Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2019/1295 E. 2021/1125 K. 02.06.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/1295 E.  ,  2021/1125 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/1295
Karar No : 2021/1125

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun 12/11/2018 tarih ve E:2014/6589, K:2018/6778 sayılı kararının davanın reddine ve ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin, 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan en az 12″ ibaresi ile “Özel öğretim kurumlarında bu şartlar aranmaz.” cümlesinin, 25. maddesinde ortaöğretime yerleştirmeye esas puan veya yetenek sınavı puanıyla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının kontenjanları dolana kadar öğrenci kayıt edebilmelerine olanak verecek bir düzenlemeye yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ibaresi ile “öğrencilerle davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibarelerinin, 78. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “görevin gerektirdiği durumlarda mesai saatleri dışında da çalışmalarını sürdürür” ibaresinin, aynı maddenin 4. fıkrasının (m) bendi ile 7. fıkrasında yer alan “okulun çevreyle ilişki kurmasını sağlamak amacıyla, dinî konularda halkın bilgilendirilmesine yönelik meslek dersleri öğretmenlerinin sorumluluğunda sosyal etkinlikler çerçevesinde hutbe, vaaz ve benzeri programlar düzenler ve bu konularda” ibaresinin, 79. maddesinin 3. fıkrasının, 80. maddesinin 3. fıkrasının, 81. maddesinin 3. fıkrasının, 82. maddesinin 3. fıkrasının, 85. maddesinin 5. fıkrasının, 86. maddesinin 4. fıkrasının (p) bendi ile 6. ve 7. fıkralarının, 88. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi ile (f) bendinde yer alan “Bu kapsamda aynı öğrenci gurubu için haftada bir defa ve yalnız bir öğretmene koordinatörlük görevi verilir.” cümlesinin, 92. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “okulda görevli öğretmenler arasından, okulda yeterli sayıda öğretmen bulunmaması ve ihtiyacın karşılanamadığı durumlarda sırayla aynı yerleşim yerindeki ilçedeki ildeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenlerden” ibaresinin, 94. maddesinin 3. fıkrasının, 99. maddesinin 2. fıkrasının, 164. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (l) bendi, 2. fıkrasının (ç) bendi ve 3. fıkrasının (k), (l), (n) bentleri ile aynı maddenin 5. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun 12/11/2018 tarih ve E:2014/6589, K:2018/6778 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “en az 12” ibaresi yönünden;
01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesiyle dava konusu düzenlemede değişiklik yapılarak, seçmeli dersin en az 10 öğrencinin talebi doğrultusunda öğretime açılacağının belirtildiği, davacının, dava açmaktaki hukuki amacının ve menfaatinin gerçekleştiği, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı;
Aynı maddenin 4. fıkrasında yer alan “Özel öğretim kurumlarında bu şartlar aranmaz.” cümlesi yönünden;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi, 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 1 ve 6. maddeleri ile 20/03/2012 tarih ve 28239 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 4. maddesinin (g) bendi belirtilerek;
Anayasa’da “eşitlik” ilkesinin amacının eylemli değil, hukuksal eşitlik olduğu, aynı hukuki durumda olanların aynı, ayrı hukuki durumda olanların ayrı kurallara tabi tutulmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmayacağı;
5580 sayılı Kanun’da, kurumlarda uygulanacak öğretim programı ve haftalık ders çizelgesinin, resmî kurumlarda uygulanan usûl ve esaslar çerçevesinde belirleneceği ve Bakanlıkça uygun bulunması durumunda farklı öğretim programlarının ve haftalık ders çizelgesinin de uygulanabileceğinin hüküm altına alındığı, özel öğretim kurumlarının, resmi/özel eğitim kurumları ve özel eğitim sınıflarında verilen eğitimin içeriği ve öğrenci profilinin de farklı olması nedeniyle, bu kurumların ders seçimi hususunda diğer ortaöğretim kurumlarından farklı uygulamaya tabi olmasının eşitlik ilkesine aykırı olmadığı;
