DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1528 E. , 2021/2848 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1528
Karar No : 2021/2848
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/02/2021 tarih ve E:2017/4906, K:2021/338 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 19/02/2021 tarih ve E:2017/4906, K:2021/338 sayılı kararıyla;
Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun) 3. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden işin esasına geçilerek; “Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …. Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının yargılandığı …. Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında; “İzmir Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 17/05/2019 tarihli bylock CBS sorgu sonucunun incelenmesinde, …GSM numaralı hattın, …IMEI numaralı telefon cihazında 09/10/2014 ilk tespit tarihli olarak bylock kaydı olduğunun tespit edildiği kayden görülmüştür. Bylock uygulamasının hizmet sunmuş olduğu …IP adresleriyle sanığın kullanmış olduğu …numaralı GSM hattıyla bağlantı kurup kurmadığına ilişkin Bilgi Teknolojileri Kurumu kayıtlarına göre CGNAT listesinin 5 sayfa olduğu, yapılan incelemesinde ilk temasın 09/10/2014 tarihinde son temasın 03/11/2014 tarihinde olduğu, …nolu bylock IP’sine 98 kez temas ettiği, cep telefonunun Bayraklı, Bornova/İzmir adresindeki baz istasyonlarından sinyal aldığı, yukarıda yazılı bylock uygulamasının hizmete sunduğu IP adresiyle temas kurulduğu” tespitlerine yer verildiği; davacı hakkında düzenlenen, “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın incelenmesinden, davacının “…” ID numarasıyla bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, staj döneminde örgüte ait evlerde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Diğer hususlar yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde yabancı dil eğitimine gönderilmesinin, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu gereğince disiplin işlemleri için öngörülen güvencelerden hiçbirine uyulmadığı, 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nda alınabilecek tedbirler arasında kamudaki görevden çıkarma şeklinde bir yetkinin bulunmadığı, yetki kanununa aykırı olan bir tedbirin yasal olmadığı; başlangıçta olmayan tanık beyanları ve hukuka aykırı şekilde MİT tarafından istihbari soruşturmada ele geçirilen adli kovuşturmada kullanılması yasak olan “Bylock sunucusu” üzerinden elde edilen spekülatif bulguların dosyaya sonradan sunulduğu, ceza yargılamasındaki kovuşturma yürütme usulü 2802 sayılı Kanun güvencelerine aykırı olduğundan, burada elde edilen delillerin işlemlerde, idari davalarda kullanılamayacağı; Daire kararının, daha önce verilmiş kararlarla aynı gerekçelere dayandığı; Dairenin, bugüne kadar hâkim ve savcılarla ilgili olarak benzer davaların hiçbirinde davanın kabulü yönünde karar vermediğinden, ilk derece mahkemesi sıfatıyla etkili bir iç hukuk yolu olmadığını gösterdiği; iltisak ve irtibat kavramlarının yoruma açık, idare tarafından keyfi olarak yorumlanmaya ve uygulanmaya müsait, hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün olmayan, bireysel hak ve özgürlüklere tehdit oluşturabilecek ifadeler olduğu; meslekten çıkarma kararı alınan … tarihinde işlemin yasal dayanağını oluşturan bir delil bulunmadığı; savunmalarındaki olgulara neden itibar edilmediği, neden davalı idarenin savunmalarına üstünlük verdiklerinin gerekçesinin kararda gösterilmediği, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle karar verildiği; Dairece itibar edilen itirafçı/tanıkların yapılan duruşmada dinlenmesinin gerektiği ve beyanlarına karşı diyeceklerinin sorulması gerektiği, burada savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; ByLock uygulamasını kullanarak kimse ile iletişim kurmadığı; imzasız olması nedeni ile belge özelliği olmayan raporun Yargıtay’ın aradığı kesin teknik veri kriterini karşılamadığı, kesinlikten uzak olduğu; tanık E.S., İ.O. ve B.E.’nin ceza mahkemesindeki ifadelerinde hazırlıktaki ifadelerinin boşa düştüğü, hukuki değerini kaybettiği; tanık K.Y.’nin herhangi bir görgüye dayalı bilgi vermediği, cemaat evinde kalıyordu ifadesinin 22 yıl öncesine ait ikametgah kaydıyla çürütüldüğü, bu kişinin ifadesinde adı geçen çoğu kişinin yargılandığı davalarda beraat ettiği, mahkemelerin bu kişinin ifadesine itibar etmediği; Bakanlığın 2009-2010 yılında ABD’ye dil geliştirme projesinde gönderilmesinin nedeninin, KPDS 70 üzeri puanının olması olduğu, Dil Projesi kapsamında 2009-2010 yılında ABD’ye gönderilenlerden halen Bakanlık ve yargıda çalışmaya devam eden pek çok hâkim savcının görevlerine devam ettiği, bireysel çabalarıyla elde ettiği başarılarının kararda karalanması ve gölgelenmesini kabul etmediği; 667 sayılı KHK’nın, yayınlandığı tarihte yürürlükte olan Anayasa’nın 121. maddesi gereğince aynı gün içinde TBMM’ye sunulmadığından hukuka aykırı olduğu, müdahalenin kanuniliği unsurunun gerçekleşmediği, daha sonraki bir tarihte TBMM’ye sunularak kabul edilmesinin bu sonucu değiştirmediği; anayasal sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını gösteren hiçbir somut olay, hukuka uygun olarak elde edilmiş delil, bilgi ve belge bulunmadığı; Daire kararının, Anayasa’nın “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır” hükmüne ve AİHS’nin 6. ve MSHS’nin 14. maddesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 19/02/2021 tarih ve E:2017/4906, K:2021/338 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 06/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.