Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/2309 E. , 2022/5496 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2309
Karar No : 2022/5496
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: … Turizm Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait kamu borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı ve kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesapları üzerine uygulanan e-haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; e-haciz işlemlerinin davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı yönünden; Mahkemeleri tarafından verilen ara kararı üzerine dosyaya sunulan tebliğ alındılarının incelenmesinden, ödeme emrinin davacının ikamet adresinde tebliğe çalışıldığı ancak tebliğ alındısında sadece “ikinci tebligat” olduğu şerhine yer verilerek ve arkasına tebligat pusulası yapıştırılarak merciine iade edildiği, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının da aynı sebeplerle tebliğ edilemediği hallerde, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılması ve posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine “muhatabın adreste bulunamama sebebi ile birlikte tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırıldığı hususunun” şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edilmesi gerekirken, ikinci kez çıkarılan tebliğ alındısında adreste bulunamama, muhatabın adresinin kapalı olması ve benzeri nedenlerle tebliğ yapılamadığına dair herhangi bir ifadeye yer verilmediği gibi tebligat pusulasının usulüne uygun olarak tebliğ zarfına yapıştırılmasına rağmen, muhatabın adreste bulunamama sebebi ile birlikte tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren pusulanın kapıya yapıştırıldığına dair hususun tebliğ zarfı üzerinde şerh ve imza edilmediği anlaşıldığından, usulüne uygun olarak tebliğ edilemeyen söz konusu ödeme emrinden kaynaklanan kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, e-haciz işlemlerinin davacı adına düzenlenen … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden; ödeme emirlerinin davacının ikamet adresine tebliğ için gönderildiği, ancak adresin kapalı olması sebebiyle tebliğ evraklarının iade edildiği, ilk tebligatın yapılamaması üzerine ikinci kez davacının ikamet adresinde tebliğe çalışıldığı, bu defa tebligat pusulalarının Kanunda aranan şartlar yerine getirilmek suretiyle kapıya yapıştırılarak usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ve söz konusu ödeme emirlerine karşı dava açılmayarak kesinleşmesi üzerine amme alacağının cebren tahsili amacıyla davacının banka hesapları üzerine uygulanan e-haciz işleminin davacı adına düzenlenen bu ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, davacının banka hesapları üzerine uygulanan e-haciz işleminin davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı yönünden iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Davalı idare tarafından hiçbir yazılı tebligat yapılmadığı, davaya konu haciz işleminden bankaya gidildiğinde haberdar olunduğu, hacizlerle ilgili detay bilgilerinin bulunmadığı, haczin geçmiş döneme ait şirket ortak ve müdürlüğünden kaynaklanmış olabileceği, hisselerin devredilmesi sebebiyle kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Asıl borçlu şirketin ödenmeyen borcu için şirket kanuni temsilcisi ve ortağı olan davacı adına ödeme emri düzenlendiği, davacının adı geçen şirketteki ortaklığından kaynaklı borcu bulunduğu, yapılan işlemlerin Kanuna uygun olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY:
… Turizm Tarım Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı ve kanuni temsilci sıfatıyla davacının banka hesapları üzerine uygulanan e-haczin kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı ifade edilmiştir.
6183 sayılı Kanun’un 62. maddesinde, borçlunun mal bildiriminde gösterilen ve tahsil dairesince tespit edilen borçlu ve üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde de, haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hükümleri düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davaya konu e-haciz işleminin … tarih ve … sayılı ödeme emrinden kaynaklanan kısmı usul ve hukuka uygun olup davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davaya konu e-haciz işleminin … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmına yönelik davacı temyiz istemine gelince;
Haciz aşaması öncesi asıl amme borçlusu şirket adına ödenmeyen vergi borçları usulüne uygun şekilde şirketin bilinen adresine tebliğ edilecek, vadesinde ödenmemesi durumunda şirket adına yapılan malvarlığı araştırması sonucu vergi borcunun şirketin malvarlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine şirket kanuni temsilci ve ortakları takip edilerek amme alacağının tahsil edilmesinde son aşama haciz işlemi uygulanacaktır.