Yönetmeliğin 25. maddesinde, ortaöğretime yerleştirmeye esas puan veya yetenek sınavı puanıyla öğrenci alan ortaöğretim kurumlarının kontenjanları dolana kadar öğrenci kayıt edebilmelerine olanak verecek bir kurala yer verilmemesi nedeniyle eksik düzenleme iddiası yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin 25. maddesinde, 9. sınıflara ve hazırlık sınıfı bulunan okulların hazırlık sınıflarına alınacak öğrenci kontenjanlarını belirlemek üzere, okul müdürünün başkanlığında bir müdür yardımcısı, bir rehberlik öğretmeni, öğretmenler kurulunca seçilen bir öğretmen, varsa alan/bölüm şefi, okul-aile birliğini temsilen bir velinin katılımıyla kontenjan belirleme komisyonu oluşturularak, bu komisyonun belirlediği kontenjan doğrultusunda, okulların hazırlık veya 9. sınıfına alınacak öğrenci sayısıyla açılacak şube sayısı, her yıl Bakanlıkça belirlenen takvime göre ilçe ve il millî eğitim müdürlüklerince de onaylanarak Bakanlığın ilgili birimine elektronik ortamda bildirileceğinin
ve Bakanlıkça yapılan değerlendirme sonunda belirlenen kontenjan ile tercih, yerleştirme ve kayıt işlemlerine ilişkin açıklamaların da kılavuzda ilan edileceğinin düzenlendiği;
Bir başka anlatımla; tercih yerleştirme ve kayıt sürecinin ayrıntılı olarak her yıl yapılan ortaöğretime yerleştirme sürecinde güncellenerek kılavuzda ilan edildiği ve merkezi yerleştirme ile öğrenci alan okullarda okul kontenjanı kadar en yüksek puandan başlamak suretiyle adayların sınav puanı sonuçlarının sıralanarak kontenjan sayısı kadar öğrencinin yerleştirildiği; adres kayıt sistemine dayalı yerel yerleştirme yöntemi ile öğrenci yerleştirmede ise, her bir okul için belirlenen kontenjan kadar öğrencinin yerel yerleştirmenin özel kriterleri çerçevesinde yerleştirileceği dikkate alındığında, dava konusu maddede eksik düzenleme bulunmadığı;
Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ibaresi ile “öğrencilerle davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibareleri yönünden;
01/09/2018 ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 28. maddesiyle dava konusu edilen ibarelerin madde metninden çıkarıldığı, davacının, dava açmaktaki hukuki amacının ve menfaatinin gerçekleştiği, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı;
Yönetmeliğin 78. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “görevin gerektirdiği durumlarda mesai saatleri dışında da çalışmalarını sürdürür” ibaresi yönünden;
Dava devam ederken, 16/09/2017 tarih ve 30182 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 38. maddesiyle müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısının da çalışmalarını valilikçe belirlenen mesai saatleri dâhilinde yapacağı, ancak görevin gerektirdiği durumlarda mesai saatleri dışında da çalışmalarını sürdüreceğinin kurala bağlandığı;
16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın 8. maddesinde; bu Kararla belirlenen azamî ek ders görevi ve ek ders görevinden sayılan ders saatleri dışında olmak üzere; cumartesi ve pazar günleri, bu madde kapsamında belirtilen eğitim faaliyetlerinde görev yapan okul/kurum yöneticilerinden birine fiilen görev yaptıkları anılan günler için 2 saat ek ders ücreti ödeneceğinin kurala bağlandığı;
Öte yandan; ortaöğretim kurumlarında müdürlük, müdür başyardımcılığı ve müdür yardımcılığı görevlerinin, yöneticilik görevinin gereği olarak, ders görevi dışında idari niteliği haiz oluşu ve bu görevlerin eğitim hizmetinde süreklilik anlayışı içerisinde ifası gerektiği dikkate alındığında; gerekli olması halinde, müdür, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısının çalışmalarını mesai dışında da sürdürmesinin, kamu yararı gereği olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı;
Aynı maddenin 4. fıkrasının (m) bendi yönünden;
652 sayılı Millî Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 33. maddesi ile aynı yönde olan düzenlemede üst hukuk normuna aykırılık bulunmadığı;
Aynı maddenin 78. maddesinin 7. fıkrasında yer alan “okulun çevreyle ilişki kurmasını sağlamak amacıyla, dinî konularda halkın bilgilendirilmesine yönelik meslek dersleri öğretmenlerinin sorumluluğunda sosyal etkinlikler çerçevesinde hutbe, vaaz ve benzeri programlar düzenler ve bu konularda” ibaresi ile Yönetmeliğin 86. maddesinin 6. fıkrası yönünden;
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca; İmam-Hatip Liselerinin; imamlık, hatiplik ve Kur’an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığınca açılan ortaöğretim sistemi içinde, hem mesleğe, hem yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumları olduğu;
