DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/1150 E. , 2021/1912 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1150
Karar No : 2021/1912
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …’na vesayeten …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
(Mülga … Bakanlığı)
VEKİLİ : …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Kaymakamlığı
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2014/362, K:2019/7482 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca engelli aylığı bağlanması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Mersin İli Toroslar İlçesi … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararı ile 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 6. maddesinin 1. ve 3. fıkrasının, 7. maddesinin 7. fıkrasının, 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin iptaline, 2013 yılı Mart ve Haziran aylarında ödenmesi gerektiği belirtilen toplam 2.280,00-TL engelli aylığı ve 4.850,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 06/11/2019 tarih ve E:2014/362, K:2019/7482 sayılı kararıyla;
Usul Yönünden:
Davalı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, Mersin İli Toroslar İlçesi … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılan davanın, süresi içerisinde açılıp açılmadığı hususunun incelenmesine ilişkin talebin, bireysel işlemin hukuka uygun olup olmadığına ilişkin olarak yargı yetkisinin adli yargı mercilerinin görevinde bulunması nedeniyle, anılan işleme karşı süresinde dava açılıp açılmadığına ilişkin kararın adli yargı mercilerince verilmesi gerektiği,
Esas Yönünden:
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun 1., 2. ve 7. maddeleri, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 4. maddesi, 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 8. ve Ek 1. maddeleri, 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 2., 4., 5., 6., 7., 11. ve 19. maddelerine yer verilerek;
Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile, 2013 yılı Mart ve Haziran aylarında ödenmesi gerektiği belirtilen toplam 2.280,00-TL engelli aylığı ve 4.850,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden:
3294 sayılı Kanun’a göre faaliyet gösterecek vakıfların mütevelli heyetlerinin, çoğunlukla kamu görevlilerinden oluşmasına rağmen, mevzuatta söz konusu vakıfların kamu tüzel kişiliği şeklinde kurulduğuna işaret eden özel bir düzenlemeye yer verilmediği, anılan vakıfların Medeni Kanun hükümlerine tabi olarak kurulup faaliyette bulunacaklarının öngörüldüğü, davanın engelli aylığının yeniden bağlanmasına ilişkin başvurunun reddine ilişkin vakıf mütevelli heyeti kararının iptaline ve tazminat taleplerine ilişkin kısmı, 3294 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamındaki vakıf mütevelli heyeti kararından kaynaklandığından, davanın bu kısımlarının, özel hukuk hükümleri uyarınca adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği, nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının da bu yönde olduğu,
65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin;
4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi, 5. maddesinin 1. fıkrası, 6. maddesinin 1. ve 3. fıkraları ile 7. maddesinin 7. fıkrası yönünden:
Davacı hakkında iptali istenilen Yönetmelik hükümlerine dayalı bir uygulama işleminin tesis edilmediği, bu sebeple 25/01/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu düzenlemelere karşı altmış günlük dava açma süresi geçirildikten sonra 21/05/2013 tarihinde açılan davanın bu kısmının süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden;
Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; aylık almakta iken ikametgâhını başka Vakfın görev alanına girecek şekilde değiştirenlerin aylıklarının geçici olarak durdurulacağı, kişilerin bir yıl içinde yeni ikametgâhlarındaki ilgili Vakfa başvurmalarının gerektiği, muhtaçlığın devam ettiğinin, Mütevelli Heyeti tarafından tespiti halinde, aylıkların durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılarak, hak edilen aylıkların, takip eden ilk ödeme döneminde ödeneceği kuralına yer verildiği,
