DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1231 E. , 2021/2838 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1231
Karar No : 2021/2838
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 22/10/2020 tarih ve E:2017/1954, K:2020/4600 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/10/2020 tarih ve E:2017/1954, K:2020/4600 sayılı kararıyla;
Davacının, Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında davacının … nolu GSM hattı ile 11/08/2014-21/01/2015 tarihleri arasında ByLock uygulamasına 1041 kez bağlantı kurduğunun, ilgili zaman dilimleri içerisinde ByLock programına ve sunucularına ait IP adresine yapılan erişimlerin baz istasyon bilgileri ile GPRS/WAP bağlantı kayıtları baz istasyon bilgilerinin birbiriyle eşleştiğinin tespit edildiğinin görüldüğü; davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”nın incelenmesinden, davacı tarafından … GSM numarasından, …, … IMEI numaralı cihazlarla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan davacı tarafından, davalı idarece birinci savunma dilekçesinin yasal cevap verme süresinden sonra verildiğinden bahisle söz konusu dilekçenin dikkate alınmaması gerektiğinin ileri sürüldüğü, ancak dava dilekçesinin 16/10/2017 tarihinde davalı idareye tebliğ edilmesi üzerine 31/10/2017 tarihinde davalı idarece cevap verme süresinin uzatılması isteminde bulunulduğu ve Dairelerince 08/11/2017 tarihli ara kararı ile verilen 30 (otuz) günlük ek süre içerisinde 08/12/2017 tarihinde davalı idarece savunma dilekçesinin sunulduğu anlaşıldığından, davacının söz konusu iddiasının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, idari işlemin unsurları işlem tesis edilirken tamamlanmamış ise bu işlemin iptalinin gerektiği, eksikliklerin sonradan tamamlanmasının söz konusu olmadığı, OHAL döneminde tesis edilmiş olan işlemlerin kurucu unsurundaki sakatlıkların da sonradan tamamlanamayacağı; dava konusu işlemin, OHAL döneminde bile durdurulamayacak veya kendilerine aykırı tedbirler alınamayacak olan Anayasa’daki çekirdek haklara açıkça aykırı olduğu; Dairece, dava konusu işlemin OHAL dönemi ile sınırlı olarak tesis edilmediği hususu tartışılmadan OHAL gereği olduğu sonucuna varılabildiği, ancak geçici bir tedbir olan görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulmadan, savunma alınmadan ve işleme dayanak herhangi bir bilgi belgenin işlem tarihinde mevcut bulunmadığı hususlarının göz ardı edildiği; işlem öncesinde hakkındaki açığa alma işlemine dayanak olan HSK 2. Dairesinin 16/07/2016 tarihli raporun dosya içerisine alınmadan karar verilmesinin eksik inceleme olduğu; telefonuna ByLock yüklemediği ve kullanmadığı, işlem tarihinde ByLock kullandığı yönünde bir iddianın mevcut olmadığı, bağımsız bilirkişiden rapor alınmadığı, dosyadaki dijital veri ve değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağı; tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, işlemden çok sonra dosyaya girdiği, tanık isimlerinin kararda açıkça yazılmamasının önemli bir eksiklik olduğu, gizli tanıklık şeklinde ayrı bir müessese mevcut iken normal tanıkların sanki gizli tanık gibi adlarının gizlenmesinin kabul edilemeyeceği; tanık ifadelerinde somutlaştırmanın ve bir suç eyleminin yer almadığı; gerekçeli karar hakkı ve kazanılmış hakların korunması ilkesinin, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği; somut olayda ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği hâlde kendisine tanınmadığı; çalışma hakkının ihlal edildiği; dava konusu işlemin hâkimlik teminatına aykırı olduğu, azil mahiyetinde olduğu, ölçülülük ilkesine, kamu yararına aykırı olduğu; yasa dışı örgüt ile dava konusu işleme sebep olarak gösterilebilecek bir bağının olmadığı, temyize konu ret kararının da sübuta ermiş böyle bir ilişkinin varlığını ortaya koymaktan uzak olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 22/10/2020 tarih ve E:2017/1954, K:2020/4600 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 06/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.