Danıştay Kararı 9. Daire 2021/7 E. 2022/4945 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/7 E.  ,  2022/4945 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/7
Karar No : 2022/4945

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyası ile şirketin bir dönem kanuni temsilcisi olan … tarafından açılan E:… sayılı dosyanın birlikte incelenmesinden, 2015-2019 dönemlerine ilişkin vergi borçlarının ödenmemesi üzerine amme alacağının tahsili amacıyla şirket adına ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edildiği, şirket tarafından ödeme yapılmaması üzerine haciz varakaları düzenlendiği, şirket adına kayıtlı … plakalı araç üzerine haciz konulduğu ancak şirketin 31/07/2019 tarihi itibariyle 566.815,60.-TL vadesi geçmiş ödenmesi gereken borcu bulunmasına karşın araç kasko değerinin 13.000,00.-TL olduğu, şirketin banka hesaplarına uygulanan haciz işlemlerinden ise daha önce konulan haciz ve rehin hakları nedeniyle sadece 15,20.-TL tahsilat yapılabildiği, haciz uygulanan şirkete ait taşınmaz üzerinde de davalı idareden önce konulmuş banka ipoteğinin olduğu, aynı zamanda icra dairesince konulmuş haciz bulunduğu, davalı idare tarafından amme alacağının şirketten tahsil olunamayacağının anlaşılması üzerine davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği, diğer taraftan davacının 17/10/2018 tarih ve 9683 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan 08/10/2018 tarihli karar ile üç yıl süreyle münferiden şirketi temsile yetkili kılındığının anlaşıldığı, bu durumda davalı idarece amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden karşılanamayacağının anlaşılması nedeniyle amme alacağının ödenmesi gereken dönemlerde şirket kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinafa konu Mahkeme kararında her ne kadar davalı idarece amme alacağının şirket tüzel kişiliğinden karşılanamayacağının anlaşılması nedeniyle amme alacağının ödenmesi gereken dönemlerde şirket kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı idarenin savunma dilekçesinde; asıl borçlu şirkete ait, … A.Ş. nezdindeki hesapta bulunan 68.000.-TL’nin, … A.Ş. nezdindeki hesapta 223.762,86.TL’nin , … Bankası A.Ş. Nezdinde hesapta 117.746,07.TL’nin ve diğer hesaplarda da bakiye tutarların ve ayrıca Pamukkale İlçesi , … Köyü …. ada , … parselde kayıtlı taşınmazın bulunduğunun tespit edildiği ve söz konusu varlıklara haciz konulduğunun belirtildiği, hacizli varlıklar üzerinde rehin ve ipotekler bulunduğu görüldüğünden, ara kararı ile banka ipotek ve rehinlerinin güncel olup olmadığının, halihazırda devam edip etmediğinin, ipotek ve rehinlere ilişkin ödemede bulunulup bulunulmadığının, ödemede bulunulmuş ise fek işlemlerinin yapılıp yapılmadığının, İlgili bankalarca, ipotek ve rehinlerle ilgili olarak takip muamelelerinde (satış, tahsilat vb.) bulunulup bulunulmadığının sorulmasına karar veriliği ve belirtilen hususlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin dosyaya ibrazının istenildiği, davalı idarece ara karara cevaben verilen 31.08.2020 tarihli yazı ve eki belgelerde, hacizli taşınmaza ilişkin olarak ipotek sahibi … A.Ş. ile yazışma yapıldığı ve ancak cevap verilmediği, … A.Ş. ve … A.Ş. nezdindeki rehin ve hacizlerin devam ettiği, ara karar ile istenilen diğer hususlara ilişkin başkaca bir bilgi ve belge dosyaya ibraz edilmediği, bu halde, dosya mündericatına göre dava konusu ödeme emri muhteviyatı amme alacağının tutarı(465.679,98.-TL) ile asıl borçlu şirkete ait varlıklarının değerleri mukayese edildiğinde ve ayrıca hacizli malların ipotek ve rehin muamelelerinin güncel durumlarının açık ve net olarak ortaya konulmaması karşısında, ilgili Kanunda ifade edildiği şekliyle ” amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması” şartının mevcut olayda vuku bulmadığı sonucuna ulaşıldığından,davanın reddine karar veren Vergi Mahkemesi kararında isabet görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma dilekçelerinde asıl borçlu şirketin banka hesaplarına uugulanan hacizlerin ayrıntılı olarak anlatıldığı, önceki hacizler ve banka rehni nedniyle çok cüz’i tahsilat yapabildikleri, asıl borçlu şirketin taşınmazına haciz konulmuşsada, 2 milyon Euro banka ipoteği bulunduğu, mahkeme ara kararına ulaşan bilgilere göre cevap verildiği, mahkemece re’sen araştırma ilkesi gereği doğrudan ilgili kurumlardan bilgi alınması gerektiği, idarelerinden önce konulan hacizler ve ipotekler nedeniyle amme alacağının tahsilinin imkansız olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:Davacı adına … Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … ve … sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları hâlinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hüküm altına alınmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Kanundaki terimler” başlıklı 3. maddesinde; Amme borçlusu veya borçlu terimi; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini, tahsil edilemeyen amme alacağı teriminin, amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını; tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı teriminin, amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını ifade ettiği belirtilmiştir.
