Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2019/1187 E. 2021/1577 K. 23.09.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/1187 E.  ,  2021/1577 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/1187
Karar No : 2021/1577

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- …
2- …
3- …
4- …
5- …
6- …
7- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ: …
2- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ..

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Ondördüncü Dairesinin 13/03/2019 tarih ve E:2018/5407, K:2019/1930 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan davacıların bağımsız bölüm maliki oldukları Denizatı Kent sitesi A-1 Blok için Zeytinburnu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle tesis edilen riskli yapı tespiti işleminin, 15/12/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 3. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde belirtilen riskli yapı tanımının ve aynı Yönetmeliğin 27/10/2016 tarih ve 29870 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelikle değişik 7. maddesinin 3. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “tespit başvurusunda bulunan” ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Ondördüncü Dairesinin 13/03/2019 tarih ve E:2018/5407, K:2019/1930 sayılı kararıyla;
Zeytinburnu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi yönünden;
Uyuşmazlığa konu olayda; davacıların maliki bulundukları yapının riskli yapı olduğuna ilişkin tespitin Zeytinburnu Belediyesince onaylanarak Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirildiği, Müdürlükçe taşınmazın tapu kaydına riskli yapı belirtmesi konularak riskli yapı tespitine karşı 15 gün içinde itiraz edebileceklerini de bildiren yazının davacılara 05/06/2018 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine davacılar vekilince Zeytinburnu Belediye Başkanlığına hitaben yazılan … tarih ve … sayılı itiraz dilekçelerinin sunulduğu, itirazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul IV Nolu Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Teknik Heyeti tarafından incelemeye alınmasına karşın itirazları hakkında karar verilmesi beklenilmeden davacıların idari yargı yoluna başvurduğunun anlaşıldığı,
Bu durumda; riskli yapı tespiti işlemine karşı yapılan itirazın Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Teknik Heyetince açıkça reddi ya da cevap verilmeyerek reddi yolunda bir işlem oluşmadan, diğer bir anlatımla Yönetmeliğin 8.maddesinin 1.fıkrası uyarınca riskli yapı tespitinin kesinleşmesi beklenilmeden, dolayısıyla ortada idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülebilir bir işlem tesis edilmeden açılan davanın bu aşamada vaktinden önce açılmış dava niteliğinde olduğu ve usul hükümleri uyarınca uyuşmazlığın incelenmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı,
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (g) bendi yönünden;
Davacılar tarafından, 15/12/2012 tarih ve 28498 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Yönetmeliğin 3/1-(g) maddesinin, Zeytinburnu Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı riskli yapı tespit işleminin dayanağını oluşturduğu ileri sürülmekte ise de; uygulama niteliğindeki işlemin yukarıda belirtildiği üzere kesin ve yürütülebilir bir işlem olmadığı ve bu sebeple anılan düzenlemenin uygulama işlemi ile birlikte dava konusu edilemeyeceğinin anlaşıldığı, Yönetmeliğin anılan maddesinin iptalinin de ilan tarihini izleyen günden itibaren dava açma süresi olan altmış gün içinde istenilmediği, bu durumda davanın; Yönetmeliğin anılan maddesine ilişkin kısmının süre aşımı nedeniyle esasının incelenme olanağı bulunmadığı,
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 7.maddesinin 3. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “tespit başvurusunda bulunan” ibaresi yönünden;
Uyuşmazlık konusu olayda, uygulama işlemi niteliğindeki riskli yapı tespit işlemiyle beraber, bu işlemin dayanağı olduğu ileri sürülerek anılan Yönetmelik kuralının hukuka aykırı olduğundan bahisle iptalinin istenildiği ancak dava konusu Yönetmeliğin 7.maddesinin 3. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “tespit başvurusunda bulunan” ibaresinin; elektronik kayıt sisteminde bulunan yapı kayıtlarının bu sistemden silinmesini kimlerin talep edebileceğine ilişkin bir düzenleme olduğu, davacıların bakılmakta olan davada yapı kaydının silinmesine ilişkin herhangi bir taleplerinin olmadığı ve bu kuralın dava konusu uygulama işleminin de dayanağını oluşturmadığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmelik kuralıyla davacıların menfaat ilişkisi bulunmaması nedeniyle anılan Yönetmelik kuralına ilişkin davacıların subjektif dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın, Zeytinburnu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemine ilişkin kısmının incelenmeksizin reddine, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (g) bendine ilişkin kısmının süre aşımı yönünden reddine, aynı Yönetmeliğin 7.maddesinin 3. