DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1238 E. , 2021/3247 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1238
Karar No : 2021/3247
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/10/2020 tarih ve E:2016/54751, K:2020/4154 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/10/2020 tarih ve E:2016/54751, K:2020/4154 sayılı kararıyla;
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına, ev abiliği yaptığına, örgüt toplantılarına katıldığına, sınavlara örgütün hâkim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, meslek stajını yaptığı dönemde de örgüt evinde kalmaya devam ettiğine, murakıplık (staj evi sorumlusu) yaptığına, Adalet Akademisinde sınıf başkanlığı yaptığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarının seçim çalışmaları kapsamındaki organizasyonlarına katıldığına, örgütün yönlendirmesiyle katalog evlilik yaptığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar (Dijital materyaller) yönünden, davacıya ait dijital verilerin incelenmesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda yer verilen söz konusu dijital materyallerde “kakaotalk, eagle” uygulamalarına ilişkin yükleme kalıntıları ile “Yurtta Sulh Biziz” isimli whatsapp grubuna ait yazışmaların yer aldığı video ve FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen’e ait çok sayıda fotoğraf olduğuna dair tespitler, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hangi sebeple ve delille açığa alındığı ve ihraç edildiğini bilmediği, bu konuda hakkında herhangi bir soruşturma da açılmadığı; dava konusu işlemin dayanağı olan 667 sayılı OHAL KHK’sı ile 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1 ve 3. fıkra hükümlerinin Anayasa’nın 2, 6, 7, 11, 91, 119 ve 125. maddelerine aykırı olduğundan, iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulması ve bu hususun davada bekletici mesele yapılması gerektiği; 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 35. madde hükmü ile haklarında işlem tesis edilecek olanlara savunma hakkının verildiği, böylece 667 sayılı KHK kapsamındakilerle aynı hukuki durumda olanlar için savunma hakkı tanıyan lehe düzenleme yapıldığı, bu hakkın tanınmasının 667 sayılı KHK kapsamındaki işlemlerin de hukuka aykırılığının kabulü anlamına geldiği; KHK ile olağanüstü hal konusu aşılacak şekilde Anayasa ile güvence altına alınmış hâkimlik ve savcılık teminatına aykırı olarak özlük haklara ilişkin genel bir düzenleme yapıldığı; HSK tarafından Anayasa’nın 129/2 maddesinde yer alan savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği hükmü ve 2802 sayılı Kanunda öngörülen ilke ve usuller dışına çıkılarak disiplin hukuku ve ceza hukuku sistemimizde bulunmayan olağanüstü tedbir kararı diye bir müessese oluşturulmak suretiyle ihraç kararı verildiği; HSK Genel Kurul kararında yasallık ilkesinin ihlal edildiği; işleme dayanak teşkil eden suçlamanın somutlaştırılmadığı, hukuken geçerli belgelerle delillendirilmediği ve bireyselleştirilmediği; işlemin özel ve aile hayatına müdahale niteliği taşıdığı; Yargıda Birlik Derneği ile birlikte hareket etmediği düşünülen yargı mensuplarının ayrımcılığa tabi tutulduğu; geçmişe yürümezlik ilkesinin ihlal edildiği, Haziran 2016 yılı itibarıyla HSK tarafından “C” terfi ettirildiği, terfi kararını imzalayan heyetin aradan iki ay geçmeden açığa alınma ve ihracı kararını verdiği, bu durumun açıkça mesleğini layıkıyla yerine getirdiği ve hiç kimseden emir ve talimat almadığını ortaya koyduğu; itirafçı ifadelerinin meslekten çıkarıldığı tarih itibarıyla bulunmadığı ve tarafına bildirilmediği, kendini ifade etme imkânının sağlanmadığı; işlemde işleme dayanak yapılan varsa suçun ne olduğu, yeri-zamanı, delillerin bildirilmediği, dedikodulara dayalı ve ispata muhtaç istihbari bilgilerle meslekten çıkarılmasına karar verildiği; etkin pişmanlıktan yararlanan tanıkların ifadelerinin yalan ve iftira olduğu, bu tanıkların hiçbiri ile yüzleştirme yapılmadığı, çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiği, bu nedenlerle bu kişilerin beyanlarının yargılamaya esas alınamayacağı; dava konusu işlemin etki ve sonucunun OHAL’in sona ermesiyle sona ermesi gerektiği, ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği; dava konusu işlemde kişiselleştirme yapılmadığı, meslekten ihraç kararını veren ve yeniden inceleme talebini reddeden HSK üyeleri bakımından tarafsızlık ilkesinin ihlal edildiği, soyut iddialara dayalı ve toptancı bir yaklaşımla karar verilerek masumiyet/lekelenmeme hakkının ihlal edildiği; mesleki sorumluluklara aykırı bir davranışının olmadığı; davalı idarece ileri sürülen delillerin gerçeği yansıtmadığı, hukuka aykırı yol ve yöntemlerle elde edildiğinden dava konusu işleme dayanak alınamayacağı; gerçeğin ortaya çıkması için yapılan ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiği, ceza yargılaması sonucunda tanık beyanlarının tamamının gerçek dışı olduğunun ortaya çıkma olasılığının kuvvetli olduğu; hakkında iddia edilen eylemlerin fakültede okuduğu 2011 yılı öncesine ve Ankara’da staj yaptığı 2013 yılı öncesine ait olduğu, iddiaları kabul etmemekle birlikte 2013-2016 yılları arasında bu yapıya mensup olduğuna ilişkin delil bulunmadığı, dolayısıyla örgüt ile bağın sürekli olması ve sıkı bir organik bağın olduğu gerekçesinin tutarsız ve dayanaksız kaldığı; olayda AİHS’nin 6, 8, 9, 10 ve 14. maddelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/10/2020 tarih ve E:2016/54751, K:2020/4154 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 22/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.