Aynı Kanun’un 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde de kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, tüzel kişiliğe sahip şirketlerin vergi borçları nedeniyle öncelikle o şirket adına tarh ve tahakkuk işlemi yapılacağı, borç ödenmediği takdirde şirket adına ödeme emri düzenleneceği ve kamu alacağının şirketten tahsil edilmesi için idarece 6183 sayılı Kanunda sayılan tüm takip yollarının tüketileceği ve buna rağmen borç şirketten tahsil edilemezse şirket kanuni temsilcisi hakkında takip yollarına başvurulacağı, şirket ortağı sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için ise amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerektiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın ve Dairemizin E:2020/6060 sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden, ödeme emri dayanağı borçların 2015 ila 2019 dönemine ilişkin beyan edilip ödenmeyen muhtelif vergi borçları olduğu, asıl borçlu şirkete ödeme emri tebliğine rağmen ödeme yapılmaması ve dava açılmaması üzerine ödeme emrinin kesinleştiği, sonrasında haciz varakaları düzenlendiği, şirket adına kayıtlı … plakalı araç üzerine haciz konulduğu ancak şirketin 31/07/2019 tarihi itibariyle 566.815,60.-TL vadesi geçmiş ödenmesi gereken borcu bulunmasına karşın araç kasko değerinin 13.000,00.-TL olduğu, şirketin banka hesaplarına uygulanan haciz işlemlerinden daha önce konulan haciz ve rehin hakları nedeniyle sadece 15,20.-TL tahsilat yapılabildiği, asıl borçlu şirkete ait taşınmazın bulunduğunun tespit edildiğinden bahisle Pamukkale ilçesi … Köyü … ada … no’lu parselde kayıtlı taşınmaza haciz konulmuşsa da, davalı idarenin haczinden önce Türkiye Halk Bankası lehine 13.10.2015 tarihli ve 7.000.000,00 TL tutarında, 14.10.2015 tarihli 2.000.000,00 EURO tutarlı ipotek bulunduğu, ayrıca … İcra Müdürlüğüne ait 2.102.243,84 TL tutarlı haciz bulunması nedeniyle amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, kanuni temsilci olan davacı adına dava konusu edilen ödeme emirlerinin düzenlendiği görülmüştür.
Uyuşmazlıkta, Bölge İdare Mahkemesince, … A.Ş., … A.Ş. ve … Bankası A.Ş.’de bulunan hesaplarda kısmende olsa amme alacağını karşılayabilecek tutarların olduğu, hacizlerin ve banka rehninin devam edip etmediği, hacizlerin ve ipoteklerin fek edilip edilmediği, tahsilat yapılıp yapılmadığı ara kararla sorulduğu ve verilen cevabi bilgi ve belgelerden amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin açık ve net olarak ortaya konulamaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; davalı idarece savunma aşamasında bu bankalar dahil diğer bankalara konulan hacizlerden bir sonuç elde edilemediği, sadece 15,20 TL gibi cüzi bir tahsilat yapıldığı, zira bankalardaki hesaplarda bulunan tutarları aşan oranda banka rehni ve diğer hacizler olduğu, asıl borçlu şirkete ait taşınmazda ise banka lehine yukarda belirtilen tutarlarda ipotek ve icra haczi bulunduğu hususlarının belirtildiği görüldüğünden, davacı adına ödeme emri ile takibe başlanmadan önce amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceği hususunun sabit olduğu ve davalı idarece de ilk savunma dilekçesiyle bu hususun açıkça ortaya konulduğu sonucuna varıldığından aksi yönde verilen kararda isabet görülmemiştir.
Diğer yandan aynı amme alacağının tahsili için bu dava konusu ödeme emri ile aynı tarihte düzenlenen ve 10/10/2017-08/10/2018 tarihleri arasında kanuni temsilci olan … hakkındak ödeme emrine karşı açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kararına yönelik taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı, Dairemizin 19/10/2019 tarih ve E:2020/6060, K:2022/4937 sayılı kararıyla taraflar temyiz istemleri reddedilerek onanmış bulunmaktadır.
Bu durumda Bölge İdare Mahkemesince işin esası incelenerek davacının sorumlu olduğu dönemlerde dikkate alınmak suretiyle yeniden karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.