Danıştay Kararı 9. Daire 2021/838 E. 2022/5045 K. 25.10.2022 T.

Danıştay 9. Daire Başkanlığı         2021/838 E.  ,  2022/5045 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2021/838
Karar No : 2022/5045

TEMYİZ EDEN (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ: Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI): … İnşaat Malzemeleri Orman Ürünleri Elektromekanik San. ve Tic. Ltd. Şti.

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiği yolunda düzenlenen vergi tekniği raporu dikkate alınmak suretiyle takdir komisyonu kararına dayanılarak re’sen tarh edilen; 2017 yılı kurumlar vergisi ile 2017/Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergi ve bu vergiler üzerinden kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda yer verilen tespitler incelendiğinde; davacı şirket hakkında; şirketin yapılan bütün yoklamalarda faal olması, beyannamelerini düzenli olarak vermesi, mal sattığı firmalar nezdinde yapılan karşıt tespitlerde şirket ve müdürünün tanınması, ödemelere ilişkin çek ve banka kayıtlarının mevcut olması, nakliye faturalarının bulunması, defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmesi, mülk sahibinin ve muhasebecilerin ifadelerinden işyerinin faal olduğunun anlaşılması gibi faaliyetin gerçek olduğuna işaret eden tespitler bulunduğu gibi genel olarak vergilerini ödememesi, nakliye faturalarından bir kısmının sahte olduğunun anlaşılması, banka kayıtlarının tetkikinden, bankaya yatırılan tutarların aynı gün hesaptan çekildiğinin tespit edilmesi, yoklamalarda ve işyerine gittiğini beyan eden kişilerce verilen ifadelerde, işyerinde iş hacmini açıklayacak miktarda mal bulunduğu yönünde tatmin edici bir bulguya rastlanılamaması, inşaat malzemesi toptan ticareti işiyle uğraşmak amacıyla, bu faaliyetle ilgisiz fason konfeksiyon dikimi faaliyetiyle iştigal eden bir şirketin devralınmış olmasının iktisadi ve ticari icaplara uygun olmaması ve şirket müdürünün kiranın elden ödendiği beyanı ile mülk sahibinin kiranın banka kanalıyla ödendiği beyanının çelişmesi gibi şirketin faaliyetinin gerçekliği noktasında şüphe oluşturan tespitlerin de bulunduğu, bu nedenle, söz konusu tespitlere ve bu tespitler ışığında inceleme elemanınca ulaşılan sonuçlardan bazılarına ayrıca değinmek gerektiği, raporun dayandığı en önemli delillerden bir tanesinin nakliye faturalarının sahte olması olduğu, davacı şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarında toplamda 114 nakliye faturasının bulunduğu, İnceleme elemanınca ise bu faturaları düzenleyen nakliyecelerden yalnızca 3 tanesinin ifadesine başvurulduğu, söz konusu ifadelerden her üçünün de aynı doğrultuda bahse konu faturaların sahte olduğu yönünde olmasının diğer nakliye faturalarının da sıhhati konusunda şaibe oluşturduğunun yadsınamaz bir gerçek olduğu, ancak, yine de 3 faturanın toplam (114) fatura sayısı içinde küçük bir örnek olduğu, bu nedenle, bu tespitin tek başına şirketin sahte belge düzenlediği sonucuna varılabilmesi için yeterli olmadığı; nakliye faturalarında bulunan şaibenin diğer delillerle desteklendiği takdirde bir anlam taşıyacağı, kaldı ki, şirketin nakliye hizmetini gerçekten almış ancak bilmeden sahte fatura kullanmış olmasının da ihtimal dahilinde olduğu, bir diğer hususun, şirketin alış yaptığı firmaların tamamına yakını hakkında vergi tekniği raporu ve incelemenin bulunması olduğu, ancak, şirketin 2016, 2017 ve 2018 yıllarında alış yaptığı firmalardan yalnızca 4’ü hakkında vergi tekniği raporu bulunduğu; kalanların ise incelemesinin devam ettiği, bir mükellef hakkında vergi incelemesi yapılıyor olması, inceleme sonuçlanıp rapora bağlanmadıkça olumlu veya olumsuz herhangi bir anlam ifade etmeyeceği bu tespite dayanılarak herhangi bir sonuca varmanın mümkün olmadığı, rapordaki en ciddi tespitlerden sonuncusunun ise, banka hareketlerinin tetkikinden, banka hesaplarına yatan tutarların aynı gün hesaptan çekilmesi olduğu, davacı şirketin banka hareketlerine bakıldığında bu şekilde çok sayıda işlem olduğu, gerçekten de, basiretli bir tacirin hesaplarında hiç para bırakmamasının ticari icaplara uygun olmadığı, günümüzde, para transferinin basit ve kolay bir hal almasıyla birlikte, sahte belge kullanan veya düzenleyen mükelleflerin, fiktif para transferleri gerçekleştirerek, bankacılık sistemini lehlerine delil üretmek amacıyla kullandıklarının bilinen bir gerçek olduğu, bu nedenle, anılan husus mükellefin sahte belge düzenlediğine işaret eden önemli bir delil olduğu, ancak, raporda yer verilen verilere göre, 3 yılda mükellefin banka hesaplarına giren toplam tutarın 2.821.898,05-TL olduğu, hesaplardan çıkan toplam tutarın ise 1.985.912,36-TL olduğunun görüldüğü, buna göre, mükellefin hesabına yatan tutarların 1/3’ünün hesaplarda kaldığı gözetildiğinde, banka hareketlerinden de mükellefin sahte belge düzenlediği sonucuna ulaşmanın mümkün olmadığının anlaşıldığı, bu durumda, yukarıda yapılan açıklamalar ve davacı şirket hakkındaki kalan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacı şirketin düzenlediği faturaların sahte belge niteliğinde olduğu yönünde kesin bir kanıya varılamadığından sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde edildiğinden bahisle yapılan dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanun’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar tekrar edilerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 25/10/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.