DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/643 E. , 2021/526 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/643
Karar No : 2021/526
TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI):…
VEKİLLERİ:Av. ….
Av. ….
2- (DAVALI): …. Müdürlüğü
VEKİLLERİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onuncu Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması, taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 29/01/2013 tarih ve 28543 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmeliğin ve ekinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 04/04/2019 tarih ve E:2013/1591, K:2019/2568 sayılı kararıyla;
2920 sayılı Sivil Havacılık Kanunu’nun 143. maddesi ile 5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesinin (p) bendi hükümlerine yer verilerek,
Yasa koyucunun belli konularda gerekli kuralları koyacağı, çerçeveyi çizeceği, eğer uygun veya zorunlu görürse bunların uygulanması yolunda sınırları belirlenmiş alanlar bırakabileceğinin açık olduğu; idarenin, ancak bu alanlar içinde takdir yetkisine dayanarak yasalara aykırı olmamak şartıyla düzenleme yapmasının mümkün olduğu,
İdarenin, bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği yetkiye dayanarak İdare Hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla, verdiği cezalara “idari yaptırım” denildiği; bu tanımdan da anlaşılacağı üzere, caydırma ve önleyici özelliği olan idari yaptırımların, yasanın açık tanımlaması ile ya da suçun konusunu belirleyerek çizdiği sınırlar içinde idareye bırakılması ile belirlendiği,
Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının ilk cümlesinin, 3., 4. ve 5. fıkraları ile 8. ve 12. maddelerinin, yukarıda yapılan açıklama, hukukun genel ilkeleri ve dayanağı Kanun hükümleri ışığında hukuka uygunluk denetiminin yapılması gerektiği belirtildikten sonra,
Dava konusu Yönetmeliğin ”İdari para cezası” başlıklı 4. maddesi, 8. maddesi ve 12. maddesi yönünden;
Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin 1. ve 4. fıkraları ile 8. ve 12. maddelerinde, Yönetmelik’te tanımlanmayan, önceden bilinmesi mümkün olmayan ve herhangi bir idari yaptırım öngörülmeyen bir fiil veya işlemin, daha sonra idarece uygunsuz olduğu kabul edilerek ve sunulan raporun hangi ölçütlere göre uygun görülmediğine ilişkin bir düzenleme yapılmadan ilgililerin cezalandırılmasına olanak tanındığı; bu haliyle, Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin 1. ve 4. fıkraları ile 8. ve 12. maddeleri ile yapılan düzenlemede, hukuki güvenlik ilkesine ve idari ceza hukukunda da gözetilmesi gereken suçta ve cezada yasallık ilkesine aykırı bulunduğu,
Öte yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ”İdarî para cezası, kanunda alt ve üst sınırı gösterilmek suretiyle de belirlenebilir. Bu durumda, idarî para cezasının miktarı belirlenirken işlenen kabahatin haksızlık içeriği ile failin kusuru ve ekonomik durumu birlikte göz önünde bulundurulur.” kuralı dikkate alınmaksızın, idarece uygunsuz görülen veya daha sonra uygunsuz olduğu takdir edilen bütün fiil veya işlemlere aynı miktarda ceza verilmesini öngören Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. ve 4. fıkraları ile 8. ve 12. maddelerinin bu yönüyle de Kanuna aykırı olduğu,
Yönetmeliğin 1. maddesinde, 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nda belirtilen hükümlere ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere aykırılık oluşturan fiilleri ve bu fiillere 2920 sayılı Kanun’un 143. maddesi uyarınca verilecek idari para cezalarına ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığının belirtildiği; buna göre, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere aykırılık oluşturan fiillerin ve bu fiillere 2920 sayılı Kanun’un 143. maddesi uyarınca verilecek idari para cezalarının tamamının dava konusu Yönetmelik’te gösterilmesi gerektiği,
Oysa, Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesinde, ”Ek-1’de yer almamakla beraber, Genel Müdürlükçe çıkarılan mevzuatta açıkça belirtilmek sureti ile idari para cezası uygulanacağı ifade edilen aykırılıklar ile bulguların tespiti halinde 2920 sayılı Kanunun 143’üncü maddesi uyarınca idari para cezası uygulanır.” denilmek suretiyle dava konusu Yönetmelik dışındaki diğer idari düzenlemelerle de idari para cezası uygulanacak aykırılıklar ile bulguların belirlenmesine olanak tanındığı; idarece tespit edilen aykırılıklar ile bulgulara verilecek ceza yönünden de 2920 sayılı Kanun’un 143. maddesine gönderme yapıldığı ve bu madde uyarınca uygulanacak ceza miktarı yönünden bir belirsizlik yaratıldığı; böylece Yönetmeliğin amacı dışına çıkıldığı, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilecek idari para cezaları yönünden konu bütünlüğünün bozulduğu; bu haliyle Yönetmeliğin dava konusu 4. maddesinin 2. fıkrasının ilk cümlesinde hukuka uygunluk bulunmadığı,
