Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/697 E. 2021/1127 K. 02.06.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/697 E.  ,  2021/1127 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/697
Karar No : 2021/1127

TEMYİZ EDENLER : 1-(DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …

2-(DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/09/2019 tarih ve E:2015/10852, K:2019/7506 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin, 01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 18. maddesinin ve 36. maddesinin 4. fıkrasının eksik düzenleme nedeniyle, 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak”, “bütün derslerden başarılı olmasına rağmen stajını tamamlamayanlar” ve “10 puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibarelerinin, 164. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ibaresinin, aynı maddenin 2. fıkrasının (ç), (ğ) ve (l) bendinin, 3. fıkrasının (m) ve (p) bendi ile 4. fıkrasının (l) bendinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/09/2019 tarih ve E:2015/10852, K:2019/7506 sayılı kararıyla;
Dava konusu Yönetmeliğin 164. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ibaresi, aynı maddenin 2. fıkrasının (ç), (ğ) ve (l) bendi, 3. fıkrasının (m) ve (p) bendi ile 4. fıkrasının (l) bendi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesine göre, iptal davası açılabilmesi için gerçek ya da tüzel kişiler ile dava konusu işlem arasında makul ve ciddi bir ilişkinin yeterli bulunduğu;
2577 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca bir iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı kabul edebilmesinin ön koşullarından birinin, davacının objektif ve subjektif dava ehliyeti olduğu;
Danıştayın istikrar bulan kararlarına göre, davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için işlemin davacının meşru, şahsi ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerektiği, iptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanmasının sadece davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yarattığı;
Anılan mevzuat ve iptal davalarının hukuki niteliği göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen işlemlerin, ancak bu idari işlemlerle kişisel, meşru ve güncel bir menfaat ilgisi olanlar tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerektiği ve bu ilginin davanın niteliğine ve özelliğine göre belirleneceği;
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde; Anayasa’nın 51. maddesi belirtilerek; 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (f) bendi uyarınca, kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukukî yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmanın, sendikaların faaliyet alanı kapsamında olduğu;
Davacı Sendikanın, 21/05/2014 tarihli Tüzük’ünün “Sendikanın Amaçları” başlıklı 2. maddesinin (e) bendi uyarınca, uluslararası sözleşmelerde yer alan çocukların hakları ve eğitimi ile ilgili temel hakların ve özgürlüklerin takipçisi ve savunucusu olduğu, olumsuz koşullardaki çocukların eğitimi için çalışmalar yapacağı; “Sendikanın Çalışma Konuları” başlıklı 3. maddesinin (c) bendi uyarınca, amaçlarını gerçekleştirebilmek için; üyelerinin sendikal ve demokratik amaçlar doğrultusundaki mücadelesinde hak ve çıkarlarının ihlal edildiği her durumda her türlü demokratik fiili ve meşru mücadele hakkını kullanacağı, onlar adına gerekli hukuksal girişimde ve yardımda bulunacağı; aynı maddenin (n) bendi uyarınca öğrenci ve velilerin örgütlü olarak okul süreçlerine katılmaları için çalışmalar yürüteceği; “Sendikanın Kurulduğu Hizmet Kolu” başlıklı 5. maddesine göre, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri hizmet kolunda kurulduğu ve bu hizmet koluna; eğitim, öğretim ve bilim alanındaki tüm iş yerlerinin dâhil olduğunun belirtildiği;
Dava konusu Yönetmeliğin 164. maddesinde öğrencilere disiplin cezası verilmesini gerektiren davranış ve fiillere ilişkin kurallar belirlendiği;
