Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1227 E. 2021/1966 K. 21.10.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1227 E.  ,  2021/1966 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1227
Karar No : 2021/1966

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2019 tarih ve E:2015/10080, K:2019/8892 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Konya ili, Selçuklu ilçesinde sekiz adet imam hatip ortaokulu açılması ve iki okulun isminin değiştirilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Konya Valiliği işlemi ile bu işlemin dayanağı olan 02/04/1993 tarih ve 21540 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 5. maddesinde yer alan “…ilköğretim okulları…” ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2019 tarih ve E:2015/10080, K:2019/8892 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 56 ve 58. maddeleri ile 652 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 27. maddesi belirtilerek;
Dava konusu Yönetmeliğin 5. maddesinde yer alan “…ilköğretim okulları…” ibaresi yönünden;
02/04/1993 tarih ve 21540 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan dava konusu Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 24/06/2017 tarih ve 30106 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Kurum Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği ile yürürlükten kaldırıldığı, bu nedenle karar tarihinde yürürlükte bulunmayan Yönetmelik hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı;
Ancak, dava konusu Yönetmelik maddesi, dava konusu bireysel işlemin dayanağını oluşturduğundan işin esasının incelenmesi gerektiği belirtilerek;
1739 sayılı Kanun’a göre, ilköğretim okullarının açılma ve kapatılmasının Bakanlığın iznine tabi olduğu, bu konuda Valiliklerin yetkili kılınmasına ilişkin dayanak bir mevzuat hükmü bulunmadığı, dava konusu düzenlemede yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı;
… tarih ve … sayılı işlemin, Selçuklu ilçesinde sekiz adet imam hatip ortaokulu açılmasına ilişkin kısmı yönünden;
Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 5. maddesi ile Valiliklere tanınan yetki uyarınca, Konya Valiliğince sekiz adet imam hatip ortaokulunun açılmasına karar verildiğinden, hukuka aykırılığı saptanan Yönetmeliğin verdiği yetki uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı;
Anılan işlemin Selçuklu ilçesinde iki okulun isminin değiştirilmesine ilişkin kısmı yönünden;
Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 7 ve 13. maddeleri belirtilerek;
Dava konusu işlem ile Selçuklu ilçesindeki otuz bir adet okulun isminin değiştirildiği, bu okullardan yirmi yedisinin isminden sadece “Selçuklu”, birinin isminden sadece “Merkez”, birinin isminden ise sadece “Kasabası” ifadeleri çıkarılmak suretiyle okulların isminin aynen korunduğu; ancak, “Mustafa Necati İlkokulu”nun adının “Cemil Meriç İlkokulu”, “İsmail Hakkı Tonguç İmam Hatip Ortaokulu”nun adının ise “Erdem Bayazıt İmam Hatip Ortaokulu” olarak tamamen değiştirildiği;
Yönetmeliğin 13. maddesinde; daha önce öğretim kurumlarının bina ve tesislerine verilmiş olan adların muhafaza edileceği hususunun emredici bir kural olarak düzenlendiği, sadece belli koşulların varlığı halinde isim değişikliğine izin verildiği; buna göre, kamuoyunda olumsuz izlenimler bıraktığı anlaşılan kişilere ait okul isimlerinin iptal edilebilmesinin mümkün olduğu;