Anadolu İmam-Hatip Lisesi ve Meslek İmam-Hatip Liselerinde öğrencilerin yetiştirilmesi amacıyla mesleki uygulamaların yapılmasının mümkün olduğu;
Bir başka deyişle; İmam-Hatip Liselerinden mezun olanların, kamuda ifa ettiği görevin niteliği itibarıyla, bu görevin uygulamaya yönelik olduğu, dolayısıyla bu okullardan mezun olacak öğrencilerin yetiştirilmesine yönelik olarak, 1739 sayılı Kanun’un genel ve özel amaçları ile ilkelerine uygun uygulamalı eğitimin verilmesinin bu alanda kaliteyi ve niteliği artıracağı;
Bu nedenle dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı;
Yönetmeliğin 79. maddesinin 3. fıkrasının, 80. maddesinin 3. fıkrasının, 81. maddesinin 3. fıkrasının, 82. maddesinin 3. fıkrasının, 85. maddesinin 5. fıkrasının, 86. maddesinin 4. fıkrasının (p) bendi ile 7. fıkrası yönünden;
Hizmetin gerekleri doğrultusunda, kamu yararı gereği müdür başyardımcısı, müdür yardımcısı, teknik müdür yardımcısı, koordinatör müdür yardımcısı, laboratuvar şefi ve öğretmenlerin Yönetmelik’te sayılan görevlerinin dışında kalmak suretiyle kanunlara uygun olarak yapması gereken bir hizmetin söz konusu olabileceği dikkate alındığında, müdür tarafından verilen görevin gerektirdiği diğer görev ve sorumlulukların yerine getirileceğini kurala bağlayan dava konusu düzenlemelerde hukuka ve üst normlara aykırılık bulunmadığı;
Öte yandan, Anayasa’nın 137. maddesi uyarınca, verilen görevin gerektirdiği diğer görev ve sorumlulukların yönetmelik, tüzük, kanun veya Anayasa hükümlerine aykırı olamayacağının da tabii olduğu;
Yönetmeliğin 88. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi yönünden;
Dava konusu düzenlemenin, 01/09/2018 tarih ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 38. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı;
Yönetmeliğin 88. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendinde yer alan “Bu kapsamda aynı öğrenci gurubu için haftada bir defa ve yalnız bir öğretmene koordinatörlük görevi verilir.” cümlesi yönünden;
3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 3. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin koordinatör öğretmenlerin görev ve sorumluluklarını düzenleyen 89. maddesi uyarınca işletmelerdeki mesleki eğitimle staj ve yaz uygulamalarının planlı olarak yürütülmesi, programa uygunluğun izlenmesi, ortaya çıkabilecek sorunların belirlenmesi, öğrencilerin başarı, devamsızlık ve disiplin durumlarının izlenmesi ve rehberlikte bulunulması amacıyla tesis edilen dava konusu düzenlemede kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı;
Yönetmeliğin 92. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “okulda görevli öğretmenler arasından, okulda yeterli sayıda öğretmen bulunmaması ve ihtiyacın karşılanamadığı durumlarda sırayla aynı yerleşim yerindeki ilçedeki ildeki diğer eğitim kurumlarında görevli öğretmenlerden” ibaresi yönünden;
Dava devam ederken, dava konusu düzenlemede 01/09/2018 tarih ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 41. maddesiyle değişiklik yapıldığı ve belletici öğretmen görevlendirme konusunda Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Resmi Okullarda Yatılılık, Bursluluk, Sosyal Yardımlar ve Okul Pansiyonları Yönetmeliği’ne yollama yapıldığı görülmekte ise de; anılan Yönetmelik’teki düzenleme ile dava konusu ibarenin aynı yönde olduğu anlaşıldığından, düzenlemenin hukuki denetiminin yapılması gerektiği;
Okullara bağlı bulunan pansiyonlarda öncelikle ve çoğunlukla pansiyonun bağlı bulunduğu okulun kayıtlı öğrencilerinin kaldığı göz önünde bulundurulduğunda; okulun ve pansiyonun fiziki koşulları, pansiyon ile ilgili yaşanabilecek olası sorunlarda okul ve pansiyon yönetimi ile iletişim, öğrenci talepleri ve öğrenci öğretmen iletişimi gibi hususlar dikkate alınarak, öncelikli olarak o okulun kadrolu öğretmenlerinin belletici öğretmen olarak görevlendirilmesinin ve bu görevlendirmenin de resen yapılmasının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu;
Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (l) bendi, 2. fıkrasının (ç) bendi ve 3. fıkrasının (k), (l), (n) bentleri ile aynı maddenin 5. fıkrası yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin yeterli bulunduğu;