Bireylerin muhtaçlık tespitinde, gelir, servet ve harcama düzeyi gibi unsurların yanı sıra, kişinin hayatını sürdürdüğü hanedeki sosyal yaşantısının ve çevre araştırması sonucunda elde edilen bulguların önem arz ettiği, bu nedenle muhtaçlık tespitinde hane ziyareti ve çevre araştırmasını kapsayan sosyal incelemenin gerekliliğinde duraksama bulunmadığı, söz konusu incelemenin kamu kaynaklarının etkin ve doğru biçimde kullanımına da fayda sağlayacağı,
Engelli aylığı almakta iken ikametgahını değiştirenlerin muhtaçlık durumlarında, mevzuatta aranan koşullar bakımından değişiklikler olabileceği dikkate alındığında, engelli aylığının ikametgah değişikliği halinde durdurulmasına ve engellinin yeni ikametgahının bulunduğu yerdeki … Vakfı tarafından, muhtaçlık koşularının devam edip etmediğinin tespit edilmesinin ardından, engelli aylığının durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılarak hak edilen aylıkların ilk ödeme döneminde ödenmesine ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle;
Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile 2013 yılı Mart ve Haziran aylarında ödenmesi gerektiği belirtilen toplam 2.280,00-TL engelli aylığı ve 4.850,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemleri yönünden davanın görev yönünden reddine, 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; dava konusu 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 6. maddesinin 1. ve 3. fıkrasının, 7. maddesinin 7. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine, anılan Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin iptali istemi yönünden ise, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu bireysel işlem ile engelli aylığı ve maddi tazminat istemi yönünden idari yargının görevli olduğu, hakkında davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilen düzenlemelerden dava konusu işlemin tebliğ edilmesi ile haberdar olduğundan davanın süresinde açıldığı, engelli aylığının hukuka aykırı bir şekilde durdurulduğu, ruhsal rahatsızlığı bulunduğu ve engelli aylığının ödenmemesi nedeniyle bu rahatsızlığından dolayı hastanede tedavi gördüğü ve manevi zarara uğradığı, engelli bireylerin mal varlığı ve gelirlerine ilişkin tespitlerin E-Devlet ve benzeri sistemler üzerinden yapılabileceği, hane ziyareti kapsamında engellinin yaşadığı evin fotoğraflarının çekilerek konut dokunulmazlığının ihlal edildiği, puanlama sistemi adı altında hukuka aykırı bir uygulama ile bireyin temel ihtiyaç harcamalarının fazla harcama olarak değerlendirildiği, engelli bireylerin Anayasa ve kanunlarla teminat altına alınan haklarının idarenin inisiyatifine bırakıldığı, bu durumun sosyal hukuk devleti kurallarına aykırılık oluşturduğu, engelli bireyin ve ailesinin özgür dolaşım hakları ihlal edilerek belirli sınırlar dahilinde ikamet etmeye zorlandığı, ekonomik yönden çok zayıf durumda olduğu, bu durum dikkate alınmadan yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemekle yükümlü kılınmasının hukuka aykırı olduğu, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFLARIN SAVUNMASI : Davalı idarelerden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (mülga Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı) tarafından temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, diğer davalılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının; Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararının iptali, 2013 yılı Mart ve Haziran aylarında ödenmesi gerektiği belirtilen toplam 2.280,00-TL engelli aylığı ve 4.850,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemleri yönünden davanın görev yönünden reddine; 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 5. maddesinin 1. fıkrası ile 6. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısımlarının bozulması, Daire kararının diğer kısımlarının ise onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Engelli … için 2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca ödenen aylık, engellinin ikametgahını Diyarbakır’dan Mersin’e taşıması üzerine, 12/02/2013 tarihinde durdurulmuştur.
