Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2019/2438 E. 2021/692 K. 05.04.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2019/2438 E.  ,  2021/692 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/2438
Karar No : 2021/692

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ: Av. …
2- (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ: Hukuk Müşaviri …
DİĞER DAVALI : …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 08/04/2019 tarih ve E:2016/10558, K:2019/1779 sayılı kararının, davalı idarelerden … Bakanlığı tarafından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden, davacı Sendika tarafından esas yönünden karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 18/06/2014 tarih ve 29034 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik’te “Temel İlkelere” yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, Yönetmelik’in 5. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde yer alan “Müdür yardımcısı sayısı altı olan” ibaresinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “100-” ibaresinin, 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 14. maddesinin 2. fıkrasının, 21. maddesinde “bağımsız anaokulları”na yer verilmemesi ile özel eğitim kurumlarına ikinci ve sonraki rehber öğretmeni norm kadrosunun hangi sayılar esas alınarak verileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemelerin, 22. maddesinde, öğretmenlerin, öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri kapsamında yaptıkları görevlerinden, ilgili mevzuatına göre haftalık azami ek ders saatleri içinde sayılan sürelerinin norm kadro hesaplanırken gözönünde bulundurulup bulundurulmayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin, 22. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “10’dan fazla grup oluşturmamak üzere”, (a) bendinde yer alan “12-“, (h) bendinin ve 3. fıkrasında yer alan “32 saatlik” ibarelerinin, 26. maddesinde okul ve kurumların norm kadrolarının değişmesi halinde, bu değişikliğe konu olan okul ve kurumların norm kadro sayılarının ne zaman belirleneceğine ilişkin bir kurala yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 08/04/2019 tarih ve E:2016/10558, K:2019/1779 sayılı kararıyla;
Anayasa’nın dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 124.; 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 36. ve 38. madde düzenlemelerine yer verildikten sonra,
Yönetmelikte “Temel İlkelere” yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden:
17/02/2006 tarih ve 26083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in “Maddelerin sıralanması” başlıklı 15. maddesinde; “Taslaklarda düzenlemenin niteliğine ve ihtiyaca göre sırasıyla amaç, kapsam, dayanak, tanımlar, teşkilat, organlar, nitelikler, görev, yetki ve sorumluluklar, cezaî hükümler, düzenleyici işlemlere ilişkin hüküm, değiştirilen ve yürürlükten kaldırılan hükümler, geçici hükümler ile yürürlük ve yürütme maddeleri ve varsa düzenlemelerin ekleri yer alır.” hükmüne yer verildiği, söz konusu Yönetmelik hükmü uyarınca, mevzuat düzenlemelerinde yer alması zorunlu bulunmayan “temel ilkeler” bölümüne dava konusu düzenlemede yer verilmemiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkraları yönünden;
Bahse konu düzenleme ile, dava konusu Yönetmelik’in 30. maddesi ile yürürlükten kaldırılan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul ve Kurumların Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin (önceki) Yönetmelik’in 6. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, birden fazla okul ve kurumun aynı bünyede yer aldığı kurumlar için bir müdür norm kadrosu verileceği yolundaki kuralda değişikliğe gidilerek, aynı binada faaliyet gösteren farklı derece ve türdeki eğitim kurumlarından sadece öğrenci sayısı en fazla olana, keza aynı bahçede faaliyet gösteren farklı derece ve türdeki özel eğitim kurumlarından sadece öğrenci sayısı fazla olan eğitim kurumu için bir müdür norm kadrosu verileceğinin belirlendiği,
Yasal düzenleme ve dava konusu Yönetmelik hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, norm kadro uygulamasının, kamu hizmetinin aksamasına sebebiyet vermeyecek şekilde gerekli ve yeterli sayıda personel tarafından yürütülmesinin sağlanması, atıl kapasite oluşturulmaması anlayışından doğduğu, uygulama ile gereksiz büyümenin önlenmesinin amaçlandığı, bu bağlamda, yukarıda belirtilen hususların yanı sıra yönetimde birlik, istikrar ve eşgüdüm sağlanması amacıyla, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarenin tesis ettiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde yer alan “Müdür yardımcısı sayısı altı olan” ibaresi yönünden;