Yönetmeliğin 4. maddesinin 3. fıkrasında, Yönetmelik ekinde tanımlanan ihlaller ile aynı maddenin 1. fıkrasında tespit olunan uygunsuzluklara, genel müdürlük onayı ile para cezası uygulanmayabileceği şeklinde düzenlemeye yer verildiği; ”Gönüllü raporlamayı teşvik etmek ve SMS kültürünü geliştirmek” şeklinde açıklanan amaçla getirilen bu düzenleme ile anılan maddenin 5. fıkrasında; Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrası, 2. fıkrasının ilk cümlesi, 4. fıkrası ile 8. ve 12. maddelerinde olduğu gibi yasallık ilkesine açıkça aykırılık bulunduğu,
Sektörde kurallara aykırı fiil ve hareketler, ”gönüllü raporlama” şartıyla ihlal sayılmayacaksa, bu hususun da ihlal ve yaptırımları belirleyen Yönetmelik ekinde açık ve belirgin biçimde düzenlenmesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Yönetmeliğin geri kalan maddeleri yönünden;
Dava konusu Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik’in, yürürlük ve yürütme maddeleri de dahil olmak üzere toplam 14 maddeden oluştuğu ve yukarıda irdelenen maddelerin dışındaki maddelerde de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,
29/01/2013 tarih ve 28543 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının, 2. fıkrasının ilk cümlesinin, 3., 4. ve 5. fıkraları ile 8. ve 12. maddelerinin iptaline; diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, yönetmeliğin 5. maddesinin uygulanabilirlik kabiliyeti bulunmadığı; özellikle uzun uçuşlarda bu tür bir prosedürün uçuşu gerek ekip gerek yolcular açısından daha güç ve gergin hale getireceği; kural tanımaz yolcu ile uygulanan cezalara itirazın ispat sorumluluğunun ilgili havayoluna ait olduğu yönündeki dava konusu düzenlemenin cezanın şahsiliği ilkesine ve kişisel verilerin korunmasına dair mevzuata aykırı olduğu; Yönetmeliğin 6. maddesinin ise idareye mükerrer ceza ihdas etme imkanı getirdiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı; idari para cezası uygulanacak bütün ihlallerin yönetmelik ekinde sayılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Yönetmelik ekinde yoğun olarak tespit edilen ihlallere yer verildiği; tüm idari para cezaları hakkında mevzuat hükümlerine göre işlem yapıldığı; Yönetmeliğin objektif kriterler gözetilerek hazırlandığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesi kararının davanın reddine yönelik kısmının usul ve hukuka uygun olduğu belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının iptale yönelik kısmının onanması; davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının redde yönelik kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” başlıklı 141. maddesinde”…Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır…” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, idari işlemlerin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetime tabi tutulacağı vurgulanmış; 24. maddesinde ise, kararda bulunacak hususlar sıralanarak (e) bendinde kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçesinin ve hükmün kararda belirtileceği kuralına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onuncu Dairesi kararının iptale ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemi yönünden;
Anayasa’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 24. maddesi dikkate alındığında idari yargı yerlerince idari işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetime tabi tutularak incelenmesi ve kararların gerekçeli olarak yazılarak dayandığı hukuki sebepler ile hükmün kararlarda belirtilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında sıklıkla değinilen Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak bu maddede gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Anayasa’nın 36. maddesine “adil yargılanma” ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nin birçok kararında yer almıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Anayasa Mahkemesi, Abdullah Topçu, B. No:2014/8868, 19/4/2017, p. 75).
