Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/14 E. 2021/2328 K. 10.11.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/14 E.  ,  2021/2328 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/14
Karar No : 2021/2328

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Turizm ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
VEKİLİ: …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 23/06/2020 tarih ve E:2016/1557, K:2020/2223 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Karaburun İlçesi, … Köyü,… Mevkii’nde bulunan davacı şirkete ait taşınmazların da bulunduğu alanın askeri yasak bölge ilan edilmesine ilişkin 05/02/2004 tarih ve 2004/6799 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 23/06/2020 tarih ve E:2016/1557, K:2020/2223 sayılı kararıyla;
Usul yönünden:
Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı (Mülga Başbakanlık) tarafından, davacının 27/10/2015 tarihli işlemden önce dava konusu karardan haberdar olduğu, anılan işlemin dava konusu kararın uygulama işlemi niteliğinde olmadığından daha önce sona eren dava açma süresini yeniden başlatmayacağı, dolayısıyla bakılan davanın süresi içerisinde açılmadığı ileri sürülmekte ise de, dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, 05/02/2004 tarih ve 2004/6799 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca söz konusu taşınmazları üzerindeki Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının kısıtlandığı dikkate alındığında, davacı şirket tarafından, en son 11/08/2015 tarihinde “söz konusu bölgenin askeri yasak bölge kapsamından çıkartılması, kamulaştırılması veya imar planlarının güncelleştirilmesi” istemiyle davalı Milli Savunma Bakanlığına yapılan başvurunun Genelkurmay Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle reddi üzerine süresi içerisinde bu işlemin dayanağı olan 05/02/2004 tarih ve 2004/6799 sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle 27/11/2015 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşıldığından, adı geçen davalı idarenin süre aşımı iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçildiği,

Esas yönünden:
Dava konusu Bakanlar Kurulu kararının alındığı tarihinde yürürlükte olan kanuni düzenlemelerin incelenmesinden, ikinci derece kara askeri yasak bölgelerinin, birinci derece kara askeri yasak bölgeleri çevresinde veya yurt savunması bakımından gerekli görülen diğer bölgelerde tesis edilebileceği, Genelkurmay Başkanlığının göstereceği lüzum üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile kurulabileceği, yurt savunması bakımından gerekli görülecek diğer bölgelerde tesis edilecek ikinci derece kara askeri yasak bölgelerinin sınırlarının bu Bakanlar Kurulu kararında belirtileceği gibi karara bölgenin sınırını gösterir uygun ölçekli haritalar ve koordinat listelerinin de ekleneceği, ikinci derece kara askeri yasak bölgelerin sınırlarının Resmi Gazete’de yayımlanacağı açık olup, ikinci derece kara askeri yasak bölgelerinde hangi esasların uygulanacağının 2565 sayılı Kanun’un 9. maddesinde belirtildiği,
Uyuşmazlıkta, davacı şirkete ait taşınmazların da bulunduğu İzmir İli, Karaburun İlçesi, … Mevkii’nde yer alan … Koyu bölgesinin, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında turizm tesis alanı ve tercihli kullanım alanı olarak ayrıldığı, doğal sit alanı ve askeri yasak bölge kapsamında kaldığı, söz konusu bölgenin ikinci derece kara askeri yasak bölge kapsamına alma çalışmalarına başlandıktan sonra, bölgedeki kooperatiflerle bazı sorunlar yaşanması üzerine, Genelkurmay Başkanlığı, Kara Kuvvetleri Komutanlığı, Ege Ordu Komutanlığı, Milli Savunma Bakanlığı temsilcilerinden oluşan bir heyet tarafından bölgede inceleme yapıldığı ve 20/02/2002 tarihli inceleme tutanağında, “mevcut 1/5000 ölçekli imar planıyla ilgili herhangi bir revize işleminin yapılmadığı; mevcut 1/5000 ölçekli nazım imar planında, 250-300 metrelik kıyı şeridinin