Bahse konu düzenleme ile, önceki Yönetmelik’in 7. maddesinde yer alan, yatılı veya pansiyonlu okullara, 500 ve daha fazla öğrencisi olan anadolu liseleri, fen liseleri ile çok programlı liselere, işletmelerde beceri eğitimi için en az 100 öğrenci gönderen mesleki ve teknik öğretim okullarına, bünyesinde ilköğretim kurumu ve lisenin birlikte bulunduğu özel eğitim okullarına, müdür yardımcısı sayısı üç ve daha fazla olan eğitim kurumlarına bir müdür başyardımcısı norm kadrosu verileceği yolundaki kuralda değişikliğe gidilerek, özel eğitim kurumları hariç olmak üzere yatılı veya pansiyonlu olanlara müdür baş yardımcılığı norm kadrosu verileceğinin belirtildiği, müdür baş yardımcılığı norm kadrosu verilmesi için gereken asgari müdür yardımcısı sayısının da altıya çıkarıldığı,
Ekonomik ve fiziki imkanlar; teknolojik ve otomasyon sistemlerindeki gelişmelerin işyüküne etkileri; toplam öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları ile kamu hizmetinin gerekleri gibi kriterler dikkate alınarak, eğitim kurumlarında bulunması gereken müdür baş yardımcısı sayısını belirlemede, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin bu yetkisini kullanarak tesis ettiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Kaldı ki, 21/06/2018 tarih ve 30455 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlarına Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde müdür başyardımcılığına yer verilmediği, söz konusu eksik düzenlemenin iptali talebiyle açılan davada, Danıştay İkinci Dairesince verilen 07/11/2018 tarih ve E:2018/2347 sayılı yürütmenin durdurulması talebinin reddine ilişkin karara yapılan itiraz üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 07/03/2019 tarih ve YD İtiraz No: 2019/1 sayılı karar ile itirazın reddine hükmedildiği,
Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden;
Bahse konu düzenleme ile, önceki Yönetmelik’in 8. maddesinin ilk fıkrasının (a) bendinde yer alan, anaokullarına ikinci müdür yardımcısı norm kadrosu verilmesi için gerekli olan asgari öğrenci sayısının 201’den 501’e çıkarıldığı,
Ekonomik ve fiziki imkanlar; teknolojik ve otomasyon sistemlerindeki gelişmelerin işyüküne etkileri; okul öncesi eğitim branşındaki toplam öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları, yetişmiş işgücü, kadro imkanları ile hizmet ihtiyaçları gibi kriterler dikkate alınarak, anaokullarında bulunması gereken müdür yardımcısı sayısını belirlemede, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin bu yetkisini kullanarak tesis ettiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “100-” ibaresi yönünden;
Bahse konu düzenleme ile, önceki Yönetmelik’in 8. maddesinin ilk fıkrasının (b) bendinde yer alan, ilkokullara müdür yardımcısı norm kadrosu verilmesi için gerekli olan asgari öğrenci sayısının 100’e çıkarıldığı,
Ekonomik ve fiziki imkanlar; teknolojik ve otomasyon sistemlerindeki gelişmelerin işyüküne etkileri; toplam öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları, yetişmiş işgücü, kadro imkanları ile hizmet ihtiyaçları gibi kriterler dikkate alınarak, ilkokullarda bulunması gereken müdür yardımcısı sayısını belirlemede, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin bu yetkisini kullanarak tesis ettiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 14. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Bahse konu düzenleme ile, önceki Yönetmelik’in 8. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, bir okul veya kurumdaki azami müdür yardımcısı sayısında değişikliğe gidilerek, 7 olan azami müdür yardımcısı sayısının 6 olarak belirlendiği,
Ekonomik ve fiziki imkanlar; teknolojik ve otomasyon sistemlerindeki gelişmelerin işyüküne etkileri; toplam öğretmen, öğrenci ve derslik sayıları ile kamu hizmetinin gerekleri gibi kriterler dikkate alınarak, eğitim kurumlarında bulunması gereken müdür yardımcısı sayısını belirlemede, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin bu yetkisini kullanarak tesis ettiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 22. maddesinde, öğretmenlerin, öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri kapsamında yaptıkları görevlerinden, ilgili mevzuatına göre haftalık azami ek ders saatleri içinde sayılan sürelerinin norm kadro hesaplanırken göz önünde bulundurulup bulundurulmayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden;
Önceki Yönetmelik’in 15. maddesinin (c) bendinin (2) no’lu alt bendinde yer alan, öğretmenlerin, öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri kapsamında yaptıkları görevlerinden, ilgili mevzuatına göre haftada azami ek ders saatleri içinde sayılan sürelerinin norm kadro hesaplanırken göz önünde bulundurulacağı yolundaki düzenlemeye dava konusu Yönetmelik’te yer verilmediği,
