DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1472 E. , 2021/3315 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1472
Karar No : 2021/3315
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : … Sanayi ve Ticaret A. Ş.
VEKİLLERİ : Av. …
2- (DAVALI) : … Birliği (… )
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 04/11/2020 tarih ve E:2019/13530, K:2020/10387 sayılı kararının davalı idare tarafından esası, davacı tarafından “Tarifenin güncelenmemesi” yönündeki gerekçe bakımından temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı ile davalı idare arasında 23/12/2013 gününde imzalanan “KÜKAB Katı Atık Toplama, Taşıma ile Ekay Ek Tesisleri Yapımı ve Tesislerin İşletilmesi İmtiyaz Sözleşmesi” uyarınca “Entegre Katı Atık Yönetim (EKAY) Ek Tesislerinin” yapımı ve işletilmesi, atıkların toplanması, taşınması, geçici depolanması, geri dönüşümü ve bertarafına dair iş kapsamında, anılan sözleşmenin 4.3.3. maddesinde düzenlenen katı atık toplama bertaraf ve depolama ücret tarifesi bedellerinin ve 7.7. maddesinde düzenlenen garanti bedeli ile anılan sözleşmenin eki idari şartnamenin 9.2.1 maddesinde düzenlenen günlük ceza miktarlarının 2019 yılı için güncellenmesine ilişkin … tarih ve … nolu Kütahya İli Yerel Yönetimler Katı Atık Bertaraf Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (KÜKAB) Meclisi Kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 04/11/2020 tarih ve E:2019/13530, K:2020/10387 sayılı kararıyla;
İmtiyaz sözleşmesi hükümleri uyarınca, imtiyaz sözleşmesinin 6.3 maddesi uyarınca feshedilmesi halinde, fesih tarihinden sonra 7 kişiden oluşan bir devir kurulunun oluşturularak devir işlemlerinin yapılması ve sözleşmenin 5.2. maddesi hükümleri uyarınca, sözleşme kapsamında devir işlemlerinin en geç iki ay içerisinde tamamlanarak davalıya devir işleminin gerçekleştirilmesi gerektiği,
“KÜKAB Katı Atık Toplama, Taşıma ile EKAY Ek Tesisleri Yapımı ve Tesislerin İşletilmesi İmtiyaz Sözleşmesi” hükümlerinin, imtiyaz sözleşmesi süresi içerisinde uygulanması mümkün olup, sözleşme süresi sona erdikten sonra veya sözleşmenin feshedilmesinden sonra sadece devir tamamlanana kadar devir hükümlerinin uygulanması yani devre ilişkin işlemlerin yürütülmesi gerektiğinden, artık yürürlükte olmayan sözleşmenin diğer hükümleri uyarınca herhangi bir karar alınmasına olanak bulunmadığı,
30/11/2018 tarihi itibarıyla “KÜKAB Katı Atık Toplama, Taşıma ile EKAY Ek Tesisleri Yapımı ve Tesislerin İşletilmesi İmtiyaz Sözleşmesi” feshedilmiş olduğundan, fesih işleminin tek taraflı bir irade beyanına dayanan ve bu beyanın muhataba ulaşmasıyla hukuki sonuç doğuran bir işlem olması nedeniyle, fesih kararının davacıya tebliğ edildiği 14/12/2018 tarihinden itibaren, oluşturulacak devir kurulu tarafından sözleşmenin 5.2.2., 5.2.3, 5.2.4. ve 5.2.5. maddelerinde öngörülen devir işlemlerinin yapılabileceği ve artık yürürlükte olmayan sözleşmenin diğer hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı dikkate alındığında, sözleşmenin feshinin gerçekleştiği 14/12/2018 tarihinden sonra tesis edilen, 2019 yılında uygulanmak üzere tarife bedelleri, garanti bedeli ve günlük ceza miktarlarının güncellenmesine dair dava konusu … tarih ve … sayılı KÜKAB Meclisi Kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, işin, 15/09/2019 tarihine kadar devam etmesi nedeniyle, fesihten sonra tasfiye sonuna kadar taşıma bedelinin güncelleştirilmemesinin isabetli olmadığı, fakat, fesihten sonra garanti bedeli ve cezaların uygulanmaması ve salt tasfiyeye yönelik işlemler ile taşıma bedellerinin ödenmesi gerektiğinden bu kısımlar (tarife dışındaki kısımlar) açısından davadaki karar gerekçesinin isabetli olduğu, fakat, tarife açısından tarifenin güncellenmesi gerektiği ve gerekçenin isabetsiz olduğu, bu gerekçe ile yıllık taşıma bedelini belirleyen Kütahya İli Yerel Yönetimler Katı Atık Bertaraf Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararının (tarifenin Sözleşme hükümlerine göre güncellenmesi gerektiğinden ve güncellenmemesine yönelik yaklaşım isabetli olmadığından) ve bu kapsamda Daire kararının tarifeye yönelik kısmının gerekçe yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, sözleşmenin devir ve fesih ile ilgili maddelerinde; devir kurulunun nasıl oluşturulacağı, çalışmalarını ne şekilde gerçekleştireceği, tespitlerini nasıl yapacağı, çalışma sonunda nasıl bir tutanak düzenleyecekleri gibi hususlar belirtilmekte olup devir kurulunun çalışma süreci esnasında yüklenicinin faaliyetinin sona ereceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bilakis süresi sonunda devir esaslarında olduğu gibi süresinden önce fesih durumundaki devir ile ilgili de yüklenici faaliyetine devam ederken devir kurulunun gerekli çalışma ve tespitleri yaptıktan sonra sözleşme konusu işin devir ve tesliminin gerçekleştirileceği, sözleşme fesih bildirimi yapıldıktan sonra devir kurulu çalışmaları, toplantılara katılımın sağlanmaması, istenilen bilgi belgelerin zamanında sunulmaması ve benzeri şekillerde bizzat yüklenici tarafından sekteye uğratıldığından devir ve teslim işlemlerinin geciktiği, devir kurulu’nun çalışma sürecinde yüklenicinin faaliyetlerini yerine getirmeye devam ettiği ve bu faaliyetleri neticesinde doğan hakediş alacaklarının ödenmeye devam edildiği, sözleşme fesih irade beyanının tek taraflı olarak yükleniciye bildirilmesi halinde yüklenicinin faaliyetlerini anında sonlandıracağına dair bir hüküm bulunmadığı, devre esas hükümlerin sözleşme konusu işin idareye teslim edilmesine kadar yüklenicinin yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiği yönünde olduğu, devir esasları haricindeki hükümlerin aynen uygulanmaya devam edileceği manasına gelmediği, bu durumun sözleşmenin süresi sonundaki devir esasları ile benzer nitelikte bir durum olduğu, kaldı ki, dava konusu kararda sözleşmede yer alan garanti bedeli ve cezalar ile birlikte yüklenicinin yerine getirdiği atıkların toplanması, taşınması ve bertarafı için ton başına ödenen ücretin güncellendiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Hukuku Kanunu 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, sözleşmenin feshinden sonra devir kurulu tarafından sözleşmenin 5.2.2., 5.2.3, 5.2.4. ve 5.2.5. maddelerinde öngörülen devir işlemlerinin yapılabileceği ve artık yürürlükte olmayan sözleşmenin diğer hükümlerinin uygulanmasına imkan bulunmadığı açık ise de, taraflar arasında mevcut olan uyuşmazlıklar ile ilgili genel hükümlere göre dava açılması mümkün bulunmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 04/11/2020 tarih ve E:2019/13530, K:2020/10387 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 23/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Dava konusu uyuşmazlığın temelinde yer alan imtiyaz sözleşmesi hükümlerinde devir kurulunun çalışma süreci esnasında yüklenicinin faaliyetinin sona ereceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, dava dosyasının incelenmesinden uyuşmazlığa konu işin görümüne yüklenici tarafından 15/09/2019 tarihine kadar devam edildiği ve güncellenen bedeller üzerinden davacıya hakediş ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtilmesi gerekir ki; idari yargılama hukukunda mahkemeler, dava konusu edilen işlemlerin dava konusu edilmemesi halinde ortaya çıkacak hukuki durumdan daha aleyhe sonuç doğuracak şekilde hüküm kuramazlar. Diğer bir ifadeyle davacının dava açmakla içinde bulunduğu hukuki durumunun ağırlaşması ihtimali kabul edilebilir bir durum değildir. Aleyhe hüküm verme yasağı olarak adlandırılan ve yerleşik yargı kararlarında da yer bulan bu kuralın, ilgililerin ihlal edildiğini düşündükleri haklarını korumak amacıyla herhangi bir endişe taşımaksızın dava açabilmelerini sağlamaya yönelik bir uygulama niteliği taşıdığından, Anayasanın 36. maddesinde ifade edilen hak arama hürriyetini temin eden bir yönü de bulunmaktadır.
Bu durumda, davacının anılan davayı açarken taşıma bedeli tutarlarının güncellenmesinde ve hesaplamasında hata bulunduğunu ileri sürdüğü anlaşılmakla, anılan kısım yönünden verilen iptal kararının davacı aleyhine sonuç doğurduğu görüldüğünden Daire kararının anılan kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Dava konusu işlemin, ceza ve garanti bedellerinin güncellenmesine ilişkin kısmına gelince; davacı tarafından 15/09/2019 tarihine dek işin görümüne devam edildiği ve güncellenen bedeller üzerinden davacıya hakediş ödemesi yapıldığı anlaşıldığından, bir başka anlatımla devir gerçekleşene kadar sözleşme hükümlerinin uygulanmasına devam edildiği görüldüğünden, sözleşmenin teminatı olan garanti bedeli ile sözleşmeye aykırılık halinde uygulanacak ceza miktarlarının güncellenmemesinin kamu yararına aykırı olacağı ve dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, anılan işlemin iptali yolundaki daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığından, tarafların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.