Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/6 E. , 2022/4189 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/6
Karar No : 2022/4189
TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVALI) … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVACI) Tasf. Hal. … Demir ve İnş. Mlz. San. Tic. Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği yolunda düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak 2017/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül dönemlerine ilişkin re’sen tarh edilen geçici vergi ile tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda yer verilen tespitlerin değerlendirilmesinden; davacı şirketin yoklama tarihlerinde faaliyette bulunduğunu ortaya koyan somut verilere rastlanmadığı, ilgili dönemdeki (Ba) bildirimleri ile karşı mükelleflerin (Bs) beyanları arasında farkların bulunduğu, mükellef kurumun beyanname ve bildirimlerde belirttiği tutarda satış cirolarına ulaşabilecek düzeyde beşeri, teknik ve ekonomik sermayeye sahip olmadığı, faaliyete başlama tarihinden itibaren yüksek cirolara ulaşıldığı, yapılan yoklamalarda yüksek cirolar bildirmesine karşın bu çapta iş yapıldığını ortaya koyan emtiaya, davacı şirkete ait herhangi bir motorlu araç kaydına, çalışana rastlanılmadığı, yüksek cirolu satışlara karşılık tahakkuk eden vergilerin az olduğu ve söz konusu borçların sadece cüzi bir miktarının ödendiği husuları göz önünde bulundurulduğunda, davacı şirketin gerçek bir faaliyetinin bulunmadığı ve düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu ihbarnamelerde, geçici vergi aslının aranmayacağı ve gecikme faizi hesaplanabilmesi için ihbarnamelerde zorunlu olarak yer aldığı belirtilmekte ise de, ihbarnamelerin vergi aslına ilişkin kısmında, vergi asıllarının fark olarak tarh edilen miktar sütununa yazıldığı dikkate alındığında, bu durumun, geçici vergi asıllarını ihtiva edip etmediği hususunda tereddüt yaratabilecek nitelikte olduğu görüldüğünden, bu haliyle vergi asıllarını ihtiva etmediğinin açıkça kabulü mümkün bulunmadığından, mahsup döneminin de geçmiş olduğu dikkate alındığından 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120.maddesi uyarınca geçici vergi asıllarının kaldırılmasına karar vermek gerektiği, geçici verginin yıl sonunda tarh edilecek gelir vergisine mahsuben alınan peşin bir vergi olduğu ve beyan edilme şekli dikkate alınarak, geçici vergi nedeniyle kesilen cezanın üç kat değil, bir kat olması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, vergi ziyaı cezalarının vergi aslının bir katını aşan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, vergi ziyaı cezasının tekerrür hükümleri uyarınca arttırılan kısmı yönünden; 2017/Ocak-Mart, Nisan-Haziran dönemlerine ilişkin tekerrür uygulamasına esas alınan ihbarnamelerin, 2016/Ekim-Aralık dönemi gelir (stopaj) vergisine ilişkin süresinden sonra düzeltme beyannamesi verilmesinden kaynaklı olduğu, 04/04/2017 tarihinde davacıya internet üzerinden tebliğ edildiği ve dava açılmayarak kesinleştiği anlaşıldığından, vergi ziyaı cezasının ancak, 2017 yılını takip eden 2018 takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde kesilen cezalarda tekerrür hükmüne dayanak alınabileceğinden, dava konusu 2017/Ocak-Mart, Nisan-Haziran dönemleri geçici vergilerine ilişkin kesilen vergi ziyaı cezalarının, tekerrür hükümleri uyarınca arttırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı, 2017/Temmuz-Eylül dönemine ilişkin tekerrür uygulamasına esas alınan ihbarnamelerin 2016/Ocak dönemine ilişkin katma değer vergisine ilişkin olarak süresinden sonra düzeltme beyannamesi verilmesi kaynaklı olduğu ve 07/08/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği görüldüğünden, anılan vergi ziyaı cezasının, ancak kesinleştiği yılı takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde kesilen cezalara ilişkin olarak tekerrür hükmüne dayanak alınabileceğinden, dava konusu 2017/Temmuz-Eylül dönemi geçici vergilerine ilişkin kesilen vergi ziyaı cezalarının, tekerrür hükümleri uyarınca arttırılmasında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabulüne, kısmen reddine, geçici vergi aslı ile geçici vergiye ilişkin vergi ziyaı cezasının bir katı aşan ve tekerrür hükümleri uygulanarak artırılan kısımlarının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI:
DAVACININ İDDİALARI: Faaliyet alanları olan demir çelik sektörünün pazarlama ve satış pratiği bakımından diğer sektörlerden ayrıldığı, bu sektörde satışı gerçekleştirilen ürünlerin bir borsasının olması ve fiyatların anlık değişiklikler göstermesi nedeniyle kârlılık oranlarının oldukça düşük olduğu, buna rağmen şirketlerinin brüt kârlılık oranının sektörün ortalama kârlılık oranından yüksek olduğu, bu alanda faaliyet gösteren mal temin eden hurdacıların bir çoğunun kayıt dışı faaliyette bulunduğu, bu kanaldan alınan mallara ilişkin fatura alınamadığı, işlerin çoğunluğunun telefon üzerinden yürütüldüğü, malların telefon üzerinden el değiştirdiği, diğer sahte belge düzenleyicilerinin aksine defter, bilgi ve belgelerin inceleme elemanına teslim edildiği, inceleme elemanınca alış ve satışlarının uyumlu olup olmadığına ilişkin inceleme yapılmadığı, sadece aleyhlerine değerlendirilebilecek hususların dikkate alındığı, lehlerine olan hususların gözetilmediği, yapılan karşıt incelemelerde alış verişlerin gerçek olduğu yönünde beyanlar verildiği, faaliyetinin çapı bilinmeden ve araştırılmadan tüm faturalarının sahte olduğu sonucuna varıldığı, varsayım yoluyla sahte belge düzenlendiğinin kabul edilmesinin yasalara aykırı olduğu iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
DAVALININ İDDİALARI: Savunma ve istinaf dilekçelerindeki iddialarla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Tarafların temyiz isteminin reddine,
Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
Temyiz isteminde bulunan davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.