Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/123 E. 2021/258 K. 11.02.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/123 E.  ,  2021/258 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/123
Karar No : 2021/258

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Gıda San. İşl. İç ve Dış Ticaret AŞ.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onuncu Dairesinin 12/09/2019 tarih ve E:2015/2144, K:2019/5598 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 07/10/2009 tarih ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Gümrük Yönetmeliği’nin 25. maddesinin 6. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 12/09/2019 tarih ve E:2015/2144, K:2019/5598 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin süre aşımı itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği,
04/11/1999 tarih ve 23866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 71. maddesinde; gümrük idarelerinin, usul ve formalitelerin mümkün olduğunca basitleştirilmesi için ve gümrük işlemlerinin yürürlükteki hükümlere uygun olarak yürütülmesini sağlayacak şekilde yönetmelikle belirlenen şartlar altında gümrük beyannamesine eklenmesi gereken belgelerden bazılarının eklenmemesine veya kaydedilmesi gereken bazı bilgilerin beyannameye yazılmamasına; beyanname yerine, eşyanın ilgili gümrük rejimine tabi tutulması talebi ile birlikte ticari veya idari bir belgenin verilmesine, eşyanın ilgili rejime geçişinin kayıt yoluyla yapılmasına izin verebileceğinin düzenlendiği,
Anılan Kanun’a dayanılarak hazırlanan ve 07/10/2009 tarih ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği’nin 23. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; onaylanmış kişi statüsü için başvuruda bulunan kişiler hakkında, yönetim kurulu üyeleri, sermayesinin yüzde onundan fazlasına sahip gerçek kişiler ile gümrük ve dış ticaret işlemlerinde temsil yetkisini haiz çalışanlarının; devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, güveni kötüye kullanma (emniyeti suistimal), hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, hileli (dolanlı) iflas, yalan tanıklık (yalan yere şahadet), suç uydurma (suç tasnii) ve iftira suçları ile ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa; vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarından 213 sayılı Vergi Usul Kanununa; mülga 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun, mülga 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu ile 1567 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanuna muhalefetten ceza veya mahkumiyet kararı bulunmaması gerektiğinin düzenlendiği, 24. maddesinde; yukarıda yer verilen genel şartlara ek olarak aranılan özel koşulların belirlendiği; 25. maddesinin dava konusu 6. fıkrasında ise; “23. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan kişiler hakkında aynı bentte sayılan kanunlar uyarınca başlatılan inceleme ve soruşturma sonucunda suç duyurusunda bulunulduğunun ve buna ilişkin olarak ilgili Cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturma sürecinin veya kovuşturma sürecinin devam ettiğinin öğrenilmesi halinde onaylanmış kişi statü belgesi kapsamında yararlanılan hak ve yetkiler geri alınabilir veya askıya alınabilir” düzenlemesine yer verilerek, bu işlemlere ilişkin usul ve esasların Müsteşarlık tarafından belirleneceği kuralına yer verildiği,
Anılan madde uyarınca, faydalanma yetkilerinin askıya alınması ve geri alınmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanarak, 30/12/2011 tarih ve 28158 sayılı mükerrer Resmi Gazete yayımlanan Onaylanmış Kişi Statüsüne İlişkin 1 Sıra Nolu Gümrük Genel Tebliğinin “Mavi Hat Uygulaması” başlıklı 43. maddesinin 1. fıkrasında, mavi hat uygulamasının, yetkilendirilmiş yükümlü sertifikasına veya A ve B sınıfı onaylanmış kişi statüsüne sahip kişilerin ithalatta ve ihracatta, C sınıfı kişi statüsüne sahip kişilerin ise yalnızca “1000” rejim kodu ile yapılan ihracatta yararlandığı, eşyanın tesliminden önce belge kontrolüne veya muayeneye tabi tutulmadığı hat olarak tanımlandığı, 2. fıkrasında; “Gümrük Yönetmeliği’nin 23. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan kişiler hakkında aynı bentte sayılan kanunlar uyarınca başlatılan inceleme ve soruşturma sonucunda suç duyurusunda bulunulduğunun ve buna ilişkin olarak cumhuriyet savcılığı tarafından yürütülmekte olan soruşturma sürecinin veya kovuşturma sürecinin devam ettiğinin öğrenilmesi durumunda; soruşturma veya kovuşturma süreci kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı ile kesin olarak lehlerine sonuçlanıncaya kadar statü belgesi sahibinin mavi hat uygulamasından yararlanmasına izin verilmez.” düzenlemesine yer verildiği,
Mevzuatın birlikte incelenmesinden, onaylanmış kişi statüsü ve mavi hat uygulamasının, performansları ve güvenilirlikleriyle kendilerini kanıtlamış, mali yeterlilik ve işlem hacmi gibi koşullara sahip, yüksek istihdam sağlayan imalatçı, ihracatçı ve dış ticaret sermaye şirketlerine, gümrük işlemlerinde bazı kolaylıklar getiren, statünün kazanılması için aranan koşulların statünün devamı süresince de mevcudiyetini korumasının gerekli olduğu, kısaca statü sahiplerinin, gümrük mevzuatına uygun hareket edecekleri konusundaki güvene dayalı bir sistem olduğunun anlaşıldığı,
Dosyanın incelenmesinden, davacı firmanın yönetim kurulu üyeleri hakkında Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçu nedeniyle açılan davada verilen, … Asliye Ceza Mahkemesinin E:…-K:… sayılı kararıyla sanıkların 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet etme (Gümrük idaresini yanıltarak eşya ithali) suçunu işledikleri sabit bulunarak cezalandırılmalarına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesinin 7. fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın 08/03/2018 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı,
Gümrük Kanunu’nda verilen yetkiye dayanılarak hazırlanan Gümrük Yönetmeliği’nin 23. maddesinde, onaylanmış kişi statü belgesi verilebilmesi için aranan genel koşullar arasında mülga 4926 ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunlarına muhalefetten ceza veya mahkumiyet kararı bulunmaması şartının belirlenmiş olması karşısında, Yönetmeliğin dava konusu 25. maddesinin 6. fıkrasında, 23. maddede sayılan suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılığınca bir soruşturma veya kovuşturma başlatılması halinde, belge sahibinin gümrük mevzuatına uygun hareket edeceği konusundaki güvenin zedeleneceği açık olduğundan, soruşturma veya kovuşturmanın, statü sahibi lehine beraatle sonuçlanmasına kadar, onaylanmış kişi statü belgesi kapsamında yararlanılan hak ve yetkilerin geri alınabileceği veya askıya alınabileceği yolundaki düzenlemede kamu yararı, hizmet gerekleri ve hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan yalnızca hakkında soruşturma veya kovuşturma açılmış olması nedeniyle kişinin sahip olduğu haktan mahrum bırakılmasını öngören dava konusu düzenlemenin, Anayasa’nın 38. maddesinin 4. fıkrası ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen “Masumiyet (suçsuzluk) Karinesi”ne ve Anayasa Mahkemesinin 19/04/2018 tarih ve E:2015/19678 sayılı kararına aykırı olduğu, dava konusu düzenlemenin idari yaptırım niteliği taşıdığı, bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesi ve Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinden kaynağını alan “Kanunilik İlkesi” uyarınca kanunla düzenlenmesi gerektiği ileri sürülerek, davanın reddi yolundaki kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 12/09/2019 tarih ve E:2015/2144, K:2019/5598 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kullanılmayan 73,10-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Kesin olarak, 11/02/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.