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “tespit başvurusunda bulunan” ibaresine ilişkin kısmının ise ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Zeytinburnu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu, Yönetmelikte yer alan itiraz kurumunun ihtiyari bir başvuru yolu olduğu, itiraz hakkı kullanılmadan doğrudan dava açılabilmesinin de mümkün olduğu, sonuç olarak davanın incelenmeksizin reddine karar verilen kısmın hukuka aykırı olduğu, buna bağlı olarak dava konusu Yönetmeliğin 3.maddesinin 1.fıkrasının (g) bendi bakımından davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin de hatalı olduğu, kaldı ki Yönetmelik hükmünün uygulanmasının Yönetmeliğe dava açabilmek açısından yeterli olduğu, uygulama işleminin kesin ve yürütülebilir olmasının 2577 sayılı Kanun’un aradığı bir şart olmadığı sonuç olarak Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Ondörüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 13. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul ili, Zeytinburnu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmazdaki … Sitesinde davacıların maliki bulundukları bağımsız bölümleri de kapsayan yapılara ilişkin riskli yapı tespiti işlemi yapılması amacıyla maliklerden … tarafından müracaat edilmiş, bunun üzerine A.R.A.A.D. elektronik yazılım sisteminde 21/10/2016 tarihinde yapı kaydı oluşturulmuş ve … Kentsel Dönüşüm Lab. Hiz. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından 15/02/2017 tarihinde riskli yapı tespiti yapılmaya başlanılmıştır.
Ancak anılan şirket tarafından riskli yapı tespiti tamamlanamamış, bu sırada anılan şirketin lisansı da davalı Bakanlığın … tarih ve … sayılı Olur’u ile iptal edilmiş ve daha sonra işlemi devralan “… Mühendislik ve Gayr. Dan. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından hazırlanan riskli yapı tespit raporu Zeytinburnu Belediye Başkanlığı tarafından 03/05/2018 tarihinde onaylanmıştır.
Devam eden süreçte, Zeytinburnu Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısı uyarınca Tapu Sicil Müdürlüğünce taşınmazın tapu kaydına riskli yapı belirtmesi konulmuş ve riskli yapı tespitine karşı 15 gün içinde itiraz edebileceklerini de bildiren yazı davacılara 05/06/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Bunun üzerine davacılar vekilince Zeytinburnu Belediye Başkanlığına hitaben yazılan … tarih ve … sayılı itiraz dilekçesi ile riskli yapı tespit işlemine itiraz edilmiş ve itiraz hakkında herhangi bir karar verilmeden 29/06/2018 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır.
Öte yandan, huzurdaki dava devam ederken anılan itiraz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul IV Nolu Riskli Yapı Tespitine İtiraz Değerlendirme Heyeti tarafından … tarih ve … karar sayılı işlem ile reddedilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT :
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında; “Riskli yapıların tespitinin, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılacağı ve sonucun Bakanlığa veya İdareye bildirileceği, Bakanlığın, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebileceği, verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitlerin Bakanlıkça veya İdarece yapılacağı veya yaptırılacağı, Bakanlığın, belirlediği alanlardaki riskli yapıların tespitini süre vererek idareden de isteyebileceği, Bakanlıkça veya İdarece yaptırılan riskli yapı tespitlerine karşı maliklerce veya kanuni temsilcilerince onbeş gün içinde itiraz edilebileceği, bu itirazların, Bakanlığın talebi üzerine üniversitelerce, ilgili meslek disiplini öğretim üyeleri arasından görevlendirilecek dört ve Bakanlıkça, Bakanlıkta görevli üç kişinin iştiraki ile teşkil edilen teknik heyetler tarafından incelenip karara bağlanacağı, Bakanlık veya İdare tarafından yapılan tespit işleminin masrafının ilgili tapu müdürlüğüne bildirileceği, Tapu Müdürlüğünün, binanın paydaşlarının müteselsil sorumlu olmalarını sağlamak üzere tapu kaydındaki arsa payları üzerine, masraf tutarında müşterek ipotek belirtmesinde bulunarak Bakanlığa veya İdareye ve binanın ayni ve şahsi hak sahiplerine bilgi vereceği” hükmüne yer verilmiştir.
