Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1254 E. 2021/1058 K. 27.05.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1254 E.  ,  2021/1058 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1254
Karar No : 2021/1058

TEMYİZ EDENLER :1- (Davacı):… Sendikası
VEKİLİ : Av. …
2- (Davalı): … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay İkinci Dairesinin 24/12/2019 tarih ve E:2016/13544, K:2019/7431 sayılı kararının, davacı tarafından davanın reddine ilişkin kısmının, davalı idare tarafından iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin;
1- “Öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin ve ”Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin,
2- “Öğretmen atama” başlıklı 13. maddesinin ve ”Yöneticiliğe görevlendirme” başlıklı 14. maddesinin,
3- ”Geçiş hükmü” başlıklı geçici 1. maddesinin,
iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay İkinci Dairesinin 24/12/2019 tarih ve E:2016/13544, K:2019/7431 sayılı kararıyla;
1- Dava konusu Yönetmeliğin “Öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile ”Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptali istemi yönünden;
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 132. maddesinde memurların hangi cezalar uyarınca hangi kadrolara atanamayacaklarının açıkça ifade edildiği; buna göre, aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenlerin 5 yıl boyunca; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenlerin 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamayacağı; kanun koyucu tarafından, yukarıda sayılan cezalar ve öngörülen yasaklamalar dışında alınmış olan bir disiplin cezasının sonucu itibarıyla başka bir yaptırıma bağlanmadığı; bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ve 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile getirilmiş olan; “başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak” koşulunun, 657 sayılı Kanun’un 132. maddesinin 4. fıkrası ile yapılan düzenlemenin genişletilmesi ve verilen bu cezaların, Kanun’da sayılanlar dışındaki görevlere yapılacak atamalar için de engel teşkil etmesi sonucunu doğurduğundan, 657 sayılı Kanun’un 132. maddesine aykırı olarak düzenlenen dava konusu düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan 8. maddenin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “veya soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi ile, 9. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “veya yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresinde ise, üst hukuk normlarına aykırılık bulunmadığı;
2- Dava konusu Yönetmeliğin “Öğretmen atama” başlıklı 13. maddesinin ve ”Yöneticiliğe görevlendirme” başlıklı 14. maddesinin iptali istemi yönünden;
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesinin 9. fıkrasında, yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ve ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlara, Bakan onayı ile proje okulu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ve programları uygulanan okul ve kurumlara yapılacak öğretmen atamalarının ve yönetici görevlendirmelerinin Bakan tarafından yapılacağı; aynı maddenin 10. fıkrasında, öğretim üyeleri ile Bakanlıkta görev yapmakta olan öğretmenlerin, bahsedilen eğitim kurumlarına yapılacak atama ve görevlendirilmelerinde, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer mevzuatın sınavlar ve atanmaya ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağı ve bahsedilen eğitim kurumlarına yönetici görevlendirmelerinin özlük hakları, atanma ve terfi yönünden de kazanılmış hak doğurmayacağı yolunda düzenlemelere yer verildiği; diğer taraftan, davaya konu Yönetmeliğin 8. maddesinde öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlara, 9. maddesinde yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlara, 10. maddesinde yönetici olarak görevlendirileceklerde ve öğretmen olarak atanacaklarda aranacak özel şartlara, 11. maddesinde yönetici ve öğretmenlerin görev süresine, 12. maddesinde yöneticilik ve öğretmenlik görev süresi hesaplanmasına yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu durumda, 652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesinin 9. fıkrası kapsamı ve sınırları çerçevesinde, bu yasal düzenlemenin uygulanmasına yönelik olarak yapılan ikincil düzenlemede, proje okuluna öğretmen olarak atanacaklar ve yönetici olarak görevlendirilecekler için somut kriterlere, atanan öğretmenler ile görevlendirilen yöneticilerin görev sürelerine ve hesaplanmasına ilişkin objektif kurallara yer verildiği anlaşılmakta olup, proje okuluna yapılacak öğretmen atamaları ile yönetici görevlendirmelerinde uygulanacak usulün düzenlendiği Yönetmeliğin dava konusu olan hükümlerinde, kamu yararına, hizmet gereklerine ve üst hukuk normlarına aykırılık görülmediği;
3- Dava konusu Yönetmeliğin ”Geçiş hükmü” başlıklı geçici 1. maddesi yönünden;
