Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1245 E. 2021/2995 K. 15.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1245 E.  ,  2021/2995 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1245
Karar No : 2021/2995

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 24/09/2020 tarih ve E:2016/58732, K:2020/3866 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun …tarih ve …sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 24/09/2020 tarih ve E:2016/58732, K:2020/3866 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamından yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,

ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”ndan, davacı tarafından …GSM numarasından, …IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte himmet verdiğine, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde “bağımsız” adaylarını desteklediğine ve davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde CMK’nın 250. ve TMK’nın 10. maddesi uyarınca özel yetkili Cumhuriyet savcısı olarak görevlendirilmesinin, örgütün kumpas davalarından biri olan “… ” davasının soruşturmasında birçok usulsüz işlem yapmasının ve UYAP sistemi üzerinden kendisine usulsüz olarak Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği yetkisi tanıttırarak örgüt lideri Fethullah Gülen’in şüpheli olduğu bir dosyada verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararını onaylamasının diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı KHK’nın Anayasa’ya aykırı olduğu, söz konusu KHK’da yer verilen “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının muğlak olduğu, KHK’nın Anayasal teminatları ve temel ilkeleri ortadan kaldırmayacağı, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde olan göreve son verme işlemi olduğu, suç ve cezaların geriye yürütülemeyeceği ilkesinin ihlal edildiği, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, Dairenin karar verirken idarenin yerine geçtiği ve tarafsızlığını yitirdiği, hukuka aykırı fişlemelere dayalı olarak meslekten çıkarma kararı verildiği, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, hakkındaki mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, aynı konu hakkında açılan davalarda birleştirme kararı verilmeyip ayrı dosyalar şeklinde devam ettirilmesi ve ayrı ayrı karar verilmesi suretiyle usul hatası yapıldığı, ByLock uygulamasını kullanmadığı, ByLock delilinin hukuka aykırı olarak elde edildiği ve delil olarak kullanılamayacağı, Yargıtay içtihatlarına göre kullanıcı olmak için aranan şartları taşımadığı, gerekçeli kararda ByLock tespit tutanağında ID numarası ve kullanıcı adının tespit edilemediği, bu durumda bu tutanağın delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı ve çelişki içerdiği, özgür iradeye dayanmayan tanık beyanlarının hukuki delil olarak kabul edilemeyeceği, CMK’nın 250. ve TMK’nın 10. maddesi uyarınca özel yetkili Cumhuriyet savcısı olarak görevlendirilmesi konusunda herhangi bir talebinin bulunmadığı, bu görevin resen verildiği, “Zirve Yayınevi” davasının soruşturmasında örgüt tarafından kendisine verilmiş emir ve talimatın bulunmadığı, meslekten çıkarma kararı ve bu karardan sonra yapılan soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Türkiye’nin taraf olduğu diğer uluslararası sözleşmelere aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 24/09/2020 tarih ve E:2016/58732, K:2020/3866 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 15/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.