DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/31 E. , 2021/1248 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/31
Karar No : 2021/1248
TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI): …
VEKİLİ : Av. …
II-(DAVALILAR):
1- … Bakanlığı
VEKİLİ: Av. …
2- … Valiliği
VEKİLİ: Av. …
DİĞER DAVALI : …
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin kısmen iptal, kısmen redde ilişkin 25/06/2019 tarih ve E:2016/1620, K:2019/5363 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … İlköğretim Okulunda görsel sanatlar öğretmeni olarak görev yapan davacının, … İlköğretim Okulunda görsel sanatlar öğretmeni olarak görev yaptığı dönemde işlediği ileri sürülen fiil nedeniyle 4357 sayılı Kanun’un 7/(c) maddesi uyarınca kıdem indirme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlem ile 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin 4/II-(c) maddesinde yer alan “ilköğretim kurulu müfettişleri başkanı” ibaresinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 25/06/2019 tarih ve E:2016/1620, K:2019/5363 sayılı kararıyla;
Yönetmelik hükmünün iptali istemi yönünden;
24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliği’nin iptal istemine konu edilen 4/ll-c maddesinde İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun kuruluşuna ilişkin olarak İlköğretim Müfettişleri Kurulu Başkanının kurulda yer alacağı kuralının öngörüldüğü, söz konusu düzenlemenin Yönetmeliğin dayandığı 657 sayılı Kanun’un temel ilkelerine, üst hukuk normlarına, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı nitelikte bulunmadığı,
Bireysel işlemin iptali istemi yönünden;
4357 sayılı Kanun’un 7/(c) maddesinde yer verilen kasıt unsurunun varlığının, davacının derslerine girdiği sınıflarda bulunan öğrencilerin notlarında genel olarak 1. dönem notlarına göre 2. dönem notlarında düşüş olması, akademik derslerde başarılı olan öğrencilerin bulunduğu sınıflarda diğer derslere göre davacının kendi dersinde öğrencilerin daha düşük notlar alması, akademik başarısı düşük sınıflarda ise diğer derslere göre davacının kendi dersinde öğrencilerin daha yüksek notlar alması hususları ile ortaya konulduğu, ancak davacının kasten öğrencileri zarara uğratmak amacıyla hareket ettiği, ölçme ve değerlendirmeyi öğrencinin aleyhine kullandığı yönünde somut bir tespitte bulunulmadığı, davacının başka okula tayini çıktığını öğrendikten sonra 16/01/2012 tarihinde saat 08:30’da e-okul not girişlerinin kilitleneceği tüm öğretmenlere duyurulduğu halde son ana kadar bekleyip 15/01/2012 tarihinde tüm ders notlarını bir gün içerisinde girmesi durumunun da öç alma duygusuyla hareket ettiğinin somut göstergesi olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle düzenleyici işlem yönünden davanın reddine, bireysel işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, uygulamada ilköğretim müfettişleri kurulu başkanının yapılan soruşturmalarda müfettiş görevlendirdiği, hazırlanan raporun kendisine sunulduğu, bu raporu gerektiğinde düzeltme amaçlı geri çevirme, yapılacak işlerle ilgili direktif verme ya da kabul edip gereğini yapma şeklinde ifade edilecek disiplin soruşturmasının her aşamasında etkin bir şekilde katılımda bulunduğu, sonrasında İl Milli Eğitim Disiplin Kurulunun toplantısına katılıp diğer üyeleri yönlendirme imkanına sahip olduğu, bu nedenle kurulun adil değerlendirmesinin olumsuz etkilenebileceği, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu, bu nedenle ret kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idarelerden … Bakanlığı ve … Valiliği tarafından, davacı hakkında yapılan inceleme soruşturma neticesinde davacının okul yönetiminin yazılı emri ve uyarılarına rağmen ders notlarını e-okul sistemine zamanında işlemediği, kasten son güne kadar beklettiğinin tespit edildiği, mahkemenin “..öç alma duygusuyla hareket ettiğinin somut göstergesi olarak değerlendirilemeyeceği…” şeklindeki yorumunun, hukukilik denetiminden uzaklaşıldığının ve Bakanlığının ilgili denetim organları tarafından yapılan inceleme soruşturma hakkında yerindelik denetimi yapıldığının göstergesi olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idarelerden … ve … Bakanlığı tarafından, Danıştay Onikinci Dairesince düzenleyici işlem yönünden verilen davanın reddine ilişkin kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davalı İdare … Valiliği tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddi, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarelerden … Bakanlığı ve … Valiliğinin temyiz istemleri yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararının temyizen incelenen bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemi yönünden;
Dosyanın incelenmesinden, temyiz istemine konu Danıştay Onikinci Dairesi kararının, davacı vekili Av. …’a 04/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği ancak, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun öngördüğü otuz günlük temyiz süresinin son günü olan 03/11/2019 Pazar gününden sonraki ilk mesai günü olan 04/11/2019 Pazartesi günü mesai bitimine kadar temyiz isteminde bulunulabilecek iken, bu tarihten sonra 07/11/2019 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu anlaşıldığından, davacının süresinde olmayan temyiz isteminin incelenmesine olanak bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle REDDİNE oybirliği ile,
2. Davalı idarelerden … Bakanlığı ve … Valiliğinin temyiz istemlerinin reddine,
3.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Onikinci Dairesinin 25/06/2019 tarih ve E:2016/1620, K:2019/5363 sayılı kararının temyize konu iptale ilişkin kısmının ONANMASINA oyçokluğu ile,
4. Kesin olarak, 17/06/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
X- 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına, Terli, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimai Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanunun disipline ilişkin maddelerinin 14/03/2014 tarih ve 28941 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6528 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 27 nci maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve anılan Kanunda, 4357 sayılı Kanun hükümlerine göre soruşturma ve yargılaması devam edenlerin durumuna ilişkin olarak herhangi düzenlemenin de yapılmadığı görülmektedir.
Davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işleme dayanak alınan 4357 sayılı Kanun, fiilin işlendiği tarih ile işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte ise de, işlemin iptali istemiyle açılan dava süreci devam etmekte iken yürürlükten kaldırıldığından ve anılan Kanunda yer alan disiplin cezalarına ilişkin hükümler bir disiplin suçu olmaktan çıkarılmış bulunduğundan, yargı süreci devam eden bu davaya olan etkisinin ve ortaya çıkan yeni hukuki durumun dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.
Yürürlükten kaldırılan Kanun hükümlerine dayanılarak tesis edilmiş disiplin cezalarıyla ilgili açılmış ve devam eden davalarda, ortaya çıkan yeni hukuki durum göz önüne alındığında, artık davacının 4357 sayılı Kanun hükümlerine göre konusu suç olan bir fiilinin varlığından söz edilemeyecektir.
Bu itibarla, lehe olan kanun hükmünün uygulanmaması ilkelerinden hareketle, davacının işlemiş olduğu fiil hakkında Devlet memurları hakkında genel hükümleri düzenleyen 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun disipline ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinden dava konusu uyuşmazlığın çözümünde idarece 657 sayılı Kanun hükümlerine göre yeniden bir değerlendirilme yapılmasını sağlamak için 4357 sayılı Kanuna göre tesis edilen disiplin cezasına ilişkin işlemin bu gerekçeyle iptaline karar verilmesi gerekmekte olup, Daire kararının, bireysel işlemin iptaline ilişkin kısmının bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, kararın onamaya ilişkin kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.