Bu durumda, kurumlarda eğitim öğretim faaliyetlerinin dışında kalan, öğrenci disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiillerin düzenlendiği Yönetmelik maddesinin iptalinin istenmesinde, Tüzük’te yer alan faaliyet alanı ve yukarıda aktarılan mevzuat uyarınca, davacı Sendikanın doğrudan güncel ve meşru menfaatinin bulunmadığı;
Yönetmeliğin 18. maddesi yönünden;
08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği ile her tür ve seviyedeki resmî ve özel örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında gerçekleştirilecek sosyal etkinliklere ilişkin usul ve esasların düzenlendiği ve bu Yönetmeliğin ortaöğretim kurumlarındaki sosyal etkinlikleri de kapsadığı;
Dolayısıyla, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile yukarıda anılan Yönetmeliğe doğrudan atıf yapılmamış olmasının bu Yönetmeliğin ortaöğretim kurumlarında uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği;
Diğer yandan, sosyal etkinliklerin kapsam, usul ve esasları ayrıntılı olarak düzenlenerek bu alanın denetim altına alındığı, sosyal etkinlik faaliyetlerinin sınırlarının çizildiği, bu nedenle dava konusu maddenin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu ve eksik düzenleme içermediği;
Yönetmeliğin 36. maddesinin 4. fıkrası yönünden;
Her ne kadar davacı Sendika tarafından, dava konusu düzenlemede velinin, öğrencinin devamsızlık durumu hakkında yeterince bilgi almasını engelleyecek nitelikte eksik düzenleme olduğu iddia edilmekte ise de; bu iddiayı destekler nitelikte bilgi belge sunulmadığı gibi davalı idarenin savunmasından da anlaşıldığı üzere; mevcut “e-Okul Yönetim Bilgi Sitemi”ne veli tarafından her an erişim sağlanmak suretiyle öğrencinin eğitim öğretim durumuna ilişkin tüm bilgi belgeye ulaşabileceği görüldüğünden, dava konusu fıkrada eksik düzenleme bulunmadığı;
Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “on puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibareleri yönünden;
01/09/2018 ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 28. maddesiyle dava konusu edilen ibarelerin madde metninden çıkarıldığı, bu kısımlar yönünden davanın konusuz kaldığı;
Aynı maddenin 1. fıkrasında yer alan “bütün derslerden başarılı olmasına rağmen stajını tamamlamayanlar” ibaresi yönünden;
Anayasa’nın 42. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek 1 Nolu Protokolü’nün 2. maddesi, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 6. maddesi ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 45. maddesi birlikte değerlendirildiğinde; milli eğitim sistemimizin amaçlarından birinin de, başarının tespitinde adil ve objektif bir değerlendirme yapılarak öğrencilerin, bu tespite dayalı olarak kendilerine en uygun öğrenim kurumlarına yönlendirilerek daha başarılı olma yolunda motivasyonlarının arttırılması olduğu, bu kurallara dayanan Yönetmeliğin de kanuni kuralın amacı ve öngörüsünü gerçekleştirecek doğrultuda düzenlemeler içermesi gerektiği;
Nitekim, yükseköğretime girişte okul birincilerine kontenjan ayrılmasını öngören 2547 sayılı Kanun hükmü ile de, eğitim hayatı boyunca elde edilen başarının bir anlamda ödüllendirilmesi ve devamının sağlanması amacına yönelik hak sağlayan bir düzenleme yapıldığı, böylece, 1739 sayılı Kanun’un öngörüsü ve amacının, bir başka kanuni düzenlemede de yer aldığı ve bu düzenlemelerin, eğitim ve öğretimin, başarılı bir şekilde devamlılığının sağlanmasını amaçladığı gibi eğitim ve öğretimin bireysel olduğu kadar toplumsal kazanım ve sonuçlar yaratacağı kabulüne de dayandığı;
Dava konusu Yönetmeliğin davanın açıldığı tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle; staja ilişkin esasları belirleyen 69, 126, 132 ve 133. maddeleri ile bir bütün olarak incelendiğinde, eğitim müfredatında yer alan derslerden edinilen başarının değerlendirilmesi ile stajın değerlendirme yöntemlerinin birbirinden bağımsız kılındığının anlaşıldığı; staj sonucu öğrencilerin elde ettiği değerlendirme puanının, derslerden elde ettiği başarı puanı üzerinde bir etkisinin bulunmadığı;