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 7. maddesinin 4. fıkrasının dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan halinde: “Riskli yapı tespitine ilişkin raporların bir örneği, tespit tarihinden itibaren en geç on iş günü içinde, tespiti yapan İdarece veya lisanslandırılmış kurum veya kuruluşça, tespite konu yapının bulunduğu ildeki Müdürlüğe veya Bakanlıkça yetki devri yapılması durumunda İdareye gönderilir. Raporlar Bakanlıkça belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde incelenir ve herhangi bir eksiklik tespit edilmesi halinde gerekli düzeltmeler yapılmak üzere raporu düzenleyen kurum veya kuruluşa iade edilir. Yapılan incelemede raporlarda herhangi bir eksiklik yok ise, riskli yapılar, Müdürlükçe en geç on iş günü içinde, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilmek üzere, ilgili tapu müdürlüğüne bildirir.” kuralına aynı maddenin 5. fıkrasında: “İlgili tapu müdürlüğünce, tapu kütüğüne işlenen belirtmeler, riskli yapı tespitine karşı tebligat tarihinden itibaren onbeş gün içinde riskli yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe itiraz edilebileceği, aksi takdirde İdarece verilecek süre içinde riskli yapının yıktırılması gerektiği de belirtilmek suretiyle, aynî ve şahsî hak sahiplerine 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununa göre tebliğ edilir ve yapılan bu tebligat yazılı olarak veya elektronik ortamda Müdürlüğe bildirilir” kuralına ve yine aynı maddenin 6. fıkrasında: “Riskli yapı tespitine karşı yapı malikleri veya kanunî temsilcilerince on beş gün içinde yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile itiraz edilebilir. İtirazın süresi içerisinde ve yapı malikince yapılıp yapılmadığı Müdürlükçe kontrol edilir. Süresi içinde yapılmayan itirazlar ile yapı malikince veya malikin vefat etmiş olması halinde mirasçılarınca yapılmayan itirazlar işleme alınmaz.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Zeytinburnu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemi ile anılan işlemin dayanağı olan 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 3.maddesinin 1.fıkrasının (g) bendi yönünden;
Yukarıdaki mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; taşınmaz maliklerinin başvurusu üzerine yetkili firma tarafından bina üzerinde inceleme yapılmak suretiyle riskli yapı raporu düzenleneceği, bu riskli yapı raporunun idarece uygun bulunması üzerine yapının riskli yapı olarak belirlenmiş olacağı ve durumun ilgili tapu müdürlüğüne bildirilerek tapuya şerh verileceği ve aleniyet kazanacağı anlaşılmaktadır. Yine anılan mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde; bu durumun tebliği üzerine ilgililerin on beş gün içinde yapının bulunduğu yerdeki Müdürlüğe verilecek bir dilekçe ile riskli yapı tespitine itiraz edilebileceği gibi doğrudan dava açmalarının da mümkün olduğu sonucuna varılmaktadır.
