Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1052 E. 2021/3374 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1052 E.  ,  2021/3374 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1052
Karar No : 2021/3374

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2017/1514, K:2020/4709 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinde yer alan “…mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” ve “…meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” ibareleri ile 10. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2017/1514, K:2020/4709 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinde yer alan “…mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” ve “…meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” ibarelerine yönelik Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 10. maddesinin ise Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile iptal edildiği belirtilmiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, örgütün içinde yer aldığına, örgüt mensuplarının isteği üzerine seçilen 37 bin sicilli Danıştay üyelerinden olduğuna, örgütün adalet mahrem yapılanması içinde yer aldığına, çocuklarıyla örgütün eğitim biriminde görevli hakim savcıların ilgilendiğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Örgüt içi motivasyonu artırmak amacıyla, 2012 yılında son derece hassas gizlilik kuralları uygulanarak gerçekleştirilen örgüt liderinin bir dönem kaldığı … Dersanesi ziyaretine katılmış olmasının, FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, savunma alınmadan işlem tesis edildiği, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinde yer alan “…mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” ve “…meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği, tanık beyanlarının dava konusu kararın tesis edildiği tarihte mevcut olmadığı, sonradan alınan bu beyanlara karşı cevap verme imkanı tanınmadığı, hakkındaki mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine yönelik herhangi bir kanıt bulunmadığı, … Dersanesi ziyaretine katılmadığı, tanık beyanlarının bilgi ve görgüye dayanmadığı, duyum ve tahminden ibaret olduğu, örgüt mensuplarının isteği üzerine seçilen 37 bin sicilli Danıştay üyelerine yönelik tanık beyanlarının 24/02/2011 tarihinde yapılan ilk seçime yönelik olduğu, kendisinin ikinci seçimde 24/03/2011 tarihinde seçildiği, örgüte mensubiyeti nedeniyle seçildiğine dair somut herhangi bir tespit bulunmadığı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan, tanımadığı kişiler olduğu, salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, çocuklarıyla örgütün eğitim eğitim biriminde dini eğitim aldıkları iddiasının gerçeği yansıtmadığı, dava konusu işlemle bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, ölçülülük ilkesinin, hukuki güvenlik ilkesinin ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2020 tarih ve E:2017/1514, K:2020/4709 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.