Nitekim, Yönetmeliğin 53. maddesinde, işletmelerde alınan beceri eğitimi sonrası yapılan beceri sınavı sonucu alınan puan, yıl sonu başarı puanının belirlenmesinde dikkate alınırken, staja ilişkin bir belirlemeye yer verilmediği ve 55. maddesi uyarınca mezuniyet puanlarının da yıl sonu başarı puanları esas alınarak belirlendiğinin görüldüğü;
Bu durumda, mezuniyet puanı itibarıyla okul birincisi olmaya hak kazanmış olanların, stajını tamamlamadığından bahisle bu haktan yararlandırılmayarak mağdur edilmesi sonucunu doğuran dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı;
Kaldı ki, ders kesim tarihinden sonra yapılması öngörülmüş ve planlanmış olan stajın mezuniyet puanının belirlendiği tarihte ilgili öğrenci tarafından tamamlanması fiilen ve hukuken mümkün olmadığından, bu durumun öğrencinin ders kesim tarihi itibariyle elde ettiği başarıyı ortadan kaldıracak şekilde düzenlenmesi ve yorumlanmasının, stajın planlama usulü ve okul idarelerinin yetki ve sorumluluğunu belirleyen kurallar birlikte değerlendirildiğinde Yönetmeliğin kendi içerisinde bir çelişki yaratmasına sebebiyet vereceği;
Öte yandan, yükseköğretime yerleştirme sınavlarına, yalnızca ortaöğretim kurumlarından mezun olmuş ve diploma sahibi olanların değil ortaöğretim kurumlarının son sınıfında öğrenim görmeye devam edenlerin de katılımı sağlandığından, bunun doğal ve zorunlu bir sonucu olarak, sınav sonucu alınan puanlarla herhangi bir yükseköğretim programına yerleştirilmek için tercih yapma aşamasına gelenlerden mezuniyet koşulu da aranmadığı ve ilgililerin, öğrenim gördüğü kurumdan mezun olduğunu ve bir üst öğrenime devam etme hakkı kazandığını belgeleyen diplomanın, yerleştirilme hakkı kazandığı yükseköğretim kurumuna kayıt yaptırma aşamasında ibrazının zorunlu kılındığı, bu durumda, ilgilinin bu tarihte stajını tamamlayarak diploma almaya hak kazanamaması halinde söz konusu programa kayıt yaptıramayacağı ve bu haktan başka bir öğrencinin yararlanacağı açık olduğundan, okul birincisi olduğu halde ders kesim tarihi itibarıyla stajını tamamlamadığından bahisle Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezine bildirilmeyen öğrencilerin eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edileceği gerekçesiyle;
Dava konusu Yönetmeliğin;
-164. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer alan “veya sosyal medya üzerinden” ibaresi, aynı maddenin 2. fıkrasının (ç), (ğ) ve (l) bendi, 3. fıkrasının (m) ve (p) bendi ile 4. fıkrasının (l) bendi yönünden davanın ehliyet yönünden reddine,
-64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “on puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibareleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
-64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bütün derslerden başarılı olmasına rağmen stajını tamamlamayanlar” ibaresinin iptaline,
-18. maddesi ile 36. maddesinin 4. fıkrası yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, Sendikanın eğitim-öğretim ile ilgili bir konuda ehliyetli olmadığı kabulünün idari işlemlerin yargı denetimine tabi olduğu kuralını uygulanamaz hale getireceği, bilimsel nitelikli eğitim sisteminin gerçekleştirilmesini amaçladıklarından kamu yararına olan tüm faaliyetlerde yer aldıkları, bu nedenle amaçlarıyla ilgili konularda dava açma ehliyetlerinin bulunduğu, nitekim benzer düzenlemelere karşı açılan birçok derdest dava bulunduğu, ayrıca dava dilekçesindeki iddialar belirtilerek, Yönetmeliğin 18. maddesi ve 36. maddesinin 4. fıkrasının eksik düzenlendiği, birçok velinin e-Okul sistemini kullanma imkanının bulunmadığı, diğer yandan 64. maddenin dava konusu kısımlarının hukuka aykırı olduğu tespitinin yapıldığı, Daire kararının davanın reddine, ehliyet yönünden reddine ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, mevzuat uyarınca staj bitirme puanının öğrencinin başarısına etki ettiği, dava konusu Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “bütün derslerden başarılı olmasına rağmen stajını tamamlamayanlar” ibaresinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının hukuka uygun olduğu belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, temyize konu Daire kararının davanın reddine, ehliyet yönünden reddine ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile Daire kararının davanın ehliyet yönünden reddine ve karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısımlarının bozulması, diğer kısımlar yönünden ise tarafların temyiz istemlerinin reddi ile davanın reddine ve iptale ilişkin kısımların onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üyeler … ve …’in, davacı Sendikanın, Sendika Tüzüğü’nde yer alan faaliyet alanı dikkate alındığında, Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” başlıklı 51. maddesi ile 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun “Sendika ve konfederasyonların yetki ve faaliyetleri” başlıklı 19. maddesi uyarınca, dava konusu 64. maddenin 1. fıkrasında yer alan “10 puandan fazla davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş olanlar ile” ibareleri yönünden dava açma ehliyetinin bulunmadığı yönündeki oylarına karşılık; eğitim ve öğretim hizmet kolunda faaliyet gösteren davacının, bu alanda düzenlemeler içeren dava konusu Yönetmeliğin iptalini istemekte ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi:

İNCELEME VE GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında, “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı” başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un 28. maddesinin 1. fıkrasında ise; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur.” hükmüne yer verilmiştir.
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 3. maddesinin (f) bendinde; sendika, kamu görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanmış; aynı Kanun’un 19. maddesinin (f) bendinde de; üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak sendikaların görevleri arasında sayılmıştır.
Öte yandan, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Daire kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmı incelendiğinde;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan iptal davasının açılabilmesi ve idari yargı mercilerinin bu davayı ön koşullar yönünden kabul edebilmesi için anılan Kanun’un 14. maddesi uyarınca dava dilekçeleri “ehliyet” yönünden de incelenmektedir.
Dolayısıyla, iptal davası açılabilmesinin ön koşullarından biri, davacının objektif ve subjektif dava ehliyetinin olmasıdır. Davacının subjektif dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü için idari işlemin davacının meşru, kişisel ve güncel bir menfaatini ihlal etmesi gerekmektedir. İptal davalarında, dava konusu işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinin saptanması davacının bu davada ehliyetinin (subjektif ehliyetinin) bulunduğu, dolayısıyla davanın esasının incelenmesine geçilebileceği sonucunu yaratmaktadır.
Bu itibarla, bir idari faaliyet ile, dava açma ciddiyetini sağlamaya yetecek ölçüde muhatap olup, menfaat ilgisini kuran kişi ve kuruluşlar söz konusu faaliyetle ilgili idari işlemlerin iptali istemiyle dava açabilirler.
Somut uyuşmazlığa gelindiğinde, davacı Sendikanın, dava konusu Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 164. maddesi açısından menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin değerlendirilebilmesi için anılan maddede düzenlenen hususların ve Sendika Tüzüğünün birlikte incelenmesi gerekmektedir.
Davacı Sendika’nın Tüzüğünde, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Kolu’nda kurulduğu, bu hizmet koluna, 07/09/2001 tarih ve 24516 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu Kapsamına Giren Kurum ve Kuruluşların Girdikleri Hizmet Kollarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik kurallarına göre, üniversiteler dahil olmak üzere eğitim ve öğretim kurum ve kuruluşlarının dahil olduğu yine aynı Tüzüğün 3. maddesinde ise, ülkede yaşayan herkesin çağdaş, bilimsel, laik, demokratik, eşit, parasız ve nitelikli eğitim hakkı olduğunu savunmak, bu hakkın yaşama geçirilmesi için mücadele etmenin, Sendika’nın amaçları arasında sayıldığı görülmektedir.