2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı kabul edebilmesinin ön koşullarından birinin, davacının objektif ve subjektif dava ehliyeti olduğu;
Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için işlemin davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerektiği;
İptal davalarında; menfaat ihlalinin saptanmasının davacının bu davada subjektif ehliyetinin bulunduğu ve davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yarattığı;
Anılan mevzuat ve iptal davalarının hukuki niteliği göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerektiği ve bu ilginin davanın niteliğine ve özelliğine göre belirleneceği;
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; Anayasa’nın 51. maddesi belirtilerek; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca, kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmanın, sendika ve konfederasyonların faaliyet alanı kapsamında olduğu;
Davacı Sendikanın, 21/05/2014 tarihli Tüzüğünün “Sendikanın Amaçları” başlıklı 2. maddesinin (e) bendi uyarınca, uluslararası sözleşmelerde yer alan çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel hakların ve özgürlüklerin takipçisi ve savunucusu olduğu, olumsuz koşullardaki çocukların eğitimi için çalışmalar yapacağı; “Sendikanın Çalışma Konuları” başlıklı 3. maddesinin (c) bendi uyarınca, amaçlarını gerçekleştirebilmek için; üyelerinin sendikal ve demokratik amaçlar doğrultusundaki mücadelesinde hak ve çıkarlarının ihlal edildiği her durumda her türlü demokratik fiili ve meşru mücadele hakkını kullanacağı, onlar adına gerekli hukuksal girişimde ve yardımda bulunacağı; aynı maddenin (n) bendi uyarınca öğrenci ve velilerin örgütlü olarak okul süreçlerine katılmaları için çalışmalar yürüteceği; “Sendikanın Kurulduğu Hizmet Kolu” başlıklı 5. maddesine göre, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri hizmet kolunda kurulduğu ve bu hizmet koluna; eğitim, öğretim ve bilim alanındaki tüm iş yerlerinin dâhil olduğunun belirtildiği;
Dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrasında; kadrolu personel dışında, ücretleri genel bütçe veya bütçe dışı kaynaklarca karşılanarak hizmet satın alma yoluyla çalıştırılacak personelin görevlerine ilişkin esas ve usullerin sözleşmeyle belirleneceğinin düzenlendiği; 164. maddesinde ise öğrencilere disiplin cezası verilmesini gerektiren davranış ve fiillere ilişkin kurallar belirlendiği;
Bu durumda, kurumlarda eğitim öğretim faaliyetlerinin dışında kalan, kurumun diğer ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik olarak “diğer personel” adı altında çalıştırılabilecek olan teknisyen, kütüphane memuru, şoför, hizmetli, bahçıvan, kaloriferci, gece bekçisi, koruma memuru veya güvenlik görevlisi, ambar memuru, hemşire, aşçı gibi personelin çalıştırılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesine yönelik düzenleme ile öğrenci disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiillerin düzenlendiği Yönetmelik maddesinin iptalinin istenmesinde, Tüzük’te yer alan faaliyet alanı ve yukarıda aktarılan mevzuat uyarınca, davacı Sendikanın doğrudan güncel ve meşru menfaatinin bulunmadığı;
Yönetmeliğin 99. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Anayasa’nın 14 ve 42. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü” başlıklı 9. maddesi uyarınca dava konusu edilen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle;
Dava konusu Yönetmeliğin;
-11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “en az 12” ibaresi ile 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ibaresi ile “davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibareleri ve 88. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (l) bendi, 2. fıkrasının (ç) bendi ve 3. fıkrasının (k), (l), (n) bentleri ile aynı maddenin 5. fıkrası hakkında davanın ehliyet yönünden reddine,
-Diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptal davasında idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesi ve hukukun üstünlüğünü sağlamanın amaçlandığı, bu nedenle menfaat koşulunun geniş yorumlanması gerektiği, dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesi kapsamında çalışacak personelin Sendikalarına üye olma imkanı bulunan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre belirlenmesi mümkün iken hizmet satın alma yoluyla bu personelin istihdam edilmesinin menfaatlerini etkileyeceği, diğer yandan, dava konusu 164. maddede temel hak ve hürriyetlerden olan örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl gösteri yapma hakkının ortaöğretim kurumlarında sınırlanması yönünde kurallar getirildiği, üyelerinin görev yaptığı bu kurumlarda çalışma barışını etkileyecek dava konusu düzenlemelerin Sendikanın menfaatini ilgilendirdiği, dava dilekçesindeki hukuka aykırılık iddiaları ile birlikte ek ders düzenlemesinin 78. maddenin 7. fıkrasındaki hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 01/07/2017 tarih ve YD İtiraz No: 2015/351 sayılı kararı ile öğretmenlere, eğitim öğretim hizmetleri sınıfı ile bağdaşmayacak görevler verilmesinin kanuni dayanağı bulunmadığının ortaya konulduğu, Müşterek Kurul kararının davanın reddine ve ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunca verilen kararın, davanın reddine ve ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Müşterek Kurul kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının bozulması, diğer kısımlar yönünden ise istemin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler …, …, …, … ve …’in, davacı Sendikanın, Sendika Tüzüğü’nde yer alan faaliyet alanı dikkate alındığında, Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesi ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19. maddesi uyarınca, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 4. fıkrasında yer alan “Özel öğretim kurumlarında bu şartlar aranmaz.” cümlesi ve 25. maddesi yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı yönündeki oylarına karşılık; eğitim ve öğretim hizmet kolunda faaliyet gösteren davacının, bu alanda düzenlemeler içeren dava konusu Yönetmeliğin iptalini istemekte ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 3. maddesinin (f) bendinde; sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; aynı Kanun’un 19. maddesinin (f) bendinde de; üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendikaların görevleri arasında sayılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.
Öte yandan, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Müşterek Kurul kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için anılan Kanun’un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri “ehliyet” yönünden de incelenmektedir.
Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari işlemin davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır.
Bu itibarla, bir idari faaliyet ile, dava açma ciddiyetini sağlamaya yetecek ölçüde muhatap olup, menfaat ilgisini kuran kişi ve kuruluşlar söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabilirler.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı Sendikanın, dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesi açısından menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin değerlendirilebilmesi için anılan maddelerde düzenlenen hususların ve Sendika Tüzüğünün birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Davacı Sendika’nın Tüzüğünün 2. maddesinde; Sendikanın amaçları arasında, insan hakları ve temel özgürlüklerin bütünlüğü içinde, din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, siyasal düşünce farkı gözetmeksizin bütün üyelerinin ekonomik, demokratik, akademik, sosyal, kültürel, hukuksal, siyasal, mesleki özlük hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmeyi, üyelerine insanca bir yaşam düzeyi sağlamayı savunduğuna işaret edildiği, 3. maddesinde, üyelerinin sendikal ve demokratik amaçlar doğrultusundaki mücadelesinde hak ve çıkarlarının ihlal edildiği her durumda her türlü demokratik fiili ve meşru mücadele hakkını kullanacağı, onlar adına gerekli hukuksal girişimde ve yardımda bulunma ve çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel hakları ve özgürlükleri takip etme ve savunmanın Sendika’nın amaçları arasında sayıldığı, 5. maddesinde Sendikanın, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri hizmet kolunda kurulduğu, bu hizmet koluna, eğitim, öğretim ve bilim alanındaki tüm iş yerlerinin dâhil olduğunun belirtildiği ve 6. maddesinde, hizmet koluna dahil işyerlerinde çalışan herkesi hiçbir ayrım gözetmeksizin ve başka bir nitelik aranmaksızın üyeliğe kabul edeceğinin düzenlendiği görülmektedir.