Bakılan uyuşmazlıkta ise davalı idarece, anılan iki okula ait isim değişikliği işleminin sebebinin; “6360 sayılı Kanun İle Konya Büyükşehir Belediyesi sınırlarının il mülki sınırları olduğu, değişiklik sonucunda Selçuklu İlçesinde eğitim öğretim faaliyetinde bulunan resmi okulların e-okul modülünde ilçe isminin iki defa tekrar edilmesinin, birden çok sorunu beraberinde getirdiği, örneğin, iki farklı okulun isminin aynı olması sonucu yapılan sınavlarda, sınav yerinin neresi olduğu hususunda karışıklıklar yaşandığı ve sınava girecek olan öğrenci ve velilerin mağdur olduğu, yaşanan mağduriyeti ve karışıklığı engellemek adına okulların isim değişikliği zaruriyetinin hasıl olduğu” şeklinde açıklandığı;
Davalı idarenin bu savunmasının, isminde yer alan; “Selçuklu”, “Merkez” veya “Kasabası” ibaresi kaldırılan okullara yönelik olduğu, dava konusu iki okulun da isminde bu ibarelerin yer almadığı;
Yukarıda yer verilen gerekçeyle okulların ismini değiştirdiğini savunan davalı idarenin, isminde bahsedilen karışıklığa sebep olacak ibareler yer almayan; Mustafa Necati İlkokulu ve İsmail Hakkı Tonguç İmam Hatip Ortaokulu yönünden, isim değişikliği için Yönetmelikle öngörülen koşulun mevcut olduğuna ilişkin bir savunma yapmadığı;
Bu durumda, Yönetmeliğin 13. maddesine aykırı şekilde tesis edilen, iki okula ait isim değişikliği işleminde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle;
-Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 5. maddesinde yer alan “…ilköğretim okulları…” ibaresi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-Konya Valiliğinin dava konusu … tarih ve … sayılı işleminin ise iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, Daire kararının iptale ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği, diğer davalı Konya Valiliği tarafından ise, dava konusu işlemin davacının tüzel kişiliğini doğrudan etkilemediği, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, merkez ilçelerden Selçuklu’da eğitim gören öğrencilerin yaklaşık %40 oranında “imam hatip ortaokulu” tercihinde bulunduğu, ihtiyacın karşılanması ve mevcut okul dersliklerinin daha verimli kullanılması amacıyla, Anayasa’nın 42. maddesi uyarınca talebe rağmen okul açılmamasının söz konusu olamayacağı, ihtiyaç ve talep doğrultusunda dava konusu işlemin tesis edildiği, aynı ismin birden fazla okula verilmesi nedeniyle yaşanabilecek mağduriyet ve karışıklıkların önüne geçilebilmesi amacıyla isim değişikliği yapıldığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın, temyize konu iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının, temyize konu iptale ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler … , … , … , …, … ve … ‘nun, davacı Sendikanın üyesi olan öğretmenlere ilişkin konularda dava açabileceği, dava konusu işlemler ile kişisel, güncel ve meşru bir menfaatinin ihlal edilmediği, bu nedenle davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği oylarına karşılık, davacının eğitim ve öğretim hizmet kolunda faaliyette bulunan bir Sendika olduğu, bu nedenle dava açma ehliyetinin bulunduğuna;
Üyeler …, …, …, …, …, … ve …’nun dava konusu … tarih ve … sayılı işlemin okul isimlerinin değiştirilmesi ve okul açılması şeklinde iki yönünün bulunduğu ve davacının işbu davada, okul açılması işleminin dayanağı olan Yönetmelik maddesinin iptalini istediği, bu yönüyle işlemin yalnızca okul açılmasına ilişkin kısmı ile dayanağı olan düzenleyici işlemin iptali isteminin incelenmesinde ilk derece olarak Danıştayın görevli olduğu, okul isimlerinin değiştirilmesine ilişkin kısım yönünden ise davaya bakma görev ve yetkisinin … İdare Mahkemesine ait olduğu, bu nedenle Dairece dava dilekçesinin reddi ile söz konusu işlem yönünden dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesi gerektiği oylarına karşılık, okul açılması ve isim değişikliğinin davalı Konya Valiliğince ayrı işlemlerle değil … tarih ve … sayılı tek bir işlemle tesis edildiği görüldüğünden, işbu davanın Danıştayda ilk derece olarak görülebileceğine oyçokluğu ile karar verilerek işin esasına geçildi.