06/07/2018 tarih ve 30470 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 12. maddesi ile, dava konusu Yönetmeliğin geçici 1. maddesinin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle, karar tarihi itibarıyla mevcut olmayan Yönetmelik hükmünün iptali istemiyle açılan davanın bu yönden konusuz kaldığı gerekçesiyle;
“Öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8. maddenin 1. fıkrasının (ç) bendindeki “başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak” ibaresinin iptaline, aynı bentte yer alan “veya soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi yönünden ise davanın reddine; “Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki “başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak” ibaresinin iptaline, aynı bentte yer alan “veya yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresi yönünden ise davanın reddine; ”Öğretmen atama” başlıklı 13. ve “Yöneticiliğe görevlendirme” başlıklı 14. maddeler yönünden davanın reddine; geçici 1. madde yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, soruşturma sonucu verilen cezanın ağırlığı dikkate alınmaksızın salt soruşturma geçirilmesi sebebiyle görev yerinin değiştirilmiş olması kriterinde; öğretmen ve yönetici seçiminde hiçbir objektif kritere yer verilmemesinde hukuka uygunluk bulunmadığı, bu nedenle davanın reddi yolundaki Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, hakkında iptal kararı verilen Yönetmelik maddelerinin hukuka uygun olduğu, bu nedenle Daire kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Davacı tarafından, 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin ve ”Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin, “Öğretmen atama” başlıklı 13. maddesinin ve ”Yöneticiliğe görevlendirme” başlıklı 14. maddesinin, “Geçiş hükmü” başlıklı geçici 1. maddesinin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 124. maddesinde; “Başbakanlık, bakanlık ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartı ile, yönetmelikler çıkarabilirler.” hükmü yer almıştır.
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesinin 9. fıkrasında, “Yurt içi veya yurt dışında, yerli veya yabancı kurum ve kuruluşlarla veya başka ülkelerle işbirliği anlaşması çerçevesinde kurulan ve ulusal veya uluslararası proje yürüten okul ve kurumlar, Bakan onayı ile proje okulu olarak seçilen ve belirli eğitim reformu ve programları uygulanan okul ve kurumlar ile Bakan onayıyla doğrudan Bakanlık merkez teşkilatına bağlanan kurumlara yapılacak öğretmen atamaları ve yönetici görevlendirmeleri Bakan tarafından yapılır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesi kapsamında üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarına bu okullarda okul müdürlüğü görevi verilebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
652 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesinin dokuzuncu fıkrasına dayanılarak hazırlanan davaya konu “Milli Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği” 01/09/2016 tarih ve 29818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dairece, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumları Yönetmeliği’nin “Öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8. maddenin 1. fıkrasının (ç) bendindeki “başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak” ibaresinin iptaline, aynı bentte yer alan “veya soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi yönünden ise davanın reddine; “Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddenin 1. fıkrasının (c) bendindeki “başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak” ibaresinin iptaline, aynı bentte yer alan “veya yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresi yönünden ise davanın reddine; ”Öğretmen atama” başlıklı 13. ve “Yöneticiliğe görevlendirme” başlıklı 14. maddeler yönünden davanın reddine; geçici 1. madde yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay İkinci Dairesi kararının, dava konusu Yönetmeliğin iptale ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresine ilişkin kısmına gelince;
“Öğretmen olarak atanacaklarda aranacak genel şartlar” başlıklı 8. maddenin 1. fıkrasının (ç) bendinde, “Başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak veya soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak.” hükmüne,
”Yönetici olarak görevlendirileceklerde aranacak genel şartlar” başlıklı 9. maddenin 1. fıkrasının (c) bendinde, “Başvurunun son günü itibarıyla, son dört yıl içinde adlî veya idarî soruşturma sonucu aylıktan kesme ya da daha üst ceza almamış olmak veya yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu hükümler, öğretmen ya da yöneticinin geçirdiği soruşturma sonucunda idari bir tedbir olarak görev yerinin değiştirilmiş olmasını proje okullarına atanabilmenin önünde bir engel olarak düzenlemiştir.