Bu bağlamda, AİHM içtihatlarına göre, genel olarak her bir karar açık, konuyla ilgili herkesin, mahkemenin neden belirli bir kararı verdiğini anlamasına imkan verecek şekilde olmalıdır (AİHM, Seryavin ve diğerleri/Ukrayna p.57-61).
Mahkeme kararlarının, hüküm fıkrası ve hükmün dayandığı gerekçe ile bir bütün olduğu, gerekçesiz karar verilmesinin mümkün olmadığı açık olduğuna göre, gerekçenin hem temyiz incelemesini yapacak merci açısından, hem de kararı uygulayacak olan idare açısından yeterli açıklıkta olması gerektiğinde kuşku yoktur.
Yargılama hukukunda, yargı (hüküm), uyuşmazlığı çözmekle görevli ve yetkili yargı yerinin yargılama sürecinin sonunda ulaştığı “sonuç”tur. Gerekçe, yargıcın çözümlemek durumunda olduğu uyuşmazlığa uygulanması gereken soyut hukuk kuralının saptanmasında, yorumlanmasında ve tüm ayrıntılarıyla ortaya konulup nitelendirilen maddi olaya uygulanmasında izlemiş olduğu yöntemi gösteren ve bu özelliği sebebiyle, yargılamanın nesnelliği ile varılan yargının doğruluğu konusunda davanın taraflarına güven, üst yargı yerine de denetleme olanağı veren açıklamadır.
Bu durumda, davaya konu idari işlemin hukuka uygunluk denetimini yapmakla görevli idari yargı merciince, 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sayılan unsurlar yönünden, işlemin hukuka aykırı olup olmadığına dair yargısal denetim yapılması ve bu denetim sonucunda varılan kararın gerekçeli olarak ortaya konulması gerekmekte iken, Daire kararında, dava konusu Yönetmeliğin iptal edilen maddeleri dışında kalan diğer maddeleri yönünden davacının iddia ve taleplerine yönelik olarak ilgili mevzuatın yorumu ve iptali istenen düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi yapılmaksızın, yani uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir gerekçeye yer verilmeksizin davanın reddine karar verilmiş olduğundan, Daire kararının bu kısmında, hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne, davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Davanın kısmen reddine, kısmen iptale yönelik Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 04/04/2019 tarih ve E:2013/1591, K:2019/2568 sayılı kararının iptale ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan kararın davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 18/03/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun ”Kabahat oluşturan davranışlar” başlıklı 143. maddesinde,
”Bu Kanunun;
a) 11, 18, 19, 26, 28, 29, 54, 58 ve 89 uncu maddeleri ile 9 uncu maddesinin üçüncü, 95 inci maddesinin birinci ve 102 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranışta bulunanlara bin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar,
b) 23, 24 ve 25 inci maddeleri ile 57 nci maddesinin son fıkrasına aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar, idarî para cezası verilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilenler dışında kalıp da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere uymayanlara, beşyüz Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Bu madde hükümlerine göre idarî para cezasına karar vermeye Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürü yetkilidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un, Genel Müdürlüğün görev ve yetkilerinin sayıldığı 4. maddesinin (p) bendinde, ”Bu Kanunda öngörülen görev ve yetkileri yerine getirmek üzere yönetmelik ve genelgeleri hazırlamak” kuralı yer almıştır. Aynı Kanun’un 22. maddesinde ise, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bu Kanun’un uygulanması ile ilgili yönetmelik çıkarmaya yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu itibarla, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının gerekçesinde, her ne kadar yasallık ilkesine açıkça aykırılık bulunduğu gerekçesine de yer verilmiş ise de, bu gerekçeye katılmak mümkün bulunmamaktadır. Zira gerek 2920 sayılı Kanun’un 143. maddesinde, gerek 5431 sayılı Kanun’un yukarıda belirtilen maddelerinde, davalı idareye açıkça idari para cezalarına ilişkin karar verme yetkisi ve buna ilişkin yönetmelik çıkarma yetkisi tanınmış olup, iptaline karar verilen Yönetmelik maddelerinin “yasallık ilkesine” aykırı olduğundan bahsedilemez.
