Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1222 E. 2021/870 K. 22.04.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1222 E.  ,  2021/870 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1222
Karar No : 2021/870

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … 2- …Bakanlığı
VEKİLLERİ: … 3- …Valiliği – …
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) :…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İkinci Dairesinin 18/12/2019 tarih ve E:2017/22, K:2019/7328 sayılı kararının, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısma bağlı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davalı idarelerden Ankara Valiliği tarafından karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara ili, Çankaya ilçesi, Milli Eğitim Vakfı (MEV) …İlkokulunda rehber öğretmen olarak görev yapan davacının, norm kadro fazlası olarak belirlenmesine sebep olduğunu ileri sürdüğü …tarih ve …sayılı işlemin, davacının norm kadro fazlası belirlenmesine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin, belirtilen işlemlerin dayanağı olarak gösterilen 18/06/2014 tarih ve 29034 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik’in “Rehberlik alan öğretmeni norm kadrosu” başlıklı 21. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi ile aynı maddenin 3. fıkrasının ve “Norm kadro sayıları değişen eğitim kurumları” başlıklı 26. maddesinin iptali ile işlemler nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 18/12/2019 tarih ve E:2017/22, K:2019/7328 sayılı kararıyla;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124.; 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 36. ve 38. madde düzenlemelerine yer verildikten sonra,
Dava konusu düzenleyici işlemler yönünden;
25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 10. maddesiyle dava konusu Yönetmelik’in 21. maddesinin ve 13. maddesi ile 26. maddesinin, keza, 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 4. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 21. maddesinin değiştirildiği, bu nedenle de anılan Yönetmelik hükümlerinin iptali istemiyle açılan davanın konusuz kaldığı,
Dava konusu … tarih ve … sayılı işlem yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin (a) bendinde, idari işlemler hakkında; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlandığı ve bu hüküm ile yasa koyucunun; her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunmasını amaçlayarak, iptal davaları için menfaat ihlalini, subjektif ehliyet koşulu olarak getirdiği,
Davacının iptalini istediği … tarih ve … sayılı işlemin, davacının norm kadro içinde görev yapmaya devam edeceğini bildiren bir işlem olduğu ve yaklaşık bir yıl sonra davacının norm kadro fazlası olmasına ilişkin olarak tesis edilen … tarih ve … sayılı işlem ile hiç bir sebep-sonuç ilişkisi de bulunmadığı dikkate alındığında, davacının anılan işlemin iptalini istemekte menfaati bulunmadığı,
Dava konusu 02/07/2015 tarih ve 620 sayılı işlem ile davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebi yönünden;
Davacı tarafından, bahse konu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle, 01/09/2015 tarihinde açılan görülmekte olan davadan daha önce, 21/08/2015 tarihinde …İdare Mahkemesi nezdinde aynı istemle dava açıldığı; anılan Mahkemenin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla, davacının görev yaptığı okulun rehber öğretmen norm kadro sayısının 2018 yılında (7) olarak belirlenmesi üzerine davacının norm kadroya dahil olduğu ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedildiği ve bu kararın …Bölge İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiş olması nedeniyle davanın, bu kısmı yönünden yeniden bir karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle,

Düzenleyici işlemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının norm kadro fazlası olarak belirlenmesine sebep olduğunu ileri sürdüğü …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, davacının norm kadro fazlası belirlenmesine ilişkin 02/07/2015 tarih ve 620 sayılı işlemin iptali ile işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, yargılama giderlerinin yarısı olan …-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine; …-TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, …-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına bağlı olarak aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden Ankara Valiliği tarafından, Yönetmelik hükümlerinin iptali istemi yönünden dava hakkında derdestlik nedeniyle incelenmeksizin ret kararı verilmesi gerektiği; zira, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin iptali istemiyle Danıştay İkinci Dairesinin E:2014/8467 sayılı dosyasında açılmış başka bir davanın bulunduğu; ayrıca, davacının davayı yasal süresi içerisinde açmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının temyiz istemlerinin reddi, davalı Ankara Valiliğinin temyiz isteminin ise incelenmeksizin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya

eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay İkinci Dairesi kararının, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına bağlı olarak yargılama giderleri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davalı idarelerden Ankara Valiliğinin Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince;
Her ne kadar, davalı idarelerden Ankara Valiliği tarafından dava konusu düzenleyici işlemler yönünden Dairece verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım temyiz edilmiş ise de, Yönetmelik çıkarma yetkisi bulunmayan davalı Ankara Valiliğinin Yönetmelik hakkında verilen karara yönelik temyiz isteminin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının temyiz istemlerinin reddine,
2.Davalı idarelerden Ankara Valiliğinin temyiz isteminin incelenmeksizin reddine,
3.Danıştay İkinci Dairesinin 18/12/2019 tarih ve E:2017/22, K:2019/7328 sayılı kararının, temyize konu karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmına bağlı olarak yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmının ONANMASINA,
4. Kesin olarak, 22/04/2021 tarihinde temyiz isteminin incelenmeksizin reddi yönünden oybirliğiyle, vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

