Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/1537 E. 2021/3451 K. 29.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/1537 E.  ,  2021/3451 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1537
Karar No : 2021/3451

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :…

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Kurulu
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2017/2516, K:2020/4720 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun’un 3/1. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2020 tarih ve E:2017/2516, K:2020/4720 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları, davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ile Dairelerinin E:2017/7651 sayılı dosyasıyla işbu dosyanın birleştirilmesi talepleri yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve Daireleri kararının verildiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği,
ByLock delili yönünden, davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından …GSM numarasından, …IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
YARSAV üyeliği yönünden, üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlıkta öncelikle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Kanunu ile Anayasa’nın 139. ve 140. maddelerinin hükümleri uygulanması gerekirken, Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi’nin esas alındığı, KHK ile hakim savcıların görevlerine son verilmeyeceği; 667 sayılı OHAL KHK’sının 3.maddesi ile yeni suç ve ceza ihdas edildiği, söz konusu KHK’da yer verilen “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının muğlak olduğu, KHK’nın, Anayasal teminatları ve temel ilkeleri ortadan kaldırmayacağı, dava konusu işlemin disiplin cezası niteliğinde olan göreve son verme işlemi olduğu, suç ve cezaların geriye yürütülemeyeceği ilkesinin ihlal edildiği, savunması alınmadan işlem tesis edildiği, yeniden inceleme talebinin savunma hakkı olarak değerlendirilemeyeceği, yine dava konusu işlemde kişiselleştirme yapılmadığı; temyize konu Daire kararında, işlem sırasında olmayan ancak işlem tesis edildikten sonra elde edilen bilgi ve belgelerin esas alındığı, sosyal çevre bilgisi denilerek açıkça fişlemenin meşru görüldüğü, gerekçede yer verilen hususlardan YARSAV Derneğine üyelik hariç tüm verilerin gerçek dışı olduğu, yasal olarak kurulan bu Derneğe üyeliğin terör örgütü üyeliği veya terör faaliyeti olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğu; ByLock kullanıcısı olmadığı, bu yönde kesin, net ve açık bir tespitin yapılmadığı, kaldı ki hukuka aykırı olarak elde edilmiş bu tür dijital delillerin yargılamada delil olarak kullanılmasının mümkün olmadığı; tanık delillerinin de itirafçı tanık/sanıkların etkin pişmanlıktan yararlanmak amacıyla verdikleri ifadeler olduğu, tanık beyanlarının tamamen çelişkili, asılsız ve soyut olduğu, hiç tanımadığı tanık beyanlarına yer verildiği, tanıklardan birinin geçmişte yalan tanıklık yaptığı bu konuda verilmiş yargı kararının bulunduğu dolayısıyla bu davada da beyanlarının esas alınamayacağı; Daire kararında yer verilen Anayasa’ya sadakat yükümlülüğünün nasıl ihal edildiği yönünde somut bir tespitin bulunmadığı, görevini yerine getiriken tarafsız ve bağımsızlık ilkelerinden ayrıldığı yönündeki tespitin hatalı ve yanlış olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esası incelendi, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2020 tarih ve E:2017/2516, K:2020/4720 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 29/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.