DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2020/903 E. , 2020/2757 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/903
Karar No : 2020/2757
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR):
… ORTAK TEBLİGAT ADRESİ : …
DİĞER DAVACILAR : 1- … VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : I- (DAVALILAR) :
1- … 2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
II- MÜDAHİL (DAVALILAR YANINDA) :
… Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2019/2526, K:2019/10929 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/03/2018 tarih ve 30377 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, İstanbul ili, Eyüpsultan ilçesi, Akşemsettin ve Çırçır Mahalleleri sınırları içerisinde bulunan ve dava konusu Bakanlar Kurulu kararına ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alanın, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un Ek-1. maddesi uyarınca riskli alan ilan edilmesine ilişkin 05/02/2018 tarih ve 2018/11406 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 13/11/2019 tarih ve E:2019/2526, K:2019/10929 sayılı kararıyla;
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın, “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 ve “Mülkiyet hakkı” başlıklı 35. maddelerine, 20/03/1952 tarihinde kabul edilen İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin, Türkiye tarafından 19/03/1954 tarihinde onaylan Ek-1 Nolu Protokol’ün “Mülkiyetin Korunması” başlıklı 1. maddesine, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan 2. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendine ve Ek-1. maddesine ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan “Riskli alanın tespiti” başlıklı 5. maddesine yer verildikten sonra,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile 6306 sayılı Kanun ve anılan Kanun’un Uygulama Yönetmeliği uyarınca hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağını oluşturan teknik rapor ile gerekçe raporunun birlikte incelenmesinden;
24,45 hektar büyüklüğünde olan ve mülkiyeti Maliye Hazinesi ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına ait 24 parselden oluşan işleme konu alandaki yapıların büyük bir kısmının 1999 yılında meydana gelen depremden önce inşa edildiği ve yürürlükte bulunan yapı denetimi şartlarını sağlamadığı,
Yapıların yıpranmış ve eski olduğu, alanda bulunan toplam 566 adet binadan 499’unun yığma, 67’sinin betonarme yapım tekniğiyle yapıldığı ve tamamının ruhsatsız olduğu; 6306 sayılı Kanun’un ilgili maddesi uyarınca yeter şart olarak görülen %65’lik ruhsatsız yapı oranı sınırının %100’lük seviye ile aşıldığı,
Alanda bulunan mevcut yol genişliklerinin yeterli olmamasının, olası bir deprem sonrasında tahliye olanaklarını kısıtlayacağı ve toplanma alanlarına erişimi zorlaştıracağı hususlarının tespit edildiği ve güvensiz yapı stoğu, niteliksiz çevre ve yüksek yapılaşma yoğunluğuna sahip alanda, İstanbul ili ve çevresindeki deprem riski nedeniyle, bölgenin olası bir depreme hazırlıklı hale getirilmesi, fiziki ve sosyal kent dokusunun iyileştirilmesi, alt ve üst yapı hizmetlerinin tamamlanması, estetik ve fonksiyonel yaşam alanlarının oluşturulması için dönüşümün gerçekleşmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar (temyiz dilekçesinde isim ve imzası bulunanlar) tarafından, 6360 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği’nin 5. maddesi uyarınca bir bölgenin riskli alan ilan edilebilmesi için alanın zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybı riski taşıdığının ayrıntılı teknik raporla ortaya konulması gerektiği, ancak, dava konusu işlemin tesisinden önce anılan Kanun ve Yönetmelik’te belirtilen analiz ve çalışmaların yapılmadığı, alanın, bugüne kadar meydana gelen deprem ve sel felaketleri nedeniyle herhangi bir afete maruz kalmadığı, nitekim, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında belirlenen öncelikli afete hazırlık yapılacak bölgeler ve jeolojik açıdan yerleşime sakıncalı alanlar içinde yer almadığı, alanın, Afet İşleri Genel Müdürlüğünce güncellenen deprem haritasında 1. derece deprem bölgesi olarak gösterilmediği, dolayısıyla, bölgenin riskli alan ilan edilmesi için gereken koşulların oluşmadığı ve dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idarelerden Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş olup, Cumhurbaşkanlığı ve davalı idareler yanında müdahil tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin, temyiz dilekçesinde isim ve imzaları bulunan, ancak, dava dilekçesinde isim ve imzaları bulunmayan … ve … yönünden incelenmeksizin reddi, dava dilekçesinde isim ve imzaları bulunup da temyiz isteminde bulunan davacılar yönünden ise, reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacıların yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyiz isteminin, temyiz dilekçesinde isim ve imzaları bulunan; Ahmet Yürür ve Selda Umur yönünden incelenmesinden;
04/03/2020 tarihinde İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi kayıtlarına giren temyiz dilekçesinin incelenmesinden; dilekçede isim ve imzaları bulunan … ve … isimli iki kişinin, dava dilekçesinde (ve kararda) isim ve imzaları bulunan kişilerden olmadıkları ve bu durumu, haklı ve anlaşılabilir kılan herhangi bir açıklamanın ya da belgenin de (dava konusu taşınmazlar üzerinde miras veya mülkiyet yoluyla hak edinimi v.s.) bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, temyiz incelemesine konu kararın, yukarıda isimleri belirtilen 2 kişi tarafından temyiz edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Temyiz isteminin, dava ve temyiz dilekçesinde isim ve imzaları bulunan davacılar yönünden incelenmesinden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların (temyiz dilekçesinde isim ve imzaları bulunan) temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 13/11/2019 tarih ve E:2019/2526, K:2019/10929 sayılı kararının ONANMASINA,
3. … ve … yönünden temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
4. Kullanılmayan … -TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde temyiz isteminde bulunan davacılara iadesine,
5. Kesin olarak, 30/11/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.