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 94.maddesinin 1.fıkrasında, ortaöğretim kurumlarında ihtiyaç duyulan alanlarda görev yapacak olan bahçıvan, şoför, hemşire gibi diğer personelin kimler olduğu belirtilmiş, anılan maddenin dava konusu 3. fıkrasında ise “Kadrolu personel dışında, ücretleri genel bütçe veya bütçe dışı kaynaklarca karşılanarak hizmet satın alma yoluyla çalıştırılacak personelin görevlerine ilişkin esas ve usuller sözleşmeyle belirlenir.” kuralına yer verilmiş, aynı Yönetmeliğin 164. maddesinde ise; ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, dava dilekçesinde, 94.maddenin 3.fıkrasının iş güvencesiz personel çalıştırılmasına yol açacağı, eğitim kurumlarında görülen hizmetin asli ve sürekli olduğu bu nedenle kanunla düzenleme yapılması gerektiği, 164. maddesi ile de eğitim bilimiyle ve disiplin hukukuyla bağdaşmayan düzenlemeler yapıldığı ileri sürülerek dava açıldığı, temyize konu Daire kararında anılan maddeler yönünden davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmesi üzerine, bu iddialara ek olarak temyiz dilekçesinde, dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesi kapsamında çalışacak personelin Sendikalarına üye olma imkanı bulunan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca istihdam edilen personel arasından belirlenmesi mümkün iken hizmet satın alma yoluyla bu personelin istihdam edilmesinin menfaatlerini etkileyeceği, diğer yandan, dava konusu 164. maddede, temel hak ve hürriyetlerden olan örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl gösteri yapma hakkının ortaöğretim kurumlarında sınırlanması sonucunu doğuracak kurallar getirildiği, üyelerinin görev yaptığı bu kurumlarda çalışma barışını etkileyecek dava konusu düzenlemelerin Sendikalarının menfaatini ilgilendirdiğinin ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrasının, ortaöğretim kurumlarında, diğer personel olarak, bir kamu görevlileri sendikası olan davacı Sendika üyesi olamayacak nitelikteki hizmet satın alma yoluyla istihdam edilecek personel çalıştırılması yönüyle davacı Sendikanın ve ayrıca davacı Sendikaya halihazırda üye olan personelin bu görevlerde istihdam edilmemesi yönüyle de davacının üyelerinin menfaatlerini etkilediği, diğer yandan, öğrencilere yönelik disiplin hükümleri öngören Yönetmeliğin 164.maddesi yönünden de davacı Sendikanın ileri sürdüğü iddialar bağlamında üyelerinin menfaatinin etkileneceği anlaşıldığından, davacının, 4688 sayılı Kanun hükümleri ve Tüzüğünde belirtilen amaçları da dikkate alındığında, Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 94. maddesinin 3. fıkrası ile 164. maddesinin muhtelif kısımlarının iptalini istemekte kişisel ve güncel menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, bu kısım yönünden de işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken Müşterek Kurulca verilen kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın Yönetmeliğin 78. maddesinin 2. fıkrası yönünden davanın reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Müdür, görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 78. maddesinin 1. fıkrasında; müdürün, Türk millî eğitiminin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak Anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge ve diğer ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda okulun amaçlarını gerçekleştirmek üzere tüm kaynakların etkili ve verimli kullanımından, ekip ruhu anlayışıyla yönetiminden ve temsilinden birinci derecede sorumlu eğitim ve öğretim lideri olduğu belirtilmiş, dava konusu 2. fıkrasında ise müdürün, çalışmalarını valilikçe belirlenen mesai saatleri dâhilinde yapacağı, görevin gerektirdiği durumlarda mesai saatleri dışında da çalışmalarını sürdüreceği hususu düzenlenmiştir.
Dava açıldıktan sonra, 16/09/2017 tarih ve 30182 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği ile dava konusu 2. fıkraya, müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı da eklenmiştir.
