Danıştay Kararı 9. Daire 2021/2783 E. 2022/5687 K. 22.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/2783 E.  ,  2022/5687 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/2783
Karar No : 2022/5687

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Çorapçılık San. ve Tic. A.Ş.
İflas İdaresi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı-…
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2013 yılı için re’sen tarh edilen kurumlar vergisi ile kesilen bir kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket hakkında “kayıt dışı hasılat” elde ettiğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporunda, davacı şirketin iplik toptan ticareti faaliyetinde bulunduğu, İzmir Büyük Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığı’nın inceleme emri yazılarıyla 2013 yılı beyanlarının tam olarak incelenmesinin talep edildiği, mükellef tarafından 2013 ile 2014 yılı için incelemeye ibraz edilen defterlerden envanter defterinin tamamen boş olduğunun anlaşıldığı, bu hususun nedeni kurum temsilcisine sorulduğunda, iflas masası tarafından müflis şirketin tasfiye işlemlerinin yürütülmesi için atandığı ve önceki dönemlere ait bilgisinin bulunmadığının beyan edildiği, envanter defterlerinin boş olmasından dolayı kaydi envanter çalışmasında müfettişliğe ibraz edilen tam tasdik raporundaki verilerden yararlanıldığı, dönem başı ve dönem sonu stok miktarlarının tespitinde ve diğer hususlarda kurum temsilcisi ve yeminli mali müşavirin beraber düzenledikleri dönem sonuna ilişkin fiili sayım tutanağındaki yer alan rakamların veri olarak kabul edildiği, Denizli Ticaret Odası’nın ipliğin satışı sırasında depolarda bekletilmesi dolayısıyla %1,5-%3 arasında fire ortaya çıkabileceği şeklinde bilgi yazısına istinaden ve kurumunca da üretim faaliyeti bulunulmadığından fire oranının maksimum %3 olacak şekilde alındığı, kaydi envanterden kaynaklı matrah farkı tespitinde “Dönem Başı Stok Miktarı + Dönem İçi Alış Miktarı + Satış İadeleri = Dönem İçi Satış Miktarı + Dönem Sonu Stok Miktarı + Alış İadeleri” denkliğinden yola çıkıldığı, denkliği oluşturan bölümlere ait sayısal verilerde mali müşavir ile şirket temsilcisinin birlikte tespit ettikleri fiili sayım tutanağının dikkate alındığı, emsal bedelin tespitinde ortalama satış fiyatlarının kurum tarafından listelerle bütün mal grupları itibariyle çıkarılarak teslim edilmediğinden ortalama fiyat esasının uygulanamadığı, ikinci sırada yer alan maliyet bedeli esası gereğince toptan satış yapıldığı da kabul edilerek %5 ilave sonrası emsal satış bedelinin belirlendiği, bu şekilde tespit edilen hususlar dahilinde oluşturulan 2013 yılı tablosu gereğince mükellef kurumun 6.862.894,84-TL satış bedeli, 549.031,59-TL katma değer vergisi tutarı olmak üzere toplam 7.411.926,43-TL’lik bazı iplik ve iplik çeşitlerini belgesiz ve kayıt dışı sattığının tespit edildiği, mükellef kurumun ilgili hesap döneminde yasal defterlere intikal ettirmediği maliyet/gider unsuru da bulunmadığından elde edilen 6.862.894,84-TL hasılatın kurum kazancı mahiyeti taşıdığı, eksik beyan edilen kurum kazancının matrah farkı olarak dikkate alınması neticesinde mükellef kurum adına 2013 yılı için kurumlar vergisinin 213 sayılı Kanunun 30/4. maddesi gereğince re’sen tarh edilmesi ve salınan vergi üzerinden de bir kat vergi ziyaı cezasının kesilmesi gerektiği tespitlerine yer verildiği, davacı şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporu içeriğinde kayıt dışı hasılatın varlığına yönelik tespitlerin değerlendirilmesinden; anılan şirketin 2013 yılı envanter defterlerinin tamamen boş olduğu, bu sebeple şirketin envanter defterlerinden yararlanılarak bir tespite varılmasının mümkün olmadığı, idarece davacı şirket yetkilisi ile mali müşavirin birlikte tespit ettiği fiili sayım tutanağı ve tam tasdik raporlarında yer alan verilerden hareket edildiği, söz konusu evrakların ve tutanakların şirket kaşesi basılı şekilde inceleme raporu ekinde yer aldığı, evrak dökümlerinde yer alan ve kayıt dışı hasılatın tespitinde kullanılan donelerin davacı şirket yetkilisinin kendi bilgisi dahilinde tutanağa bağlandığı, söz konusu verilerin bu nedenle gerçek olarak kabul edilmesi gerektiği, ispat külfetinin aksini iddia eden davacıda olduğunun kabulü gerektiği, doysa içeriğinde aksini ispatlar herhangi bir bilgi veyahut belgeninde yer almadığı, kayıt dışı hasılatın tespitinde Denizli Ticaret Odası’ndan alınan bilgi ışığında fire oranının %3 olarak uygulanması ve emsal satış bedeline ulaşmak için maliyet bedeli esasının uygulanmasında da hukuka aykırı bir hususun bulunmadığı, bunun yanında davacı