DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/1251 E. , 2021/577 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1251
Karar No : 2021/577
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Kurulu Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2015/14902, K:2019/10046 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, Ekim 2015 döneminde doçentlik sınavına yeniden başvuru yapamayacağına ilişkin … tarih ve … sayılı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı işlemi ile 07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 20. fıkrasında yer alan “Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan aday, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabilir.” ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2015/14902, K:2019/10046 sayılı kararıyla;
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan 11. ve 24. maddeleri ile 07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 20. fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak,
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 20. fıkrasında yer alan “Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan aday, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabilir.” ibaresi yönünden;
Dava konusu düzenlemenin yer aldığı Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin, 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği’nin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı ve davanın bu kısmının konusuz kaldığı,
Davacının, Ekim 2015 döneminde doçentlik sınavına yeniden başvuru yapamayacağına ilişkin 05/11/2015 tarih ve 11988 sayılı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı işlemi yönünden;
İdarelerin mevzuatla verilen görevlerini yerine getirmelerini teminen düzenleyici işlemler yapabilecekleri kuşkusuz olup, düzenleyici işlem yapabilme yetkisinin Anayasa’nın 124. maddesine dayandığı, bu düzenlemeler yapılırken, Anayasa’da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kazanılmış hak, haklı beklenti, idari faaliyetlerin belirliliği ve hukuk güvenliği ilkesi gibi ilkelerin de göz önünde bulundurulması gerektiği,
Hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olan “hukuk güvenliği” ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanmasının amaçlandığı, hukuk güvenliği ilkesinin, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, idarenin de işlemlerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kıldığı, bu bağlamda, önceden oluşmuş hukuksal durumların, sonradan yapılacak işlemlerle değiştirilmesinin, hukuktan beklenen güvenle bağdaşmayacağı,
Ayrıca, idarelerin ister düzenleyici işlemlerle, isterse uzun süren uygulamalarına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri olarak tanımlanan haklı beklentilerinin de idarelerce düzenleyici işlemlerinin kaldırılmaları ve değiştirilmeleri aşamasında göz ardı edilmemesi gerektiği,
07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 20. fıkrasında, “Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan aday, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabilir. Üçüncü kez sözlü sınavdan başarısız bulunan aday için salt çoğunluğu sağlayacak sayıda üyenin değiştirilmesi şartıyla yeni bir jüri oluşturulur.” hükmünün yer aldığı,
Anılan Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde de, bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yapılan ve henüz sonuçlandırılmayan başvurular için yürürlükten kaldırılan Yönetmelik hükümlerinin uygulanacağı yönünde bir düzenlemeye yer verildiği,
Ayrıca, Doçentlik Sınav Komisyonunun 14/10/2015 tarihli toplantısında Yönetmeliğin uygulanmasında karşılaşılan sorunlar görüşülerek, Ekim 2015 döneminde doçentlik sınavına yeniden başvuru yapabileceklerin; Ekim 2014 döneminde eserlerin incelenmesi aşamasından başvurup, eser veya sözlü aşamasından başarısız olan adaylar, Nisan 2015 döneminde doçentlik sınavına sözlü aşamasından başvurup başvurusunu geri çeken adaylar, doçentlik sınavına başvurup ancak Üniversitelerarası Kurul tarafından oluşturulan inceleme komisyonunca başvuruları reddedilen (koşulları sağlamayan, yabancı dil, vb.) adaylar şeklinde belirlendiği, Nisan 2015 döneminde doçentlik sınavına sözlü aşamasında başvuran ve başarısız olan ya da başarısız sayılan adayların ise, Ekim 2015 döneminde başvuru yapamayacakları, yeni başvuru için bir dönem bekleyecekleri yönünde karar alındığı,
