ortakların sorumluluğunu düzenleyen 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının sermaye payları oranında tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan borçtan sorumluluğu yoluna gidilmiştir. Ortağa bu sorumluluktan doğan borcunu rücu etme imkanının da tanınmaması karşısında ödemekle sorumlu olduğu borç tutarının net olarak tespitinin önem arz ettiği açıktır.
Somut olayda; asıl borçlu şirkete ait hacizli taşınmazlarının bulunduğu görüldüğünden öncelikle bunların satışı gerçekleştirilerek şirketten tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan borç tutarının tam olarak tespit edilerek müteakiben ortak olan davacının hissesi oranında hesaplama yapıldıktan sonra ödenmesi icabeden borç mahiyet ve miktar olarak açıkça tespit edildikten sonra bu borç için ödeme emri düzenlenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden davacı adına ödeme emirlerinin düzenlendiği tarihte asıl borçlu şirket adına kayıtlı ve üzerinde rehin şerhi de bulunan hacizli taşınmazların satışlarının gerçekleştirilmediği ve davacının sorumlu olduğu borç miktarının yukarıda açıklandığı şekilde netleştirilmediği anlaşıldığından, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptaline ilişkin vergi mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri yönünden:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un ”Amme Alacaklarında Rüçhan Hakkı” başlıklı 21. maddesinde tahsil dairelerine kendi hacizlerinden önce tesis edilmiş hacizlere iştirak edebileceği, ikinci fıkrası ise bu duruma bir istisna getirilerek rehinli alacakların haklarını saklı tutulduğu, dolayısıyla, haczedilen bir malın satışı sonrası o mal üzerinde kamu haczi bulunsa dahi elde edilen tutardan öncelikle rehinli alacaklı alacağının tamamını alacağı sonucuna varılmaktadır.
Anılan kural uyarınca tahsil dairelerine kendi hacizlerinden önce tesis edilmiş hacizlere iştirak ederek kamu alacağının güvence altına alınması amaçlandığı, maddenin ikinci fıkrası ise bu duruma bir istisna getirilerek rehinli alacakların haklarını saklı tutulduğu, dolayısıyla, haczedilen bir malın satışı sonrası o mal üzerinde kamu haczi bulunsa dahi elde edilen tutardan öncelikle rehinli alacaklı alacağının tamamını alacağı belirtilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlığa konu amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsiline ilişkin yapılan malvarlığı araştırması neticesinde şirketin bir adet dükkan ile iki adet betonarme dubleks konuta sahip olduğunun tespit edildiği ve bu taşınmazlar üzerinde başka hacizler olduğu gibi hacizlerden önce rehin şerhlerinin de bulunduğunun görüldüğü, cebri takip işlemlerine konu kamu alacağını tutarı (61.093.079,44 TL) ile taşınmazların nitelikleri ve rehin şerhleri de dikkate alındığında borcun şirketten tahsil edilmeyeceği sonucuna varılarak şirketin malvarlığından tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmının yukarda belirilen gerekçeyle ONANMASINA, kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.