Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/137 E. 2021/1192 K. 09.06.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/137 E.  ,  2021/1192 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/137
Karar No : 2021/1192

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 21/03/2019 tarih ve E:2013/8147, K:2019/2328 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 25/10/2013 tarih ve 28802 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Şans Oyunları Lisansının Verilmesi, Lisansa Konu Faaliyetlerin Düzenlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 10. maddesi ile ana Yönetmelik’in 26. maddesine eklenen 5. fıkranın ve aynı Yönetmelik’in 19. maddesi ile ana Yönetmelik’in geçici 2. maddesine eklenen 3. fıkranın iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 21/03/2019 tarih ve E:2013/8147, K:2019/2328 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmelik’in 10. maddesi ile ana Yönetmelik’in 26. maddesine eklenen 5. fıkra yönünden;
Lisansa konu şans oyunu biletlerinin satışının ve sabit dış mekân reklamlarının yapıldığı yerler ile özel eğitim ve öğretim okulları dâhil olmak üzere ilköğretim, ortaöğretim ve dengi okullar, ibadethaneler ve gençlik merkezleri arasında kapıdan kapıya en az yüz metre mesafenin bulunması zorunluluğuna yönelik kuralın; Yönetmelik’in ilk hâlinde yer almadığı, dava konusu değişiklik ile getirildiği,
Kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetki kapsamında, kamu yararı gözetilerek getirilen yüz metre mesafe şartında hukuka aykırılık görülmediği; benzer düzenlemelere, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 4250 İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nda da yer verildiği,
Dava konusu Yönetmelik’in 19. maddesi ile ana Yönetmelik’in geçici 2. maddesine eklenen 3. fıkrası yönünden;
Söz konusu iş yerlerinin, okul, ibadethane gibi yerlere en az yüz metre uzaklıkta bulunması koşulu getirilmesinde sakınca bulunmamakla birlikte, bu kuralın, mevcut iş yeri sahiplerinin hakları bakımından irdelenmesi gerektiği,
Hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir devlette hukuk güvenliğinin sağlanmasının hukuk devleti ilkesinin yerine getirilmesi zorunlu koşullarından olduğu; yapılan düzenlemelerde istikrar, belirlilik ve öngörülebilirlik göz önünde bulundurularak hukuki güvenliğin sağlanacağı; bireyin insan olarak varlığının korunmasını amaçlayan hukuk devletinde, vatandaşların hukuk güvenliğinin sağlanmasının zorunlu olduğu; Devletin açık ve belirgin hukuk kurallarını yürürlüğe koyarak bunları uyguladığı zaman hukuk güvenliğinin sağlanacağı,
Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca, idarelerin, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, her zaman yönetmelik, tebliğ, genelge çıkarabilme ve bu düzenlemelerle, değişen koşullar dikkate alınarak, daha önceki düzenlemeler ile doğmuş bulunan objektif hukuki durumları, ileriye yönelik olarak yürürlükten kaldırma yetkisine sahip bulunduğu ancak idarelerin, bu konudaki yetkilerini kullanırken önceki düzenlemeler kapsamında kişilerin kazanılmış haklarını ve haklı beklentilerini korumak zorunda olduğu; bu durumun, hukuk güvenliğinin ve hukuki istikrarın sağlanması açısından vazgeçilmez nitelikte olduğu,
15/10/2008 tarih ve 27025 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik’in geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında, mevcut bayilerden faaliyetine devam etmek isteyenlere lisans sözleşmesinden sonra bayilik verilmesinde öncelik tanınacağı belirtilerek mevcut bayilerin kazanılmış haklarının korunacağı düzenlenmekte iken, 25/10/2013 tarih ve 28802 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik ile eklenen 3. fıkrada ise 2. fıkra hükmü uyarınca lisans sahibi ile sözleşme imzalayan mevcut bayiler hakkında, aynı iş yerinde faaliyette bulunmaya devam etmeleri koşuluyla, faaliyete geçiş tarihinden itibaren üç yıl süreyle bu Yönetmelik’in 26. maddesinin 5. fıkrası hükmünün uygulanmayacağı öngörülerek, aynı iş yerinde faaliyete devam etmelerine rağmen Yönetmelik’in 26. maddesine getirilen “en az yüz metrelik mesafe bulunması” koşulunu sağlayamayan bayilerin üç yıl sonra bu faaliyetlerinin sona ermesi sonucu doğacağı,
Belirtilen nedenlerle, değişiklikler içeren Yönetmelik kurallarından önceki mevzuata uygun olarak gerekli izinleri alarak faaliyette bulunan ve lisans sözleşmesinin imzalanmasından sonra da ana Yönetmelik’in geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca faaliyetlerine devam edebilecek bayilerin, Yönetmelik’le yapılan ilk düzenlemeden beş yıl geçtikten sonra getirilen, yüz metre koşulunu sağlayamamaları nedeniyle aynı iş yerinde faaliyet süresinin üç yıl süreyle sınırlandırılmasını öngören geçici 2. maddenin 3. fıkrasındaki “üç yıl süreyle” ibaresinde kazanılmış hakların ve haklı beklentilerin korunması ilkesine uyarlık görülmediği gerekçesiyle,
Kısmen davanın reddine, kısmen dava konusu düzenlemelerin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olup, düzenleyici idari işlemlerde uyulması gereken hukuki istikrar ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu; hukuki güvenliğin zedelenmesine neden olduğu; normlar hiyerarşisi gereğince kanunda yer verilmeyen bir kısıtlamanın yönetmelikle getirilemeyeceği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddine, kısmen dava konusu düzenlemelerin iptaline ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 21/03/2019 tarih ve E:2013/8147, K:2019/2328 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 09/06/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.