Bu durumda, davacının haklı beklentisinin göz ardı edildiği, geçiş dönemine yer verilmeksizin düzenleme yapıldığı anlaşıldığından, söz konusu düzenlemeye dayalı olarak tesis edilen 05/11/2015 tarih ve 11988 sayılı işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçeleriyle,
Davacının, Ekim 2015 döneminde doçentlik sınavına yeniden başvuru yapamayacağına ilişkin 05/11/2015 tarih ve 11988 sayılı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı işleminin iptaline, dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 20. fıkrasında yer alan “Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan aday, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabilir.” ibaresi yönünden ise konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından, dava konusu Yönetmelik hükmünün yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle idareleri aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle temyize konu Daire kararının bu kısmının bozulması gerektiği, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı tarafından ise, dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde, bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yapılmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan doçentlik başvuruları hakkında bu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 31/1/2009 tarih ve 27127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verildiği, Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinde yer alan “sonuçlandırılmamış olan” ifadesi ile kastedilenin tüm doçentlik sürecinin sonuçlanması olmayıp, eser veya sözlü sınav başvurularının dönem itibarıyla sonuçlanması olduğu, adayın sınavın herhangi bir aşamasında başarısız olması halinde başvurusunun sonuçlandığı, davacının bu anlamda sonuçlandırılmamış bir başvurusu bulunmadığından, yürürlükten kaldırılan Yönetmeliğe değil, dava konusu Yönetmeliğe tabi olduğu, bu Yönetmeliğin 6. maddesinin 20. fıkrasında ise, eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan adayın, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabileceği hükmünün yer aldığı, davacının Nisan 2015 döneminde sözlü sınavda başarısız sayılması nedeniyle izleyen dönem olan Ekim 2015 döneminde yeniden sözlü sınav için başvuru yapamayacağının açık olduğu, dava konusu Yönetmelik hükmünde ve bu hüküm uyarınca davacı hakkında tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, ayrıca, Doçentlik Bilgi Sisteminde yapılan incelemede davacının 06/03/2018 tarihinde doçent unvanını aldığının tespit edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerine konu Daire kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Nisan 2012 döneminde doçentlik sınavına başvuran davacı, eser incelemesi aşamasında başarılı, sözlü sınav aşamasında ise başarısız olmuştur.
Daha sonra, Ekim 2013, Nisan 2014 ve Ekim 2014 dönemlerinde girdiği sözlü sınavlarda da başarısız olmuştur.
Nisan 2015 döneminde, sözlü sınava başvurmasına rağmen, bu sınava katılmaması nedeniyle başarısız sayılmıştır.
Ekim 2015 döneminde ise, sözlü sınav başvurusunun sistem tarafından engellenmesi üzerine davalı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığına başvurmuştur.
Söz konusu başvuru üzerine tesis edilen … tarih ve … sayılı Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı işleminde, Nisan 2015 döneminde sözlü sınavda başarısız sayılması nedeniyle, dava konusu Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 20. fıkrası uyarınca izleyen dönem olan Ekim 2015 döneminde sözlü sınav için yeniden başvuru yapamayacağı belirtilmiştir.
Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun işlem tarihinde yürürlükte bulunan “Doçentlik sınavı” başlıklı 24. maddesinde, “a) Doçentlik sınavı, Üniversitelerarası Kurulca yılda iki kere yapılır.
Aşağıdaki şartları haiz adaylar, Üniversitelerarası Kurulun tespit edeceği tarihe kadar, Üniversitelerarası Kurula gerekli belge ve yayınlar ile birlikte başlıca bilim dalı ile uzmanlık ve araştırma konularını da bildirerek başvururlar.
b) Doçentlik sınavına başvurabilmek için aşağıdaki şartlar aranır:
1) Bir lisans diploması aldıktan sonra, doktora veya tıpta uzmanlık unvanını veya Üniversitelerarası Kurulun önerisi üzerine Yükseköğretim Kurulunca tespit edilen belli sanat dallarının birinde yeterlik kazanmış olmak.
2) Üniversitelerarası Kurulun her bir bilim disiplininin özelliklerini dikkate alarak belirteceği görüş çerçevesinde Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikte belirtilen şartları taşıyan özgün bilimsel yayın ve çalışmalar yapmak.