(X)- 6100 sayılı Kanunun “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da: “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır.
Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin iptal istemi hakkında, yürürlükten kaldırıldıklarından bahisle davanın bu kısımlarının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, yargılama giderlerinin yarısının davalı idare üzerinde bırakılmasında ve davalı idareler aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
İdari işlemlerin -bu arada düzenleyici işlemlerin- hukuka uygun olduklarına dair bir yargı kararına gereksinim duymadan hukuka uygun kabul edilerek ilgililer üzerinde hukukî sonuç doğurması olarak tanımlanabilen “hukuka uygunluk karinesi”ne göre de dava konusu yönetmelik hükümlerinin, 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinde zikredilen “davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu” kapsamında, hukuka uygun sayılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığının temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu kararın yargılama giderleri ve vekâlet ücretine yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın onamaya ilişkin kısmına katılmıyorum.

KARŞI OY

XX- Dava, Ankara ili, Çankaya ilçesi, Milli Eğitim Vakfı (MEV) …İlkokulunda rehber öğretmen olarak görev yapan davacının, norm kadro fazlası olarak belirlenmesine sebep olduğunu ileri sürdüğü …tarih ve …sayılı işlemin, davacının norm kadro fazlası belirlenmesine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin, belirtilen işlemlerin dayanağı olarak gösterilen 18/06/2014 tarih ve 29034 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelik’in “Rehberlik alan öğretmeni norm kadrosu” başlıklı 21. maddesinin, 2. fıkrasının, (a) bendi ile aynı maddenin 3. fıkrasının ve “Norm kadro sayıları değişen eğitim kurumları” başlıklı 26. maddesinin iptali ile işlemler nedeniyle yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmış, Danıştay İkinci Dairesince verilen 18/12/2019 tarih ve E:2017/22, K:2019/7328 sayılı kararla, düzenleyici işlemler hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının, norm kadro fazlası olarak belirlenmesine sebep olduğunu ileri sürdüğü …tarih ve …sayılı işlemin iptali istemi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine, davacının norm kadro fazlası belirlenmesine ilişkin …tarih ve …sayılı işlemin iptali ile işlemler nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden davanın incelenmeksizin reddine, yargılama giderlerinin yarısı olan 293,95-TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısının ise davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine; 2.475,00-TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 2.475,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine hükmedilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31 inci maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiştir.
04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450 nci maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447 nci maddesinin 2 nci fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331 inci maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, 25/11/2016 tarih ve 29899 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Eğitim Kurumları Yönetici ve Öğretmenlerinin Norm Kadrolarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 10. maddesiyle dava konusu Yönetmelik’in 21. maddesinin ve 13. maddesi ile 26. maddesinin, yine, 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in 4. maddesi ile dava konusu Yönetmelik’in 21. maddesinin değiştirildiğinden söz edilerek davanın bu kısımlarının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen ” kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen ehliyet yönünden ret, kısmen incelenmeksizin ret” şeklinde sonuçlanan davada, karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen kısım nedeniyle yargılama giderlerinin yarısının davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verildiği ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31 inci maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu edilen Yönetmeliğin 21. maddesinin, 2. fıkrasının, (a) bendi ile aynı maddenin 3. fıkrasının ve 26. maddesinin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın bu kısmına ilişkin olarak “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331 inci maddesinin 1 inci fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen davanın ehliyet nedeniyle reddi, kısmen davanın incelenmeksizin reddi kararıyla neticelenen davada, tarafların, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip yargılama giderleri ve bu giderlerin bir unsuru olan vekâlet ücreti konusunda ona göre hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, hükmün karar verilmesine yer olmadığına dair kısmına yargılama giderlerine ilişkin neticelerinin davalı idare aleyhine olduğu değerlendirilmek suretiyle yargılama giderlerinin yarısı ile bu gider kalemleri arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedilmiş olması nedeniyle, temyiz başvurusuna konu kararın bu yönden bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.