Engelli vasisi tarafından, engelli aylığının yeniden bağlanması amacıyla 21/03/2013 tarihinde Toroslar Kaymakamlığı … Vakfına başvuru yapılmış, 03/04/2013 tarihinde gerçekleştirilen hane ziyareti ve sonrasında düzenlenen inceleme raporu ile, hane içinde kişi başına düşen gelirin muhtaçlık sınırının üzerinde olduğu tespit edilmiş ve bu durum gerekçe gösterilerek Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararı ile başvurunun reddine karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun “amaç” başlıklı 1. maddesinde; Kanunun amacının, fakru zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan vatandaşlar ile gerektiğinde her ne suretle olursa olsun Türkiye’ye kabul edilmiş veya gelmiş olan kişilere yardım etmek, sosyal adaleti pekiştirici tedbirler alarak gelir dağılımının adilane bir şekilde tevzi edilmesini sağlamak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı teşvik etmek olduğu; “kapsam” başlıklı 2. maddesinde, fakrü zaruret içinde ve muhtaç durumda bulunan kanunla kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve gelir almayan vatandaşlar ile geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişilerin bu Kanun kapsamı içinde olduğu; işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle “Vakıflar” başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında; bu Kanunun amacına uygun faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdî ve aynî yardımda bulunmak üzere her il ve ilçede sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıfları kurulacağı; 2. fıkrasında, mülkî idare amirlerinin vakfın tabii başkanı olduğu, illerde belediye başkanı, defterdar, il millî eğitim müdürü, il sağlık müdürü, il tarım müdürü, il sosyal hizmetler ve çocuk esirgeme kurumu müdürü ve il müftüsü, ilçelerde belediye başkanı, mal müdürü, ilçe millî eğitim müdürü, Sağlık Bakanlığının ilçe üst görevlisi, varsa ilçe tarım müdürü ve ilçe müftüsünün vakfın mütevelli heyetini oluşturduğu, ayrıca her faaliyet dönemi için, il dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının, valinin çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kendi aralarından seçecekleri birer muhtar üye ile ilde kurulan ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri iki temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişinin, ilçe dahilindeki köy ve mahalle muhtarlarının kaymakamın çağrısı üzerine yapacağı toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kendi aralarından seçecekleri birer üye ile ilçede kurulu ve bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerinin kendi aralarından seçecekleri bir temsilci ve hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği iki kişinin mütevelli heyetinde görev alacağı, İl veya ilçede bu Kanunda belirtilen amaçlara yönelik faaliyette bulunan sivil toplum kuruluşu olmaması halinde, hayırsever vatandaşlar arasından il genel meclisinin seçeceği üçüncü bir kişinin de mütevelli heyetinde görev yapacağı; 3. fıkrasında, Vakıf senetlerinin mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından Medeni Kanun’daki hükümlere göre tescil ettirileceği, “Vakfın gelirleri” başlıklı 8. maddesinde, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının gelirlerinin, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gelirlerinden, işletme iştiraklerden gelecek gelirler ile diğer gelirlerden teşekkül edeceği hükümlerine yer verilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun “Tüzel kişilik” başlıklı 4. maddesinde, vakıfların özel hukuk tüzel kişiliğine sahip oldukları, 5. maddesinde, yeni vakıfların Türk medeni Kanunu hükümlerine göre kurulacağı ve faaliyet göstereceği hükme bağlanmıştır.
