DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2019/2554 E. , 2021/749 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2019/2554
Karar No : 2021/749
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI): …
2- (DAVALI): … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 16/01/2019 tarih ve E:2016/1177, K:2019/246 sayılı kararının; esas ve aleyhine hükmedilen yargılama gideri ile vekâlet ücreti yönünden davacı tarafından; aleyhine hükmedilen yargılama gideri yönünden davalı idare tarafından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 12/10/2013 tarih ve 28793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkındaki Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) ve (l) bentlerinde “il milli eğitim müdürlerine”, (f) bendinde “il ve ilçe milli eğitim müdürleri ile il ve ilçe milli eğitim müdür yardımcılarına” yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemelerin; 23. maddesinin; 26. maddesinde “il milli eğitim müdürlerine” yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin; 28. maddesinde belirlenen bölge hizmet sürelerinin ve puanlarının; 29. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasında yer alan “.. daha önce görev yaptıkları hizmet bölgeleri bakımından bu Yönetmelikte öngörülen çalışma sürelerini tamamladıkları hizmet bölgeleri dışında olmak üzere…” ibaresinin, “Halen bulundukları hizmet bölgesi itibarıyla iki alt ve iki üst hizmet bölgesini tercih edemeyecek durumda olanlar, daha önce bölge hizmetini tamamladıkları hizmet bölgelerini tercih ederler.” ve “Tercihlerine göre ataması yapılamayan veya tercihte bulunmayan yöneticilerin atamaları, elektronik ortamda Bakanlıkça gerçekleştirilecek kura sonucuna göre öncelikle alt bölgelere ve resen yapılır.” cümlelerinin ve 3. fıkrasında, ilçe ve il milli eğitim şube müdürlerine, ilçe ve il milli eğitim müdür yardımcılığına atanma hakkı tanınmaması ile bu konuda geçmişte kazanılmış unvanlara ilişkin müktesep hakların korunmamış olmasına, 5. fıkrasında birinci, ikinci ve üçüncü hizmet bölgelerine yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemelerin; 37. maddesinde kademeli geçiş öngörülmemesine ilişkin eksik düzenlemenin; Yönetmelik ekindeki Performans ve Yeterlik Değerlendirme Formunun (Ek-2) 2 no’lu bölümünde yer alan “en fazla 1 adet” ibaresinin ve Hizmet Bölgeleri Çizelgesinin (Ek-3) iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 16/01/2019 tarih ve E:2016/1177, K:2019/246 sayılı kararıyla;
Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde “il ve ilçe milli eğitim müdürleri ile il ve ilçe milli eğitim müdür yardımcılarına yer verilmemesine” ve 29. maddesinin 3. fıkrasında “ilçe ve il milli eğitim şube müdürlerine, ilçe ve il milli eğitim müdür yardımcılığına atanma hakkı tanınmaması ile bu konuda geçmişte kazanılmış unvanlara ilişkin müktesep hakların korunmamış olmasına” ilişkin eksik düzenleme iddiaları ile 23. maddesi ve 29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Tercihlerine göre ataması yapılamayan veya tercihte bulunmayan yöneticilerin atamaları, elektronik ortamda Bakanlıkça gerçekleştirilecek kura sonucuna göre öncelikle alt bölgelere ve resen yapılır.” cümlesi yönünden,
13/01/2018 tarih ve 30300 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin; 1. maddesi ile dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ve 14. maddesiyle dava konusu Yönetmeliğin 23. maddesi değiştirilmiş; 15. maddesiyle dava konusu Yönetmeliğin 29. maddesinin 3. fıkrasının kaldırılmış olması,
29. maddesinin 2. fıkrasında yer alan dava konusu cümlenin, 13/01/2016 tarih ve 29592 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile değiştirilmiş olması nedenleriyle, karar tarihi itibarıyla söz konusu düzenlemeler yönünden davanın konusuz kaldığı,
Yönetmeliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (ç) ve (l) bentlerinde “il milli eğitim müdürlerine”; 26. maddesinde “il milli eğitim müdürlerine”; 29. maddesinin 5. fıkrasında “birinci, ikinci ve üçüncü hizmet bölgelerine” yer verilmemesine ve 37. maddesinde kademeli geçiş öngörülmemesine ilişkin eksik düzenleme iddiaları ile 28. maddesi; 29. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrasında yer alan “..daha önce görev yaptıkları hizmet bölgeleri bakımından bu Yönetmelikte öngörülen çalışma sürelerini tamamladıkları hizmet bölgeleri dışında olmak üzere…” ibaresi ile “Halen bulundukları hizmet bölgesi itibarıyla iki alt ve iki üst hizmet bölgesini tercih edemeyecek durumda olanlar, daha önce bölge hizmetini tamamladıkları hizmet bölgelerini tercih ederler.” cümlesi; Yönetmelik eki, Performans ve Yeterlik Değerlendirme Formunun (Ek-2) 2 no’lu bölümünde yer alan “en fazla 1 adet” ibaresi ile Hizmet Bölgeleri Çizelgesi (Ek-3) yönünden,
652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesinin 7. fıkrasının; 18/04/1999 tarih ve 23670 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına Dair Genel Yönetmeliğin 2. maddesinin 2. fıkrasının (g) bendinin ve 25/06/1983 tarih ve 18088 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının ve Anayasa’nın 124. maddesinin dava konusu Yönetmeliğin yürürlük tarihi itibarıyla yürürlükte olan hükümlerine yer verildikten sonra,
İdarelerin, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma; kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda takdir yetkisi bulunduğu,
Yönetmeliklerin Anayasa, yasa, tüzük ve hukukun genel ilkelerine aykırı hükümler içermemesi ve öngörülen biçim ve yetki koşullarına uyularak çıkarılması dışında, söz konusu düzenleme yetkisinin kullanılmasına kamu hukuku yönünden herhangi bir engel bulunmadığı,