Müdürün, ortaöğretim kurumunda yönetim görevini ifa ettiği, bu görevin önem ve mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda, görevin gerektirdiği zamanlarda mesai saati dışında da olsa çalışmalarını devam ettirmesinin işin doğası gereği olduğu anlaşılmaktadır.
Ayrıca, 16/12/2006 tarih ve 26378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders Ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar’ın “Yetiştirme, okuma -yazma ve uyum kursları” başlıklı 8. maddesinde; bu Karar’la belirlenen azamî ek ders görevi ve ek ders görevinden sayılan ders saatleri dışında olmak üzere; cumartesi ve pazar günleri, bu madde kapsamında belirtilen eğitim faaliyetlerinde görev yapan okul/kurum yöneticilerinden birine fiilen görev yaptıkları anılan günler için 2 saat ek ders ücreti ödeneceğinin de belirtildiği, bu haliyle müdüre, mesai saatlerinin dışındaki bu çalışması için ödeme de yapıldığı görülmektedir.
Bu durumda, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda tesis edildiği anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Müşterek Kurulca davacı Sendika’nın, müdür baş yardımcısı ve müdür yardımcısı açısından da iptal isteminde bulunduğu kabul edilerek kararda bu kısımlar hakkında da değerlendirme yapılmış ise de, davacının bu yönde bir talebi bulunmadığı, nitekim anılan kısımların dava tarihinden sonra düzenlemeye eklendiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Müşterek Kurul kararının yalnız dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan ve davacının açıkça hukuka aykırılığını ileri sürdüğü düzenleyici işleme yönelik yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerekmekte olup, kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Müşterek Kurul kararının davanın reddine yönelik diğer kısımlarına gelindiğinde ise;
Temyiz edilen kararla ilgili dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Müşterek Kurulca dava konusu Yönetmeliğin 78. maddesinin 2. fıkrası dışındaki kısımları yönünden davanın reddine ilişkin kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin bu kısımlar yönünden reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 12/11/2018 tarih ve E:2014/6589, K:2018/6778 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının, dava konusu Yönetmeliğin 78. maddesinin 2. fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçeyle, diğer kısımlarının ise aynen ONANMASINA, 78. maddenin 7. fıkrası ile 86. maddenin 6. fıkrası ve 99. maddenin 2. fıkrası yönünden oyçokluğu, diğer istemler yönünden oybirliği ile,
3. Anılan kararın davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA oyçokluğu ile,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Sekizinci Dairesine gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 02/06/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava konusu Yönetmeliğin 78. maddesinin 7. fıkrası ile 86. maddesinin 6. fıkrası incelendiğinde;
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Müdür, görev, yetki ve sorumlulukları” başlıklı 78.maddesinin 7. fıkrasında; “Anadolu imam-hatip ve imam-hatip lisesi müdürleri ayrıca okuldaki eğitim, öğretimle ve işleyişle ilgili olarak, okulun çevreyle ilişki kurmasını sağlamak amacıyla, dinî konularda halkın bilgilendirilmesine yönelik meslek dersleri öğretmenlerinin sorumluluğunda sosyal etkinlikler çerçevesinde hutbe, vaaz ve benzeri programlar düzenler ve bu konularda müftülük, il veya ilçe millî eğitim müdürlükleri, yükseköğretim kurumları ve diğer kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapar…” kuralına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin “Öğretmenlerin görevleri ve sorumlulukları” madde başlıklı 86.maddesinin 6. fıkrasında ise; “Anadolu imam-hatip ve imam-hatip lisesi meslek dersleri öğretmenleri gerek ders saatleri içerisinde, gerekse ders saatleri dışında olmak üzere öğrencilerin mesleki becerilerinin geliştirilmesi için çevreyle ilişki kurmalarına rehberlik ederek mesleki uygulamalarının verimli olması yönünde çalışmalar yapar, dinî konularda halkın bilgilendirilmesine yönelik faaliyetlere katılır.” düzenlemesi yapılmıştır.
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca; imam – hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve Kur’an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığınca açılan ortaöğretim sistemi içinde, hem mesleğe hem yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır.