2022 sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un; dava konusu işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Ek 1. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte, başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde engelli olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan engellilerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanun’un 1. maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanun’un 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 300’ü tutarında; (b) bendinde; 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan engellilerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanun’un 1. maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanun’un 1. maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 200’ü tutarında; (c) bendinde, her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanun’un 1. maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde, kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış engelli yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanun’un 1. maddesine göre belirlenecek aylık tutarının % 200’ü tutarında, aylık bağlanacağı, 4. maddesinde, bu Kanuna göre aylık bağlanmada veya ödenmesinde uygulanacak usul ve esaslar ile kullanılacak belgelerin, Maliye Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından müşterek hazırlanacak bir yönetmelikle tespit olunacağı; dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan şekliyle 8. maddesinin 1. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumunun, İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının alacakları muhtaçlık kararlarını esas alarak aylık bağlayacağı Kurumun gerektiğinde, aylık almaya başvuranların gelir, yaşam düzeyi ve varlıkları hakkında, belirleyeceği yöntemlerle inceleme yapmaya ve yaptırmaya, resmi ve özel idare müessese ve ortaklarından ve şahıslardan bilgi ve belge istemeye yetkili olduğu; 2. fıkrasında, aylık bağlanmasında İl veya İlçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının alacakları muhtaçlık kararlarıyla birlikte bu Kanun’un gerektirdiği hallerde yetkili hastanelerden alınan sağlık kurulu raporlarının esas alınacağı, aylık bağlanmasına esas belgelerin eksik olmaması halinde aylık bağlama işleminin yapılacağı; 3. fıkrasında, 1. ve 2. fıkralar çerçevesinde aylık bağlama işleminden sonra yapılacak incelemeler sonucunda, aylık bağlama kararını etkileyecek durumların tespit edilmesi halinde, tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için durumun aylık bağlanana iadeli taahhütlü, ilgili idareye de adi posta ile bildirileceği, eksikliklerin giderilmemesi halinde tebligat tarihinden itibaren üç aylık sürenin sona erdiği tarihin içinde bulunduğu ödeme döneminin sonunda aylık kesme veya düzeltme işlemi yapılacağı ve fazla ödenen tutarların geri alınacağı, gerçeğe aykırı sağlık kurulu raporu düzenlediği veya bu nitelikteki raporlara dayanarak aylık aldığı tespit edilenler hakkında Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; dava konusu işlem tarihindeki şekliyle “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, Yönetmeliğin, a) 65 yaşını doldurmuş, kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kurumlarından her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan mevzuat gereği bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olan Türk vatandaşlarını, b) 65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte, özürlü olduklarını yetkili hastanelerden alacakları özürlü sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, toplam özür oranı % 40 ile % 69 arasında olan, 18 yaşını doldurmuş ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kurumlarından her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan mevzuat gereği bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve her türlü gelirleri toplamının aylık ortalaması itibarıyla 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanları, c) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek derecede özürlü olduklarını yetkili hastanelerden alacakları özürlü sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, toplam özür oranı % 70 ve üzerinde olan, 18 yaşını doldurmuş bulunan özürlülerden; kanunen bakmakla yükümlü kimsesi bulunmayan, sosyal güvenlik kurumlarından her ne ad altında olursa olsun bir gelir veya aylık hakkından yararlanmayan, nafaka bağlanmamış veya bağlanması mümkün olmayan, mahkeme kararıyla veya doğrudan mevzuat gereği bağlanmış herhangi bir devamlı gelire sahip bulunmayan ve her türlü gelirleri toplamının aylık ortalaması itibarıyla 2022 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanları kapsadığı;
“Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, puanlama formülünün, Bakanlık tarafından geliştirilen, kişilerin harcamaları, gelirleri ve servetleri dikkate alınarak gelirlerine ulaşmada kullanılan formülü; (h) bendinde, vakfın, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarını ifade ettiği belirtilmiş; “Başvuru ve ön inceleme” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıklara ilişkin başvuruların, kişilerin adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhının bulunduğu Vakfa yapılacağı; “Sosyal inceleme” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, sosyal incelemenin, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluştuğu; 3. fıkrasında, aylık almaya hak kazanan kişilerin sosyal incelemelerinin her yıl yenileneceği; “Değerlendirme” başlıklı 7. maddesinin 7. fıkrasında, aylığa hak kazanma durumları uygun olanların muhtaçlığının, puanlama formülü ile belirleneceği; “Aylıkların durdurulması ve kesilmesi” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, aylık almakta iken ikametgâhını başka Vakfın görev alanına girecek şekilde değiştirenlerin aylıklarının geçici olarak durdurulacağı, kişilerin bir yıl içinde yeni ikametgâhlarındaki ilgili Vakfa başvurmalarının gerektiği, muhtaçlığın devam ettiğinin Mütevelli Heyeti tarafından tespiti halinde aylıkların durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılarak hak edilen aylıkların takip eden ilk ödeme döneminde ödeneceği; “Düzenleyici işlemler” başlıklı 19. maddesinde, Yönetmeliğin yürürlüğe girmesi ile birlikte muhtaçlık kararının alınması ve aylıkların bağlanmasına ilişkin tüm iş ve işlemlerin Vakıflar tarafından yerine getirileceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında “Dava açma süresi özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” hükmü, 4. fıkrasında, “İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.” hükmü düzenlenmştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının, 25/01/2013 tarih ve 28539 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi, 6. maddesinin 3. fıkrası, 7. maddesinin 7. fıkrası ve 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyizen incelenen kararın, Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile, 2013 yılı Mart ve Haziran aylarında ödenmesi gerektiği belirtilen toplam 2.280,00-TL engelli aylığı ve 4.850,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi hakkında, davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idarî işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptal davaları, idarî dava türleri arasında sayılmıştır.