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Selçuk ilçesinde sekiz okulda eğitim gören ilkokul öğrencileri ve velilerine yapılan anket çalışması sonucunda, öğrencilerin yaklaşık %40’ının 2015-2016 eğitim-öğretim yılında imam hatip ortaokulunda eğitimlerine devam etmek istedikleri tespit edilmiş ve bu husus ilçe milli eğitim müdürü, ilkokul ve ortaokulların müdürleri tarafından tutanak altına alınmıştır.
11/03/2015 tarihinde Selçuklu Kaymakamlığı tarafından, Konya Valiliğine yazılan yazıda, 18/11/2014 tarihli yazıları ile bazı ortaokulların binasında imam hatip ortaokulu açılmasının talep edildiği, sürecin hızlanması adına konu hakkında ilçe milli eğitim müdürü ve okul müdürleri tarafından hazırlanan raporlar ve tutanaklar ile veli dilekçeleri dikkate alınarak açılması planlanan okulların listesi sunulmuş, dokuz imam hatip ortaokulunun açılması teklif edilmiştir.
… tarih ve …sayılı Konya Valiliği işlemi ile 6360 sayılı Kanun İle Konya Büyükşehir Belediyesi sınırlarının il mülki sınırları olduğu, değişiklik sonucunda Selçuklu ilçesinde eğitim öğretim faaliyetinde bulunan resmi okulların e-okul modülünde ilçe isminin iki defa tekrar edilmesi nedeniyle ekli listede yer alan okulların isimleri değiştirilmiş ve Selçuklu ilçesinde ekli listede belirtilen okulların binalarında imam hatip ortaokulu açılmasına ilişkin teklifin uygun olduğuna karar verilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun “Okul açma yetkisi” başlıklı 58. maddesinde; Türkiye’de ilköğretim okulu, lise veya dengi okulların, Milli Eğitim Bakanlığının izni olmaksızın açılamayacağı hükme bağlanmıştır.
02/04/1993 tarih ve 21540 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan; Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin, “Kurumların Açılması ve Kapatılması İle İlgili Genel Esaslar” başlıklı 5. maddesinde, dava konusu işlem tarihinde, “Okul öncesi eğitim kurumları, ilköğretim okulları, pratik kız sanat okulları, halk eğitim merkezleri ve meslekî eğitim merkezleri millî eğitim müdürünün teklifi ile valilikçe, bu sayılanlar dışında kalan kurumlar ise Bakanlıkça açılır ve aynı usulle kapatılır.” kuralına yer verilmiştir.
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 3. maddesinde, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayandığı belirtilmiş, “Valilerin hukuki durumları, görev ve yetkileri” başlıklı 9. maddesinde; “Vali, ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır.
Bu sıfatla :
A) Valiler, ilin genel idaresinden her Bakana karşı ayrı ayrı sorumludur. Bakanlar, Bakanlıklarına ait işleri için valilere re’sen emir ve talimat verirler. Bakanlar, valiler hakkında Bakanlar Kuruluna taltif ve tecziye teklifinde bulunabilirler.
B) Bakanlıklar ve tüzelkişiliği haiz genel müdürlükler, il genel idare teşkilatına ait bütün işleri doğrudan doğruya valiliklere yazarlar. Valilikler de illere ait işler için ilgili Bakanlık veya tüzelkişiliği haiz genel müdürlüklerle doğrudan doğruya muhaberede bulunurlar. Ancak valiler hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebilirler.
C) Vali, kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararlarının neşir ve ilanını ve uygulanmasını sağlamak ve Bakanlıkların talimat ve emirlerini yürütmekle ödevlidir. Bu işlerin gerçekleştirilmesi için gereken bütün tedbirleri almıya yetkilidir.
Ç) Kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararlarının verdiği yetkiyi kullanmak ve bunların yüklediği ödevleri yerine getirmek için valiler genel emirler çıkarabilir ve bunları ilan ederler.
D) Vali, dördüncü maddenin son fıkrasında belirtilen adli ve askeri teşkilat dışında kalan bütün Devlet daire, müessese ve işletmelerini, özel işyerlerini, özel idare, belediye köy idareleriyle bunlara bağlı tekmil müesseseleri denetler, teftiş eder.