Her ne kadar davalı idare tarafından, her mesleğin bir bilgi, bir de uygulama yönü olduğu, din görevliliğinin bilgi yönünü, Anadolu imam-hatip lisesi öğretim programlarında bulunan meslek dersleri, genel kültür dersleri ve seçmeli derslerin oluşturduğu, uygulama yönünü ise, yine programlarda yer alan dersleri temel alarak din hizmetleri eğitimini pekiştirmeyi amaçlayan hitabet ve mesleki uygulama dersinin kazandıracağı, ayrıca din görevliliğinin, alan bilgileri yanında bu bilgileri başkaları ile paylaşmaya yardımcı olacak özel çabayı da gerektiren bir faaliyet olduğu, paylaşabilmek için bir konunun bilgisine sahip olmak nasıl gerekliyse onu paylaşabilmenin yöntem ve tekniklerini bilmek ve uygulayabilmenin de bir o kadar gerekli olduğu ileri sürülerek dava konusu bu iki hükmün hukuka uygun olduğu savunulmuş ise de; Anadolu imam-hatip lisesi ve meslek imam-hatip liselerinde öğrencilerin yetiştirilmesi amacıyla mesleki uygulamaların yapılması mümkün olmakla birlikte, bu amacı aşar nitelikte, hem bu okulların müdürlerine hem de öğretmenlerine dini konularda halkın bilgilendirilmesine yönelik faaliyetler düzenleme ve bu faaliyetlere katılma görevi yüklenmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 99. maddesinin 2. fıkrası incelendiğinde;
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin “Hizmet odaları” başlıklı 99. maddesinin dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 2. fıkrasında; “Talep olması halinde ibadet ihtiyaçlarını karşılayacak uygun mekân ayrılabilir.” kuralı düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Başlangıç bölümünde; “Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı” ifadesine yer verilmiştir.
Anayasa’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.” düzenlemesine; ” Din ve Vicdan Hürriyeti” başlıklı 24. maddesinde ise;
“Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dini ayin ve törenler serbesttir.
Kimse, ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcisinin talebine bağlıdır.
Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasi veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. ” hükümlerine yer verilmiştir.
Yine Anayasa’nın 42. maddesinin 8. fıkrasında “eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür” hükmü yer almıştır.
1739 sayılı Milli Eğiitm Temel Kanunu’nun 4. maddesinde “Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” hükmüne yer verilmiş olup; “Laiklik” başlıklı 12. maddesinin 1. cümlesinde Türk Milli Eğitim’inde laikliğin esas olduğu ifade edilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin yukarıda metnine yer verilen 99. maddesinin 2. fıkrasında; eğitim kurumlarında eğitim- öğretim faaliyeti dışında dini ibadet faaliyetine imkan tanıyan bir kural getirilmesi, eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütüleceğini hükme bağlayan Anayasa’nın 42. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.
Öte yandan, hem Anayasa’da hem de 1739 sayılı Kanun’da laiklik esas alınarak çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre bilim ve fenne dayalı evrensel bir eğitim esas alındığı halde ister çalışanların ister öğrencilerin ibadeti için gerekli bir koşulun, eğitim, öğretim kurumunda açılmasının zorunlu bir koşul olarak öngörülmesi, laik eğitim ilkesine aykırı olduğu gibi muhtemel de olsa gruplaşmalara ve ayrımcılığa yol açabilecek niteliği itibarıyla milli eğitimin amaçlarına uygun olmadığı, bu nedenle dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin dava konusu Yönetmeliğin 78. maddesinin 7. fıkrası ile 86. maddesinin 6. fıkrası ve 99. maddesinin 2. fıkrası yönünden kabulü ile davanın reddine ilişkin temyize konu Müşterek Kurul kararının bu kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 12/11/2018 tarih ve E:2014/6589, K:2018/6778 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 94. maddesinin 3. fıkrası yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci ve İkinci Daireleri Müşterek Kurulunun temyize konu 12/11/2018 tarih ve E:2014/6589, K:2018/6778 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 164. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (l) bendi, 2. fıkrasının (ç) bendi ve 3. fıkrasının (k), (l), (n) bentleri ile aynı maddenin 5. fıkrası yönünden davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.