Buna göre, bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlemlere karşı açılacak davalarda, idarî yargı yerinin görevli olacağı hususunda kuşku bulunmamaktadır.
Bu bağlamda, engelli aylığı isteminin reddine ilişkin mütevelli heyet kararı ile bu karar nedeniyle talep edilen tazminat istemlerine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün, idari yargı yerlerinin görevinde olup olmadığının tespiti için, öncelikle işlemi tesis eden merciin teşekkülü, yürütülen faaliyetin niteliği ve alınan kararların ilgililer üzerindeki etkisinin incelenmesi gerekmektedir.
3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu’nun amacına uygun olarak faaliyet ve çalışmalar yapmak ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara nakdi ve ayni yardımda bulunmak üzere kurulacak vakıfların mütevelli heyetinin, kamu görevlileri ile seçimle gelen kişilerden oluştuğu, gelirlerinin Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gelirlerinden, işletme iştiraklerden gelecek gelirler ile diğer gelirlerden teşekkül edeceği belirtilmiş, 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları İle Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik ile de bu vakıflarca yürütülecek faaliyetlere ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 4. maddesinde, vakıfların özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğu, 5. maddesinde de yeni vakıfların Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kurulacağı ve faaliyet göstereceği düzenlenmiş ve bu hükümlerin sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarını da kapsadığı açık ise de; anılan vakıfların mütevelli heyetlerince alınan kararların ve tesis edilen işlemlerin hukuki açıdan nitelendirilmesinin, yalnızca belirtilen hususlarla sınırlı olarak yapılamayacağı, bu değerlendirmenin, tesis edilen işlemin bir kamu hizmetinin yürütülmesi dolayısıyla kamu gücü kullanılarak tek taraflı iradeyle tesis edilen kesin ve yürütülmesi zorunlu idarî işlem niteliği taşıyıp taşımadığının da göz önüne alınması gerekmektedir.
Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının; kaynağını Anayasa’dan alan “sosyal devlet” ilkesi gereği, Devlet tarafından yürütülmesi öngörülen zorunlu bir takım sosyal hizmetlerin yerine getirilmesini teminen ve bu maksatla çıkartılan 3294 sayılı Kanun’da belirtilen amaçlar doğrultusunda faaliyet göstermek üzere her il ve ilçede kurulan; faaliyetlerine ilişkin usul ve esaslarının, 3294 sayılı Kanun ve bu Kanun’un uygulamasını göstermek üzere çıkartılan Yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemler ile belirlendiği, başkanlığını o yerin en büyük mülki amirinin yaptığı, mütevelli heyetini ise o yerdeki merkezi ve yerel idarenin en üst temsilcilerinin oluşturduğu, gelirlerinin bir kısmının Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan aktarılan kamusal kaynaklarla finanse edildiği, çoğunlukla kamusal yönü ağır basan faaliyetlerin yürütüldüğü ve ilgililerin maddi ve hukuki durumlarında etki doğuracak tek taraflı kararların alındığı hukuki ve yapısal bir niteliği haiz bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarının yukarıda belirtilen nitelikleri göz önünde alındığında, dava konusu mütevelli heyet kararı ve bu karar nedeniyle talep edilen tazminat istemlerine ilişkin uyuşmazlığın görüm ve çözümü, idari yargının görevine girdiğinden, davanın bu kısmının görev yönünden reddine dair Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen kararın, 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin; dava konusu 5. maddesinin 1. fıkrası ile 6. maddesinin 1. fıkrasının iptali istemi hakkında, davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kısmına gelice;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 1. fıkrasında, dava açma süresinin, özel yasalarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem ya da her ikisine karşı dava açabilecekleri belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde sözü edilen “uygulama işlemi” kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik doğuran bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir.