turistik tesis ve tercihli konut alanı olarak ayrıldığı, bu alana inşaat ruhsatı verilmediği, henüz herhangi bir inşaat yapılmadığı, bu alanın yapılaşmaya açılması halinde harekat planlarını olumsuz etkileyeceği; imar planında, plaj bölgesine ulaşan 3 adet 12 metre ve 3 adet 15 metre genişliğinde yollar planlandığı, mevcut yolların askeri ihtiyaçlar için yeterli ve gerekli olduğu; bölgede bitmiş vaziyette bulunan (… Koop., … Sitesi, … Koop. ve … Yapı Koop.) kooperatiflerin, plan revizesine bağlı kalmaksızın ruhsat yenileme işlemlerinin yapılmasının askeri açıdan bir sakınca teşkil etmediği; bölgede, askeri gerekler açısından olumsuz bir yapılaşmaya sebebiyet verilmemesi için mevcut imar planı dışında mevzi imar planı çalışmaları yapılmaması ve belirtilen tamamlanmış kooperatifler haricindeki inşaat taleplerinde Genelkurmay Başkanlığının görüşünün alınması gerektiği” hususlarına yer verildiği, bahse konu taşınmazların önünde yer alan deniz alanının da 17/07/2006 tarih ve 2006/10732 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ikinci derece deniz askeri yasak bölge olarak ilan edildiği,
Bakılan davada, Genelkurmay Başkanlığınca, İzmir İli, Karaburun İlçesi, … Mevkii’nde yer alan … Koyu bölgesinin konumu itibarıyla bu bölgenin ikinci derece kara askeri yasak bölgelerine uygulanacak esaslara tabi olmasının yurt savunması bakımından gerekli görüldüğü, aynı zamanda bölgedeki mevcut ve planlanan yolların, tamamlanmış inşaatlar ile diğer inşaat taleplerinin, harekat planları ve askeri ihtiyaçlar açısından yerinde yapılan değerlendirmenin ardından bölgenin ikinci derece kara askeri yasak bölge olarak ilan edildiği de dikkate alındığında, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tarafına ait, denize sıfır konumdaki tapuya kayıtlı ve imarlı arazisinin hemen yanında ve devamında Hazineye ve şahıslara ait imarsız araziler olmasına rağmen alanın amfibik çıkartma alanı olarak belirlenmesi sebebiyle mülkiyet hakkının kısıtlandığı, söz konusu arazi üzerinde tasarruf hakkını kullanamaz hale geldiği, idarenin, mülkiyet hakkını yalnızca kamu yararı amacıyla kısıtlayabileceği ve kişilerin bu husustan doğan zararlarını tazmin etmekle yükümlü olduğu, dava konusu işlem ile büyük kazanç kaybına uğradığı, söz konusu alanda şu ana dek herhangi bir tatbikat bile yapılmadığı, bölgenin askeri yasak bölge vasfı taşımadığı, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye … ‘in, dava konusu 05/02/2004 tarih ve 2004/6799 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile ikinci derece kara askeri yasak bölge olarak ilan edilen bölgelerin koordinatlarıyla birlikte 29/05/2004 tarih ve 25476 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, anılan kararın Resmi Gazete’de yayımlandığı 29/05/2004 tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde dava açılması gerekirken, 27/11/2015 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı, bu nedenle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği yolundaki oyuna karşılık; davacı şirketin, 05/02/2004 tarih ve 2004/6799 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile mülkiyet hakkının kısıtlandığı göz önünde bulundurulduğunda, davacı şirket tarafından, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında en son 11/08/2015 tarihinde “söz konusu bölgenin askeri yasak bölge kapsamından çıkartılması, kamulaştırılması veya imar planı tadilatı şartının kaldırılması” istemiyle davalı Milli Savunma Bakanlığına yapılan başvurunun Genelkurmay Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle reddi üzerine, 60 günlük yasal dava açma süresi içerisinde açılan davanın süresinde olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçildi.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 23/06/2020 tarih ve E:2016/1557, K:2020/2223 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 10/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.