Bu bağlamda, davalı idarenin takdir yetkisi çerçevesinde tesis edilen dava konusu düzenlemelerin anılan mevzuata ve kamu hizmetinin gereklerine aykırılık teşkil etmediği, gerekçesiyle,
Kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine; 209,70-TL yargılama giderinin yarısı olan 104,85-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 2.475,00-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, idari yargıda, açılan bir dava devam ederken, dava açılmasına sebebiyet verilen konuda, idarece yeni bir işlem tesis edilmek suretiyle, menfaat ihlalini oluşturan durumun ortadan kaldırılması hâlinde, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin ise davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı idareden alınarak davacıya verilmesinin yerleşik içtihatlarla kabul edildiği; Daire kararının kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine ilişkin kısımları ile yargılama gideri ve vekâlet ücretine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, kararın, idareleri aleyhine hükmedilen yargılama giderine ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu, yargılama giderlerinin tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, idarece ileri sürülen iddiaların yasal dayanağının bulunmadığı savunulmuştur.
Davalı idarenin savunması alınmamıştır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘ÜN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz istemi hakkında, temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına karar verilmesi; davalının temyiz isteminin ise reddi ile Daire kararının yargılama giderine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının temyiz istemi yönünden;
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması hâlinde kararı veren merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi hâlde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde ilgili merciin kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar vereceği; aynı maddenin 7. fıkrasında ise temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğunun anlaşıldığı hâllerde, bu fıkrada sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği hükümleri yer almaktadır.
İncelenen dosyada; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28/01/2021 tarih ve E:2019/2554 sayılı yazısı ile temyiz dilekçesinin işleme konulabilmesi için verilmesi zorunlu olan harç ve posta ücretinin eksik olduğunun tespit edilmesi nedeniyle, belirtilen eksikliklerin yedi günlük süre içerisinde giderilmesi gerektiği, aksi takdirde, 2577 sayılı Kanun’un 48/6. maddesi uyarınca, temyiz isteminde bulunulmamış sayılması yönünde karar verileceği hususunun davacıya 08/02/2021 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen yazı ile bildirildiği, buna karşın, söz konusu eksikliğin tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından, anılan Kanun hükmü uyarınca davacının temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan temyize konu kararın yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrası hukuka uygun bulunmuş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine yönelik Danıştay İkinci Dairesinin 16/01/2019 tarih ve E:2016/1177, K:2019/246 sayılı kararının, temyize konu yargılama giderine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un 48/6. maddesi uyarınca davacı tarafından TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNULMAMIŞ SAYILMASINA,
4. Kesin olarak, 08/04/2021 tarihinde onamaya ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu diğer kısım yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava, 12/10/2013 tarih ve 28793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkındaki Yönetmeliğin muhtelif hükümlerinin iptaline karar verilmesi istemiyle açılmış, Danıştay İkinci Dairesince verilen 16/01/2019 tarih ve E:2016/1177, K:2019/246 sayılı kararda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin bazılarının değiştirildiği ve kaldırıldığı gerekçesiyle kısmen konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu Yönetmeliğin diğer hükümleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, yargılama gideri yarı yarıya taraflara paylaştırılmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450 nci maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331 inci maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, muhtelif hükümlerinin iptaline karar verilmesi istenilen Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkındaki Yönetmeliğin, dava konusu hükümlerinin bazılarının değiştirildiği ve kaldırıldığından söz edilerek davanın konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın kısmen karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen bu kısım bakımından haksız çıktığından bahisle yargılama giderlerinin yarısının davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31 inci maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu edilen Yönetmelik hükümlerinin değiştirildiği ve kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir.
Bu durumda; kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, kısmen davanın reddi kararıyla neticelenen davada, davanın “karar verilmesine yer olmadığına” ilişkin kısmıyla ilgili olarak tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın yargılama giderinin bu kısmının davalı idare üzerinde bırakılmasına hükmedilmiş olduğundan, temyiz başvurusuna konu kararın bu yönden bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.