Buna göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi yapılmış olması, bireysel işlemin ise birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.
Yönetmeliğin dava konusu 5. maddesinin 1. fıkrasında; “2022 sayılı Kanun uyarınca bağlanacak aylıklara ilişkin başvuruların, kişilerin adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde kayıtlı ikametgâhının bulunduğu Vakfa yapılır” kuralı, anılan Yönetmeliğin 6. maddesinin 1. fıkrasında ise; “sosyal incelemenin hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşur.” kuralı düzenlenmiştir.
Her ne kadar Dairece, iptali istenen düzenlemeler ile davacı hakkında tesis edilen işlem arasında hukuki illiyet bağının bulunmadığı, yani ilgili hakkında iptali istenilen Yönetmelik kurallarına dayalı bir uygulama işleminin tesis edilmediği belirtilerek, 25/01/2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu düzenlemelere karşı altmış gün içinde dava açılmadığı gerekçesiyle, bahse konu düzenlemeler yönünden davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de;
Dosyanın incelenmesinden, engelli …’nun ikametgahının Diyarbakır’dan Mersin’e taşınması üzerine kesilen aylığının yeniden bağlanması için, engellinin vasisi tarafından Toroslar Kaymakamlığı … Vakfına 21/03/2013 tarihinde başvuruda bulunulduğu, bunun üzerine sosyal inceleme kapsamında 03/04/2013 tarihinde engellinin ikametgahına gidilerek hane ziyaretinin gerçekleştirildiği, düzenlenen inceleme raporu ile de, hane içinde kişi başına düşen gelirin muhtaçlık sınırının üzerinde olduğunun tespit edildiği, bu tespit üzerine de Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin dava konusu … tarih ve … sayılı kararı ile engelli aylığı başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemin dava konusu düzenlemelerin uygulanması niteliğini haiz bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, bahse konu düzenlemeler yönünden işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen Daire kararının bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan; davacı tarafından, ekonomik durumu zayıf olduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının da bozulması talep edilmekte ise de; kısmen onama kısmen de bozma şeklinde verilen Kurulumuz kararından sonra, Dairesince bozulan kısımlar yönünden yeniden bir yargılama yapılacağı ve kararın kesinleşen kısımları da dikkate alınarak yargılama giderleri hakkında yeniden bir hüküm kurulacağından, bu aşamada davacının bu kısma yönelik temyiz iddiaları hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 06/11/2019 tarih ve E:2014/362, K:2019/7482 sayılı kararının, 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi, 6. maddesinin 3. fıkrası, 7. maddesinin 7. fıkrası ve 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendine ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
Anılan Yönetmeliğin, 5. maddesinin 1. fıkrası, 6. maddesinin 1. fıkrası, Toroslar Kaymakamlığı … Vakfı Mütevelli Heyetinin … tarih ve … sayılı kararının iptali ile, 2013 yılı Mart ve Haziran aylarında ödenmesi gerektiği belirtilen toplam 2.280,00-TL engelli aylığı ve 4.850,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkin kısımlarının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 20/10/2021 tarihinde Yönetmeliğin 6/1 ve 11/1-a maddeleri yönünden oyçokluğu, diğer kısımlar yönünden oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin birinci fıkrasında, dava açma süresinin, özel yasalarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, aynı maddenin dördüncü fıkrasında, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem ya da her ikisine karşı dava açabilecekleri belirtilmiştir.