Açıklanan nedenle, temyize konu Daire kararının iptal kısmının gerekçesinden “yasallık ilkesine aykırılık olduğu” yönündeki gerekçenin çıkartılarak iptal kararının onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 2920 sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu’nun ”Kabahat oluşturan davranışlar” başlıklı 143. maddesinde,
”Bu Kanunun;
a) 11, 18, 19, 26, 28, 29, 54, 58 ve 89 uncu maddeleri ile 9 uncu maddesinin üçüncü, 95 inci maddesinin birinci ve 102 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranışta bulunanlara bin Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar,
b) 23, 24 ve 25 inci maddeleri ile 57 nci maddesinin son fıkrasına aykırı davranışta bulunanlara beşyüz Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar, idarî para cezası verilir.
Yukarıdaki fıkralarda belirtilenler dışında kalıp da Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere uymayanlara, beşyüz Türk Lirasından onbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.
Bu madde hükümlerine göre idarî para cezasına karar vermeye Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürü yetkilidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5431 sayılı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un, Genel Müdürlüğün görev ve yetkilerinin sayıldığı 4. maddesinin (p) bendinde, ”Bu Kanunda öngörülen görev ve yetkileri yerine getirmek üzere yönetmelik ve genelgeleri hazırlamak” kuralı yer almıştır. Aynı Kanun’un 22. maddesinde ise, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün bu Kanun’un uygulanması ile ilgili yönetmelik çıkarmaya yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Bu itibarla, yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşıldığı üzere Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün, 2920 sayılı Kanun’un 143. maddesi dışında kalıp da sivil havacılığı düzenlemek maksadıyla alacağı önlemlere uymayanlara, idari para cezası uygulamaya yetkisi olduğu gibi bu konuya ilişkin usul ve esasları da yönetmelikle belirlemeye yetkisi bulunmaktadır.
Öte yandan, 07/03/2017 tarih ve 30000 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile davacı tarafından iptali istenilen “Tanımlar ve kısaltmalar”; başlıklı 3. maddesi, “İdari para cezası” başlıklı 4. maddesi, “İstisna” başlıklı 8. maddesi, “Yeniden değerleme” başlıklı 10. maddesi ve “Yetki” başlıklı 12. maddesi değiştirilmiştir. Bu nedenle, Daire tarafından anılan değişiklikler dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken bu değişiklikler gözardı edilerek eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinde hukuka ve usule uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu
KARŞI OY
XXX- Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında; “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmü, dördüncü fıkrasında; ” Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” hükmü; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde ise, “1. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Kararı hukuka uygun bulursa onar. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onar.
b) Kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onar.
2. Temyiz incelemesi sonunda Danıştay;
a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozar.
3. Kararların kısmen onanması ve kısmen bozulması hâllerinde kesinleşen kısım Danıştay kararında belirtilir.
4. Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50 nci madde hükümleri kıyasen uygulanır.
5. Temyize konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim aynı davanın temyiz incelemesinde görev alamaz.” hükmü yer almaktadır.
Temyiz incelemesi sonucunda; kararın gerekçesinin doğru olmadığının veya eksik olduğunun; ancak sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda gerekçesinin değiştirilerek onanması mümkündür. Kararın; bozulması durumunda da; karar sonucu itibarıyla ortadan kalkacağından gerekçenin doğru olmamasının ya da eksik olmasının hukuki bir sonuç doğurmayacağı açıktır.
Bu itibarla; temyize konu bir kararın gerekçesinin eksik ya da yanlış olduğunun tespit edilmesi halinde, temyiz incelemesinin 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca; kararın sonucu değerlendirilmek suretiyle yapılması gerekmektedir. Bu yönde yapılacak temyiz incelemesinin Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, kararların gerekçeli olarak yazılması ilkesini ihlal etmeyeceği gibi aynı maddenin dördüncü fıkrasında yer alan yargılamada usul ekonomisinin dikkate alınması ilkesine de uygun olacağı açıktır.
Daire kararında, “Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik, yürürlük ve yürütme maddeleri de dahil olmak üzere toplam 14 maddeden oluşmakta olup; yukarıda irdelenen maddelerin dışındaki maddelerde de hukuka aykırılık görülmediği” gerekçesine yer verilmiştir.
Bu durumda; temyize konu Daire kararının gerekçesi yukarıda yer alan hüküm fıkrasının; sonucu itibarıyla değerlendirilmesi suretiyle temyiz incelemesinin yapılması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.