şirket yetkilisi tarafından yasal defterlere intikal ettirilmeyen maliyet/gider unsurunun da olmadığının beyan edildiği görüldüğünden, davacı şirket hakkında 2013 yılı için oluşturulan tablo sonrasında kayıt dışı olduğu hesap edilen kurum kazancı üzerinden kurumlar vergisinin re’sen tarh edilmesinde ve vergi ziyaı cezası kesilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının itirazları doğrultusunda; Dairelerinin 22.06.2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılması karar verildiği ve 23.09.2020 tarihli yazı ile bilirkişiden, “Vergi incelemesinde done olarak alınan tam tasdik raporları ile fiili sayım tutanaklarının, kaydi envanterin doğru ve çelişkiden uzak yapılmasının temini için yeterli olup olmadığı hususu ile ilgili olarak teknik değerlendirmede bulunulmasının ve incelemeye esas tam tasdik raporları ve fiili sayım tutanakları ile dosyaya ibraz edilen envanter defteri dışındaki diğer defterler, fatura ve sair evraklar incelenerek, kayıt dışı emtia mevcudunun ve vergi inceleme elemanının baz aldığı karlılık ve fire oranları esas alınarak varsa kayıt dışı hasılat tutarının açık ve net olarak ortaya konulmasını teminen tanzim edilecek raporun dava dosyasına sunulmasının” istenildiği 26.12.2020 tarihli bilirkişi raporu’nda, “… davacı şirketin 2013 dönemine ait envanter defteri boş olduğu bu nedenle bir envanter verisi bulunmadığı için, vergi incelemesinde done olarak alınan tam tasdik raporları ile fiili sayım tutanaklarının, kaydi envanterin dönem başı ve dönem sonu stoklarının tespitinde yararlanılmasının uygun ve yeterli olduğu, ancak dönem içi alış ve dönem içi satış miktarları; envanter defteri dışındaki yevmiye ve kebir defteri, fatura ve sair evraklar ve muhasebe programından alınan veriler ile tespit edilebilmektedir…” ifadesine yer verilmek suretiyle mevcut verilerin,vergi incelemesinin doğru ve çelişkiden uzak yapılmasının temini için yeterli olduğunun ortaya konulduğu, ayrıca dönem içi alış ve satış miktarları ile ilgili olarak davacının muhasebe kayıtlarındaki verilerin kullanıldığının teyit edildiği, anılan raporda mevcut veriler dahilinde, vergi inceleme raporunda yapılan hesaplamaların yerinde olduğu mütalaasına karşı davacı vekilince …, …, … firmalarından yapılan alışların inceleme dışı bırakıldığı …, …, … firmaları tarafından düzenlenen faturalar ile ilgili tüm belgelerin Uşak Vergi Dairesi Müdürlüğü’nden istenmesi gerektiği ileri sürülerek itiraz edilmekte ise de; davacı şirketin 28.05.2019 tarihli savunmaya cevap dilekçesine ekli … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi tarafından düzenlenen faturaların bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor eki fatura alış detay kalem listesinde yer aldığı, dolayısıyla davacı şirketin kayıtlarında yer alan alışların hesaplamalarda dikkate alındığı, envanter defterinin boş olması nedeniyle Yeminli Müşavirlik Tam Tasdik raporunda ve fişli sayım tutanağındaki verilerin hesaplamada dikkate alınması, dönem içi alış ve dönem içi satış miktarlarının ise yevmiye ve kebir defteri, fatura ve sair evraklar ve muhasebe programından alınan veriler ile tespitinin mümkün olduğu, dönem içi satış miktarları ile ilgili bir ihtilafın bulunmadığı, kaydi envanter sonucu bulunan farkın dönem içi alış miktarlarından kaynaklanması ve ihtilaflı dönemde alışlar yönüyle muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanıldığına ilişkin bir tespit olmaması nedeniyle oluşan farkın kayıt dışı hasılat olarak değerlendirildiği, davacı şirketin dönem içi alış ve dönem içi satış miktarları ile ilgili somut bir itirazın olmaması, söz konusu hesaplamalarda davacı şirketin kayıtlarının esas alınması ve aynı kod numaralı mal satış fiyatlarında aynı dönemde %30’a varan fiyat farklılığının olması hususları nazara alındığında, “Maliyet Bedeli Yöntemi” kapsamında yapılan incelemeyi kusurlandıracak nitelikte olmadığından davacının itirazları yerinde görülmeyerek, dava dosyası kapsamında yer alan bilgi ve belgeler dahilinde yapılan inceleme neticesinde, istinaf başvurusuna konu edilen Vergi Mahkemesi kararının, usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu sonucuna varılarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Müflis şirketin yaptığı bütün satışların gerçek olduğu, kayıtdışı hasılatı bulunmadığı, vergi inceleme raporunda yer alan tablodaki sayısal verilerle yeminli mali müşavirce hazırlanan kurumlar vergisi tam tasdik raporundaki farkın nereden kaynaklandığının somut olarak ortaya konulamadığı, inceleme raporunun şahsi kanaate dayalı ve varsayımsal olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.