3) Yükseköğretim Kurulunun belirlediği kıstaslar çerçevesinde yapılan merkezi yabancı dil sınavında başarılı olmak. Bu sınavın, adayın bilim dalı ile ilgili olması şartı aranmaz. Bilim alanı bir yabancı dille ilgili olanlar bu sınavı başka bir yabancı dilde vermek zorundadırlar.
c) Üniversitelerarası Kurul, adayın başvurduğu bilim veya sanat dalından beş kişilik bir jüri ve bu jüri için iki yedek üye tespit eder. İlgili bilim veya sanat dalında yeterli öğretim üyesinin bulunmaması halinde, jüri üç üye ile teşkil edilebilir. Doçentlik sınav jürisinde yer alan asıl ve yedek üyeler, adayın akademik çalışmalarının her birini değerlendirerek hazırladıkları ayrıntılı ve gerekçeli kişisel raporlarını Üniversitelerarası Kurula gönderirler. Asıl üyelerin hukuken geçerli bir mazerete dayalı olarak raporunu verememesi halinde, yedek üyelerin raporları, sırasına göre değerlendirmeye esas alınır. Değerlendirmeye esas alınan bu raporların birer örneği, eser incelemesi sonucuna ilişkin bildirim yazısı ile birlikte adaya gönderilir.
Eser incelemesinde başarılı bulunan aday, doçentlik sınav jürisi tarafından, sözlü sınava tabi tutulur. Jüri üyeleri, yapılan sözlü sınavın denetlenebilirliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alır.
Sözlü sınavda başarılı olması halinde, adaya ilgili bilim dalında doçentlik unvanı verilir.
Doçentlik sınavına ilişkin esas ve usuller, Üniversitelerarası Kurulun görüşü alınmak suretiyle Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.
” hükmü yer almıştır.
07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin “Başvuru zamanı ve şartları” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında, “Doçentlik başvurusu, nisan ve ekim ayının on beşinci günü başlayıp, en geç ilgili ayın son çalışma günü mesai saati bitimine kadar devam eder.”; “Doçentlik sınavı” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, “Doçentlik sınavı, eser incelemesi ve sözlü sınav olmak üzere, iki aşamada yapılır.”; 6. fıkrasında, “…Beş jüri üyesinden en az üçünün, adayı eser ve diğer faaliyetlerden başarılı bulması halinde, aday sınavın bu aşamasından başarılı sayılır ve sözlü sınava çağrılır…”; 18. fıkrasında, “Sözlü sınavda başarısız olan veya sözlü sınav hakkını kaybeden aday, 4 üncü maddenin birinci fıkrasında belirlenen sürelerde yeniden başvuruda bulunması halinde tekrar sözlü sınava alınır…”; 20 fıkrasında, “Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan aday, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabilir. Üçüncü kez sözlü sınavdan başarısız bulunan aday için salt çoğunluğu sağlayacak sayıda üyenin değiştirilmesi şartıyla yeni bir jüri oluşturulur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Anılan Yönetmeliğin “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında ise, “Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yapılmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan doçentlik başvuruları hakkında, bu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 31/1/2009 tarihli ve 27127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümleri uygulanır.” hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Sekizinci Dairesi kararının, 07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin 6. maddesinin 20. fıkrasında yer alan “Eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan aday, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabilir.” ibaresi yönünden verilen karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Daire kararının iptale ilişkin kısmı yönünden;
Dava konusu Yönetmeliğin Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yapılmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan doçentlik başvuruları hakkında geçiş hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemede, söz konusu doçentlik başvuruları hakkında, bu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 31/01/2009 tarih ve 27127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
Söz konusu düzenlemede yer alan “henüz sonuçlandırılmamış olan doçentlik başvuruları” ibaresinden, eser incelemesi ve sözlü sınav aşamalarından oluşan doçentlik sürecinin tamamının sonuçlanmasının kastedilmediği, eser incelemesi veya sözlü sınav başvurularının dönem itibarıyla sonuçlanmasının kastedildiği de açıktır.
Olayda; davacının, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 07/02/2015 tarihinden önce yapılmış olup da bu tarih itibarıyla henüz sonuçlandırılmamış olan başvurusunun Ekim 2014 dönemi sözlü sınav başvurusu olduğu anlaşıldığından, söz konusu başvuru hakkında dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Nisan 2015 ve Ekim 2015 dönemi sözlü sınav başvurularının ise, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 07/02/2015 tarihinden sonra yapılmış olması nedeniyle bu Yönetmelik hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır.
Dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 20. fıkrasında da, eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan adayın, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabileceği kurala bağlandığından, Nisan 2015 döneminde sözlü sınavda başarısız sayılan davacının izleyen dönem olan Ekim 2015 döneminde sözlü sınav için yeniden başvuru yapamayacağına ilişkin dava konusu bireysel işlem tesis edilmiştir.