Zira, riskli yapı raporu üzerine taşınmazın tapu kaydına “riskli yapı” şerhi düşülmek suretiyle işlem icrailik kazanmakta, ayrıca ilgililerin menfaatini de etkilemeye başlamaktadır. Ayrıca ilgili mevzuatta da; riskli yapı raporuna itirazın zorunlu olmadığı, seçimlik hak olarak itiraz edilebileceğinin belirtildiği ve riskli yapı tesbitine itiraz halinde -itiraz sonuçlanmadan- tespit işlemine karşı dava açılamayacağı yönünde bir düzenlemenin yer almadığı görülmektedir.
Olayda, davacıların ikamet ettiği bina hakkında riskli yapı raporu düzenlenerek davacıların bilgilendirilmesi üzerine dava açıldığı, mevzuatta seçimlik hak olarak öngörülen itiraz yoluna gidilmekle birlikte idarenin itirazı sonuçlandırmadığı, tapudaki şerhin ise halen devam ettiği tespit edilmiştir. Kaldı ki, dava açıldıktan yaklaşık 30 gün sonra davacılar tarafından riskli yapı tespitine karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacıların riskli yapı tespit işlemine karşı doğrudan dava açma hakkı bulunduğundan, dava konusu işlemin kesin ve yürütülebilir bir aşamaya gelmediği ve henüz hukuki bir sonuç doğurmadığından bahisle “davanın incelenmeksizin reddi” yönündeki Daire kararının bu kısmında ve kararın bu kısmına bağlı olarak 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin 3.maddesinin 1.fıkrasının (g) bendi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 7.maddesinin 3. fıkrasının 3. cümlesinde yer alan “tespit başvurusunda bulunan” ibaresi yönünden;
Subjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali”, içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel olması idari işlemin mutlaka davacı hakkında uygulanmış olmasını gerektirmemektedir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları idarenin eylem veya işlemleri ile davacının bu eylem ve işlemden etkilenme biçimi dikkate alınmak suretiyle ve her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliği de göz önünde tutularak belirlenmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacılara ait taşınmazlar hakkında riskli yapı tespiti yapılırken; bu davanın davacısı olmayan fakat aynı sitede bağımsız bölüm maliki olan dava dışı üçüncü kişiler tarafından lisanslı kuruluşun belirlenen sürede tespit yapmaması nedeni ile elektronik yazılım sisteminden yapı kaydının silinmesinin talep edildiği ve bu talebin Yönetmeliğin dava konusu edilen 7. maddesinin 3. fıkrası gerekçe gösterilerek reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, taşınmazları hakkında riskli yapı tespiti yapılırken anılan kuralın davacıların menfaatini de etkiyecek şekilde uygulanması sebebi ile davacıların söz konusu hükümden dolayı menfaat ihlalinin bulunmadığının söylenmesi mümkün değildir.
Ancak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu; ikinci fıkrasında, bu sürenin, idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren başlayacağı; dördüncü fıkrasında ise, ilânı gereken düzenleyici işlemlerde dava açma süresinin, ilân tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Buna göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi kurulmuş olması, uygulama işleminin ise birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir. Eldeki uyuşmazlıkta ise uygulama işlemi olarak dava edilen işlem; riskli yapı tespit işlemi olup yapı kaydının elektronik yazılım sisteminden silinmesine ilişkin değildir.
Bu bağlamda, 27/10/2016 tarih ve 29870 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik kuralının iptalini istemekte davacıların menfaatinin bulunduğu açık ise de; anılan Yönetmelik maddesinin iptali istemiyle 29/06/2018 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğundan, Daire kararının bu kısmı sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunmaktadır.
Bu durumda, Daire kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay Ondördüncü Dairesinin temyize konu 13/03/2019 tarih ve E:2018/5407, K:2019/1930 sayılı kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Anılan kararın davanın, Zeytinburnu Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemine ilişkin kısmının incelenmeksizin reddine, 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 3.maddesinin 1.fıkrasının (g) bendine ilişkin kısmının süre aşımı yönünden reddine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
4. Kullanılmayan … TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacılara iadesine,
5. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Altıncı Dairesine gönderilmesine,
6. Kesin olarak, 23/09/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Ondördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka aykırı bulunmadığı, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.