Bu denetleme ve teftişi Bakanlık veya genel müdürlük müfettişleriyle veya bu dairelerin amir ve memurlariyle de yaptırabilir.
E) İlin her yönden genel idare ve genel gidişini düzenlemek ve denetlemekten sorumludur.
F) Vali, ilde teşkilatı veya görevli memuru bulunmıyan işlerin yürütülmesini, bu işlerin görülmesiyle yakın ilgisi bulunan her hangi bir idare şube veya daire başkanından istiyebilir. Bu suretle verilen işlerin yapılması mecburidir.
G) Vali, il içindeki idare ve müesseselerde çalışan uzman veya fen kollarına dahil memur ve müstahdemlerden asli vazifelerine halel getirmemek şartiyle ilin genel ve mahalli hizmetlerine müteallik işlerin görülmesini istiyebilir. Bu memurlar verilen işleri yapmakla ödevlidirler. Vali, keyfiyetten ilgili Bakanlığa ve tüzelkişiliği haiz genel müdürlüğe bilgi verir.
H) Vali, Devlet gelirlerinin tahakkuk ve tahsilini ve ödeme işlerinin muntazam bir şekilde yapılmasını ve gelir kaynaklarının gelişmesini sağlamak için tedbirler alır ve uygular, lüzumunda bu maksatla ilgili Bakanlıklara ve genel müdürlüklere tekliflerde bulunur.
…” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan, 3046 sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında 174 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 13/12/1983 Gün ve 174 Sayılı Bakanlıkların Kuruluş ve Görev Esasları Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Kaldırılması ve Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında 202 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un, “Bakanlık taşra teşkilatı” başlıklı 8. maddesinde; Bakanlığın kuruluş amaçlarını gerçekleştirmek ve yürütmekte oldukları hizmetleri vatandaşlara sunmakla görevli bakanlık taşra teşkilatının, ihtiyaca göre aşağıdaki kuruluşların tamamından veya birkaçından meydana gelecek şekilde düzenleneceği belirtilmiş ve (a) bendinde il valisine bağlı il kuruluşları sayılmıştır.
Anılan Kanun’un “Hiyerarşik kademeler ve birim unvanları” başlıklı 15. maddesinde ise; Bakanlık merkez, taşra, yurt dışı teşkilatları ile bağlı ve ilgili kuruluşlarının hiyerarşik kademeleri sayılırken (e) bendinde taşra teşkilatı il kuruluşlarında 1. sırada valilere yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Daire kararının, dava konu işlemin Selçuklu ilçesinde iki okulun isminin değiştirilmesine ilişkin kısmının iptaline yönelik kısmı yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Sekizinci Dairesi kararının, anılan kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının, dava konusu işlemin Selçuklu ilçesinde sekiz imam hatip ortaokulu açılmasına yönelik kısmının iptaline ilişkin kısmına gelince;
5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 9. maddesinde, il genel idaresinin, hükümetin serbestçe atadığı valinin otorite ve sorumluluğu altında olduğu, ilin yetki genişliği esasına göre yönetilmesi nedeniyle valinin Devleti temsil ettiği ve onun adına kural olarak, her türlü idari işlem ve eylemi yapabileceği, valinin, ilde hükümetin ve ayrı ayrı her bakanın temsilcisi sıfatıyla, bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olduğu, bir başka anlatımla verdikleri emir ve kararların uygulanmasını sağladığı, valinin merkezi idare teşkilatının en büyük ve en yetkili ajanı olduğu, adli ve askeri örgütler dışında, ilde yer alan bütün Devlet ve kamu kurumları teşkilatının başı ve yetkilisi olduğu, bu bakımdan, ilin genel yönetiminden ve gidişinden hükümete ve bakanlara karşı sorumlu olduğu, dolayısıyla valinin, söz konusu teşkilat ve personeli üzerinde bir iç düzenleme ve denetleme yetkisine ve hiyerarşi gücüne sahip olduğu belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; valinin, ilde Devletin ve hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olması cihetiyle, anılan düzenlemelerde belirtilen, “her kademe Bakanlık yöneticileri” arasında yer aldığı, bunun sonucu olarak da valilik makamının 1739 sayılı Kanun’da Bakanlığa verilen yetkiyi kullanabileceği, bu yönüyle Konya Valiliği tarafından, milli eğitim müdürlüğünün teklifi üzerine tesis edilen Selçuklu