Bu durumda, Dairece öncelikle dava konusu Yönetmeliğin 6. maddesinin 20. fıkrasında yer alan, eser incelemesinde başarılı olmasına rağmen birinci, ikinci veya üçüncü sözlü sınavda başarısız olan veya başarısız sayılan adayın, her defasında en erken izleyen ikinci sınav döneminde sözlü sınav için yeniden başvurabileceğine ilişkin düzenlemenin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve dava konusu bireysel işlemin hukuka uygunluk denetiminin de bu değerlendirme çerçevesinde yapılması gerekirken, söz konusu hususlar yönünden bir irdelemeye girilmeksizin hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, temyizen incelenen kararın bozulması üzerine, Dairece işin esası hakkında yeniden bir karar verilip, bu kararın sonucuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedileceğinden, davalı Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik temyiz isteminin bu nedenle kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu bireysel işlemin iptali, düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığı yolundaki Danıştay Sekizinci Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2015/14902, K:2019/10046 sayılı kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Daire kararının dava konusu bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 24/03/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda “yargılama giderleri”ne ilişkin olarak 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 1086 sayılı Kanun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış olup, 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesinde “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmü yer almıştır.
6100 sayılı Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin birinci fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralı yer almaktadır.
Temyize konu Daire kararında, dava konusu Yönetmeliğin bilahare yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın bu kısmının konusunun kalmadığı gerekçesiyle işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idareler üzerinde bırakılmasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
İdari işlemlerin -bu arada düzenleyici işlemlerin- hukuka uygun olduklarına dair bir yargı kararına gereksinim duymadan hukuka uygun kabul edilerek ilgililer üzerinde hukukî sonuç doğurması olarak tanımlanabilen “hukuka uygunluk karinesi”ne göre de dava konusu Yönetmelik hükümlerinin, 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinde zikredilen “davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumu” kapsamında, hukuka uygun sayılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden davalı idareler aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yönelik kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu kısım yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- 07/02/2015 tarih ve 29260 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin “Geçiş hükümleri” başlıklı Geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, “Bu Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce yapılmış olup da henüz sonuçlandırılmamış olan doçentlik başvuruları hakkında, bu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan 31/1/2009 tarihli ve 27127 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümleri uygulanır.” hükmü yer almıştır.
Olayda; davacının, dava konusu Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 07/02/2015 tarihinden önce Nisan 2012 döneminde doçentlik sınavına başvurduğu ve bu tarih itibarıyla başvurusunun henüz sonuçlandırılmadığı açık olduğundan, söz konusu başvuru hakkında dava konusu Yönetmelikle yürürlükten kaldırılan Doçentlik Sınav Yönetmeliği hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Mülga Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nde ise, eser incelemesi aşamasında başarılı olmasına rağmen, sözlü sınavda başarısız olan veya sayılanların yeniden başvuruda bulunması halinde tekrar sözlü sınava alınacağı öngörülmüş ve bu konuda herhangi bir sınırlamaya yer verilmemiştir.
Bu durumda, Nisan 2015 döneminde sözlü sınavda başarısız sayılan davacının izleyen dönem olan Ekim 2015 döneminde sözlü sınav için yeniden başvuru yapamayacağına ilişkin dava konusu bireysel işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu bireysel işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, bu Kanun’da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir.
Temyiz başvurusuna konu kararda, düzenleyici işlem hakkında, dava konusu düzenlemenin yer aldığı Doçentlik Sınav Yönetmeliği’nin, 15/04/2018 tarih ve 30392 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Doçentlik Yönetmeliği’nin 9. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın bu kısmının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tamamının davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu edilen Yönetmeliğin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle uyuşmazlığın bu kısmına ilişkin olarak “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderleri ile vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; düzenleyici işlem yönünden karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, tarafların, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip düzenleyici işlemle ilgili hükme ilişkin yargılama giderleri ile vekalet ücreti konusunda bu doğrultuda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idarelere yükletilmesine hükmedilmiş olması nedeniyle, davalı idarelerden Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının temyiz istemi kabul edilerek başvuruya konu kararın bu yönden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY
XXXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.