07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin, 01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 164. maddesinde; ortaöğretim kurumlarında eğitim gören öğrencilerin disiplin cezasını gerektiren davranış ve fiiller düzenlenmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu madde hükümleri ile öngörülen öğrencilere yönelik birtakım disiplin kurallarının, bilimsel ve nitelikli eğitim hedefinin gerçekleştirilmesine engel nitelikte olduğu ve bu haliyle eğitim yaşamının bütünü üzerinde olumsuz sonuçlar doğmasına yol açacağı, kamu yararına ve hukuka uygun olmadığının ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacı Sendikanın, 4688 sayılı Kanun hükümleri de dikkate alındığında, ileri sürdüğü iddialar bağlamında Yönetmeliğin 164.maddesi yönünden kişisel ve güncel menfaatinin, dolayısıyla dava açma ehliyetinin bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, bu kısım yönünden de işin esası incelenerek bir karar verilmesi gerektiğinden, Daire kararının davanın ehliyet yönünden reddine yönelik kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Temyize konu kararın karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı incelendiğinde;
Yukarıda yer verilen Anayasa ve Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, idarelerin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını “aynen” ve “gecikmeksizin” uygulamaya zorunlu oldukları anlaşılmaktadır.
Öte yandan, yürütmenin durdurulması kararlarının işlemin yürürlüğünü askıya alan, geçici nitelikte kararlar olması sebebiyle, yürütmenin durdurulmasına karar verilen dava konusu işlemlerin halen mevcut olduklarının ve davanın esası hakkında karar verilmesiyle kendiliğinden son bulacaklarının kabulü gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Danıştay Sekizinci Dairesince 31/03/2016 tarih ve E:2015/10852 sayılı kararıyla 07/09/2013 tarih ve 28758 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 01/07/2015 tarih ve 29403 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile değişik 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “öğrencilerle davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibareleri hukuka aykırı bulunarak, bu kısımlar yönünden yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verildiği, davalı idare tarafından bu karara yapılan itirazın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 08/11/2016 tarih ve YD İtiraz No:2016/561 sayılı kararı ile reddedildiği, davalı idarece söz konusu yargı kararının uygulanması amacıyla 01/09/2018 ve 30522 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 28. maddesiyle anılan ibarelerin madde metninden çıkarıldığı görülmektedir.
Bu durumda, yargı kararının yerine getirilmesi amacıyla, Anayasal ve yasal zorunluluk nedeniyle dava konusu Yönetmelik’te değişiklik yapıldığı anlaşıldığından, Yönetmeliğin 64. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “okul öğrenci ödül ve disiplin kurulunun da görüşü alınarak” ve “öğrencilerle davranış puanı indirilmiş ve iade edilmemiş” ibareleri bakımından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceğinden, dava konusu düzenleme hakkında işin esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir.
Daire kararının davanın reddine ve iptale yönelik diğer kısımlarına gelindiğinde ise;
Temyiz edilen kararla ilgili dosyadaki belgelerin incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen davanın reddine ve iptale ilişkin kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, tarafların temyiz istemlerinin bu kısımlar yönünden reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalı idarenin temyiz isteminin ise reddine,
2. Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 19/09/2019 tarih ve E:2015/10852, K:2019/7506 sayılı kararının davanın reddine ve iptale ilişkin kısmının ONANMASINA oybirliği ile,
3. Anılan Daire kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının oyçokluğu, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının ise oybirliği ile BOZULMASINA,
4. Bozulan kısımlar yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 02/06/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY
X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 19/09/2019 tarih ve E:2015/10852, K:2019/7506 sayılı kararının davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.