Dava konusu Yönetmelik’in “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin (d) bendinde, ders yükünün öğretim programlarında gösterilen teorik ve uygulamalı ders saatlerinin haftalık sayısını ifade ettiğinin düzenlendiği, “Genel bilgi ve meslek dersleri öğretmeni norm kadrosu” başlıklı 18. maddesi ile “Atölye ve laboratuvar öğretmeni norm kadrosu” başlıklı 19. maddesinde, öğretmen norm kadrosunun hesaplanmasında, ilgili alanın ders yükünün esas alınacağının belirtildiği dikkate alındığında, teorik ve uygulamalı dersler arasında bulunmayan öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri kapsamında yapılan görevlerin norm kadro hesaplanırken göz önünde bulundurulmayacağı yolundaki düzenlemede kamu yararı ve hizmet gerekleri bakımından hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 22. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “10’dan fazla grup oluşturmamak üzere”, (a) bendinde yer alan “12-“, (h) bendinin ve 3. fıkrasında yer alan “32 saatlik” ibareleri yönünden;
Bahse konu düzenleme ile, çıraklık eğitimi uygulayan yaygın eğitim kurumlarında işletmelerde meslek eğitimi ders yükü hesaplanırken, 10’dan fazla grup oluşturmamak üzere meslek alanında bulunan kayıtlı toplam çırak sayısının dikkate alınacağı, grup oluşturacak asgari çırak sayısının 12 olduğu, işletmelerde meslek eğitim ders yükünün, çıraklık eğitimi çerçeve öğretim programlarına göre haftalık 32 saatlik işletmelerde meslek eğitimi ders saati ile grup sayısının çarpımı sonucu bulunacağının belirlendiği,
Ekonomik ve fiziki imkanlar; meslek eğitimi alanındaki toplam öğretmen ve öğrenci sayıları, yetişmiş işgücü, kadro imkanları ile hizmet ihtiyaçları gibi kriterler dikkate alınarak, çıraklık eğitimi uygulayan yaygın eğitim kurumlarında işletmelerde meslek eğitimi için haftalık ders saatlerini ve oluşturulacak grupları belirlemede, kamu hizmetinin etkin ve verimli şekilde yürütülebilmesi için gerekli önlemleri almakla yükümlü olan idarenin takdir yetkisinin bulunduğu, idarenin bu yetkisini kullanarak tesis ettiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık görülmediği,
Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin; 21. maddesinde “bağımsız anaokulları”na yer verilmemesi ile özel eğitim kurumlarına ikinci ve sonraki rehber öğretmeni norm kadrosunun hangi sayılar esas alınarak verileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine ve 26. maddesinde okul ve kurumların norm kadrolarının değişmesi halinde, bu değişikliğe konu olan okul ve kurumların norm kadro sayılarının ne zaman belirleneceğine ilişkin bir kurala yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden;
25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri; 10. maddesiyle dava konusu Yönetmelik’in 21. maddesi ve 13. maddesi ile 26. maddesi, keza, 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 4. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 21. maddesinin değiştirildiği, karar tarihi itibarıyla değişmiş olan Yönetmelik hükümlerinin iptali istemiyle açılan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle,
Dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin, 21. maddesinde “bağımsız anaokulları”na yer verilmemesi ile özel eğitim kurumlarına ikinci ve sonraki rehber öğretmeni norm kadrosunun hangi sayılar esas alınarak verileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemelerin ve 26. maddesinde okul ve kurumların norm kadrolarının değişmesi halinde, bu değişikliğe konu olan okul ve kurumların norm kadro sayılarının ne zaman belirleneceğine ilişkin bir kurala yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Yönetmelikte “Amaç”, “Kapsam”, “Dayanak”, “Tanımlar”, “Temel İlkeler”, “Yürütme” ve “Yürürlük Tarihi”nden herhangi bir bölümünün bulunmamasının o yönetmeliğin uygulanmasını ve uygulama sırasında ortaya çıkacak sorunların çözümlenmesini ciddi bir şekilde güçleştireceği, bazı konularda olanaksız hale getireceği; Yönetmeliğin 5. maddesinin 3. ve 4. fıkraları bakımından, düzenlemenin her şeyden önce, farklı derece ve türdeki eğitim kurumlarının aynı bina içerisinde faaliyetlerini yürütmelerine yasallık kazandırdığı, böyle bir uygulamanın eğitim sistemini geriye götüreceği, düzenlemenin kamu yararı ve hizmetin gereklerine uygun olmadığı; 6. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinde yer alan “Müdür yardımcısı sayısı altı olan” ibaresi yönünden, dava konusu düzenleme sonrası neredeyse hiçbir eğitim kurumunda müdür başyardımcısı norm kadrosu bulunmayacağı, eğitim yöneticisi gereksinimi her geçen gün artmasına ve eğitim kurumlarının günlük idari işlerini yürütecek genel idari hizmetler sınıfında neredeyse hiçbir personel ataması yapılmamasına rağmen eğitim yöneticilerinin sayılarının azaltılmakta olduğu; 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri yönünden, ülkemizde öğrenci sayısı 501’e ulaşmış anaokulunun neredeyse bulunmadığı, çoğu anaokulunun öğrenci sayısının 100’ün altında olduğu, bu durumda anaokullarının önemli bir bölümüne müdür yardımcısı verilmeyeceği, neredeyse hiçbir anaokulunda ikinci bir müdür yardımcısının görev yapamayacağı; 8. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “100-“ ibaresi bakımından, düzenlemeyle öğrenci sayısı 100’e kadar hiçbir ilkokula müdür yardımcısı norm kadrosunun verilemeyeceği, bu eğitim kurumlarının tüm yönetim iş ve işlemlerinin okul müdürü tarafında yerine getirileceği, öğrenci sayısı 100’ün altında olan ilköğretim kurumları/ilkokullara müdür yardımcısı normunun verilmemesinin somut ve bilimsel dayanağının bulunmadığı; 14. maddesinin 2. fıkrası bakımından, haklı, bilimsel ve hukuka uygun bir neden olmadan müdür yardımcısı norm sayısının düşürülmesinin adil ve hakkaniyete uygun düşmediği; 22. maddesinde, öğretmenlerin, öğrenci sosyal ve kişilik hizmetleri kapsamında yaptıkları görevlerinden, ilgili mevzuatına göre haftalık azami ek ders saatleri içinde sayılan sürelerinin norm kadro hesaplanırken gözönünde bulundurulup bulundurulmayacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme yönünden, öğretmenlerin, öğrencilerin sosyal ve kişilik hizmetleri kapsamında yaptıkları görevlerinden ilgili mevzuatına göre haftalık azami ek ders saatleri içinde sayılan süreleri haftalık ders yükünün hesaplanmasında dikkate alınmayacağı, bunun da, genel bilgi ve meslek dersleri öğretmenleri ile atölye ve laboratuar öğretmenlerinin norm kadro sayılarının belirlenmesinde, her öğretmenin haftada 2 saatlik çalışmasının yok sayılması, dolayısıyla çok sayıda öğretmenin norm kadro fazlası durumuna düşmesi anlamına geleceği; 22. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “10’dan fazla grup oluşturmamak üzere”, (a) bendinde yer alan “12-“, (h) bendinin ve 3. fıkrasında yer alan “32 saatlik” ibareleri bakımından, çıraklık eğitimi uygulanan yaygın eğitim kurumlarında çırak sayısı ne olursa olsun grup sayısının 10’u geçemeyeceği, çırak sayısı 12’ye ulaşmadıkça grup oluşturulamayacağı, çırak sayısı 361’in ne kadar üzerinde olursa olsun 10 grup oluşturulabileceği, işletmelerde meslek eğitimi ders yükü, grup sayısının “32 saat” gibi neye dayanılarak belirlendiği bilinmeyen bir rakamla çarpımı sonucu bulunacağı, böyle bir düzenlemenin mesleki eğitimle elde edilmek istenen hiçbir amaçla bağdaştırılamayacağı; Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımları yönünden, usul hükümlerine göre her davanın açıldığı andaki maddi ve hukuki esaslar çerçevesinde hükme bağlanacağı, Yönetmelik hükümlerinin daha sonra değiştirilmesi veya yürürlükten kaldırılmasının gerekçe gösterilerek karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu; ayrıca, Yönetmeliğin 26. maddesinin Danıştay İkinci Dairesinin 18/12/2014 tarih ve E:2014/6161 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca yargı kararının uygulanması kapsamında değiştirildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımları bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Daire kararında, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemi ile ilgili olarak, 25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin değiştirilmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesine yer verildiği hâlde, “Karar Sonucu” kısmında, bu kısımlar yönünden hem karar verilmesine yer olmadığı, hem de davanın reddi şeklinde hüküm kurulduğu anlaşıldığından, kararın bu kısmının karar verilmesine yer olmadığına şeklinde düzeltilerek onanması, tarafların temyiz istemleri bakımından ise, istemlerin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında; “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmüne,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesi, 1. fıkrası, 1. cümlesinde, “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay İkinci Dairesi kararının, davanın reddine ilişkin kısmı ile 21. maddesindeki eksik düzenleme nedeniyle verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı, aynı gerekçeler ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının, Yönetmeliğin 26. maddesinde okul ve kurumların norm kadrolarının değişmesi halinde, bu değişikliğe konu olan okul ve kurumların norm kadro sayılarının ne zaman belirleneceğine ilişkin bir kurala yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle iptali istemi hakkında verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısma yönelik tarafların temyiz istemi yönünden;
Yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, idarelerin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulamaya zorunlu oldukları anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, yürütmenin durdurulması kararlarının işlemin yürürlüğünü askıya alan, geçici nitelikte kararlar olması sebebiyle, yürütmenin durdurulmasına karar verilen dava konusu işlemlerin halen mevcut olduklarının ve davanın esası hakkında karar verilmesiyle kendiliğinden son bulacaklarının kabulü gerekmektedir.