23/07/1965 tarih ve 12056 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde; ” Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Yine aynı Kanun’un “Disiplin” başlıklı 7. bölümde yer alan “Uygulama” başlıklı 132. maddesinde; “(1) Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Aylıktan kesme cezası, cezanın veriliş tarihini takip eden aybaşında uygulanır. Verilen disiplin cezaları üst disiplin amirine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ayrıca Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. (2) Aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamazlar.” hükmü yer almaktadır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca öğretmen kadrolarında görevli personelin 657 sayılı Kanun’a tabi olduğu konusunda tartışma bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinde, Devlet memurlarının hangi cezalar uyarınca hangi kadrolara atanamayacakları açıkça ifade edilmiştir.
Buna göre; aylıktan kesme cezası ile tecziye edilenler 5 yıl boyunca; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilenler 10 yıl boyunca daire başkanı kadrolarına, daire başkanı kadrosunun dengi ve daha üstü kadrolara, bölge ve il teşkilatlarının en üst yönetici kadrolarına, düzenleyici ve denetleyici kurumların başkanlık ve üyeliklerine, vali ve büyükelçi kadrolarına atanamayacağı görülmektedir.
Kanun koyucu tarafından, yukarıda sayılan cezalar ve öngörülen yasaklamalar dışında, alınmış olan bir idari tedbirin sonucu itibarıyla bir yaptırıma bağlanmadığı, yani herhangi bir göreve atanma konusunda engel olarak düzenlenmediği görülmektedir.
Soruşturma sonucu görev yeri değişikliği veya yöneticilik görevinin sonlandırılması, bir disiplin cezası değil, idari bir tedbirdir. Bu tedbir, hizmetin işleyişinde oluşacak aksaklıkları önlemek, çalışma ortamının huzurunu sağlamak, kamu görevlisinin yıpranmasını önlemek gibi, nihayetinde kamu hizmetinin düzgün işlemesini sağlama amacına hizmet etmektedir. Yani amaç, kamu görevlisinin cezalandırılması değil, kamu hizmetinin aksamadan ve kamu düzeninin bozulmadan işleyişine devam etmesidir.
Bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” koşulu ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” koşulu, 657 sayılı Kanun’un 132. maddesinin 4. fıkrası ile yapılan düzenlemenin genişletilmesi sonucunu doğurmaktadır. Buna göre, bir soruşturma sonucunda tesis edilen ve cezalandırma amacı değil, salt bir tedbir niteliği taşıyan yer değişikliği ya da yöneticilik görevinin sonlandırılması işlemleri, 657 sayılı Kanun’un 132. maddesinde sayılan cezalardan ve atanılacak olan görev de yine aynı maddede sayılan görevlerden olmadığından, 657 sayılı Kanun’un 132. maddesindeki koşulların genişletilmesi sonucunu doğuran düzenlemelerde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresine ilişkin davanın reddi yolundaki hüküm fıkrasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2.Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 24/12/2019 tarih ve E:2016/13544, K:2019/7431 sayılı kararının dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresine ilişkin kısmının BOZULMASINA, diğer maddelere ilişkin kısımlarının ONANMASINA,
3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. Kesin olarak, 27/05/2021 tarihinde onamaya ilişkin kısım yönünden oybirliği ile, bozmaya ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın, dava konusu Yönetmeliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde yer alan “soruşturma sonucu görev yeri değiştirilmemiş olmak” ibaresi ile 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “yöneticilik görevi üzerinden alınmamış olmak” ibaresine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının anılan maddelere ilişkin kısmının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.