Danıştay Kararı 9. Daire 2021/3256 E. 2022/5775 K. 23.11.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/3256 E.  ,  2022/5775 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/3256
Karar No : 2022/5775

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :… Nakliye Petrol Tekstil Gıda San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ :Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) :… Vergi Dairesi Müdürlüğü-…

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2016 yılı için re’sen tarh edilen kurumlar vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden; 2016 ve 2017 hesap dönemlerinde işçisi, aracı ve deposu bulunmasına rağmen yapılan yoklamalarda deposunda stok malının olmaması, yüksek tutarlı matrahlar beyan edilmesine rağmen tüm dönemlerde ödenecek katma değer vergisinin çıkmaması, cüz’i tutarda ödenecek kurumlar vergisinin çıkması, nakliyat faaliyetiyle iştigal etmekle birlikte sadece 747.218,14-TL değerinde mazot alımı yapılması, akaryakıtın mal/hizmet verilen mükelleflerden tarafından karşılandığı belirtilmesine rağmen bu husus ispatlayacak veri bulunmaması, tahsilatların ve ödemelerin elden yapılması yönündeki tespitlerin, davacının komisyon karşılığında sahte fatura düzenlediğini somut olarak ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte olduğu sonucuna varıldığından, sahte fatura karşılığında komisyon geliri elde ettiğinden bahisle re’sen tarh edilen kurumlar vergisinde ve kesilen üç kat vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Tarhiyatın hukuken geçerli, kesin ve somut tespit olmaksızın varsayıma dayalı olarak gerçekleştirildiği, düzenlenen faturaların gerçek bir emtia ve hizmet alımına dayandığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 23/11/2022 tarihinde kesin olarak oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY: Davacı hakkında düzenlenen …tarih ve …sayılı Vergi Tekniği Raporunda; davacının kara yolu ile şehirler arası yük taşımacılığı (gıda, sıvı, kuru yük vb) faaliyeti ile iştigal ettiği, yapılan yoklamalarda şirketin faal olduğu ve bünyesinde 43 işçinin çalıştığı, şirket adına 29 adet aracın kayıtlı olduğunun tespit edildiği, şirketin 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde 39.460.635,42-TL, 2017 yılında ise 37.223.220,02-TL hasılat beyan edildiği, şirketin 2016 yılında 39.460.635,42-TL, 2017 yılında 37.223.220,02-TL katma değer vergisi matrahı beyan ettiği, verilen muhtasar beyannamelerde 2016 yılında ortalama 35, 2017 yılında ise 26 çalışan beyan edildiği, 06/04/2018 tarihli borç sorgulamasında 347.491,68 TL tutarında vergi aslı ödemesi tespit edildiği, 2016 yılındaki vergi tahsilat oranının % 63, 2017 yılında ise % 20 olduğu, şirketin 2016 ve 2017 yıllarında 7143 sayılı Kanun’un matrah artırımı hükümlerinden yararlandığı, 2016 hesap döneminde toplam 46.945.491,84-TL, 2017 hesap döneminde ise 43.944.638,39-TL mal/hizmet satışının olduğu tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı şirketin sahte fatura düzenlediği konusunda kuşkular bulunmakta ise de, anılan şirketin düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu şeklinde bir genelleme yapılması mümkün olmayıp, düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen tespitlerde, şirketin 43 çalışanının ve 29 aracının olması, şirketin beyannamelerini vermesi, yapılan yoklamalarda faal olduğunun tespit edilmiş olması, önemli sayılacak miktarda vergi borcunu ödemiş olması, 7143 sayılı Yasadan faydalanması ve yüksek tutarlarda hasılat beyan etmiş olması karşısında, mükellefin faaliyetinin gerçek olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Mal ve hizmet alışlarında kullanılan bir kısım faturaların gerçek bir mal ve hizmet hareketine dayanmadığının tespit edilmiş olması, düzenlediği faturaların da sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu anlamına gelmemektedir.
Açıklanan nedenlerle aksi düşünce ile davanın reddi yolunda verilen Vergi Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararda hukuka uyarlık bulunmadığından kararın bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına karşıyım.