ilçesinde sekiz imam hatip ortaokulu açılmasına ilişkin işlemin, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 5. maddesine uygun olduğu anlaşıldığından, işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, dava konusu işlem tesis edilirken Selçuklu ilçesinde eğitim gören ilkokul öğrencilerinden devam etmek istedikleri ortaokullara ilişkin bilgiler ve velilerden alınan talepler doğrultusunda imam hatip ortaokul açılmasına olan ihtiyacın ortaya konulduğu da görüldüğünden, ilçe milli eğitim müdürlüğünün teklifi dikkate alınarak tesis edilen işlemin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu ve işlemde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, … tarih ve … sayılı Konya Valiliği işleminin, Selçuklu ilçesinde sekiz adet imam hatip ortaokulu açılmasına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, davanın bu kısım yönünden reddi gerekirken işlemin anılan kısmının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 17/10/2019 tarih ve E:2015/10080, K:2019/8892 sayılı kararının dava konusu işlemin Selçuklu ilçesinde sekiz imam hatip ortaokulu açılmasına ilişkin kısmının iptaline yönelik bölümünün BOZULMASINA,
3. Anılan kararın dava konusu işlemin iki okulun isminin değiştirilmesine ilişkin kısmının iptaline yönelik bölümünün ONANMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 21/10/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Anayasa’nın 125. maddesinin 4. fıkrasında, “Yargı yetkisi, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamaz. Yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemez.” ve dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan 124. maddesinde, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkartabileceği hüküm altına alınmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrasında, “İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.” kuralı yer almıştır.
İdareler, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, hizmette etkinliğin sağlanması için gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Kamu hizmetlerinin hangi koşullar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden saptamak her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara ayak uydurmak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişiklikleri yapma hususunda idarelerin takdir yetkisi bulunmaktadır.
Takdir yetkisi, temel amacı faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin, belli bir konuda karar alıp almama, yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlanmaktadır. Düzenleyici işlemlerde idareye düzenleme yapma yetkisi veren üst normlarda düzenlemenin içeriği itibarıyla belli bir sınır çizilmemesi durumunda, idarenin takdir yetkisi söz konusu olmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun düzenleme yapma konusunda takdir yetkisine sahip olduğu hallerde, yürürlüğe konulan kanunların Anayasa’ya uygunluk denetimi kapsamında verdiği kararlarda, kanun koyucunun kendisine tanınan takdir yetkisini anayasal sınırlar içinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütlerini göz önünde tutarak kullanması gerektiğini vurgulamaktadır (Anayasa Mahkemesinin 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararı).
Kanun koyucunun sahip olduğu takdir yetkisinin denetiminde, Anayasa Mahkemesince de benimsenen bu görüşün, takdir yetkisi kapsamında türev (ikincil) nitelikte düzenleme yapan idarenin tesis ettiği düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde de kullanılacak ölçüt olarak nazara alınması mümkündür. Bu çerçevede, kendisine düzenleme yapma yetkisi tanınan idarece, düzenlemenin içeriğini belirleme konusundaki takdir yetkisinin Anayasa ve diğer üst normların çizdiği sınırlar içerisinde adalet, hakkaniyet ve kamu yararı ölçütleri gözetilerek kullanılması gerekmektedir. Dolayısıyla, takdir yetkisi kullanılarak ihdas edilen düzenleyici işlemlerin yargısal denetiminde, başta normlar hiyerarşisi olmak üzere yukarıda temas edilen ölçütlere göre düzenlemenin denetlenmesi gerektiği hususunda duraksama bulunmamaktadır.