2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde sözü edilen “uygulama işlemi” kavramı, kural koyucu nitelikteki düzenleyici işlemlere dayanılarak ilgililer hakkında tesis edilen ve onların menfaatlerinin ihlal edilmesi sonucunu doğuran, başka bir ifadeyle hukuksal durumlarında değişiklik doğuran bireysel nitelikteki işlemleri ifade etmektedir.
Buna göre, ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlayan dava açma süresi içerisinde idari davaya konu edilmeyen düzenleyici işlemlerin, bu tarihten sonra davaya konu edilebilmeleri için, ilgili hakkında uygulama işlemi yapılmış olması, bireysel işlemin ise birlikte dava konusu yapıldığı düzenleyici işlemin uygulanması niteliğinde bulunması gerekmektedir.
65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Engelli ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmeliğin dava konusu 6. maddesinin biriinci fıkrası incelendiğinde, sosyal incelemenin, hane ziyareti ve çevre araştırmasından elde edilen bilgilerden oluşacağı kuralı düzenlenmiştir. Yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca, bahse konu düzenlemenin davacı tarafından iptalinin istenebilmesi için, ya düzenlemenin yayımlandığı 25/01/2013 tarihinden itibaren altmış gün içinde dava açılmış olması ya da söz konusu düzenlemenin davacı hakkında uygulanması niteliğinde bir işlemin tesis edilmesi ve bu işlemin tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, iptali istenen düzenleme ile davacı hakkında tesis edilen bireysel işlem arasında hukuki illiyet bulunmadığı, bakılan davanın da düzenlemenin yayım tarihi olan 25/01/2013 tarihinden itibaren altmış günlük süre içinde açılmadığı anlaşıldığından, bahse konu düzenleme yönünden davanın süre aşımı yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Daire kararının bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Engelli bireylerin, korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alarak tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanabilmelerini temin etmenin, sosyal devlet ilkesinin bir gereği olduğu tartışmasızdır. Anayasa ve Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’de yer alan hükümler uyarınca da, Devletin mali yapısının elverdiği ölçüde, yoksulluk koşullarında yaşayan engellilere mali yardım sağlaması ve yoksulluk koşullarının devamı süresince de söz konusu mali yardımları devam ettirmesi gerekmektedir.
Yönetmeliğin dava konusu 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, aylık almakta iken ikametgâhını başka vakfın görev alanına girecek şekilde değiştirenlerin aylıklarının geçici olarak durdurulacağı, kişilerin bir yıl içinde yeni ikametgâhlarındaki ilgili vakfa başvurmalarının gerektiği, muhtaçlığın devam ettiğinin mütevelli heyeti tarafından tespiti halinde aylıkların durdurulduğu tarihten itibaren yeniden başlatılarak hak edilen aylıkların takip eden ilk ödeme döneminde ödeneceği kuralı düzenlenmiştir.
2022 sayılı Kanun uyarınca ödenen engelli aylıklarının, yoksulluk koşullarında yaşayan engelliler için ne derece önemli olduğu dikkate alındığında, dava konusu bu kural uyarınca, engellinin ikametgahını değiştirmesi halinde engelli aylığı durdurulmakta, yeni ikametgahında yapılacak sosyal inceleme sonrasında engelli aylığının tekrar ödenmesine başlanılmakta ise de, bu zaman zarfında aylık ödenmemesi, engellilerin mağduriyetine neden olmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal ve anayasal hükümler gereği Devlet tarafından Anayasal ve uluslararası mevzuat uyarınca engellilere sağlanan hakların uygulanmasına yönelik gereken tedbirlerin alınması zorunluluğu göz önüne alındığında, gerekli denetim ve incelemelerin yapılarak, engelli aylığının, ancak koşulların kaybedildiğinin anlaşılması durumunda sonlandırılması gerekmektedir.
Bu itibarla, Yönetmeliğin 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi, kamu yararına ve üst hukuk normlarına aykırı olduğundan, temyize konu Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.