Dava konusu Yönetmelik’in 26. maddesinde okul ve kurumların norm kadrolarının değişmesi halinde, bu değişikliğe konu olan okul ve kurumların norm kadro sayılarının ne zaman belirleneceğine ilişkin bir kurala yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemiyle açılan bu davada, Danıştay İkinci Dairesince verilen 18/12/2014 tarih ve E:2014/6161 sayılı yürütmenin durdurulması kararı uyarınca, Yönetmelik’in anılan maddesinde, 25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 13. maddesiyle, yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla değişikliğe gidilmiş olduğu görülmektedir.
Bu durumda, yargı kararını yerine getirme amacıyla, Anayasal ve yasal zorunluluk nedeniyle dava konusu Yönetmelikte yapılan değişiklik nedeniyle, iptali istenilen düzenleme bakımından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği, dava konusu düzenleme hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği açıktır.
Öte yandan, temyize konu Daire kararında dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemi ile ilgili olarak, 25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin değiştirilmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesine yer verildiği hâlde, “Karar Sonucu” kısmında, bu kısımlar yönünden hem karar verilmesine yer olmadığı, hem de davanın reddi şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda, Danıştayın; kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik ve yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda; söz konusu yanlışlığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 1/b bendi hükmü uyarınca, temyize konu Daire kararının, Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemi bakımından, karar verilmesine yer olmadığına olarak düzeltilmek suretiyle onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Dava hakkında kısmen karar verilmesine yer olmadığına, davanın kısmen reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 08/04/2019 tarih ve E:2016/10558, K:2019/1779 sayılı kararının, Yönetmeliğin 26. maddesinde okul ve kurumların norm kadrolarının değişmesi halinde, bu değişikliğe konu olan okul ve kurumların norm kadro sayılarının ne zaman belirleneceğine ilişkin bir kurala yer verilmemesine ilişkin eksik düzenleme nedeniyle iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının BOZULMASINA, Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerine ilişkin hüküm fıkrasının karar verilmesine yer olmadığına olarak düzeltilerek ONANMASINA, diğer kısımlarının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 05/04/2021 tarihinde 11. maddenin 1.fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 26. maddedeki eksik düzenleme yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu kararında, dava konusu Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemi ile ilgili olarak, 25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin değiştirilmesi sebebiyle davanın konusuz kaldığı gerekçesine yer verildiği hâlde, “Karar Sonucu” kısmında, bu kısımlar yönünden hem karar verilmesine yer olmadığı, hem de davanın reddi şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında;
“1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması,
sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.” hükmüne yer verilmiştir.
Her ne kadar, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiş ise de, temyize konu Daire kararının “karar sonucu” bölümünde Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin iptali istemi ile ilgili olarak hem karar verilmesine yer olmadığı, hem de davanın reddi yolunda hüküm kurulmasının, kararın sonucu hakkında duraksamaya yol açacak nitelikte olması ve bir talep hakkında iki farklı sonuca varılması anlamında karışıklığa yol açtığı göz önüne alındığında, söz konusu durumun maddi hata kapsamında değerlendirilebilecek bir husus olmadığından, kararın bu kısmının bozulması gerekmektedir.

KARŞI OY

XX-Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 08/04/2019 tarih ve E:2016/10558, K:2019/1779 sayılı kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tarafların temyiz istemlerinin reddi ve kararın onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyorum.