DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1525 E. , 2021/2847 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1525
Karar No : 2021/2847
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2017/2864, K:2020/4398 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve …sayılı kararı ile yine aynı Kurulun …tarih ve …sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2020 tarih ve E:2017/2864, K:2020/4398 sayılı kararıyla;
Davacının,667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3/1. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun …Bölge Adliye Mahkemesi …. Ceza Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacı tarafından …GSM numarasından, …IMEI numaralı cihazla; …GSM numarasından …IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği, davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı, şifre ve ad almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Öte yandan, davalı idarece dosyaya sunulan ve kararda yer verilen ByLock mesajlarında, davacının adı ve görev yerine yer verildiğinin görüldüğü, örgütsel faaliyet kapsamındaki bu yazışma içeriklerinin, davacıya ait hizmet cetveli ve diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ”bağımsız” adaylarını desteklediğine, ByLock kullandığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği,
Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 07/09/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesi ile işlem tarihinden itibaren yoksun kaldığı tüm maaş ve promosyon ödemelerinin işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Fethullahçı Terör Örgütüyle bağlantısının bulunmadığı, kararda hiçbir kişiselleştirmenin yapılmadığı, hangi dosya ve davalarda nereden talimat aldığı, hangi dosyalarda hukuka aykırı kararlar verdiği, hangi mağduriyetlere sebebiyet verdiği konusunda hiçbir bilgi, bulgu ve değerlendirme olmadığı, 5 yıllık meslek hayatında hiçbir hukuk dışı işlem yapmadığı, kimseden talimat almadığı, herhangi bir dosya ile ilgili olarak şikâyet edilmediği, örgütle irtibat ve iltisakının olmadığı; dava konusu HSK Genel Kurul kararının, disiplin cezası niteliğinde olan göreve son verme olduğundan, 2802 sayılı Yasada belirtilen usulün ve hakların tarafına uygulanması gerekir iken bu hakların tanınmadığı, savunma alınmaksızın işlem yapıldığından hukuka aykırı oluduğu; adil yargılanma hakkına uyulmaksızın ihraç kararının verildiği; ByLock programını kullanmadığı, bu yöndeki iddianın asılsız olduğu, asılsız iddianın ispatı için örgüt talimatıyla bu ağa nasıl ve ne şekilde dahil olduğu, örgütsel bir faaliyet ya da suçun gizlenmesini sağlamak amacıyla haberleşme yapıp yapmadığı ve iletişim içeriklerinde suç işlenmesine yönelik bir faaliyet icra edip etmediğinin tespitinin gerektiği, bunlar yapılmadan illegal bir örgütün talimat ağı içine girdiğinin kabul edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceği; tanık ifadelerine ihraç kararında yer verilmediği, yasak delil kapsamında olduklarından karara gerekçe yapılamayacağı; itirafçı tanıkların ifadelerinin gerçek dışı olduğu, CMK 148/1. maddesine aykırı beyanların delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı; ortada uygulanması gereken 2802 sayılı ve 6087 sayılı Yasalar varken bu Yasaların hiçe sayıldığı ve 667 sayılı KHK nın 3/1 maddesine göre işlem yapıldığı, bu durumun kanunilik ilkesine aykırı olduğu; Anayasa’da yer alan hâkimlik ve savcılık teminatı hiçe sayılarak, azledilme yasağına aykırı davranılarak, kanunda yer alan düzenlemelerin aksine getirilen 667 sayılı KHK’nın anayasal meşru bir amaç doğuracak sonuçlar ortaya koymasının mümkün olmadığı; ölçülülük ilkesine uyulmadığı; Anayasa’nın 159/9. ve 2802 sayılı Kanun’un 89. maddeleri uyarınca, görev sebebiyle veya görev sırasında işlenen eylemlerin kurul müfettişliği veya kıdemli meslektaş eliyle yürütülecek özel soruşturma usulüne göre soruşturulması gerekirken, usule uyulmaksızın, ağır cezayı gerektiren suçüstü hali kabul edilerek, savunma yapma, delilleri inceleme, delil gösterme, tanık bildirme vs. hakları ihlal edilerek, hukuka aykırı verilen kararın iptali gerektiği; 667 sayılı KHK’nın Anayasa’ya aykırılığı nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesine somut norm denetimine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/10/2020 tarih ve E:2017/2864, K:2020/4398 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.