Tahakkuk ve takip işlemlerinin usulüne uygun tamamlanması, her aşamanın muhataba bildirilmesi zamanaşımı gibi lehe sonuç doğuracak hususların tespiti ile savunma, dava yolu gibi hakların yerine getirilmesi açısından önem taşımaktadır. Usulüne uygun ihbarnameler ve ödeme emirleri tebliğ edilmiş ve bunlara dava açılmamış ya da dava açılıp mükellef aleyhine sonuçlanmış ise, anılan kararların kesinleşmesi üzerine mükellefler hakkında haciz işlemi uygulanmasına engel hukuki bir durum bulunmamaktadır. Ancak haciz işleminden önceki hukuki durumlarda sakatlık bulunması halinde mükellefler hakkında haciz işlemi uygulanması yasal olarak mümkün değildir.
Her ne kadar haciz işleminden önceki aşama olan ödeme emri aşamasında davacı tarafından ödeme emrine dava açılmamış ise de dava konusu işlemin dayanağı kamu alacağının doğduğu, davacının da ortağı ve yöneticisi olduğu şirket hakkındaki vergi ve cezalar için düzenlenen ihbarnamelere ve ödeme emirlerine ilişkin tebligatın usule aykırı olması durumunda tahsil edilebilir bir kamu alacağından bahsedilemez.
Dava dosyasının ve borçlu şirketin diğer ortak ve kanuni temsilcisi olan Serkis Akça adına düzenlenen ödeme emrine ilişkin olup dairemizin E:… sayılı esasında kayıtlı dosyanın birlikte incelenmesinden; dava konusu haciz işleminin dayanaklarından olan davacı adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği borçlar için asıl borçlu şirket adına düzenlen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin kanuni temsilcinin bilinen adres olan ikametgâh adresinde tebliği yoluna gidilmiş ise de, tebliğ evrakının kanuni temsilcinin adresinde muhatabına teslim edilemediği hususu komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri veyahut bir zabıta memuru nezdinde ve imzasıyla tespit edilmediği saptanmıştır. Buna göre şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu ödeme emrine ilişkin hacze karşı açılan davayı reddeden Mahkeme kararına yöneltilen istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Bölge İdare Mahkemesince; yukarıda belirtilen hususlar da değerlendirilerek haczin dayanağı olan … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirleri içeriği borçlar için de aynı durumun mevcut olup olmadığının, diğer bir ifade ile borcun, asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediği, asıl borçlu şirketten tahsili için 6183 sayılı Kanunda düzenlenen takip yollarının tüketilip tüketilmediği araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, yeniden verilecek kararda, davacıdan tahsil edilmeye çalışılan kamu alacağının bir kısmını da içeren, asıl amme borçlusu şirketin bir dönem kanuni temsilcisi olan … adına düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davanın kabulüne ilişkin … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan davalı idare istinaf başvurusunun şirket adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesince … tarih ve E:… K:…. sayılı kararına yönelik davalı temyiz başvurusunun Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2021/2176, K:2022/5495 sayılı kararıyla davalı idare temyiz isteminin reddedilerek kesinleşmiş olması hususunun da gözetilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine, davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının e-haciz işleminin … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan kısmı yönünden BOZULMASINA, diğer kısmının ONANMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine , 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X)KARŞI OY: Asıl borçlu şirkete ait borçlar nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emri usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen süresi içinde dava açılmadığı, şirket hakkındaki takibin usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin usule aykırılık iddiaları ancak davacı adına düzenlenen ödeme emirlerine karşı açılan davada inceleme konusu olabileceği, oysa uyuşmazlık davacı adına düzenlenen ödeme emri değil haciz işlemi olduğundan ve bu aşamada bulunan işleme karşı açılan davada ancak bir önceki aşama olan davacı adına ödeme emri düzenlenip usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği hususuna bakılabileceğinden daha önceki aşamalara bakılmayacaktır. Hal böyle olunca dava açılmadan kesinleşen 23/11/2019 tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerine dayanılarak uygulanan haciz işlemi hukuka uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının dava konusu haciz işleminin davacı adına düzenlenen … tarih ve …, … ve … sayılı ödeme emirlerinden kaynaklanan haciz işlemine ilişkin kısmının da onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.