Danıştay içtihatlarında da belirtildiği üzere, idarenin kamu yararını gerçekleştirmek için yapacağı işlem ve eylemlerin türünü, zamanını ve yöntemini belirlemekte sahip bulunduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığı ve yetki, şekil, sebep, amaç ve konu yönlerinden yargı denetimine tabi bulunduğu idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Bununla birlikte, idarelerin birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatıldıkları durumlarda, idari yargı mercilerinin idareyi bu seçeneklerden birisini tercihe zorlayacak ya da belirli bir yönde işlem veya eylem tesisine zorunlu kılacak biçimde yargı kararı vermeleri, Anayasa ve 2577 sayılı Kanun’un yukarıda temas edilen hükümleriyle ve idare hukuku ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 7. maddesinde; Bakanlığa bağlı her derece ve türdeki resmî ve özel öğretim kurumlarına verilecek adların; kurumun amacına, seviyesine, bulunduğu çevrenin özelliğine ve şartlarına uygun olması, belli bir anlam taşıması, Millî Eğitimin temel amaçlarına aykırı düşmemesi ve Türkçe olması gerektiği belirtilmiş, 13. maddesinde ise; öğretim kurumlarına 9., 11., 12. madde hükümleri dışında; kurumun bina ve tesislerinin yapılmasında görevinin gereği olarak hizmet edenler ve hâlen görevine devam eden kişilerin adlarının verilemeyeceği, öğretim kurumları bina ve tesislerine adları verilecek kişilerin çevrede olumlu izlenimler bırakmış olması gerektiği kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı Konya Valiliği tarafından Konya ilinin 6360 sayılı Kanun ile büyükşehir olmasının ardından e-okul modülüne girişlerde yaşanan sorunların giderilmesi ve öğrencilerin mağduriyet yaşamalarının engellenmesi amacıyla, İl Milli Eğitim Komisyonunun 01/04/2015 tarihli kararının değerlendirildiği ve, Selçuklu ilçesindeki bazı okulların isimlerinin değiştirildiği, bu okullar arasında adı “Cemil Meriç İlkokulu” olarak değiştirilen “Mustafa Necati İlkokulu” ile “Erdem Bayazıt İmam Hatip Ortaokulu” olarak değiştirilen “İsmail Hakkı Tonguç İmam Hatip Ortaokulu”nun da bulunduğu, davacı tarafından bu iki ismin değiştirilmesinin hukuka aykırı olduğunun ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Daire tarafından isim değişikliği işleminin iptaline karar verilmiş ise de, okulların isimlerini belirleme konusunda takdir yetkisi bulunan idarenin bu yetkisini, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, dava konusu işlem tesis edilirken İl Milli Eğitim Müdürlüğü Komisyonunun değerlendirmesinin dikkate alındığı, bu yetkisi çerçevesinde iki okulun isminde değişiklik yapıldığı görüldüğünden, işlemde kamu yararı ve hizmet gerekleri ile hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Diğer yandan, yapılan değişiklik sonrasında okullara verilen yeni isimlerin, halen görevlerine devam eden kişiler olmadıkları, ayrıca toplumda olumlu izlenimler bırakmış tanınmış kişiler olduklarından, dava konusu işlemin bu yönüyle de, Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Kurumlara Ait Açma, Kapatma ve Ad Verme Yönetmeliği’nin 13. maddesine uygun olarak tesis edildiği sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davalı idarelerin, temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının, dava konusu işlemin iki okulun isminin değiştirilmesine ilişkin kısmının iptaline yönelik bölümünün de bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın, dava konusu işlemin Selçuklu ilçesinde sekiz imam hatip ortaokulu açılmasına ilişkin kısmının iptaline yönelik bölümünün de usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.